şükela:  tümü | bugün sorunsallar (6)
  • duştan sonra vücuda bebek yağı sürülerek uzun süreli mükemmel teni elde edebiliyor oluşumuzu teyit edişimle ufkum iki katına çıkmıştır. ufkuma gecekondu katlar ancak bu şekilde çıkıyor. 1,5 öğro bebek yağı ve uzun süreli ten bebeksiliği.
  • çıkardığımız gaz bağırsakların sadece son 20 santimine dair bilgi veriyor olması.
  • benim peder ilk oturdum koltuğa, arabayı çalıştırdım ve bana dedi ki şimdi "kavramayı hissederek arabayı yürüt".
    ne ? kavrama mı derken araba istop etti. ardından gelen azar "ben sana kavramayı hisset demedim mi?".
    yıllar geçti 18 yaşımı doldurdum ve ehliyet alıcam, sevgili direksiyon hocam bana kavramayı bir cümle ile anlattı. özetle kavrama tabirinin anlamını öğrendiğimde ufkum net olarak iki katına çıktı.

    edit: amiyane tabirle
    debriyajdan ayağı hafifçe çekerken araçta meydana gelen titreme ile anlaşılan durum. hissetmem gereken şey o titreme imiş. keşke sende zamanında anlatsaydın baba.

    edit2: tanım:hareket eden bir parçanın hareketini diğer noktalara iletmek ve hareketi istenildiği zaman durdurmak için kullanılan sisteme kavrama denilmektedir. tüm motorlu araçlarda bu sistem kullanılmaktadır. motorlu araçlarda, motor ve vites kutusu arasında kavrama kullanılır. vites kutusuna hareketin iletilmesi ve durdurulması için kullanılır. bir diğer ismi debriyajdır.
  • michael sikkofield in blogu
    dün keşfettim sabahın 5 ine kadar okudum
    bugün ufkum 2 katı desem 3 mi desem bilemiyorum...
  • new york’ta ünlü bir restoran son zamanlarda neden sürekli olumsuz geri bildirim aldıklarını tespit etmesi için bir danışmanlık firmasıyla el sıkışır. firmanın ortaya çıkardığı şey inanılmaz. aşağıda bu işbirliği sonunda restoranın nasıl bir gerçekle karşılaştığını craigslist üzerinden kendi sundukları verilerle görebilirsiniz. sonuç sahiden beklenmedik.

    hem buralı müşterilerimize hem de turistlere hizmet veren ünlü bir restoranız. yıllardır yaptığımız bu işte son zamanlarda fark ettik ki bundan 10 yıl öncesine göre daha fazla çalışanla hizmet vermemize ve menüden bazı yemeklerimizi kaldırmamıza rağmen servis müşterilerimiz tarafından çok yavaş bulunuyor.

    restoran yorum sitelerinde en yaygın olarak karşılaştığımız şikayet servisin çok yavaş olduğu ve insanların boş masa için uzun süre beklediği yönünde.

    bu yorumlardan hareketle bu durumu açıklığa kavuşturarak problemin ne olduğunu bulacak bir danışmanlık firmasıyla anlaştık. beklediğimiz bir şekilde ilk olarak çalışanlarımızın daha fazla eğitime ihtiyacı olduğunu, mutfaktakilerin yeterince etkin çalışmadığını belirttiler.

    new york’taki pek çok restoran gibi kapalı devre kamera sistemi ile biz de restoranımızı izliyoruz. şu anda dijital sistemde kayıtlarımızı tutsak da 10 yıl öncesinde hala video kasetlerle kayıt işlemini gerçekleştiriyorduk. günün her anı kayıt gerçekleşiyor ve bu kayıtları 3 ay boyunca güvenlik sebepleriyle tutuyorduk.

    firma bu eski kayıtları bulmamızı ve çalışanlarımızın 10 yıl öncesinde bugünden farklı olarak nasıl hareket ettiklerini bulmamızı istedi. kayıt odasına gittiğimizde hiçbir kaset bulamadık. ancak eski kayıt cihazlarının içinde birer kaset kaldığını gördük.

    eski kaydın üzerindeki tarih 1 temmuz 2004’ü gösteriyordu. restoran o gün oldukça kalabalıkmış. büyük bir monitöre bağlayıp izlemeye başlamadan önce hemen yanında bir başka monitöre de yine oldukça kalabalık bir başka gün olan 3 temmuz 2014 tarihindeki kamera kaydını aktardık.

    çok dikkatli incelediğimiz bu kayıtların sonucunda şu ilginç verilere ulaştık:

    2004

    - müşteriler içeri giriyor.
    - masalara geçiyorlar ve menüleri açıyorlar, 45 müşteriden 3’ü başka bir masaya geçmek istiyor.
    - müşteriler menüyü kapatıp siparişini verene kadar ortalama 8 dakika harcıyor.
    - garsonlar anında masanın yanında belirip siparişleri alıyor.
    - başlangıçlar 6 dakikada hazırlanırken daha zor olanları birkaç dakika daha uzun sürüyor.
    - 45 müşteriden 2’si masaya gelen yemeği geri gönderiyor.
    - garsonlar bu sırada masaları gözlüyor ve herhangi bir ihtiyaç ortaya çıktığında masaya koşuyor.
    - müşteriler yemeklerini bitirdiklerinde hesaplar masaya geliyor ve 5 dakika içerisinde masa boşalıyor.

    * ortalama masada kalma süresi: 1 saat 5 dakika.

    2014

    - müşteriler içeri giriyor.
    - masalara geçiyorlar ve menüleri açıyorlar, 45 müşteriden 18’i başka bir masaya geçmek istiyor.
    - menüyü daha açmadan müşteriler telefonlarını çıkarıyor. bazıları fotoğraf çekerken bazıları telefonlarında başka şeylerle ilgileniyor. (müşterilerimizin kablosuz ağ hareketlerini incelemediğimiz için detaylı bilgi edinemiyoruz.)
    - 45 müşteriden 7’si garsonları hemen yanına çağırıyor ve telefonlarından garsonlara bir şeyler gösterirken yaklaşık 5 dakika geçiyor. garsonlara burada ne yaptıklarını sorduğumuzda internet şifresini soran müşterilere yardımcı olmaya çalıştıklarını söylediler.
    - nihayet garsonlar masaya yaklaşarak müşterilerin siparişini almak istiyor. büyük çoğunluk henüz menüyü bile açmadığından garsonlardan biraz beklemelerini istiyor.
    - müşteriler menüyü açıyor. tekrar ellerine telefonlarını alıp menünün üzerinde telefonlarıyla ilgilenmeye devam ediyor.
    - garsonlar, müşterilerin sipariş vermeye hazır olup olmadığını öğrenmek için masaya gidiyor. müşteriler biraz daha zaman istiyor.
    - en sonunda sipariş vermeye hazırlar.
    - müşteri masaya oturduktan sonra sipariş verene kadar geçen ortalama süre: 21 dakika.
    - yemekler 6 dakika içerisinde servis ediliyor, bazı zor yemeklerin servisi birkaç dakika daha uzun zaman alıyor.
    - 45 müşteriden 26’sı ortalama 3 dakikasını yemeklerin fotoğrafını çekmeye ayırıyor.
    - 45 müşteriden 14’ü birbirini yemek önlerindeyken ya da yemeği yerken çekiyor. fotoğraflar üzerine konuşulması ve bazen tekrar çekilmesi ortalama 4 dakika alıyor.
    - 45 müşteriden 9’u yemeklerini soğuduğu ve tekrar ısıtılması gerektiği için geri gönderiyor. açıkça belli ki telefonla biraz daha az zaman geçiren müşteriler yemeğinin soğuduğundan şikayet etmiyor.
    - 45 müşteriden 27’si garsondan grup fotoğrafı talep ediyor. 14’ü fotoğrafı beğenmeyip yeni bir tane çekilmesini isterken bu esnada yaşanan havadan sudan muhabbetler ve fotoğraflar üzerine yorumlar sebebiyle ortalama 5 dakika geçiyor. dolayısıyla garsonlar başka masalarla bu esnada ilgilenemiyor.
    - müşterilerin çoğunun yemeği bittikten sonra hesabı masaya istemesi arasında yaklaşık 20 dakika geçiyor. bunun ötesinde bundan 10 yıl öncesine kıyasla hesap geldikten sonra masadan kalkılması ortalama 15 dakika daha uzun sürüyor.
    - 45 müşteriden 8’i telefonuyla ilgilenerek yürüdüğünden restorandan ayrılırken ya garsona ya da başka müşterilere çarpıyor.

    * ortalama masada kalma süresi: 1 saat 55 dakika.

    restoran son olarak ekliyor: “dışarıda o kadar seçenek varken restoranımıza gelen herkese teşekkür ederiz. ancak lütfen biraz daha anlayışlı olabilir misiniz?”

    akıllı telefonları akıllıca kullandığımız zamanlar diliyor, afiyet olsun diyorum.

    kaynak
  • biyerden hesabına para yatması gibi mi
  • öncelikle 5 maddede ateizm ve bilim çatışması

    tanım: ateizmi "bakın bilim adamları böyle diyor" diyerek savunanların olması ve bu kişilerin kendilerini mantığın savunucusu olarak göstermeleri.

    bu açık bir mantık hatası. felsefe literatüründe bu mantık hatasına (bkz: appeal to authority) deniyor. yani "bir önermeyi sadece bir otorite savunuyor diye doğru olduğunu iddia etmek"

    burada söz konusu aforizmalarda sadece "dinler kötüdür" denmiş. bu konuda john lennox'un dediği gibi "dünyaca ünlü bir bilim adamı tarafından bile savunuluyorsa saçmalık, saçmalıktır."

    her düşünceyi savunan insanlar olabilir. bununla alakalı argümanlar sunulur. eyvallah. ama sadece "bilim adamları böyle diyor" demek de ne oluyor? burada açık bir mantık hatası söz konusu. (bkz: mantık hataları)

    "peki senin argümanların neler?" diyebilirsiniz diye şu entrylerimin linki dursun burada:

    (bkz: #56138195)
    (bkz: #59404461)

    bir de "bilim adamları hep ateisttir" gibi bir algı oluşturulmak istenmiş. ben de bu yüzden tanrı inancı ile alakalı daha önce hazırlanmış bir aforizma listesini buraya kopyalıyorum.

    ________________________
    paul davies

    her şeye rağmen çok evren kuramcıları, teorilerine ilişkin
    ‘öteki dünyaları’ asla -ilke olarak bile- denetleyemediklerini kabul
    ederler. çok evrenlerin varlığının gözlemciler tarafından deneysel
    olarak doğrulanması ya da yalanlanması da mümkün değildir.
    elbette, insan sonsuz bir tanrı yerine sonsuz bir evrenler
    dizisine inanmayı daha kolay bulabilir, ama böyle bir inanç gözlem
    ve deneye değil kişisel bir inanca dayanmak zorundadır .

    paul davies, god &the new physics, a touchstone book published by
    simon&schuster, new york (1984), s. 173-174.

    ____________________________

    clifford longley

    antropik tasarım düşüncesi ve onun işaret ettiği şey, başka herhangi
    bir bilim dalında kabul edilecek bir kesinlik düzenini ifade etmektedir.
    bunun alternatifleri üzerinde inat etmek, shakespeare’in
    eserlerinin shakespeare tarafından değil de bir milyar daktilonun
    başına oturan bir milyar maymunun bir milyar yıl süresince devam
    eden yazma işleminin sonucunda ortaya çıktığını iddia etmeye
    benzemektedir. böylesi ümitsiz çarelere başvuran ateistlerin
    bilimsel çaba ve yaklaşımları teistlerin elini güçlendirmiştir.

    ‘evidence for design in physics and biology: from the origin
    of the universe to the origin of life’, s. 67.

    __________________________________

    lane craig

    mikrofiziksel kanunların statik karakter ve değerleri, mucizelerin
    olasılığı için deneysel kanıtlar sağlamaktadır… bilimsel
    keşiflerin felsefî açıdan doğru bir şekilde yorumlanması, evrenin
    zamansal başlangıcını ve nedenini gösterecektir. astronomi
    ve fiziğin ortaya çıkarmış olduğu sonuçlar, dolaylı olarak evrenin
    varlığı için gerekli olan öncesiz ve sonrasız varlığı kanıtlamaktadırlar.
    çünkü evrenin başlangıcına doğru adım adım gidildiğinde,
    en son durumda evrenin kendi kendine hiçten meydana
    gelmesi mümkün değildir. aynı şekilde bilimsel sonuçlar, fiziksel
    evrenin nedeninin dünyanın varlığı ile uyumunu da göstermektedir.
    bu durumda da dünya üstü bir varlık ve nedenin varlığı kabul
    edilmelidir.

    ‘god and modern science’, ed. roy abraham varghese, great
    thinkers on great questions, oneworld publications, usa&canada (1999),
    s. 159-160.

    ____________________________

    evrenin rasyonel ve anlaşılabilir olması muhteşemdir. yüce bir
    akıl tarafından tasarlanmıştır. bu akıl bilimin programını da tasarlamıştır.
    çünkü böylece biz dünyaya bakıp dünyanın bir anlam
    ifade ettiğini görürüz. şayet bu sadece karmakarışık bir montajsa,
    burada bir rasyonellik aramaya gerek yoktur. fakat bu yüce
    bir aklın ürünüyse şayet dışarı çıkarsın ve bilim kocaman muhteşem
    bulmaca çözen bir projeye dönüşür. bu projede nesnelerin
    tam temelinde rasyonellik, güzellik ve anlaşılabilirlik bulursun.188

    paul nelson 189

    stephen c. meyer, unlocking the mystery of life, the scientific case for
    ıntelligent design, an ıllustra media production, belgesel-dvd.

    ____________________________

    astrofizikçi john a. wheeler

    evrenin temel yapı özellikleri ‘hayata imkân verecek şekilde’
    ve mükemmel bir incelikle ayarlanmıştır. evrenin yaratılışından
    itibaren bütün oluşumlar, insanı ortaya çıkaracak bir tarzda
    gerçekleştirilmiştir. insansız bir evren ne mâna ifade ederdi?
    fiziğin ortaya koyduğu gerçekler insanın evrende oldukça özel
    bir yeri olduğunu gösterir. idrâk sahibi zeki gözlemciler topluluğu
    bulunmadan evrenin bir anlam ve önem taşıması tasavvur
    dahi edilemez

    irfan yılmaz-i.hakkı ihsanoğlu, ilim ve din, s. 72.

    ______________________

    henry margenau’nun bu noktadaki açıklaması
    oldukça nettir:
    şuna hiç şüphe yok ki doğa kanunları tesadüfler ya da kazalar
    sonucu ortaya çıkmış olamaz. o halde doğanın sayısız yasalarının
    ortaya çıkışına dair soruya verilecek cevap ne olmalıdır?
    doğa kanunlarının evrensel geçerliliğine uygun olan tek bir cevap
    biliyorum: doğa kanunları tanrı tarafından yaratılmıştır

    henry margenau-roy abraham varghese, kosmos, bios, teos, s.81

    ______________________

    bence ilk var edişe inanmayan ancak bir ahmak ateist olabilir.
    evreni ilk elden harekete geçiren, sonsuz bir öngörü ve bilgiye
    sahip olan kavranamaz bir gücün ya da kudretin var olduğunu
    kabul etmeliyiz.

    henry margenau-roy abraham varghese, kosmos, bios, teos, s. 151-152.

    ______________________

    maurice bucaille’ın ifadeleri konunun
    derinliğini çok güzel bir biçimde açıklamaktadır:
    ister evren, ister canlı varlıklar veya insan olsun, tek tek her
    alanda temelde metafiziksel bir niyet taşımadan yapılan çok dikkatli
    araştırmalar, tabiat kanunlarının yönelttiği bir düzenin varlığını
    açıkça göstermektedir. çok daha basit bir oluşuma sahip
    organizmalarda olduğu gibi, anatomik ve fonksiyonel birimler
    oluşturan en mini mini canlı organizmalarda da canlı dünyanın
    incelenmesi, moleküler düzeyine değin her yanda görülen göz kamaştırıcı
    yapısal bir düzenin varlığını ortaya koyuyor.207

    maurice bucaille, insanın kökeni nedir?, çev. ali ünal, insan yayınları, istanbul
    (1988), s. 282.

    ______________________

    şunu fark etmek gerçekten çok ilginç, yaşam hakkında ne kadar
    fazla şey öğrenir ve biyoloji hakkında ne kadar fazla şey bilirsek,
    darwinizmin o kadar fazla sorunu oluyor ve tasarım daha
    fazla su yüzüne çıkıyor.209

    michael behe

    ______________________

    fred hoyle
    evrendeki mükemmel düzenin sadece tanrı’nın yaratışı ile açıklanabileceğini
    şu sözleri ile ifade etmiştir:
    evren, süper hesaplama yapan bir entelektüel güç tarafından
    yaratılmıştır. aksi takdirde, bu kadar çok ilgisiz ve imkânsız tesadüfün
    muhteşem bir şekilde bir arada işleyip yaşamı mümkün
    kılan bir evreni meydana getirmesi beklenemezdi

    michael corey, the anthropic principle (www. michaelcorey.com)
    ______________________

    bugün biyoloji dünyasına baktığınızda yaratılış düşüncesine
    yaklaşan bir paradigma değişikliği görebilirsiniz. biyolojinin 19.
    yüzyılda şekillenmiş paradigması, yani temel kabulleri sarsılıyor.
    bu paradigmada en büyük pay darwinizm’e ait. bu teori, yeryüzündeki
    bütün hayatın şuursuz tabiat hâdiselerinin eseri olduğunu
    öne sürmüştü. oysa canlılığın detayları keşfedildikçe, karşımıza
    mükemmel, hassas ve yoğun bir programa dayanan sistemler
    çıkıyor. bu sistemlerin gâyesiz sebeplerin ve rastlantıların ürünü
    olduğu düşüncesi giderek kabul edilemez hâle geliyor.236

    patrick glynn, “ben bir ateisttim!”, röportaj: mustafa akyol, sızıntı dergisi,
    sayı:315, (nisan 2005).

    _________________

    michael behe

    bir tekne motoruna baktığımız zaman parçalar birbiriyle etkileşim
    içindedir ve birisinin bunu tasarladığını biliriz. biyolojik
    makineler için de mantık aynıdır. yani akıllı tasarım fikri tamamen
    bilimseldir. tabi ki dinî imalar içerebilir. fakat dinî bir önermeye
    dayanmamaktadır.234
    aslında genel olarak biyoloji hakkında ne kadar şey öğrenirsek,
    darwinizm’in problemleri de o kadar artıyor. darwinizm,
    canlılar hakkında ne kadar az bilgiye sahip olursak, o kadar ikna
    edici olabilen bir teoridir. çünkü canlıları ne kadar az tanırsak,
    onu o kadar basit zannederiz ve darwinizm de bu basit sandığımız
    sistemleri küçük tesadüfî değişimlerle açıklar. ama son 30 yılda,
    hayatın daha önceden hayal bile edemeyeceğimiz kadar karmaşık
    olduğunu öğrendik. meselâ; en evrimci taksonomide en basit
    canlı olarak görülen bakterilerde, hareket etmelerini sağlayan minik
    ama çok kompleks ve mükemmel biyo-kimyevî motorlar var.
    bu detaylı mekanizmaların nasıl oluştuğu sorusuna verilebilecek
    tek cevap, bilinçli bir yaratmadır. 235

    stephen c. meyer, unlocking the mystery of life, the scientific case for
    ıntelligent design, an ıllustra media production, belgesel-dvd.
    235 michael behe, ‘modern bilim ateizmi çürüttü’, röportaj: isa tatlıcan, milli
    gazete.

    ___________________

    john polkinghorne
    fizik kanunlarının hassas ayarında, dolaylı olarak da olsa,
    kozmik geçmişin ardında ilahi bir anlam ve amaç olduğunu belirten
    değerli ipuçlarını bilimden alıyoruz. benim fikrime göre
    bilim mümkündür ve kozmik geçmiş de verimli olmuştur. çünkü
    yaşadığımız evren bir yaratılıştır. temel tabirle, tam olarak manası
    budur.241

    john polkinghorne, beyond science, s. 92.

    _______________________

    paul daviees

    şayet doğadaki bu rakamsal değerlerde çok ufak bir
    değişiklik olsaydı, dünya var olmamıza imkân sağlamayacak şekilde
    bundan çok daha farklı bir yer olurdu.250

    , nature’s destiny, s. 12-13.

    _______________________

    osman çakmak,

    iklimlerin ayarlanmasında kullanılan diğer bir regulatör ise
    denizlerdir. denizlerin karalardan daha çok olması çoğumuza
    garip gelebilir. bizi üzerinde barındıran küreye kısaca “yer” diyoruz.
    yer aynı zamanda toprak mânâsına da gelmektedir. oysa
    yeryüzünün büyük kısmı toprakla değil (onda yedisi) sularla kaplıdır.
    iyi ki böyle olmuş dememiz lâzım. bu sayede ne kutupların
    dondurucu soğuğuna, ne de tropikal bölgelerin kavurucu sıcağına
    mâruz kalıyoruz. şöyle ki gündüz güneşin ışınlarıyla çabucak
    ısınan kara, topladığı bu ısıyı tıpkı bir radyatör gibi çevresine
    yayar. muazzam su kitlesi olan deniz ise, aldığı milyonlarca
    güneş kalorisine rağmen, ancak birkaç derece ısınabilir. fakat
    ısındıktan sonra da, kolay kolay soğumaz. denizler bu kadar bol
    olmasıyla, bir yandan iklimi düzene koyan ve aşırı ısınmayı ve
    soğumayı önleyen klima gibi vazife görürken, diğer yandan da
    bol buharlaşma sonucu, karaların suya olan ihtiyacını karşılamaktadır.
    yeryüzü daha az denizle kaplı olsaydı, buharlaşma da
    o nispette azalacak ve daha az yağış sonucu yeryüzü çölleşecekti.
    bunlar hayatın sonsuz hikmetlerle hazırlanmış bir plâna göre
    yaratıldığını göstermiyor mu?

    ‘atmosferde bir yolculuk’, sızıntı dergisi, sayı: 270, (temmuz

    _________________

    evreni şaşırtıcı yapısı,
    hayal edebileceğimizden de yaratıcı bir kudretin varlığına götürüyor
    bizi. evrenin bu denli zengin ve yaşam verici oluşu evrenin
    bizim sandığımızdan çok daha cömert bir yaratıcısının olduğunu
    göstermektedir

    amerikalı fizikçi howard van till

    howard van till, ‘why does the universe work?’, ed: russell stannard, god for
    the 21st century, templeton foundation press, great britain (2000), s. 27-28.

    ____________________

    jean guitton

    doğanın temel değişmezleri ve yaşamın ortaya çıkmasına neden
    olan ilk koşullar, şaşırtıcı bir kesinlikle ayarlanmıştır. evrenin ne
    denli akıl almaz bir incelikle ayarlandığı hakkında bir fikir vermek
    için yer’den mars gezegeni üzerinde bir çukura topunu göndermeyi
    başarabilen bir golf oyuncusunun becerisini düşünmek yeter!

    jean guitton, tanrı ve bilim, çev: yaşar avunç, simavi yayınları, istanbul (1993),
    s. 54.
    2001).

    __________________

    paul davies

    evrenin evrendeki yasaların kompleks yapıların ortaya çıkmasına
    ve gelişmesine olanak tanıdığı gerçeği, bence bütün bunların
    arkasında “bir şeylerin döndüğüne” dair sağlam bir kanıttır.
    bu tasarımın insanın üzerinde bıraktığı etki gerçekten çok ama
    çok kuvvetli.

    paul davies, the cosmic blueprint, simon and schuster, new york 1988, s.
    203.

    __________________

    taşkın tuna

    evrenin tamamını oluşturan atomik düzeydeki parçacıkların
    her biri ve bunlar arasında varolan olağanüstü derecede sıkı
    ilişkiler, matematik prensiplere dayalı dantel gibi örülmüş düzenlemelerin,
    yasalaşmış örnekleri ile doludur. bu öylesine ahenkli,
    öylesine muhteşem ve öylesine harika bir sistemdir ki; burada
    şans ya da raslantılara yer yoktur. her mekân ve zaman boyutunda
    olması gereken neyse, o olur. her şey ve her olay kendi yerinde;
    nerede ve nasıl bulunması ve oluşması gerekiyorsa, orada
    ve o zamandadır. talih, raslantı, şans, zar ve fal oyunları, evrensel
    bütünlük içinde yer almaz. olayların kendi doğal seyri içindeki
    akımı, üstün bir planlamanın bilimsel örnekleriyle doludur.
    orada, yani evrende, bir yaprak bile kendiliğinden kıpırdamaz.
    bu insanın ancak uzun ve derin bir iç serüvenle kavrayabileceği,
    şaşkınlık verici bir olaydır.314

    taşkın tuna, son basamak, şule yayınları, istanbul, 2003. arka kapak yazısından.

    ________________________

    patrick glynn

    20. yüzyılın başlarında big bang (büyük patlama) teorisi
    kabul edildi ve bu teori, âlemin bir başlangıcı, yani yaratılış ânı
    olduğunu gösterdi. bu, kâinatın sonsuz olduğunu savunan materyalist
    görüşe önemli bir darbe oldu. 1970’lerde ise fizikçiler,
    enteresan ve düşündürücü bir hususu fark ettiler. kâinatın bütün
    fizikî dengelerinin, meselâ yerçekiminin veya atomu bir arada
    tutan nükleer kuvvetlerin, yaşanabilir bir âlem oluşması için
    en ideal değerlerde olduklarını buldular. “antropik prensip” (insan
    için hazırlanmış kâinat anlayışı) adı verilen bu şaşırtıcı buluş,
    içinde yaşadığımız kâinatın rastgele ortaya çıkmadığı, insan
    hayatı için özel olarak yaratıldığı fikrine büyük bir delil oluşturdu.
    yıllar geçtikçe bu prensibi destekleyen yeni deliller de ortaya
    çıkmaya devam ediyor.

    , “ben bir ateisttim!”, röportaj: mustafa akyol, sızıntı dergisi,

    _______________________

    antony flew

    modern bilimin ortaya çıkardığı dünya resmi, benim gördüğüm
    şekliyle böyle. bilim, doğanın tanrı’ya işaret eden üç boyutuna
    ışık tutuyor. bunlardan ilki doğanın kanunlara uyduğu gerçeği.
    ikincisi, hayat boyutu yani maddeden kaynaklanan ve zekice
    organize edilip amaca yönelik hareket eden varlık boyutu. üçüncüsü
    ise doğanın varlığı. ancak bana rehberlik eden yalnızca bilim
    olmadı. aynı zamanda klasik felsefî iddiaların yeniden incelemesi
    de bana yardımcı oldu

    antony flew, there is a god, s. 88-89.

    ____________________

    atony flew

    tanrı’yı keşfedişim
    inancın değil, aklın bir yolculuğudur.324

    antony flew, there is a god, s. 93.

    _________________

    dean l. overman

    "...inceleyeceğimiz hassas ayar,hayatın oluşmasına imkan tanıyacak derece dengelenmiş
    öyle bir evren ortaya çıkarmaktadır ki, böyle bir evren ,grafit noktası üzerine
    dikey olarak duran keskin bir şekilde açılmış kurşun kaleme benzer."

    (düzen ,sf.132)

    _____________

    paul davies

    "eğer güçlü nükleer kuvvetin elektromagnetik kuvvete oranında
    (evrenin başlangıcında) 10^16 / 1 kadar küçük bir farklılaşma olsaydı
    hiçbiryıldız oluşamazdı.aynı şekilde elektromagnetik kuvvet sabitesinin,
    çekim kuvveti sabitine oranı da benzer bir hassas denge içinde olmalıdır.
    orandaki 10^40 da bir mini minnacık bir artış sadece büyük yıldızların
    var olmasına olanak verecekti. evrende küçük ve büyük yıldızlar birlikte
    bulunmak zorundadır,çünkü büyük olanlar kendi termonükleerfırınlarında
    element üretirken ,sadece küçük olanlar bir gezegende hayatın devam
    edebilmesi için yeterince uzun süre yanabilirler. "

    god new physics ,londra j.m dentandsons ,1983

    ________________

    caner taslaman

    "evrende canlılığın oluşabilmesi için proton ve elektronun kütleleri mevcut şekilde
    olmalıdır. eğer protonun kütlesinin elektronun kütlesine oranı 1836/1 oranında
    olmasaydı, canlılığı mümkün kılan uzun moleküller oluşamazdı. "

    caner taslaman ,evrenden allaha kitabından .. .

    _____________

    john lennox

    " bizler insan tasarımı aletlerin tespit edebileceğinden çok daha hassas bir
    alemde yaşıyoruz.gene de kainat çarşısında hala bizi bekleyen çarpıcı süprizler
    var.eğer planck süresi içinde (evrenin başlangıcından sadece 10^-43 saniye sonra)
    genişleme ve çökme kuvvetlerinin oranında 10^55 'te bir kadar küçük bir farklılaşma
    olsaydı ya genişleme çok hızlı olacak ve evrende galaksiler oluşmayacaktı,
    ya da daha yavaş genişleme yüzünden sonunda çok hızlı bir çöküş vuku bulacaktı."

    john lennox, aramızda kalsın tanrı var sf.97
    ____________________

    stephen hawking :
    evrenin genişleme hızı o kadar kritik bir noktadadır ki, big bang'ten
    sonraki birinci saniyede bu oran eğer yüz bin milyon kere milyonda
    bir daha küçük olsaydı evren şimdiki durumuna gelmeden içine çökerdi.

    stephen hawking, a brief history of time, bantam press, london: 1988, s. 121-125

    ________________

    caner taslaman

    çekim kuvvetinin elektromanyetik kuvvete oranı sırf 1040’da 1 oranında bile
    değişseydi, yıldızların oluşumundaki olumsuzluklar canlılığın oluşumuna izin
    vermeyecek seviyede olurdu.

    caner taslaman evrenden allaha adlı kitabından .

    _________________

    michael denton

    ve insan kozmolojiyi araştırdıkça, inanılmazlık giderek daha belirgin hale gelir. evrenin
    başlangıcı hakkındaki son bulgular, genişlemekte olan evrenin, hayranlık uyandırıcı
    bir hassasiyetle düzenlenmiş olduğunu ortaya koymaktadır.

    michael denton, nature’s destiny:how the laws of biology reveal purpose in the universe,
    the new york: the free press,1998, s.12-13

    ________________

    roger penrose

    "demek istediğim şudur ki evrenin bir amacı vardır. orada öyle, bir şekilde şans eseri
    var olmamıştır". penrose tüm hassas sabitlerin rastgelelikle oluşbilme ihtimalini
    10^10^123 de bir oalrak bulmuştur. matematikden pek fazla anlamayan arkadaşlar
    için bu sayı bir şey ifade etmeyebilir ancak bu sayı matematik tarihi boyunca
    ortaya çıkan en devasa sayı .

    roger penrose, the emperor's new mind, 1989; michael denton, nature's destiny, the new york: the free press, 1998, s. 9

    _______________

    keith ward

    "evrenin mahiyeti ve kökeni üzerine derinden düşünen ve bu hususta yazı
    yazanların nerdeyse tamamı için evren kendinden öte , fiziksel olmayan ,
    yüce bir kudret ve akıl sahibi olan bir kaynağa işaret ediyor gibi gözükmektedir."

    chance and necessity,oxford,oneword publications ,1996 s,1

    ____________________

    albert einstein

    "biliyorum evrenin anlaşılabilirliğini sonsuz bir sır ve mucize olarak nitelemem
    size garip geliyor ancak, a priori olarak kaotik bir dünya olması gerekirdi .dünyanın
    akılla anlaşılamaz olması gerekirdi .işte bu bilgimiz arttıkca güçlenen bir mucizedir ."

    . letters so solovien,new york philosphical library,1987s ,s 131

    _________________

    hugh ross

    yapılan hesaplara göre, evrenimizin başlangıçtaki gerçek yoğunluğu ile
    ötesinde oluşması imkanı bulunmayan kritik yoğunluğu arasındaki fark,
    yüzde birin bir kuvadrilyonundan azdır. bu, bir kalemi sivri ucu üzerinde
    bir milyar yıl sonra da durabilecek biçimde yerleştirmeye benzer... üstelik,
    evren genişledikçe, bu denge daha da hassaslaşmaktadır

    hugh ross, the creator and the cosmos, s. 122-23

    _______________________

    paul davies

    evrenin patlama hızı inanılmayacak kadar hassas bir kesinlikle belirlenmiştir.
    bu nedenle big bang herhangi bir patlama değil, her yönüyle çok iyi
    hesaplanmış ve düzenlenmiş bir oluşumdur

    paul davies, superforce: the search for a grand unified theory of nature, 1984, s. 184

    _____________________

    hugh ross

    "çekim kuvvetinin elektro magnetik kuvvete oranı 10^40 / 1 bile değişseydi
    yıldızların oluşumundaki olumsuzluklardan dolayı canlılık oluşamayacakdı . "

    the creator and cosmos , newpres colorado , 1993

    ______________________

    einstein

    " şuna hiç şüphe yok ki, dünyanın rasyonelliği ya da idrak edilebilirliğine
    duyulan dini sezgi benzeri inanç, üstün bir düzeninaraştırıldığı bütün bilimsel çalışmaların ötesindedir…
    kendisinideneyimler dünyasında ortaya koyan üstük akla duyulan, yoğun
    bir hisle örülmüş olan bu sarsılmaz inanç, benim tanrı anlayışımı temsil etmektedir. "

    henry margenau-roy abraham varghese, kosmos, bios, teos, çev. ahmet ergenç,
    gelenek yayıncılık, istanbul (2002), s. 23.

    _________________

    keith ward

    "fiziksel partiküllerin kesin matematiksel süreçlere bir uyum gösteremesi bu karşılıklı
    ilşkiyi ancak zorunlu yolla sağlayan kozmik bir matematikci var ise mümkün olur fizik
    kanunlarının varlığı ..bu tarz kanunları formüle eden ve fizik alemini o kanunlara boyun
    eğdiren bir tanrının olduğuna kuvvetle işaret eder ."

    . chance and necessity,oxford,oneword publications ,1996

    ____________________

    paul nelson

    "evrenin rasyonel ve anlaşılabilir olması muhteşemdir. yüce bir
    akıl tarafından tasarlanmıştır. bu akıl bilimin programını da tasarlamıştır.çünkü böylece biz dünyaya bakıp dünyanın bir anlamifade ettiğini görürüz. şayet bu sadece karmakarışık bir montajsa,
    burada bir rasyonellik aramaya gerek yoktur. fakat bu yücebir aklın ürünüyse şayet dışarı çıkarsın ve bilim kocaman muhteşembulmaca çözen bir projeye dönüşür. bu projede nesnelerin
    tam temelinde rasyonellik, güzellik ve anlaşılabilirlik bulursun."

    stephen c. meyer, unlocking the mystery of life, the scientific case for
    ıntelligent design, an ıllustra media production, belgesel-dvd.

    __________________

    keith ward

    " herşeyin bir sebebi olduğunu ama hepsinden önemli olan yani tüm kainatın
    bütün varlığım bir sebebinin olmadığını düşünmek (mi ?) "

    age s. 23

    __________________

    allan sandage

    böylesi bir düzenin kaostan çıkmış olmasına ihtimal vermiyorum.
    düzenleyici bir ilke olmak zorundadır. tanrı bana gizemli gelse de varlık mucizesinin
    yani neden yokluk degil varlık var? sorusunun mumkun olan tek açıklamasıdır

    new york times , mart 12 ,3991 , s.b9

    _________________

    sir john houghton

    bizim bilimimiz tanrı 'nın bilimidir tüm bilimsel serüvenin sorumlusu da odur evrenin bilimsel kanımda var olan dikkat çekici düzen
    tutarlı güvenirlilik ve harikulade karmaşıklık .hepsi tanrı'nın fiilerindeki ; düzenin tutarlılığın güvenirliliğin karmaşıklığın bir yansımasıdır .

    the searching for god can science help ? s 59

    ______________

    ister bilimsel açıklamayı kabul etsin ister etmesin gördüğümüz bu şeyleri değerlendirmek için bizim sıradan insan tecrübesi ile anlayabileceğimizin çok daha ötesinde bir şey olmalıdır

    neil armstrong

    __________________

    canlı bir hücre ile bir kar ya da kristal tanesi gibi ileri derece düzenli cansız sistemler arasında bile dipsiz büyük bir uçurum vardır .

    michael denton

    bedhesda 1986 s 247

    _____________

    arno penzias

    bazı insanlar bir maksada biaen yaratılmış dünya fikrinden rahatsızlık duyarlar bu yüzden maksatla çelişen şeyler bulup görmedikleri şeyler hakkında
    spekülasyon üretmeyi tercih ederler .

    denis brian new york pianium 1995

    ____________________

    özetlemek gerekirse pozitif bilimler tarafından doğanın dev yapısı hakkında bize öğretilen her şey , kesin bir düzenin hüküm sürdüğünü göstermektedir .
    bu insan zihninden bağımsız bir düzendir . algılarımızla tanımlayabileceğimiz kadarıyla bu düzen ancak amaçlı bir düzenleme sayesinde ortaya çıkmış olabilir . dolayısı ile evrenin bilinçli bir düzene sahip olduğuna dair açık kanıt vardır .

    max planck

    a. barth , the creation s 144

    ____________

    fred hoyle

    evren ne kadar geniş tahayyül edilirse edilsin hayatın rastgele bir başlangıcı olamaz .... ne bu dünyada
    ne de başka bir gezegende ilkel çorba mevcut değildi ve eğer hayatın başlangıcı tesadüf değilse o zaman bilinçli bir aklın eseri olmalıdır .

    evolution from spave s 9

    _________________

    michael denton

    dünya da insanların varlığı için gerekli olandan çok daha fazla düzen vardır .evrende canlılığın olabilmesi için gereklilikler ,
    hep çok küçük olasılıkların seçilmesi sayesinde olmuştur . eğer böyle olmasaydı , bu olgulardan çıkarsanan tasarıma dair
    sonuç da bu akdar güçlü olmazdı .

    nature destinity s 15

    _________________

    billy bryson

    evrenin şu anki halde bulunabilmesi için hidrojen helyuma çok hassas bir şekilde ki kütlesinin tam tamına %0,7
    enerjiye dönüşebilmeli .bu değeri azıcık düşürdüğünüzde diyelim ki 0.007 ' den 0.006 ya hiçbir dönüşüm vuku bulmaz.
    bu durumda evren yalnızca hidrojenlerden oluşacak ve başka hiçbirşey varolmayacaktı . eğer bu değeri 0.008 e azıcık arıtırırsanız bağlar o kadar verimli
    olacaktır ki hidrojen tükenecektir .her iki durumda da , sayılardaki en ufak değişiklik evrenin oluşmamasını netice verecektir .

    a shorth history of nearly everything , 16

    ____________________

    lee strobel

    gitgide şunu daha iyi anlıyorum ki bu amprik bilim maskesi ardına saklamış materyalist bir felsefedir .bunu göstermekte ısrar edşyorlar , çünkü hayatın başlangıcına dair
    başka hiçbir materyalist izahları yok eğer sen başka bir izaj getirirsen mesela akılla tasarım gibi seni bilimsel olmamakla suçluyorlar .

    hani tanrı ömüştü ufuk yayınlar , 2012

    ________________________

    sir john templeton

    ısrarla herşeyde kasıt aramaya meilli olan insanın evren tarafından rastgele yaratılmış olması kulağa fazlaca garip gelmiyor mu ?

    ______________

    francis crick

    hayatın oluşması için o kadar koşul biraraya gelmelidir ki hayatın kökeni neredeyse bir mucizedir.

    ıtself new york simonan 1981 , s 88

    ___________________

    roger penrose

    bu muhteşem teorilerin sadece iyi olan fikirlerin varlığını sürdürmesine izin veren doğal seleksiyon yoluyla ortaya çıktıklarına inanmak
    benim için zor .iyi fikirler rastgele doğal seleksiyon ile ortaya çıktıklarına inanmak benim için zor .
    iyi fikirkler rastgele ortaya çıkanlardan geriye kalmış olmayacak kadar iyiler matematik ve fizik arasındaki uyumun derin bir nedeni olmalı

    the emprors new mind vintage s 430

    ___________

    william lawrence bragg:

    insanlar gelip din ve bilimin birbirine zıt olup olmadığını soruyorlar.
    bu ikisi birbirinden olsa olsa aynı elin iki parmağı kadar
    farklı olabilirler

    cyril domb, science and religion: heading for partnership?, s. 183.
    ________________________

    prof. dr. karl stern

    evren’in şu anki yapısının tümüyle bir tesadüf eseri olabileceği
    düşüncesi, tamamen delice bir düşüncedir. delilik kavramını
    argo bir kelime olarak hakaret niyetiyle değil, aksine tamamen
    psikolojideki teknik anlamıyla kullanıyorum. gerçekte bu tür bir
    düşünce ile şizofrenik düşünce tarzı arasında büyük benzerlikler
    bulunmaktadır

    jeremy rifkin, algeny, a new word-a new world, s. 114.

    ______________________

    robert jastrow

    aklın gücüne inanarak yaşamış
    bilim adamlarının hikâyesinin sonu kötü bir rüyâ gibidir.
    câhillik dağını aşıp onun en yüksek tepesini ele geçirmek üzeredir;
    son kayanın üzerinden baktığında, yüzyıllardan beri orada
    bulunan ilahiyatçılar tarafından karşılanır.

    robert jastrow, god and the astronomers, w.w. norton, new york (1978), s. 15.

    ______________________

    wernher von braun

    evrenin
    varlığının arkasında üstün bir mantığın bulunduğunu kabul
    etmeyen bir bilim adamını anlamak bilimin gelişmelerini inkâr
    eden bir ilahiyatçıyı anlamak kadar zordur

    antony flew, there is a god, s. 155.
    ______________________

    antony flew

    hep söylendiği üzere, itiraf ruhu
    arındırır. bu yüzden yazıma şunu itiraf ederek başlamak istiyorum;
    ateistler çağdaş kozmolojik konsensuslar karşısında utanmalıdırlar.
    çünkü öyle gözüküyor ki, kozmologlar st. thomas
    aquinas’ın, felsefî olarak ispat edilemeyeceğini iddia ettiği şeye,
    yani evrenin bir başlangıcı olduğuna dair bilimsel kanıt sunmaktadırlar.
    şu ana kadar evrenin sadece sonsuz değil ama ayrıca
    başlangıçsız olduğu düşüncesi rahatlıkla savunulabilirdi ancak
    big bang karşısında bu duruşu korumanın artık rahat ya da kolay
    bir şey olmadığı çok açıktır.

    h. margenau-r. varghese, kosmos, bios, teos, s. 224.
    __________________

    antony flew

    doğrusu teoloji karşıtı başlıca iki kitabımı da big bang kozmolojisinin
    gelişmesinden ya da fiziksel değişmezler temelinde
    hassas ayar kanıtının ortaya çıkmasından çok önce yazmıştım.
    ama 1980’lerin başlarından itibaren görüşlerimi yeniden gözden
    geçirmeye başlamıştım

    antony flew, there is a god, s. 135.

    ________________

    barry parker

    hiç
    şüphe götürmez ki tanrı’ya her zaman ihtiyaç olacaktır

    www.godandscience.org
    ____________

    alexander polyakov

    biliyoruz ki doğa mümkün
    olan matematiğin en üstünü ile açıklanır. çünkü onu tanrı
    yaratmıştır.

    hugh ross, the creator and the cosmos, s. 159.

    _____________

    vera kistiakowsky

    fiziksel dünyamız ile ilgili
    bilimsel anlayışımızın gösterdiği muhteşem düzen tanrısal bir
    anlayışı gerektiriyor.

    h. margenau-r. varghese, kosmos, bios, teos, s. 74.
    ______________

    roger penrose

    ben derim ki evrenin bir amacı
    vardır şans eseri bir şekilde var olmamıştır

    www.scienceandthebible.org

    _______________

    henry fritz schaefer

    benim bilimimin
    anlamı ve heyecanı nadir olarak bir şey keşfedip kendime
    ‘demek tanrı bunu böyle yaptı’ diyebilmektir. benim hedefim
    tanrı’nın planının küçük bir kısmını da olsa anlayabilmektir

    www.godandscience.org

    __________________

    frank tipler

    20 yıl önce kozmolojist
    olarak kariyerime başladığımda bir ateisttim. bir gün yahudi-
    hıristiyan teolojisinin temel iddiasının doğru olduğunu ve
    bunun bizim anladığımız fizik kanunlarının bir sonucu olduğunu
    gösteren bir kitap yazacağımı en vahşi rüyalarımda bile hayal
    edemezdim. ben bu sonuçlara benim özel fizik branşımın merhametsiz
    mantığını kullanarak ulaştım.

    www.scienceandthebible.org
    _________________

    arthur l. schawlow

    bana öyle geliyor ki hayatın ve evrenin
    mucizeleriyle yüz yüze kalındığında sadece “nasıl?” diye değil
    ayrıca “neden?” diye sormalı. olası cevaplar ancak dinsel
    olabilir… evrende ve kendi hayatımda tanrı’nın varlığına dair
    bir ihtiyaç hissediyorum

    h. margenau-r. varghese, kosmos, bios, teos, s. 123.

    ______________________

    stephen hawking bilim yasaları, şimdi bildiğimiz
    biçimiyle, elektronun elektrik yükünün niceliği ve proton
    ve elektronun kütlelerinin oranı gibi pek çok temel sayı içerir…
    şaşılası gerçek ise bu sayıların değerlerinin yaşamın gelişimini
    olanaklı kılmak için çok ince ayar edilmiş gibi gözükmesidir

    stephen hawking, a brief history of time, s. 125.
    ________________________

    tony rothman

    evrenin düzeni, güzelliği ve doğanın
    şaşırtıcı rastlantıları ile karşı karşıya kaldığınızda bilimden dine
    doğru bir adım atmaya teşvik olursunuz. eminim pek çok fizikçi
    bunu yapmak ister, bunu itiraf edebilmelerini dilerim.

    hugh ross, the creator and the cosmos, s. 158.
    ____________________

    arno penzias

    astronomi
    bizi benzersiz bir olaya ulaştırır; hiçlikten yaratılmış olan, hayatın
    oluşabilmesi için sağlanması gereken koşullara uygun, hassas
    bir dengeye ve kendisine temel oluşturan bir plana (buna “doğaüstü”
    de denebilir) sahip olan bir evren. bu yüzden, modern bilimin
    gözlemleri yüzyıllar öncesinin sezgileriyle aynı sonuca ulaşmış
    gözüküyor.339
    bugünün dogması ise maddenin ebedi ve ezeli olduğu yönündedir.
    bu dogma, evrenin yaratılmış olduğuna işaret eden gözleme
    dayalı kanıtlar ve astronominin bugüne kadar ürettiği gözlemlenebilir
    verilerin hepsinin evrenin yaratıldığı iddiasını desteklediği
    gerçeğine rağmen bunu kabul etmek istemeyen insanların (bunlara
    fizikçilerin çoğunluğu da dâhildir) içgüdüsel inançlarına dayanmaktadır.
    sonuç olarak, verileri reddeden insanlar maddenin
    ebedi ve ezeli olması gerektiğine dair “dinî” bir inanç taşıyan insanlar
    olarak tanımlanabilirler… eğer evren her zaman var olmadıysa
    bilim, evrenin mevcudiyetine dair bir izahat yapılması
    ihtiyacı ile yüz yüze kalacaktır

    kosmos, bios, teos, s. 101. - 105
    ___________________

    arthur eddington

    bilimsel teorinin bugünkü
    durumundan evrensel bir akıl ya da bilginin düşüncesi sonucu
    çıkarılabilir diye düşünüyorum

    www.godandscience.org
    __________________

    john o’keefe

    bizler astronomik standartlarda
    şımartılmış ve şefkat ile muamele edilmiş yaratıklarız.
    eğer evren büyük bir hassasiyetle yaratılmış olmasaydı biz hiçbir
    şekilde var olmazdık. benim görüşüm evrenin bu koşullardaki
    varlığıyla, içinde insanların yaşaması için yaratıldığıdır

    www.godandscience.org

    ______________

    paul davies :

    bana göre bütün bunların arkasında
    çok güçlü bir delil var. öyle görünüyor ki biri doğanın
    rakamlarını, evreni yaratmak için hassas bir ayara oturtmuş.331
    fizik kanunları son derece saf bir tasarım ürünü görünüyor.
    evrenin bir amacı olmalı.tanrı bu tasarımı ne maksatla üretmiştir sorusuna cevap ararken
    insancı ilke ve biyolojik organizmaların gerekleriyle ilgili oluşumların
    göz önünde bulundurulması gerekir. evrende bilinçli
    yaşamın oluşması için gerekli doğa kanunlarının hassas ayarı
    açıkça tanrı’nın evreni böyle bir hayat ve bilincin gelişmesi için
    tasarladığı sonucunu çıkarır. bu demek oluyor ki evrendeki varlığımız
    tanrı’nın planının merkezi bir parçasıdır. bilim, evrendeki her şeyin akıl ve mantık çerçevesinde işlediğini
    öngören bir varsayımın üzerinde temellenir. mucizelere yer
    yoktur. bu, doğa kanunlarını ve fiziksel evrenin işleyişini düzenleyen
    bir aklın var olduğu anlamına gelir. ateistlere göre doğanın
    kanunlarının herhangi bir gerekçesi yoktur ve evren tamamen
    anlamsız bir dizi rastlantı üzerine bina edilmiştir. bir bilim
    adamı olarak bu düşünceyi kabul etmem mümkün değil. evrenin
    doğasını ve işleyişini belirleyen, her şeyin kökeninde yer alan ve
    hiç değişmeyen bir akıl olmalıdır.

    www.scienceandthebible.org
    paul davies, superforce, s. 243.
    paul davies, the mind of god, s. 213.
    paul davies, ‘what happened before the big bang’, ed: russell stannard, god
    for the 21st century, templeton foundation press, great britain (2000), s. 12
    _____________________

    george ellis

    bu kompleksliği mümkün kılmak
    için kanunlarda muhteşem bir hassas ayar vardır. başarılarının
    komplekslik derecesinin fark edilmesi ‘mucize’ kelimesini bu kelimenin
    ontolojik durumu konusunda bir taraf olmadan kullanmayı
    gerekli kılıyor

    hugh ross, the creator and the cosmos, s. 159.

    _______________________

    fred hoyle:

    gerçeklerin mantıklı bir yorumu
    üstün bir entelektüelin fizik, kimya ve biyoloji ile oynadığı ve doğada
    kör hiçbir güçten bahsetmeye değer olmadığı sonucunu gösterir.
    gerçekten hesaplanan rakamlar o kadar şaşırtıcı ki bu sonuç
    artık soru ötesidir.
    evren, süper hesaplama yapan bir entelektüel güç tarafından
    yaratılmıştır. aksi takdirde, bu kadar çok ilgisiz ve imkânsız tesadüfün
    muhteşem bir şekilde bir arada işleyip yaşamı mümkün
    kılan bir evreni meydana getirmesi beklenemezdi

    michael corey, the anthropic principle (www. michaelcorey.com)

    _______________

    evrenin tamamını oluşturan atomik düzeydeki parçacıkların
    her biri ve bunlar arasında varolan olağanüstü derecede sıkı
    ilişkiler, matematik prensiplere dayalı dantel gibi örülmüş düzenlemelerin,
    yasalaşmış örnekleri ile doludur. bu öylesine ahenkli,
    öylesine muhteşem ve öylesine harika bir sistemdir ki; burada
    şans ya da raslantılara yer yoktur. her mekân ve zaman boyutunda
    olması gereken neyse, o olur. her şey ve her olay kendi yerinde;
    nerede ve nasıl bulunması ve oluşması gerekiyorsa, orada
    ve o zamandadır. talih, raslantı, şans, zar ve fal oyunları, evrensel
    bütünlük içinde yer almaz. olayların kendi doğal seyri içindeki
    akımı, üstün bir planlamanın bilimsel örnekleriyle doludur.
    orada, yani evrende, bir yaprak bile kendiliğinden kıpırdamaz.
    bu insanın ancak uzun ve derin bir iç serüvenle kavrayabileceği,
    şaşkınlık verici bir olaydır.

    taşkın tuna, son basamak, şule yayınları, istanbul, 2003. arka kapak yazısından.
    _____________________

    paul davies

    evrenin evrendeki yasaların kompleks yapıların ortaya çıkmasına
    ve gelişmesine olanak tanıdığı gerçeği, bence bütün bunların
    arkasında “bir şeylerin döndüğüne” dair sağlam bir kanıttır.
    bu tasarımın insanın üzerinde bıraktığı etki gerçekten çok ama
    çok kuvvetli.

    paul davies, the cosmic blueprint, simon and schuster, new york 1988, s.
    203.

    ______________________

    dean l. overman

    yaşam tesadüflere başvurularak açıklanamaz. üstelik yaşam,
    fizik ve kimyanın kanunlarını aştığı için yaşamın kökeni asla kendi
    kendini örgütlediği senaryo ile açıklanamaz. bununla birlikte
    yaşamın fizik ve kimyanın kanunlarını aşıyor olması yaşamın
    sebebinin fiziksel bir şeyden çok daha fazlası olması gerektiğini
    anlarız. bu gibi bir durumda mantıklı olan tek açıklama şudur:
    yaşamın sebebi olan ve olmaya devam eden şey ne şanş ne fizik
    ne de kimyadır; tanrı’dır.

    a case against accident and self-organization, s. 198.

    ____________________

    albert einstein

    bilimle ciddi bir şekilde uğraşan herkes, doğanın kanunlarının
    insanoğlundan üstün ve karşısında tüm alçakgönüllülüğümüzle
    saygı duymamız gereken yüce bir gücün varlığının tezahürü
    olduğuna inanır

    max jammer, einstein and religion, princeton university press, new jersey
    (1999), s. 93.
    ____________________

    john polkinghorne

    doğa kanunlarının evreni yaratmak için ne denli olağanüstü bir şekilde ayarlandığını fark ettiğinizde ,evrenin
    öylesine oluşmadığı ,arkadasında bir amacın olduğu fikrini görüyorsunuz

    newsweek. 20 temmuz s 48 ;
    ______________________

    max planck

    hangi sahada olursa olsun bilimle ciddi şekilde ilgilenen herkes bilim mabedinin
    kapısındaki şı yazıyı okuyacaktır . : "iman et" iman bilim adamlarının vazgeçemeteceği bir vasıftır .

    science digest s 84
    ___________________

    walter bradley

    doğal çevreyi ne kadar araştırırsak akıllı bir tasarımcının varlığı da o kadar zorunlu hale geliyor .

    the just universe s 170
    ___________________

    freeman dyson

    evrene bakıp birçok fiziksel ve astronomik olayın bizim faydamıza olacak şekilde birlikte çalıştıklarını anladıkca evren
    sanki bizim geleceğimizi hep bekliyordu gibi gözüküyor .

    energy in the universe s 50

    _____________________

    m.cample

    güneşten yayılan ışınların , dnya üzerindeki yaşamı desteklemek için çok dar aralığa sıkıştırılmış olması gerçekten çok olağan üstü bir durumdur .

    energy and the atmosphere s 12

    __________________

    allan sandage

    pek çok bilim adamını iman etmeye kendi elleri ile yaptıkları zorluyor .

    ascientist reflects on religion belief
    _____________________

    hugh ross

    akıllı ve üstün bir yaratıcı evreni yoktan yaratmış olmalıdır akıllı ve üstün bir yaratıcı evreni dizayn etmiş olmalıdır .
    akıllı ve üstün bir ayratıcı dünya gezegenini dizayn etmiş olmalıdır .
    ve yine akıllı ve üstün bir yaratıcı hayatı tasarlamış olmalıdır .

    design an the anthrophic principle
    ______________________

    paul davies

    bu çok garip görünüyor ancak kanatimce tanrıya giden yolu bilim dinden daha net belirlemekde.

    chaos and cristianity s 35
    _____________________

    robin collins

    tanrı genellikle doğaüstü bir şekilde ortaya çıkıp ben burdayım demez elçiler kullanır ve bazen doğal vesilelerle insanalra bişeyler anlatır. .bu durum fizik eğitimi almış ve görecek gözleri
    olan biri için daha açık bir şekilde tecelli ediyor.

    hani tanrı ölmüştü ?

    ___________________

    fred hoyle

    aslında yaşamın akıl sahibi bir varlık tarafından meydana getirildiği o kadar açıktır ki,
    insan bu açık gerçeğin neden yaygın olarak kabul edilmediğini merak etmektedir .
    bunun nedeni bilimsel değil psikolojiktir .

    evolution from space s 130
    _____________________

    william lane craig

    hiçlikten sadece hiçlik çıakr kuralına uygun oalrak big bang in doğa üstü bir sebebi olmalıdır
    patlama öncesindeki teklilik her ütrlü zaman mekan kavramlarının sona erdiği sınır olduğuna göre
    big bang in fiziksel bir sebebinin olması imkansızdır . aksine big bang in nedeninin , fiziksel uzay ve zamanı tümüyle aşmış
    evrenden tamamen bağımsız ve akıl almayacak deecede kudretli olması gerekmektedir .

    cosmos and creator s 18

    ______________________

    paul davies

    doğanın derinliklerinde gerçekleşen işlerin komplexliği dünyanın en zeki beyinleri tarafından dahi zor anlaşılıyorsa
    bu işlerin kçr tesadüf eseri olduğuna nasıl inanabiliriz ?

    simon and schshter s 243
    ________________________

    william lane craig

    hiçkimse (birşeyin nedensiz kendiliğinden ortaya çıktğı gibi ) saçmasapan bir şeyi tarihsel oalrak asla savunamaz
    bana sorarsanız bu çaba sadece evreninbaşlangıcına dair kanıtların onların dünya görüşü ile çatışması
    dolayısı ile sarf edilmiştir .

    hani tanrı ölmüştü s 136
    __________________
    stephen hawking

    ancak eksiksiz bir teori bulabilirsek işte o zaman tanrı nın ne düşündüğünü anlamış oluruz .

    theory of the everything s 115
  • hiç bir sporu kaçırmayayım, boş vakitlerimde futboldan tenise, basketboldan bilardoya,plaj voleybolundan counter strike'e, ragbiden siber sporlara kadar her şeyi izleyeyim hem de neredeyse hd kalitesinde olsun,beş kuruş da para ödemeyeyim diyorsan ufkunu değil ama seyir zevkini iki katına çıkarırım arkadaş

    vpn açmayı unutmayalım
  • 3 harflilerin ayaklarının ters olma şeysini ben hep ayakların geriye dönük olması sanıyordum; sağ ayağın solda, sol ayağın sağda olmasıymış. ben onu görsem de anlamam gerçi ama belki sizin işinize yarar bu bilgi.
  • nuri bilge ceylan'ın kış uykusu film afişi olarak, ilya glazunov'un, dostoyevskinin yarım kalan "netochka nezvanova" romanından esinlenerek çizdiği illüstrasyonu kullanması. hatta eskiz, filmde de kısa bir an görülüyordu. öte yandan glazunov'u biraz araştırınca nuri bilge'nin birçok filmindeki bazı sahne planlarında (özellikle de geniş planlarda) bu ressamdan esinlendiğini görüyoruz. sanırım son filminde de bunu açıkça belli etti.

hesabın var mı? giriş yap