şükela:  tümü | bugün sorunsallar (7)
  • devlet dairelerinde dt'nin açılımının dentist'in kısaltması sanılan yıllardan sonra gerçekte "diş tabibi" olduğunun ögrenmesi.
  • tanıdığın herkesin öleceğini, tabi öğrendiğiniz birşey değil ama ara ara unuttuğunuz gerçektir. hatırlayın,farkında olun.
  • (bkz: on parmak klavye kullanimi)

    (bkz: #70636974)

    bu entry'i neden buraya girdigim, yukarida bakinizini verdigim entry okununca anlasilacaktir.

    dunku yazimin uzerine gelen mesajlara istinaden bunlari yaziyorum. cevap niteligindedir.
    genellikle "nasil yapacagiz bunu? yolu yordami nedir? nasil edinsek hocam" gibi sorular geldi. onun haricinde gelen birkac mesaj turkiye insaninin ne kadar ahlaksiz ne kadar bos beles ne kadar gereksiz oldugunu gozler onune seriyor. yemin ediyorum, bu insanlara bakinca biraz mutlu oluyorum. seviye, ortalama o kadar dusuk ki, kendimi bir bok zannetmeden edemiyorum. allah sizden razi olsun. ayrica turkiye halkina bakis acim her gun daha da keskinlesiyor. bakin degismiyor, keskinlesiyor. bilgilerim, goruslerim, dusuncelerim hatta hislerim bu halka karsi her ornekte, her olayda bir kez daha bileniyor, bir kez daha cok keskin bir hal aliyor.

    (bkz: 10 parmak klavye ogrenimi)

    dunku yazimin bir yerinde kelime sayisi falan vermistim. bir yanlis anlasilmanin onune gecmek icin tekrar alintilayacagim:

    "2-3 parmakla yazan kisiler katipler.net adresine girip 60 kelimeyi nasil gecemediklerini bi test edip gelsinler, ben burada onlari bekliyorum sozluk. oysa on parmak kullanan birinin 120'yi gormesi isten bile degil, bir zevk, bir oyun... "
    sonra da dedim ki "ben de yillarca 2-3 parmakla yazdim. pratikte 60 kelimenin ustune cikmanin imkansizligini ve katipler'de pratik yapan insanlarin nasil 150 hatta 180 kelime yazdiklarini gorunce "hele bi deneyeyim" diyerek basladim."

    burada bir dakikada yazilan kelime sayisindan degil uc dakikalik kelime sayisindan bahsediyorum. neden? cunku katipler nette zamaninda bir hep 3 dakikayla calisirdik. oradan aklimda oyle kalmis, ben de oyle yazdim. demisim ki
    "120'yi gormesi isten bile degil" simdi "hele bi girip deneyeyim, nasil yapicam" diye girip kendimi tes ettim. sadece bir kez denedim, ayrica cok uykusuz ve cok hasta halimle denedim. ona ragmen 1 dakikada 55 yaptim.
    3 dakikada 165 kelime eder. bu halimle bile soyledigim sayinin (120'nin) cok cok ustune ciktim. 10 parmak bilmeyen biri girip bir denesin bakalim birakin 165'i sadece, 65'i gecebiliyor mu

    resimde de dikkat ederseniz yanlisi da gosteriyor. sifir yanlis. on parmak bilmeyen biri genellikle ekrana degil yazdigi klavyeye bakmasina ragmen yanlis yapar. on parmak bilen sifir hataya yakin yazar. cok nadir hata yapar, klavyeye bakmamasina ragmen. zaten yanlis yapmanin nedeni de aslinda klavyeye bakmak.

    oncelikle hotkey isimli programi indiriyoruz. cok kucuk ama muhtesem bir program. taa yillar once kullanmistim. hala internette var. az once "hangi programi onersem" diye bir bakinirken gordum. ındirip test ettim, hala eskisi gibi. benim icin de nostalji oldu. program saniyeler icinde iner. nette bulamama gibi bir durum soz konusu degil. gezginler'de var.

    harf harf basliyor. sen "ya ben zaten harflerin nerede oldugunu biliyorum, kelimelerden baslayayim" dersen orada yanlis yaparsin. neden? cunku harflerin yerini 10 parmak kuralina gore bilseydin zaten simdi bu satirlari okuyor olmazdin, 10 parmak kullanma kabiliyetin olurdu. o yuzden harf harf arkadaslar. birinci dersten baslayin.

    program cok basit. seviye seviye gidiyor. bilal bile bu programla ogrendi, o derece kolay. dersinizi calisirken bir hiz gostergesi goreceksiniz. her dersi bu hiz gostergesi belli bir seviyeye gelene kadar calisin. en biktirici dersleri bile bu sekilde calisip ondan sonra bir sonraki derse gecin. bence cok eglenceli, kendinle yarisiyorsun.

    verecegim en onemli tavsiyeler:

    1. noktalamasiz calisin. yani noktalamayi asla umursamayin. sadece yazin. onlari 10 parmaktan sonra daha kolay halledersiniz.

    2. bilek (biraz da avucun ic kismi aslinda) asla yere bir yere temas etmesin. bu sizi yavaslatir. yani klavye ustunde sadece ama sadece parmaklar olacak. ilk basta biraz zor gelebilir. buna dikkat etmek zorundasiniz [bilgisayar basinda dik oturmanin formulu de bu. deneyin goreceksiniz ;) ]

    3. 10 parmak calisirken hata yaptiginiz zaman asla ama asla duzeltmeyin, yazmaya devam edin. bakin burasi en onemli kisim. hata yaptiginiz zaman yazmaya devam edin, asla duzeltmek icin geri donmeyin. mesela "bilgisayar" sozcugunu "bilgsayar" ya da "biisayar" yazdin yanlislikla. onu unut. dusunme. bosver, asla donme. nedenini sonra anlayacaksin.

    klavye hayatin boyunca unutmayacagin, riayet edecegin 3 kural.

    dersleri belli bir hizda bitirdik.

    peki ya sonra ne yapacagiz? tabii ki zeki muren'in bizi gormesini beklemeyecegiz. google'a "katipler 10 parmak calisma" yazip katipler nete girecegiz. sizin kendinizi asil gelistireceginiz yer iste burasi. gerekirse masaustune bir kisayol olusturabilirsiniz ya da acilis sayfasi yapabilirsiniz. orasini siz bilirsiniz.

    ne kara calisacagiz? bakin bu bir beslenme bicimi degil. her gun az az uzun vadede ogrenme kesinlikle tavsiye etmiyorum, cunku yapmayacaksiniz. zaten yapamazsiniz da. cunku yarim saat, bir saat klavye calistiktan sonra facebook'ta biriyle yazisirken ya da baska bir mecrada klavye kullanirken tekrar 2-3 parmak kullanima mi doneceksin? diger calistiklarin hep cope gider o anda. bu isin birinci kurali bu. calismaya basladigin an asla eski kullanima donmeyeceksin. donersen butun calistiklarin bosa gider. asla ilerleyemezsin.

    1 hafta sadece yogunlas. butun zamanini, her seyini buna ver. sadece bir hafta. hotkey derslerinin tamamini bitir. ondan sonra katipler'deki metinlerin tamamini bitir. bu sitede adliye katipligi icin calisanlar var. bu kisilerle yaris. derece yapana kadar calis. zaten kendi seviyeni orada goreceksin. o seviyeye geldiysen calismayi birakabilirsin. artik biliyorsun. senin de parmaklarin mucizeler yaratiyor artik. senin de parmaklarin harika. senin de parmaklarin seksi. evet.

    artik senin -su an yaptigim gibi- bir metin yaziyorken cok daha az bir zamana ihtiyacin var. ucuyorsun. nette biriyle yazisiyorken karsindaki kisi iki cumle yazmadan sen ona paragraflar gonderiyorsun. rahatsin. klavyeye bakmiyorsun. sadece ekranda kendiliginden hizlica beliren harfler, kelimeler, cumleler var ve sen sadece ciktilari izliyorsun.

    ekleme: sozluk yazari veresiyesatan nickli arkadasin gonderdigi mesaji oldugu gibi eklemek istiyorum. kendisi mesajinda on parmak klavye kullaniminin en onemli avantajindan bahsetmis. soyledigi sey bence yukarida yazdiklarimdan cok cok daha onemli.

    "bütün söylediklerine katılıyorum. ama en büyük avantajı bence hızlı yazabilmek değil. on parmak yazarken klavyeye bakmak zorunda kalmıyorsun. gözü ve zihni yormuyor. bilgisayar kullanmak yorucu olmaktan çıkıyor."
  • arabada havasız kalıp öldü, arabada boğuldu haberleri saçmalık.

    yaz aylarında arabada havasızlıktan, boğularak gerçekleşen ölüm haberleri aslında öyle değil.

    nihayetinde araba hava geçirmez bir araç değil.

    bu ölümlerin asıl sebebi sıcak çarpması. sıcak çarpması da günlük kullandığımız ay sıcak çarptı kıvamında basit bir durum değil. vucüt ısısının 40 c ve üstüne çıkması. bu nedenle acil müdahale edilmesi gereken bir durum. aksi taktdirde beyne,kalbe,böbreklere ve kaslarınıza hızlı bir şekilde zarar verebilir. müdahale geciktiği takdirde bu durum ölümle sonuçlanabiliyor.

    küçük çocukların bu şekilde ölüm haberleri daha çok duyuluyor. bunun sebebi ise çocukların vücut ısılarının bir yetişkine göre 4-5 kat daha hızlı arması ve ebeveynlerin çocuklarını arabada neden bırakmaması gerektiği konusunda yeterli bilince sahip olmamaları.

    bir arabanın içindeki sıcaklık 10 dakikada 6 derece artabiliyor. buna basitçe herkesin bildiği sera etkisi sebep oluyor.

    camı açmak veya gölgeye park etmek yeterli önlemler değil.

    çocuklar 41.5 derece vücut sıcaklığında ölüyorlar.

    araba içindeki sıcaklığın teklikeli seviyelere ulaşması ve sıcak çarpmasına neden olabilmesi için dışardaki hava sıcaklığının 14 derece olması yeterli olabilyor.

    hava sıcaklığının 26 derece olduğu bir günde arabanın içindeki sıcaklığın ölümcül seviyelere ulaşması 10 dakika alıyor.

    halk arasında ve haberlerde bu ölümünün sebeplerinin tamamen alakasız olması yeterli bilincin oluşmasına, tedbirlerin alınmasına ve müdahalelerin doğru şekilde yapılmasına engel oluyor. en nihayetinde orda üstüne buz atmanız gereken bir çocuk varken siz nefes vermeye hava aldırmaya falan çalışıyorsunuz.

    umarım birdaha haberlerde bu ölümler havasızlık ve boğulma başlıklarıyla verilmezler.

    kaynak: http://www.kidsandcars.org/
  • almanca ve ingilizcede günlerin isimlerinin pagan dinindeki ibadetlerden kalmış olması. sonntag, sunday türkçesi pazar olan bu kelime almanca güneş anlamına gelen sonne ile gün anlamına gelen tagın birleşmesiyle oluşuyor. ingilizce sun+day zaten. aslına uygun çevirisi pazar değil güneşgünü yani. paganlar o gün bütün ibadetlerini güneşe/güneş tanrısına yaparlarmış. montag, monday türkçesi pazartesi olan bu kelime almanca ay anlamına gelen mond ve gün anlamına gelen tagın birleşmesiyle oluşuyor. aygünü. o gün aya ibadet etme günü yani. günlerin her biri ayrı ayrı tanrılara özeller. ben sadece bariz ikisini yazdım örnek olarak.
  • dan brown''ın the da vinci code kitabında beş köşeli yıldız bilinen adıyla pentagram hakkında verdiği bilgiler ben gibi bir kaç arkadaşın ufkunu iki katına çıkarmasa da azcık ileri taşıyabilir diye düşündüm.

    --- spoiler ---

    "langdon beş köşeli yıldızın en şaşırtıcı özelliğini onunla paylaşmaya karar verdi...
    venüs'le olan bağlantısının grafiksel kökeninden. langdon genç bir anatomi öğrencisiyken, venüs gezegeninin her dört yılda bir ekliptik semada beş köşeli mükemmel bir yıldız çizdiğini öğrendiğinde çok şaşırmıştı. eskiler bu fenomeni keşfettiklerinde öylesine büyülenmişlerdi ki, venüs ile onun beş köşeli yıldızı mükemmellik, güzellik ve cinsel aşkın sembolü haline gelmişlerdi. eski yunan'da, venüs'ün büyüsüne övgü olsun diye, onun dört yıllık devrini olimpiyat oyunları'nı düzenlerken kullanmışlardı. bugünlerde pek az insan, dört yılda bir yapılan modern olimpiyat oyunları'nın hala venüs'ün devrelerini takip ettiğinin farkındadır. bundan daha az insan, beş köşeli yıldızın olimpiyat amblemi olmak üzereyken son anda değiştirildiğini bilir, oyunların çok kapsamlı ruhunu ve ahengini daha iyi yansıtması amacıyla beş köşeli yıldız, iç içe geçen beş halkayla değiştirilmiştir."

    --- spoiler ---
  • zaranın indirim günleri , ürün kalitesi ve alışveriş için en uygun zamanları anlatacağım ;
    (eski zara çalışanıyım sonuna okursanız zaradan nasıl ucuza ürün alınır onu anlarsınız )
    - ocak ve temmuz'un ilk haftaları her sene kesinlikle indirime girer.
    - her perşembe fiyatlarını %10 oranında veya 10? daha düşürür.
    - indirimlerin ilk günü en özel koleksiyon ürünlerini alın , diğer hafta bir şey almayın zaten kalmıyor en mantıklısı 3. hafta almak hem fiyatlar düşüyor hemde depoda kalanları çıkarıyorduk.
    -ayakkabı çanta aksesuar almak için indirimin son hafttası (4. hafta) en uygun haftadir zira fiyatlar 30 ila 50 arası değişir.
    -istanbulda yaşayanlar için ; genelde batıdaki mağazalar (marmara park , akbatı , mall of istanbul zara , historia ) mağazaları az koleksiyon icerir , sezonda demirbas koleksiyonlar gelir ve pek sıra olmazken ;
    - istanbulun doğu yakasındaki (nişantaşı , istinyepark , akmerkez , cevahir , taksim , emaarsquare ve akasya) mağazaları sezonda daima kalabalık ve en özel ürün koleksiyonları ilk bu mağazalardan birine gelir.
    - indirim zamanı bu iki faktör tam tersine döner , batı mağazalarının müşterileri indirim zamanı saldırırken , doğu mağazalarında 3. haftada bile ilk hafta bulamadığım saten kumas cicekli erkek gömleği bulmuştum.
    - zaradan alışveriş yapmak icin en zararlı ay aralık ve hazirandır. genelde 2-3 hafta sonra "aaa bunun fiyatı düsmüs ben kaça almıştım of " dersiniz.
    -mart ve eylül en bereketli yeni sezon alışveriş aylarıdır.
    - ürün kalitesine gelince kesinlikle ve kesinlikle made in turkey olanlara eliniz gitmesin , made in bangladesh felan onlara sakın para harcamayın zaranın en iyi ve kalite kokan ürünleri , onlarca yıkamaya bile dayananlar genelde made in spain , morocco veya portugal dır. avrupa üretimi olmasına dikkat edin. genelde erkek pantolonları made in turkeydir ve 2 yıkamada rengi solar. made in spain yazanı alıp 3 yıl giydiğim de var.
    - son olarak nişantaşı , taksim , istinyepark ve akmerkez mağazaları zaranın özel mağazalarıdır. burdan aldığınız ürünün kalitesiyle , capacity bakırköy mağazasından aldığınız ürünün kalitesi değişebilir. o yüzden daima üst düzey mağazalardan almak en karlısı .

    aklınıza takılan olursa yeşillendirebilirsiniz.
  • rakı kafa yapar. rakı üstüne bira sarhoş eder. rakıdan sonra bira, sonrasında tekila hafızayı siler.
  • yazılımda sıkça kullanılan bug debug kelimeleri gerçekten rölelerin içinde böcek bulunması üzerine konulmuş, yani bug buldum demek kedidir kedi demekle eş manada ironik bir deyim.

    (bkz: figurative speech)
  • seksin bas agrisina iyi gelmesi.

    arkadaslar malum zamanlarda malum kisilerden "basim agriyor" gibi bir cumle duyarsaniz hemen taarruza geciyorsunuz.

    yapilan arastirmalar gosteriyor ki seks bas agrisina iyi geldigi gibi tum vucut sagligina olumlu anlamda bircok fayda saglamakta.

    yani ne yapiyoruz? yemiyoruz. mazeret ve bahane ayrimini iyi yapiyoruz. eger "basim agriyor" reddini isitirsek bunu "su an yapamam" olarak degil "hastayim, ilacimsin. op beni, yi beni" olarak algiliyoruz ve hemen partnerimizin bas agrisinin gecmesine yardimci oluyoruz. zira bizim en onemli fonksiyonumuz neydi? elbette yardimci olmak.