şükela:  tümü | bugün sorunsallar (7)
  • rube goldberg makinası

    zaman zaman tv de izlediğimiz birbirini tetikleyen mekanizmaların sonunda bir perdenin açılması, bir yerin alev alması ya da domino etkisi diye tabir edilen şeylerin aslında rube goldberg makinesi diye isimlendirilmesi ve bir çok karmaşık sistemin bir araya gelip basit bir işi yapmak için kurulu düzenekler olarak tanımlanması. bir çok dişli kayış kasnak mekanizmasının kullanılıp en sonunda yumurta kırmak için bir çekiçe tetik vermesi bunlardan biri olabilir. aynı şekilde final destination filminde karakterlerin teker teker meftah olmaları belli olaylar silsilesinden kaynaklanır ve bu sistemlerin her biri rube goldberg makinesi olarak adlandırılır. keza sistem konstrüksiyon mühendisliğinde minimum constraint criteria tabirini doğrulamak için sunulan kötü bir örnek olarak kullanılır. makineye ismini veren abimiz, zamane karükatür ve çizgi film çizeridir

    şöyle hayvani bir örneği mevcuttur bu aletin.

    https://www.youtube.com/watch?v=hkxe8l5kzk4
  • alyansın sol elin yüzük parmağına takılmasındaki varsayımlardan biri, sol elin yüzük parmağında direk kalbe giden bir damar olduğu ve malum, kalbin de aşkı temsil etmesinden mütevellit imiş. eski romalılarda, aşk damarı anlamına gelen vena amoris denen bu damar sol elin dördüncü parmağından kalbe gider. genel olarak 4. parmak tercihinin başlangıç noktası kabul edilir bu inanç.

    diğer bir varsayım da, 5 parmağımızda birilerini temsil etmektedir. baş parmağımız anne ve babamızı, işaret parmağımız kardeşlerimizi, orta parmağımız kendimizi, yüzük parmağımız eşimizi, serçe parmağımız ise çocuklarımızı ifade eder. iki elimizi karşılıklı avuç içleri birbirine bakacak şekilde kapatalım. orta parmağımızı bükerek sırt sırta birleştirelim.şimdi anne ve babamızı ifade eden parmaklarımızı ayırmaya çalışalım. ayırabiliriz. çünkü anne ve babamızdan bir gün ayrılacağız. kardeşlerimizi temsil eden parmaklarını da ayırabiliriz. çünkü bir gün gelecek kardeşlerimizden de ayrılacağız. hepimiz yuvadan uçacağız. çocuklarımızı temsil eden serçe parmaklarımızı da ayırabiliriz. çünkü onlarda bir gün yuvalarını kurup yanımızdan uçup gidecekler. şimdi yüzük parmaklarımızı ayırmaya çalışalım. ayrılmayacaklar. çünkü o eşimizi temsil eden parmağımız. evlilik demek ömür boyu birliktelik demektir.
  • zeytinin meyve olduğu.

    tohum içerdiği için, zeytin ağacının çiçeklerinden oluştuğu için, bitkinin kök, gövde veya yaprağı olmadığı için zeytin meyvedir.

    edit: asdfghjkldas uyardı ufkum daha da açıldı, zeytinyağı da meyve suyudur.
  • boğa güreşlerinde beyin çiplerini kullanarak boğaları durdurabilmenin mümkün olması.

    hem de bunun taa 50-60 yıl öncesinin teknolojisi olması. bu teknoloji ilk kez yale'de araştırmacı olan ispanyol jose delgado tarafından kullanıldı. yazının devamı da delgado üzerinden gidecek. ilk başta beynin farklı bölgelerini uyarmak için kablolar yerleştirilmesi gerekiyordu. bu uyarım sayesinde uzuvların istem dışı hareketi hareketi, duyguların bastırılması-açığa çıkarılması ve bazı ihtiyaçların karşılanmamış olsa bile karşılanmış hissiyatı yaratılması* amaçlanıyordu. bu teknolojiye electronical brain stimulation veya electrical stimulation of brain (kısaca esb) deniyor. zihin kontrolü gibi tehlikeli bir konunun öznesi olan bu teknoloji aslında tam olarak bunu yansıtıyor diyemeyiz. çünkü beynin bir bölgesini uyarmanın ne gibi sonuçlar doğuracağı tam olarak tahmin edilemiyordu.

    delgado'nun getirdiği asıl yenilik ise bu teknolojiyi kablolardan kurtarıp bir nevi uzaktan kumandalı hale getirmesi olmuştu. bu uzaktan kumandalı çipe stimoceiver ismini verdi.

    stimoceiver
    delgado stimoceiver'ı parmak ucunda tutuyor

    ilk cümlede bahsettiğim deneyini 1963 yılında cordoba'daki bir boğa güreşi arenasında gerçekleştirdi. delgado boğanın başına elektrotları yerleştirdi. bu sayede beynin agresyonu kontrol eden bölgesini uzaktan kumanda ile bloke ederek yönetmeyi planlıyordu. boğa ile beraber arenaya çıktı. kırmızı pelerinini sallamasıyla boğa ona doğru koşmaya başladı. 30 cm kala delgado uzaktan kumandasının düğmesine bastı ve boğa anında durdu. bu deney medyada büyük bir ilgi çekti ve new york times deneyi manşetten verdi.

    yale arşivlerinden delgado'nun boğa deneyi görüntüleri
    boğa deneyi görüntüleri 2
    o dönemden bir gazete haberi
    new york times'ın haberi

    boğa deneyinin görüntülerini ve konu hakkında bilgiler içeren videoyu buraya tıklayarak izleyebilirsiniz.

    delgado ayrıca bu uzaktan kumandasını insanlar üzerinde de kullanmış, insanların yumruklarını sıkmalarını, endişe-öfke-aşk gibi duyguları hissetmelerin ve endişe düzeylerini arttırıp azaltmayı da başarmıştır.

    deneklerinin öfke düzeyini arttırdığında denek odadaki gitarı fırlatarak parçalayacak hale gelmiştir. daha sonrasında ise bulduğu kağıtları parçalamıştır. diğer iki denekte ise aşk duygularını ortaya çıkarmış ve bu iki denek uyarıldıktan sonra araştırmacı ile evlenmek istemişlerdir. garip olan ise deneklerden birinin 36 yaşında bir kadınken, diğerinin henüz 11 yaşında bir erkek olmasıdır.

    aynı zamanda bu yöntem maymunlar üzerinde de denenmiştir. bu konu hakkında ingilizce bir metni buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

    delgado'nun deneyleri birçok açıdan tepki çekmiştir. o dönemdeki insanlar bu deneylerin ileride kendilerinini kontrol edilmesine yol açacağını belirterek buna karşı çıkmışlardır. insanlar esb'den korkmuşlardır. genel görüş bunun zombilerden oluşmuş totaliter devletlerin yaratılmasının ilk ayağı olduğudur. bu tarz tepkiler sonrasında esb üzerine araştırma fonları azaldı. delgado da beyni elektriksel olarak kontrol etmek zorunda olduğumuzu ve bir gün orduların ve komutanların elektrik uyarımı ile yönetilmesi gerektiğini söyleyerek bu korkuların artmasına sebep olmuştur.

    diğer bir tepki unsuru ise hayvanların denek olarak kullanılmasıydı. maymunların ve boğaların beynine çipler yerleştirilmesi (insanlar üzerinde yapılan deneyler dışarıdan bağlanan kablolar aracılığı ile yapılmıştır) hayvan hakları savunucuları tarafından sert bir şekilde eleştirildi. hala daha insanlar delgado hakkında ikilemdedirler. kimilerine göre kendisi beyin kontrolü konusunda güzel gelişmeler sağlamış yetenekli bir bilim insanı iken, kimilerine göre ise hayvanlara acı çektiren bir canidir.

    maymunlar üzerinde kullanılan beyin çipleri
    elektrik uyarımı ile gülümsetilen maymun ludy
    jose delgado ve maymun lisa "kaynak: denis postle"

    delgado araştırmalarının çoğunu 1969 tarihli "physical control of the mind: toward a psychocivilized society" isimli kitabında anlatmıştır.

    not: metin "elephants on acid and other bizarre experiments" isimli kitap baz alınarak yazılmıştır. araştırmalarım sonucu eklemeler yapılmış + fotoğraflarla keyifli bir okuma haline getirilmiştir. benzer deneyleri incelemek için kitabı okumanızı tavsiye ederim.
  • safranbolu, inebolu, gelibolu gibi şehir isimlerindeki -bolu ekinin yunancadaki -polis ekinin türkçeleştirilmiş hali olması.

    istanbul ismindeki -bul da aynı şekilde -polis'in daha kısa hali olan -pol'den gelir.
  • 1996 yılında cekilmis twister filmi icerisindeki hortum seslerinin aslında deve sesi olması 1 2 3. ayrıca filmin dvd de yayınlanan ilk hollywood filmi olması ama bu bilgi tabi biraz oncekine kıyasla devede kulak.
  • tetanosun çiviyle ya da basit bir oksitlenme olayı olan pasla doğrudan bir alakası yoktur. çünkü normal şartlarda paslı bir çivide tetanosa yol açan clostridium tatani denilen mikrop yoktur. ancak paslı çivi tetanos üreten bir organizma ile temas ettiyse durum farklıdır. aynı durum vücudumuzda yara açabilecek bütün diğer aletler için de gecerlidir. tetanos mikropları genelde toprakta bulunur, oksijensiz kalan bir yaranın içine girerlerse gelişirler. 8-16 gün süren kuluçka döneminden sonra vücudu etkilemeye başlar. bu mikrop oksijeni sevmez, onun için havasız ortamlarda, toprakta ve gübre yığınlarında kolayca yaşar. derideki basit bir çizikten bile insana bulaşabilir. çiviler deriyi de delip çok derine batabildiğinden, paslı bir çivi de daha çok topraklarda bulunabildiğinden, dolayısıyla mikrobun yaşamasına uygun bir ortam olduğundan riski arttırır ama hastalığın tek nedeni degildir.
  • teksas katliamı filminin gerçek hayat hikayesi

    asıl adı edward theodore gein bulunduğu bölgede ed gein olarak anılır. 27 ağustos 1906 yılında abd de dünyaya gelmiştir. seri katil ve mezar hırsızı olarak nam salmıştır. bu yaşanmış gerçek hayat hikayesinin başlangıcı 1945 yılıdır.

    ed gein ( edward theodore gein ) kimdir?

    ed gein dört kişilik bir ailenin en küçük ferdidir. alkolik bir baba, dominant aynı zamanda aşırı dindar bir anne ve abisi henry gein. annesinin ed gein üzerinde etkisi büyüktür. genç yaşlarda iken önce babasını daha sonra abisi henry'i kaybeder.1945 yılında annesi de öldükten sonra ed gein hayatta yalnız kalır.
    insanların genel olarak garipsediği ed gein'in yaşadığı bu olaylardan sonra psikolojisi tamamen bozulur. annesini çok sevdiği için ve etkisinde kaldığı için ölen annesini tekrar dirilmek için yollar aramaya başlar. anatomi bilimini incelemeye başlar. bu nedenle ihtiyacı olan cesetler üzerinde çalışmalar yapmak için ve mezarlıktan çaldığı cesetler üzerinde çeşitli işlemler uygulamaya başlar. annesini olan düşkünlüğünden dolayı özellikle kadınlar, kadın vücudu üzerinde yoğunlaşır.
    çalışmalarının sonuç vermeyeceğini ve annesini tekrar diriltmeyi başaramayacağını anlamıştır. bu nedenle annesi yaşında çaldığı bir cesedin derisini yüzmeye karar verir. yüzdüğü deriyi ara sıra annesinin kıyafetleriyle bütünleştirerek giymeye başlamıştır.
    ileri yaşına rağmen hayatı boyunca cinsel bir ilişki yaşamamış olan ed gein kadınlara karşı karmaşık duygular hisseder. bunun sonucunda bir kadın olma isteği başlar. önce kendini hadım etme isteği doğar ancak bir kadın derisinin ve kıyafetlerinin kendisini yeterince kadınsı gösterdiğine inandığından bundan vazgeçer.
    kadın vücuduna olan ilgisi gün geçtikçe artan ed gein bir süre sonra mezarlardan çıkarttığı kadın cesetleri ile yetinmez cinayet işlemeye başlar. 1954 yılında itibaren cinayet işlemeye karar verir. kurbanlarını annesine olan düşkünlüğünden dolayı annesinin öldüğü yaşta olan kadınlardan seçer.
    deri yüzmek konusunda yeterince geliştiğini düşünür ve yalnızlığında etkisi ile bir süre sonra yüzdüğü derilerden süs eşyaları yapmaya başlar. ilk cinayetinden sonra kasabanın şerifi ed gein'in izini bulur ve onu tutuklar. kaldığı evde yapılan aramalarda; insan kemikleri ve parçaları, insan derisinden çöp sepeti, insan derisinden yapılmış çeşitli sandalye ve koltuklar ile yatağının baş ucunda kafatasları, kadın kafatasları, üstleri düzleştirilmiş kafatasları, insan kafataslarından yapılan kaseler, bir kadın vücudunun bel ve omuzlarından yapılmış korse, insan bacak derisinden yapılan tozluk tayt, kadın kafa derilerinden yapılmış maskeler, bir kağıt torbada bulunan mary hogan’ın yüz maskesi, bir kutu içinde mary hogan kafatası, bir çuval çuval içinde bernice worden'in tüm kafası, soba önünde bir plastik torba içinde kadın göbeği, bir ayakkabı kutusunda bernice worden kalbi, bir genç kızın elbiseleri ve on beş yaşında kadına ait cinsel organ, kadın memesinden yapılmış bir kemer, dört burun, panjur şekli verilmiş bir çift dudak, bir insan yüz derisinden yapılmış abajur, kadın parmakları ve tırnaklar vs gibi organ parçaları bulunmuştur.
    bulunan bu ceset parçaları nedeniyle ed gein'in ilk olarak çok büyük bir seri katil olduğu düşünülmüştür. fakat daha sonra bu parçaların yakında bulunan bir mezarlıktan alınan cesetlere ait olduğu anlaşılmıştır. seri katil olarak anılması ise resmen mary hogan, bernice worden cinayetleri sonrasında kesinlik kazanmıştır. ed gein cinayet, ölü sevicilik ve yamyamlık gibi suçlarla cezalandırılmak istenir ancak buna şiddetle karşı çıkar. kendisine göre işlediği cinayetler sadece süs eşyası yapma amaçlıdır.
    uzman doktorlar tarafından yapılan incelemeler sonrasın ed gein'e kronik şizofren tanısı konmuştur. ayrıca kadınlara olan ilgisinden dolayı gizli eş cinsel tanısı konmuş ve deli raporu verilmiştir.
    deli raporuna sahip olduğundan dolayı işlediği suçlar sabit görülse de hapse konulmamıştır. hayatının geri kalan kısmını çeşitli ıslah evlerinde tutularak geçirmiştir. 77 yaşında 26 temmuz 1984'te uzun süre devam eden kanser hastalığı sonucu yaşamını yitirmiştir.

    kaynak

    18+

    18+
  • aden körfezindeki korsanlar saldırdıkları geminin hükümeti şikayetçi olmazsa serbest bırakılıyor. en fazla bir haftaya ayni adamlar silahlanip tekrar denizde eşkıyalik yapmaya devam ediyorlar.
  • herkes 15 temmuz darbe gecesi mit'in niye başbakan'a ve cumhurbaşkanına bilgi vermediğini merak ediyor. başbakan da , cumhurbaşkanı da o gece mit müsteşarına ulaşamıyor. başbakan yıldırım saat 23:00'e doğru nihayet ulaşabildiğinde ise aralarında geçen diyaloğu fikret bila'ya verdiği röportajda şöyle aktarıyor:

    -"‘darbe oluyor, ne yapıyorsun?’
    dedim.
    - ‘yok’ dedi. ‘bir şey yok, normal. biz çalışıyoruz’ dedi bana. oradaki iş farklı bir şey

    başbakan'ın ufku iki katına çıkmış...

    ___not____________________________________________________________________________________
    mit müsteşarı hakan fidan’ın başbakan yıldırım’a “bir şey yok, normal” dediği saatlerde neler olmuş ya da neler oluyormuş bir anımsayalım.
    saat 21:00: darbeciler genelkurmay karargahını ele geçirerek komutanları esir almışlar. kendilerine direnenlerle de çatışmaya başladıkları için silah sesleri duyulmaya başlamış.
    saat 22:00: genelkurmay karargahında silah sesleri duyuldu ve helikopter dışarıda bulunanların üzerine ateş açtı.
    saat 22:05: genelkurmay başkanının uçuş yasağı emrine rağmen, ankara’da savaş jetleri ses duvarını aşarak uçuş yapmaya başlamışlar.
    saat 22:28: istanbul’da tanklar, boğaz köprülerini kapatmış.
    saat 22:35: istanbul atatürk ve sabiha gökçen havalimanları darbeciler tarafından işgal edilmiş.
    tüm bu gelişmeler ilk önce sosyal medyadan, kısa süre sonra da ulusal yayın yapan televizyon kanalları tarafından duyurulmaya başlanmış. başbakan yıldırım’ın, müsteşar fidan’la konuştuğunu söylediği saatlerden kısa bir süre sonra da, 23:00’de mit’in ankara yenimahalle’de bulunan genel merkezine savaş helikopterleriyle saldırı düzenlendiğini de belirtelim. ama hakan fidan’ın, başbakana söylediğine göre ise

    -“bir şey yok, normal”
    ___________________________