şükela:  tümü | bugün sorunsallar (6)
  • stresli olunduğunda iki adet memeye dokununca %70 rahatlanıyo olmasıymış. araştırılmış. kanıtlanmış.
  • diyebiliriz ki, fotoğraf çekmenin herhangi belirli günü veya saati yoktur; ama fotoğraf çekmek için bazı önerilen vakitler vardır. bakın bu öneriler:

    - dışarıda, gün ışığında fotoğraf çekmek en kolay yoldur.

    - sabahları güneş doğduktan biraz sonra ile öğleden biraz önceki saatler arası, öğleden sonra da saat 14 ile güneşin batışından iki saat öncesine kadar olan aralıklarda fotoğraf çekin.

    - dışarıda, gün ışığında resim çekileceği zaman güneş'i sol ya da sağ arkamıza almamız gerekir. bu yolla ışık, yan yukarıdan gelmesi sağlanır.

    - geneş'e karşı fotoğraf çekimi ise en zorudur. burada özen gösterilecek en önemli nokta, objektife doğrudan doğruya güneş ışığı girmemesini sağlamaktır. bunu, makinenin önünü güneş ışığından koruyarak yapabilirsiniz.

    mevsimlere göre de çekeceğimiz fotoğrafın kalitesi değişir. meselam:

    ışık bakımından bakarsak, sonbahar ve ilkbahar mevsimlerinde güneş ışıkları genellikle daha yumuşak olur. çünkü güneş ışığı bu mevsimlerde daha eğik açıyla gelmektedir. bu bakımdan fotoğraflarınız, ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde daha güzel görünür. yaz ve kış mevsimlerinde bunun aksi görülür. yazın güneş ışıkları dikey geldikleri için çok sert ve güçlüdür; bu yüzdendir.

    ayrıca, her mevsimin kendine özgü güzellikleri vardır. eğer mevsimlerin karakterini belirten fotoğraflar çekmek isterseniz; örneğin çiçekli bahçeler, yakından çekilmiş çiçekli dallar, yeni doğmuş kuzular ve papatyalar ilkbaharı anlatan tipik anlardır. buna karşılık olgun meyveler, sararmış başaklar ve plaj fotoğrafları yaz mevsimini; dökülen yapraklar, sürülen tarlalar sonbaharı; kar içerikli güzel resimler kışın tipik örneğidir.

    kardan kıştan bahsetmişken:

    kış mevsiminde fotoğraf çekerseniz, kağıt gibi bembeyaz bir fotoğraf çıkar ortaya. o güzelim damlar, kardaki izler ve kardan adamlarımız kaybolmuştur o beyazlığın içinde. ama öyle hemen üzülmeyin. bu durumdan kurtulmak için kar temalı fotoğraflar çekerken konunun içine ağaçlar, koyu renkli evler, bahçe duvarları, bir çit, oynayan afacan çocuklar gibi manzaranın lekesiz beyazlığını giderecek figürler koyun.

    bir başka zorluk: kapalı yerde fotoğraf çekmek. malum gün ışığında fotoğraf çekmek, kapalı yerlerde fotoğraf çekmekten daha zorludur. ama bu kapalı bir yerde fotoğraf çekemeyeceğimiz anlamına gelmez. birkaç tüyoyu aklımızda bulundursak, bu olumsuz durumu giderebiliriz, işte :

    - perdelerinizi açınız, çekeceğiniz modeli pencere yakınına getiriniz. ışığın sizin arkanızdan ve modelinize karşı gelmesini sağlayınız.

    - beyaz bir karton, çarşaf v.b kullanarak gölgeli yerlere ışık yansıtılabilir(reflektör).
  • yazmak hevesi olup da sabirsiz olan veya yarida birakan yazarlari havaya sokacak ve belki de onlara kaybettikleri ilhami kazanmalarini saglayacak bir hatirlatma;
    victor hugo, sefiller'i 17 yilda tamamladi.

    (bkz: les miserables)
  • duştan çıkarken ayakları soğuk su ile yıkamak
  • dondurmanın tarihi, m.ö. 4. yüzyıla dayanır. işte büyük küçük herkesin çok sevdiği dondurmanın hikâyesi:

    boğazına düşkünlüğü ile tanınan roma imparatoru neron, gladyatör dövüşlerini seyrederken, kendisine lezzetli yiyecekler sunan çeşni başlarını ödüllendirirmiş. çeşni başlarından biri, bir gün dağın zirvesinden topladığı karları bir kaba doldurmuş, üzerine bal ve çeşitli meyve parçaları dökerek, imparatora sunmuş. neron, o güne kadar hiç tatmadığı bu yiyeceği çok sevmiş. ertesi gün de köle ordusunu kar toplamaya göndermiş. karın üzerine bal ve ezilmiş meyve döktürerek, tarihin ilk dondurmasını hazırlatmış.

    dondurmanın tarih içinde tüm dünyaya yayılması da şöyledir:

    13. yüzyılda marco polo çinlilerin buz ve süt karışımını öğrenerek bu metodu avrupa’ya götürmüştür. zaman içinde buzlu tarifler ortaya çıkmış fransız ve italyan restoranlarında çok ünlenmiştir.

    1676 senesinde paris’te 250’ye yakın dondurmacı olduğu bilinir.

    1851’de jacob fussel, abd’de dondurma yapıp satmaya başlamıştır.

    değişik maddelerle hazırlanan dondurmanın italyanlara özel ‘semi-freddo’ adında bir çeşidi vardır. dondurma yapılırken karışım dondurulmadan önce içine kremalı bir bisküvi katılarak bu ünlü dondurma hazırlanır.

    1900’dan sonra soğutucu makinelerin geliştirilmesiyle dondurma daha da yaygınlaşmıştır. dondurmaya çıtır çıtır lezzet katan külah da ilk kez 1904’te missouri louis’de düzenlenen dünya fuarı’nda ortaya çıkmıştır.

    maraş dondurmasının öyküsü ise:

    halep’te suçlu konumunda olan hacı mehmet 1923 yılında maraş’a kaçar. burada bir dondurma dükkanı açıp, salepli dondurma yapmaya başlar. kendisinin farkında olmadığı bir gerçek vardır: aslında maraşlılar daha önce ne salepli dondurma yemişlerdir, ne de dondurma. ama bir kez deneyen hiçbir maraşlı dondurmadan vazgeçemez. hacı mehmet’in açtığı dondurma dükkanından kazandığı para da hiç fena sayılmaz hani. bunu göz önünde bulunduran kel ali de hacı mehmet’e defalarca kendisini çırak olarak yanına alması konusunda başvurur. ama dondurma ustası bu talebi ancak birkaç girişimden sonra kabul eder. birkaç yıl ikisi birlikte çalıştıktan sonraysa hacı mehmet, dondurmacı ali’yi bırakarak halep’e gider.
    maraş’ın dondurmacısı olarak kalan kel ali ise dondurma yapmayı sürdürür. evde yaptığı dondurmayı dükkanda satar. işte bu tarihten itibaren de maraş’ın ilk türk dondurma dükkanı olma unvanını alır. bu unvan kel ali’nin sahip olduğu tek unvan da değildir üstelik. belki tesadüfen, belki de bilinçli olarak, yaptığı dondurmayı dövme demirden yapılmış kaşıkla karıştırır. dövme demir kaşığın dondurmaya yaptığı etkiyse yiyenler tarafından pek beğenilir.
  • özellikle son dönemlerde kıyafetlerde, aksesuarlarda ve bunun gibi birçok şeyin içinde gördüğümüz "flamingo"ların ülkemizdeki adıyla "allı turna" olması.
  • oraj, çoğunlukla şimşek ve gök gürültüsü ile yağmur veya dolu eşliğinde görülen bir hava olayıdır. kümülonimbüs bulutlarının meydana getirdiği bu muhteşem doğa olayının gerçekleşmesi için yoğun kararsızlık, yüksek nem oranı ve çeşitli tetikliyici etkenler gerekmektedir.

    ilgili video ve görseller:
    1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13
  • anneanne evindeki 30 kiloluk beton yorganın mutlulukla ilişkisi.

    bilim adamlarının iddiasına göre ağır bir yorganla yatmak, yer çekiminin etkisiyle vücudun belli noktalarında baskı oluşturarak stres ve endişenin azalmasına yardımcı oluyor. ağırlığı dengelenmiş şekilde geliştirilen yorganlarla uyunduğunda, vücuttaki kortizol seviyeleri azalırken serotonin ve melatonin seviyeleri yükselerek sinir sistemi rahatlatılıyor. bu yorganlar sayesinde uyku problemlerinin azaltılması hedefleniyor.

    kaynak
  • reflü ve tedavisi hakkında güzel bir araştırma var.

    halkta oldukça yaygın olan ve yetişkinlerin %20'sinde görülen, mide reflüsünün bildiğimiz üzere bilinen bir tedavisi yok. mide içeriğinin ağıza gelmesi olarak tanımlanan bu hastalık kısa vadede insanların hayat kalitesini düşürmekle kalmıyor, uzun vadede de yemek borusu kanseri riski taşıyabiliyor.

    genellikle mide asit düzenleyici ilaçlarla sadece belirtileri yok edilmeye çalışılıyor. fakat birçok bilim insanına göre bu ilaçlar mide asidini seyrelttiğinden, uzun vadede mideye başka zararlar da veriyor.

    peki ya reflü için ne yapılması gerekiyor?

    pubmed bu konuda bir araştırma yayınlamış. bu çalışmaya göre düzenli olarak diyafram nefesi egzersizi yapan kimselerde mide kapağının daha iyi çalıştığı gözlemleniyor.

    söz konusu araştırmada çok şiddetli reflüsü olmayan iki grup oluşturuluyor. bu gruplardan biri günde yarım saat diyafram nefesi egzersizi yaparken, diğer grup hayatına uzun vadede egzersizsiz devam ediyor.

    9 ayın sonunda ilk grupta bariz bir fark meydana çıkıyor. ilk grubun hayat kalitesinin arttığı ve mide asidi düzenleyici ilaçlara daha az ihtiyaç duyduğu gözlemleniyor.

    kaynak: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/22146488

    peki diyafram nefesi nedir?

    en basit ifade ile nefes alırken gögsün değil karnın şişip inmesidir. hepimiz aslında diyafram nefesi alarak doğuyoruz. ancak sonradan bugün aldığımız yanlış nefesi öğrenip farkında olmadan alışkanlık haline getiriyoruz.

    bu kısa videoda nefes alış şekli gösteriliyor:

    https://youtu.be/qionbrnnaha

    bu nefesi sadece reflüsü olanlar mi alsın? elbette hayır. diyafram nefesi doğal olan nefes ve birçok çalışmada insanlara psikolojik ve fiziksel anlamda faydası olduğu ortaya konuluyor.
  • kabak tadı veren "eşek ve hoşaf" ilişkisi.

    sürekli her yerde söyleniyor:
    "eşek hoşaftan ne anlar" değil, "eşek hoş laftan ne anlar"mış doğrusu. bok.

    doğrusu şöyledir:
    "eşek hoşaftan ne anlar?" olmalıdır. devamı da, "suyunu içer tanesini bırakır" şeklinde gelir.
    bana inanmayan girsin tdk'nın internet sitesinden baksın doğrusuna.