şükela:  tümü | bugün sorunsallar (7)
  • https://www.facebook.com/…m/videos/1843453752549033

    evrenin büyüklüğüne ve insanın küçüklüğüne dair ufuk açan bir video. evreni böyle düşününce ne kadar da anlamsız geliyor çoğu şey.
  • neden gençler ev veya araba almak istemiyor
    geleneksel düşüncenin aksine günümüzde evin veya arabanın olması artık bir başarı ölçütü değil. tüm dünyada artan sayıda genç insan artık araba veya ev almak istemiyor.
    araştırmalar sonucunda şu an 30-35 yaş aralığında olan milenyum nesli diye tabir edilen bu insanlar artık çok nadir ev alıyor ve daha nadir olarak araba satın almak istiyor. doğrusu bu insanlar ultra pahalı eşyalar almak istemiyor. bu yüzden abd’de yaşayan 35 yaş altı kişilere kiralık nesli denmeye başladı.
    peki bu neden oldu?
    bazı sosyologlar bunun nedenin finansal krizler olduğunu söylüyor. bu sebeple bu insanlar ciddi borç yükü altına girmekten korkuyor.
    fakat daha önemlisi asıl neden milenyum nesli bir önceki nesilden farklı olarak başka değerlere sahipler.
    günümüz gençleri başarı tanımını yeniden yorumladı, onlara göre:
    - başarılı insanlar ev almaz, kiralar.
    - eğer başarılı görünmek istiyorsanız, tecrübe edinin: yeni yerler görün, extrem sporlar yapın, yeni bir girişim kurun.
    insanlar artık materyalist değil
    taksi tutmak varken neden araba satın alayım? taksi tutunca şoför de var ve sigorta, bakım, vergi gibi şeyleri düşününce araba satın almaktan daha ucuza geliyor. güzel bir yerde ev alıp oraya gitmek yerine, airbnb üzerinden dünyanın her yerinde kalacak yer bulabilirim. çok pahalı bir yerde ev tutmak yerinde kendi memleketimde düzgün bir evde kalırım diye düşünmektedirler.
    - şu an kaldığın yerde ne kadar kalacağını bilmiyorsun.
    - uzun yıllar sürecek ev kredisi yükü altına girmek yerine bütün hayatını kirada geçirebilirsin.
    - belki birkaç yıl içinde işini değiştirebilirsin. eğer kirada kalırsan yeni girdiğin işte, işe yakın bir yerde ev kiralama konusunda seni engelleyen bir neden kalmaz.
    forbes’a göre günümüz gençliği ortalama 3 yılda bir iş değiştirmektedirler.
    sahiplik kavramı artık geçerliliğini yitirdi.
    james hamblin, atlantic yazarı, bu durumu şöyle izah ediyor: psikologların son on yıldır yaptıkları araştırmalar neticesinde şunu gördük, mutluluk veya kendini iyi hissetmek için bir şeyler satın almaktansa yeni deneyimlere para harcamak insanları daha çok tatmin ediyor.
    yeni deneyimler bize yeni dostluklar kazandırıyor.
    sosyal etkileşimler insanların mutlu olup olmaması konusunda oldukça önemlidir. başka insanlarla konuşmak bir sürü dost edinmek sizi daha mutlu bir insan yapar. fakat insanlar sizin şimdiye kadar kaç ev aldığınızı mı dinler yoksa yabanda geçirdiğiniz bir yılı mı?
    hamblin’nin makalesinden bir parça:
    “insanlar başkalarının sahip olduğu maddi şeyleri duymak veya konuşmak istemiyor, ama bir müzik grubu hakkında konuşmak onların daha çok hoşuna gidiyor.”
    şunu asla unutmayın kötü bir hayat tecrübesi bile iyi bir hikâye olabilir. materyalist şeyler asla.
    yeni bir şey almak bizi endişelendiriyor.
    bir şey daha var. sahip olduğumuz bir eşya, hele ki pahalıysa onun başına bir şey gelmesi düşüncesi bizi oldukça olumsuz etkiliyor. eğer bir arabanız varsa herhangi bir araba alarmını duymanız bile sizi gerebiliyor. eğer evinizde pahalı eşyalarınız varsa, hırsızlardan korkmaya başlıyorsunuz. arabanın çizilmesinden veya bozulmasından ve çok pahalı televizyonun uzun kullanımdan sonra bozulmasından bahsetmiyorum bile. fakat hiç kimse sizden daha önce yaşadığınız bir anı veya tecrübeyi alamaz. o hep sizinle birlikte kalır.
    satın aldığınız her şeyin fiyatı zamanla düşer.
    ailemiz bizim kadar kolay seyahat etme şansına sahip değildi. eskiden bu kadar çok eğlenebilecekleri ortam yoktu. yeni bir iş kurmak için çok fazla fırsat bulamıyordu. bu yüzden, onlar araba ve ev alarak yatırım yaptılar, fakat artık biz bunları istemiyoruz. sonuç olarak aldığımız çoğu şey ev veya arsa değilse zamanlar değerini yitiriyor. ve biliyoruz ki kriz çıktığında bu gayrimenkullerin nasıl değersizleştiğini, tüm bunlar neticesinde her şey artık daha net.
    yeni şeyler denemek, yeni tecrübeler edinmek gerçekten değerli olandır: değeri düşmez ve hiç kimse onu sizden çalamaz.

    edit:kaynakça https://brightside.me/…d-apartments-anymore-238710/
    ben kendimce çevirdim hoşuma gittiği için.
    direct my wrath nickli arkadaşa hassasiyetinden dolayı teşekkür ederim
  • yoktur hocam tek bilgi ile hiç bir ufuk 2 katına çıkmaz
  • seri katillere seri katil denmesinin nedeni sanıldığı gibi seri cinayetler işlemeleri değil "hızlı, elini çabuk tutan" katiller olmalarıdır.

    bir seri katil seri (hızlı) bir biçimde cinayeti işleyip polis olay yerine gelene kadar ortadan kaybolur. bu nedenle yakalanması güç olduğundan başka cinayetler de işleyecek cesareti kendinde bulur. birden fazla cinayet işleyince seri cinayetler işlediği söylenir ancak kastedilen kurbanın işini hemencecik halledip oradan sıvışmasıdır. ne zamanki nasılsa yakalanmıyorum ya diyerek ağırdan alır işte o zaman polis tarafından enselenirler.

    not: şu başlığa hep yazmak istemiştim meğer hiçbir şaşırtıcı şey bilmiyormuşum baktım olacak gibi değil bari götümden uydurayım dedim. bu haliyle öğrenildiginde ufku yarıya indiren şeylerden oldu ama idare edin.
  • unutmak istediğiniz ancak unutamadığınız anılardan ve beyninizi esir alan negatif düşüncelerden (yas, aşk acısı, aldatılma, taciz, maddi kayıplar, dayak yeme, bir olayı sindirememe gibi) 1 saat içinde kurtulmanızın mümkün olması.

    --- spoiler ---

    eternal sunshine of the spotless mind izleyenler bilir, burada çiftimiz birbirini unutmak için beyinlerindeki birbirleriyle ilgili anıları yeniden programlatıyorlardı. filmdeki kadar gerçeklik dışı şekilde değil, ancak farklı bir metod kullanarak gerçek hayatta da benzeri gerçekleştirilebilmektedir.

    --- spoiler ---

    metodun ismi emdr, yani eye movement desensitization and reprocessing, yani göz hareketleri duyarsızlaştırma ve yeniden işleme.

    emdr'ın yaratıcısı olan dr. francine shapiro bir gün parka oturmaya gider. "nolcak bu memleketin hali" diye düşünüp bir yandan da parktaki güvercinleri izlerken, güvercinlerin hareketlerini takip etmesine müteakip göz hareketlerine istinaden içine bir rahatlama geldiğini hisseder ve "ya ben mi kurtarıcam memleketi, hayat bana güzel yimin ediyom" der, pozitif duygularla dolar. buna istinaden evine gidip "nasıl oldu bu şimdi" diyerek konu üstüne istiareye yatar. ardından detaylıca araştırmaya karar verir, ve gece gündüz demeden konu üzerine çalışır. temelleri oluşturup "aha oldu bu iş" dediği noktaya geldikten sonra duyuları kullanma yoluyla beyni yeniden programlamak üstüne kurulu geliştirdiği metodu "bi deneyek bakalım" diyerek insanlar üzerinde denediğinde çok başarılı sonuçlar elde eder. ilerleyen yıllarda da kişilik bozuklukları, panik bozukluğu, kaygı bozuklukları, depresyon, komplike yas, disosiyasyon,rahatsız edici anılar, fobiler, ağrı rahatsızlıkları, yeme bozuklukları, performans kaygısı, stres kontrolü, bağımlılıklar, cinsel ve/veya fiziksel taciz, beden algısı bozuklukları, cinsel işlev bozuklukları, davranım bozuklukları ve özgüven sorunları, migren ve fantom ağrı, kompleks travma gibi çok geniş bir spektrumun emdr yöntemi ile tek seansa kadar inen sürelerde çözülmesinin mümkün olduğu görülür.

    peki emdr nasıl uygulanır? teknik detayına çok girmeden anlatacak olursak, bir emdr seansı esnasında terapistiniz sizi imajinasyon tekniği ile önce pelte kıvamına getirir, ve en rahat olduğunuz anda sözkonusu travma/sorun ile yüzleşmenizi sağlayacak cümlelerle sizi travmanızın/sorununuzun ortasına iter. bu esnada kendi uygun gördüğü şekilde beş duyunuzu da kullanmanızı sağlar. travmayı/sorunu size olabilecek en şiddetli haliyle tekrar yaşattığı esnada beyninizi emdr teknikleriyle yeniden programlayarak sizi bu travmayla/sorunla ilgili "ya tamam, o kadar da kötü bir şey değil aslında" noktasına getirir ve duyarsızlaştırır. misal, 10 senedir her orkide gördüğünüzde "rahmetli annem çok severdi" diye ağlama krizlerine giriyorsanız bir saatlik tek seans bir emdr'dan sonra "aa orkide, ne güzel çiçek valla" diyecek konuma gelebildiğiniz görülmüştür.

    beyninizi bir bilgisayar olarak düşünürseniz, emdr, işletim sistemine giren ve yayılarak bütün alanları ele geçiren, işletim sisteminin ana fonksiyonlarını etkileyen, programları açmanıza engel olan, bilgisayarınızı ancak kısıtlı şekilde ve korkarak kullanabilmenize sebep olan bir virüsü ortadan kaldıran antivirüs uygulamasıdır.

    peki her isteyen emdr terapisi kullanabilir mi? bunu yapan uygulamacılar olsa bile, kişisel kanaatimce sizi iyice tanıyan, kişiliğinizi ve yatkınlıklarınızı çok iyi analiz etmiş bir terapist kendisi önermediği sürece çok da mantıklı değildir. çünkü emdr danışan için çok zorlayıcı bir metoddur. aslına bakarsanız emdr seansı esnasında bilinciniz açık olsa bile hipnozun bir altı seviyede diyebileceğimiz şekilde beyninizin kontrolü sizden çıkar. terapist nereye yönlendirirse oraya gidersiniz, ve travma/sorun anını yaşarken ortaya ne çıkacağını siz de terapist de tam olarak kontrol edemezsiniz. travma/sorun anının çok yıkıcı olması ve çok gerçekçi yaşanması sebebi ile emdr seansı esnası ve sonrası danışan için dayanması zor seviyede (ve bazen dayanamama sebebiyle seansı yarım bıraktıracak şekilde) geçer. bu yüzden sizi iyice tanıyıp analiz etmiş olan terapistiniz karar verdikten sonra uygulanması en hayırlısıdır. ayrıca, her bir travma/problem için ayrı ayrı emdr seansları gerekmektedir. her emdr terapisi, tek bir travma/sorun üzerine yoğunlaşır.

    bir travma/sorunun emdr yöntemi ile çözülmesi tek bir seansta veya ardarda seanslarda olabilir. ancak sigarayı bırakma, yas, aşk acısı, aldatılma, taciz gibi konuların birçok kişide tek seansta mucizevi şekilde çözülebilmesi emdr'ı çok ilginç ve ilgi çekici hale getiren etkenlerin başında gelir.

    emdr terapistleri belirli kriterleri sağlayan ve programa kabul edildikten sonra uzun bir eğitim sürecinden geçen ruh sağlığı profesyonelleridir, yani bütün psikolog/psikiyatristler tarafından uygulanamaz, bilinçsiz kişiler uygulamaya çalışırsa sorunun tedavi edilmesi yerine çok daha büyük bir sorun haline gelmesi mümkündür. neticede beynin daha önce girilmemiş kısımlarına girilip yeniden programlanıyor, ve yanlış yazılacak bir kod virüse karşı işletim sistemini daha da savunmasız hale getirip çökmesine sebebiyet verilebilir. iyi kod için, iyi program yazan insan gerekir.

    yüzde yüz başarı oranı var mıdır? hiçbir metodda olmadığı gibi emdr da bütün danışanlarda olumlu sonuç vermez, ancak çok yüksek bir başarı oranı vardır.

    emdr, pek çok kişi tarafından bilinmez. yıllara yayılmış ve birçok terapi yöntemine rağmen atlatamadığı problemleri olan insanların çok kısa süre içinde emdr ile tekrar ortaya çıkmayacak şekilde problemlerini çözdükten sonra psikoloji bilimine duydukları saygının artması, emdr'a ve shapiro'ya neden şapka çıkarmamız gerektiğini bize gösterir.
  • seri katillere seri katil denmesinin nedeni sanıldığı gibi seri cinayetler işlemeleri değil "hızlı, elini çabuk tutan" katiller olmalarıdır.

    bir seri katil hızlı (seri) bir biçimde cinayeti işleyip polis olay yerine gelene kadar ortadan kaybolur. bu nedenle yakalanması güç olduğundan başka cinayetler de işleyecek cesareti kendinde bulur. birden fazla cinayet işleyince seri cinayetler işlediği söylenir ancak kastedilen kurbanın işini hemencecik halledip oradan sıvışmasıdır. ne zamanki nasılsa yakalanmıyorum ya diyerek ağırdan alır işte o zaman polis tarafından enselenirler.

    not: şu başlığa hep yazmak istemiştim meğer hiçbir şaşırtıcı şey bilmiyormuşum baktım olacak gibi değil bari götümden uydurayım dedim. bu haliyle öğrenildiginde ufku yarıya indiren şeylerden oldu ama idare edin.

    edit: bu bilgi yanlış diye mesajlar geliyor. iş bu entryde yazar şaka yapmaya çalıştı. anlaşılmıyor mu yahu? kesin bilgi değil yani yaymayalım.
  • bir insanın acı çektiğini gördüğümüzde bizim de beynimizdeki acı merkezi aktive oluyor, buna empati diyoruz. bir grup araştırmacı farklı etnik köken ve dinden deneklere 6 el göstermiş. ele iğne batırılıyor, bunu gören deneklerin fiziksel acı bölgesi aktifleşiyor.

    sonraki bölümde ellerin üzerine etiket yapıştırıyorlar. tek kelime: müslüman, hristiyan, budist, yahudi, ateist, bilim adamı gibi. denekler aynı görüntüyü etiketle izlediklerinde kendi gruplarından olmayana empati seviyeleri düşüyor. fizyolojik olarak beyin, bizimle aynı gruptan gördüklerimizin acısıyla özdeşleştiriyor kendini, diğerleriyle özdeşleştirmiyor. din ile alakası var mı derseniz ateistler de ateistlerin ve hatta bilim adamları bilim adamlarının acısına daha çok empati duyuyor.

    dünyadaki sorunların büyük kısmının nedeni bu deneyde gizli. ırkçılık, ayrımcılık, açlık, savaş... iğrenç bir türüz ve bu bize bağlı değil. fizyolojik olarak resmen kötü yaratılmışız.

    kaynak: david eagleman, the brain.
  • yamyamlık ve en enteresan hayatta kalma hikayelerinden biri
  • ay'ın hep aynı yüzünü görüyor olmamız.
  • aslında kısaltma olan marka isimleri.

    -yahoo: yet another hierarchically organized (officious) oracle
    -smart: swatch mercedes art*
    -beko: kurucu firmalar bejerano* ve koç'un kısaltması
    -vodafone: voice* - data* - phone*
    -unilever: hollandalı margarine unie ve ingiliz lever brothers şirket isimlerinin kısaltması
    -lego: leg godt*
    -canola: canada oil low acid*
    -seat: sociedad española de automóviles de turismo
    -fiat: fabbrica italiana automobili torino*
    -tofaş: türkiye otomobil fabrikası anonim şirketi
    -osram: osmiyum & wolfram (ampul yapımında kullanılan maddeler)
    -fcuk: french connection united kingdom
    -nissan: nippon sangyo*
    -accenture: accent on the future
    -toshiba: tokyo denki & shibaura seisaku-sho*
    -3m: minnesota mining* and manufacturing*
    -alcatel: société alsacienne de constructions atomiques, de télécommunications et d'electronique
    -ikea: ingvar kampard* - elmtaryd* - agunnaryd*
    -skype: sky-peer-to-peer
    -pereja: pepo*-rene*-jak*
    -akbank: adana kayseri bankası
    -enka: enişte & kayınbirader
    -mudo: kurucuları mustafa taviloğlu & doğan gürün'ün isimlerinin kısaltması

    kaynak 1, kaynak 2, kaynak 3, kaynak 4, kaynak 5, kaynak 6, kaynak 7, kaynak 8, kaynak 9, kaynak 10