şükela:  tümü | bugün sorunsallar (6)
  • pırasa bir soğan türüymüş evet bugün öğrendim ve sabahtan beri çok şaşkınım
  • mikro alem ile insan alemi arasında öyle sanıldığı kadar (en azından benim sandığım kadar) fazla "büyüklük farkı"olmaması.

    öncelikle şunu belirteyim: insan saçının kalınlığı 30 ile 170 mikron(milimetrenin binde biri) arasında değişiyor. şahsen benim saçım* yaklaşık 50 mikron kalınlığında* . ve tahmin edersiniz ki saçım çıplak göz ile rahatlıkla görülebiliyor.

    ikinci olarak da şunu belirteyim: (bundan sonra en sevdiğim yere geleceğim.) peki insan gözü ne kadar küçük objeleri görebilir? teorik olarak gözünüzdeki reseptörlerin birine çarptığı takdirde bir fotonu dahi görebilirsiniz ama pratikte böyle olmuyor. gözümüze gelen çoğu fotonu gözümüz/beynimiz algılamıyor veya yok sayıyor. ayrıca bir de çözünürlük sorunu diyebileceğimiz bir problem var ki, birbirine çok yakın ve çok ince iki çizgiyi bulanıklıktan dolayı tek çizgi olarak görüyoruz.
    sonuç olarak bir insanın görebileceği en küçük obje kişiden kişiye değişmekle birlikte yaklaşık 20 mikron civarı oluyor.

    20 mikron...
    bu ne demek biliyor musunuz?
    500 mikron büyüklüğündeki amoeba proteus(kendisi sanırım bir amip çeşidi) rahat rahat görebilirsiniz demek.
    130 mikron büyüklüğündeki bir insan yumurta hücresini çıplak gözle pek de zorlanmadan görebilirsiniz demek.
    30 mikron büyüklüğündeki bir deri hücresini uygun koşullarda görebilirsiniz demek.
    5 mikron büyüklüğündeki bir sperm hücresini göremezsiniz ama yine de çok yakınsınız, üzülmeyin demek.*

    düşünsenize...

    mikro alemin cisim boyutlarıyla ilgili ayıca bkz: #66373261
  • wilson bentley (1865–1931) isimli, amator fotografci ve ciftcinin vintage buyuk format kamera ile cektigi sahane kar tanesi fotolari.
    adam cocuklugundan beri cok merakliymis,annesinin ensiklopedilerini silip supurmus.soguk odasinda bir cok deneme yapmis kar tanelerini erimeden fotograflamak icin.bunun icin babasindan aldigi bellow kamerayi (akordeona benzer fokusu kontrol edici bir mekanizmaya sahip vintage kameralara denir) arti mikroskobun yardimiyla 5000 harikulade ve birbirinden farkli foto cekmeyi basarmis ,hem de yuz sene once.
    daha fazla bilgi icin web sayfasi ve su sayfaya da bakabilirsiniz.
  • kurt ve börü hakkında: (bkz: #66383989)
  • hindistan basbakani benazir butto kast sisteminde en alltaki tabakadaymış.

    basbakan seçilme sureci cok zor geçmiş

    edit: dolayli yoldan benim hatam oldu bu entry. ilber ortaylinin bugun bir videosunu izledigimde kast sistemine ragmen cumhurbaskani oldu hatta kizi da turkiyede buyukelcilik yapti gibi bir soylemde bulundu isim vermeden. nedense aklima direkt benazir butto geldi. mesajlar icin tesekkur. dogru ismi ogrenip entryi duzeltecegim.

    edit2: hindistanda k. r. narayanan kast sisteminde en düşük seviyede olmasına ragmen 1997 yılında başbakan seçilmiş.
  • bezanir butto hindistan değil pakistan başbakanıdır.

    ayrıca kendisi pakistan'ın ilk kadın başbakanı olup 27 aralık 2007 tarihinde seçim mitinginden sonra düzenlenen suikast sonucu hayatını kaybetmiştir. saldırıyı el-kaide üstlenmiştir. benazir butto
  • dün cnntürk te yayınlanan "gündem özel" programının 2/3 sini seyrede bildim. çok güzel, bilgi dolu bir programdı. ve dikkatle izlediğim programda şunlar kaldı aklımda. bende sadece bende kalmasın buraya da yazıyım dedim.

    *mutluluk hakkında şöyle bir örnek verildi;
    trafik kazasında bacaklarını kaybetmiş kişinin mutluluğu 10/1 diyelim, milli piyangodan büyük ikramiye çıkan kişinin mutluluk oranı da 10/10 diyelim. yapılan araştırmada 1 sene sonra bu 2 kişinin mutluluk oranları durumları aynı kalsa dahi aynı seviyeye geliyormuş.

    *hareket ile ilgili olarak;
    "hareket halinde olmak için tasarlanmışız" dediler.
    "ileride matematik ve fizik derslerine yürüyüş bandı konmadığı için bizle dalga geçilecek" dediler. çünkü, hareket halinde oluş anlamayı kolaylaştırırmış.
    sonra bir tane profesör mutluluğun formülünü verdi;
    1)hareket etmek
    2)kalorisi düşük şeyler yemek
    3)olumlu sosyal ortam
    4)stressiz yaşam

    *adalet ile ilgili olarak bir deneyden bahsettiler;
    iki maymun aynı işi yaptığı halde bir maymuna güzel yiyecek diğerine kötü yiyecek verilmiş, kötü yiyecek verilen maymunun isyan etmiş.

    evlilik ile ilgili;
    *harvard üniversitesinde 80 yıl 800 kişi üzerinde uygulanan bir deneyde, yaşlandığında bunamayan kişilerin ortak noktası olarak, 45-50 yaşlarında iken hayatlarında güvene bileceği bir kişi olanların bunamadığını görmüşler. yani iyi bir evliliklerinin olduğu.

    sonra programda şöyle güzel bir cümle geçti; "insan topraktan kopmanın bedelini" ödüyor.

    *başarının tanımı da şöyle yapıldı;
    yetenek diye bir şey yoktur. sebat etmek herşeyi çözer, bir şey üzerinde 10 bin saat yoğunlaşmak!
    *sovyetler neden eğitimde başarılı idi. 10 bin saat kuralını uyguluyordu. mesela doktor yapmak için küçükken birini seçiyorlardı büyüyene kadar doktorluk çatısı altında eğitiyorlardı.

    olumlu sosyal ortamın uyuşturucudan daha iyi bir antideprasan olduğundan bahsettiler;
    hatta hayvanlar arasında şöyle bir deney yapılmış, bir hayvanı bir kafesin içinde tek başına bırakmışlar kokainli su ve normla su koymuşlar hayvan kokainli suyu tercih etmiş. hayvanı arkadaşları ile beraber kafese koymuşlar bu sefer hep birlikte normal sudan içmişler, çünkü ihtiyaçı olan antideprasanı sosyal ortamdan sağlıyorlarmış, ihityaçları kalmamış uyuşturucuya.

    son olarak ta aklımda kalan;
    *sosyal medya hareketlerimizi kısıtlıyor. beyin sanal ile gerçeği ayıramadığı için insanda ki mücadele etme, başarma içgüdüsü facebook yorumlarıyla veya bilgisayar oyunları ile kandırılıyor beyne başardın, başarılısın mesajı veriliyor ve hareket etmeye gerek kalmıyor.
  • şemsiyenin yağmurdan değil güneşten koruduğu hep söylenir. ancak bu durumun kelimenin kökünde de olduğunu yeni öğrendim.

    arapça kökenli şemsiye. şems kelimesinden türetilmiş. şems güneş demek. arapça birçok kelimenin sonunda gördüğümüz -iye eki ise türkçe -lık -luk eki.

    şems-iye: güneş-lik
  • baltık denizi'nin adının aslında "akdeniz" olması.

    baltık denizi adını balt halklarının (slav değiller, başka bir ırklar) dilinde beyaz anlamına gelen balt(a)(s) sözcüğünden alıyor. örneğin bizim beyaz rusya dediğimiz (ki anlamı gerçekten de tam olarak bu) belarus'a litvanyalılar aynı anlamda "baltarusija" diyorlar. bu bağlamda baltık denizi'nin adı da aslında bir bakıma "akdeniz".
  • şems/güneş/şemsiye bugün tekrar yazıldı arkadaşlar. siz şansınızı aşağıdakilerle kullanabilirsiniz. lütfen gereksiz yere başlık içi arama yapmayın. aynı şeyleri periyodik olarak tekrar tekrar yazalım. iyi forumlar.
    gamze: https://goo.gl/sn3zzv
    benzin deposu: https://goo.gl/hwa1ys
    peki peki anladık: https://goo.gl/wggnq0