şükela:  tümü | bugün sorunsallar (7)
  • süleyman
    solomon
    sol: güneş
    omon: amon
    amon: amin
    güneş(e) amin
  • wolfenstein'ın ana karakteri william b.j. blazkowicz, commander keen'in ana karakteri billy blaze ve doom'un ana karakteri doom guy'ın birbirleriyle akraba olmaları.

    bunlar kesin john carmack'ın başının altından çıkmıştır, büyüksün.
  • dünyanın en yalnız varlığının bir balina olması.

    dalga yaydığı frekans tanımlanamayan başka bir cinse aitmiş ve başka hiç bir balina bunu algılayamıyormuş. millet uğruna şarkı şiir yazmış.

    ---

    en erken kırmızı kart hakemin ilk düdüğüne "fuck me that was loud" diyen david pratt'e gösterilmiş.

    edit: bu konuda bir suser uyarmıştı, o zaman editlemek akımdan çıkmış. üstteki bağlantıda daha erken olanın bilgisi var ama keşke en erken olan bu olsaydı. susera teşekkürler.
  • abd'de tüketim için yetiştirilen hindilerin yüzde 99'unun suni döllenme ürünü olması.

    sebebi de iç pazarda hindi etine, özellikle de daha az yağlı göğüs etine talebin gittikçe artması sonucu hindi üreticilerinin daha fazla kâr amacıyla daha büyük göğüslü hindi yetiştirmeye başlaması ve hindilerin iri göğüsleri sebebiyle birbirlerine çiftleşecek kadar yakınlaşamamaları sonucu doğal yollarla üreyememeleriymiş.
  • öğrenildiğinde aydınlanıldığı hissi veren, "vay be" dedirten, ferahlatan açıklamalardır.

    bilindiği üzere türkçe dili konuşulan her ülkede söylenilişi değişmeyen tek kelime grubu sayılardır.
    sayılara verilen isimlerin nereden geldiğine bakıldığında, gayet mantıklı bir açıklaması bulunmaktadır.

    bir: serçe parmak olmasından dolayı : pırr uçup gitmek...
    iki: yüzük parmağı: eki : pır‘ın eki...
    üç: orta parmak: uçta olmasından dolayı....
    dört: işaret parmağı: dürtme parmağı...
    beş: baş parmak: baş olmasından dolayı....

    edit: imla
  • onur ünlü namı diğer ah muhsin ünlü nün bir zamanların beyin yakan dizinin (bkz: beşinci boyut) yönetmeni ve senaristi olduğunu öğrenmem.

    beynimden vurulmuşa döndüm
  • heroin türkiye'ye trakya bölgesinden girdiği için bizde adı eroin olmuştur.
  • 1986 yılında türkiye'de yaşayan insanların abd'de kan verememesi.

    sebebi çernobil. çernobil zamanında biliyorsunuz çayımız ve fındığımız aşırı radyasyon yemişti. o sene avrupa bizden bu nedenle çay ve fındık almadı. bu nedenle iç piyasada çok fazla çay ve fındık birikti. devlet ve şirketler çareyi medyada buldu. medya da bunu milliyetçi sosla yabancılar bizim fındığımız almıyor onlar almazsa biz yeriz diye yayınladı. bakanlar çayda sorun yok diyerek tv ekranlarında çay içtiler. böylelikle gaza gelen türk halkı zaten ucuzlayan çayı ve fındığı bol bol tüketmeye başladılar. hatta devlet okullarda bedava fındık dağıtıyordu.

    abd de hangi markalarda radyasyon var o dönem araştırmış. liste çıkarmış. liste çaykur, fiskobirlik.. diye gidiyor. kan vermeden önce türklere 1986'da bulundun mu? bulunduysan bu markalardan ürünler tükettin mi diye soruyorlarmış. tabi ki de o dönemde yaşayıp da bu ürünleri tüketmeyen kalmamış. para uğruna bir nesil zehirlenmiş!

    kaynak abd'de yaşayıp kan vermek isterken tesadüfen bu durumu öğrenen bir abimiz.
  • ıı. dünya savaşı bittikten sonra 30 yıl daha savaşmaya devam eden japon askeri: hiroo onoda
    hiroo onoda, 19 mart 1922 ‘de japonya’da doğmuştu. 17 yaşındayken, çin tajima yoko ticaret şirketi için çalışmaya başlamış, 20 yaşına geldiğinde, japon imparatorluk ordusu’na alınmıştı. onoda, burada, “nakano okulu” komando sınıfı “futamata” da bir istihbarat subayı olarak eğitilmiş ve 26 aralık 1944 günü, amerikan mevzilerine sızıp sabotajlar düzenlemek üzere filipinler’in lubang adası’na gönderilmişti. komutanı onoda’yı görevlendirirken: “kesinlikle intihar etmeyeceksin. belki üç yıl sonra, belki de beş yıl sonra olacak, ama ne olursa olsun, seni almaya geleceğiz. o zamana dek, yalnızca bir tek askerin kalsa bile, ona komuta etmeye devam et.” demiş yani hiçbir şart altında teslim olmaması ve yeni bir emre kadar başının çaresine bakmasını emretmişti.
    teğmen onoda da bunu yaptı. savaş sonra erdikten sonra 30 yıl daha çarpıştı. bu süre boyunca zaman zaman savaşın bitmiş olabileceğine ilişkin işaret ve bilgilere rastlamış, adalara japonya’nın teslim olduğunu bildiren kâğıtlar atılmıştı. bunların altında japon genelkurmay başkanı’nın imzası da vardı. ancak her defasında bunun bir amerikan propagandası olduğunu düşündüğü için direnmeyi sürdürmüştü.
    çünkü “bir japon olarak onoda bir takım varsayım ve inançlara sahipti. onoda’nın, “teslim olmak yok: otuz yıllık mücadelem” adlı kitabında anlattığı gibi, japonlar, japonya’nın “tanrılar ülkesi” olduğu için yenilemeyeceğine inanmaktaydılar. onoda “100 milyon canımız onura feda olsun!” sloganı kulaklarında çınlayarak askerlik görevine gitmişti. bunun anlamı, japonların asla teslim olmayacakları ve son kadın veya çocuğun ölümüne dek mücadeleyi sürdürecekleriydi. bu inançla aşılanan onoda, japonya’daki savaş sonrası hayatla ilgili haberlerin yalan olduğunu “biliyordu.” onoda bu bağlamdaki düşüncesini, “bir tek japon hayatta kaldığı sürece japonya’nın teslim olmayacağına içtenlikle inanmaktaydım. aynı şekilde, yaşayan bir tek japon kalmışsa, o zaman japonya’nın teslim olmadığı anlaşılmıştır” diyerek anlatacaktı. onoda ve arkadaşlarını ikna etmeyi amaçlayan broşürler uçaklardan adaya atılıyordu. “kayıp” askerleri kurtarmaya çalışan japon arama ekipleri adadan ayrılırken japonca gazeteleri ormanda bırakıyorlardı. gazetelerle broşürlerde japonya’nın değişmiş askeri durumu ve uluslararası ilişkileri hakkında bilgiler bulunuyordu.
    gerçeği öğrendikten sonra, onoda yaptıkları bu durum hakkında, “amerikalıların bizi aldatmak için özgün japonca gazete haberlerini değiştirmekte olduklarını, bizimse bu aldatmacaların foyasını çıkardığımızı sanıyorduk” diyecekti. 1959’a kadar onoda ve yanında sağ kalan tek asker arkadaşı, kozuka, bu hayal ürünü dünya düzenini tamamıyla benimsemişlerdi. onoda, bu durumu şöyle anlatacaktı: “o zamana kadar öylesine çok sabit fikrimiz oldu ki, bu fikirlere uymayan hiçbir şeyi anlayamıyorduk. düşüncelerimize uymayan herhangi bir şeye rastladığımızda, hemen istediğimiz anlamı taşıyacağı şekilde yorumluyorduk.”
    işte bu şartlar ve zihin dünyasında onoda savaşını sürdürüyor, giderek azalan cephanesini korumaya çalışıyordu. adada ilk yıllara, öteki japon gerillaları ile görüşmekteydi. ama bunlar da birer ikişer ya teslim olmuş ya da ölmüşlerdi. sonunda onoda, tek başına kalmış ve ortaya da çıkmayınca aralık 1959’da resmi makamlarca ölü olarak ilan edilmişti.
    bu durumdan habersiz olan teğmen onoda, yerinin bulunmaması için sık sık mağara değiştirmiş, amerikalılarla işbirliği içinde olduklarını düşündüğü yerel halk ve polisle çatışmış, hayvanları çalıp, ekinleri ateşe vermişti. adada bulunduğu süre boyunca 30’dan fazla insanı öldüren, 100’den fazlasını da yaralayan onoda’yı ne amerikalı askerler, ne filipinli polisler, ne adadaki yerlilerinin düşmanlığı ne de japonların defalarca gelen arama ekipleri yolundan döndürememişti.
    böylece yıllar geçti ve 1974’te, adaya ayak basışından tam 30 yıl sonra lubang’a bir japon öğrencisi geldi. norio suzuki adlı bu öğrenci filipinler, malezya, singapur, myanmar, nepal ve bölgedeki diğer ülkelere seyahat etmek üzere ülkesinden ayrılmıştı. gazetelerden kayıp askerler hakkında pek çok haber okumuş olan norio suzuki, hiro onoda’yı karşısında görünce onu japonya’ya geri götürmek istedi.
    ancak onoda silahını bırakma emrini ancak komutanı, binbaşı yoşimi taniguchi’den alacağını söyleyerek bütün ısrarlarına rağmen gelmeyi reddetti. bunu üzerine japonya’ya dönen norio suzuki, artık kitapçılıkla uğraşan eski binbaşı’yı bularak filipinlere getirdi. karşısında 30 sene önceki komutanını gören onoda, nihayet ikna olmuş ve onun emriyle, çalışır durumdaki arisaka type 99 marka tüfeğini, tüm cephanesi, üniforması ve kılıcıyla beraber eski binbaşı taniguchi’ye teslim ederek 10 mart 1974’te ıı. dünya savaşı’nı sona erdirmişti.

    norio suzuki 1

    norio suzuki 2

    norio suzuki 3
  • 3 - 4 tane kalem ya da ince kalem pille çalışan ufak el fenerlerinin bir pili eksikse, eksik pil yerine uygun boyda vida koyarak el fenerini kullanabiliyoruz. denedim çalışıyor.