şükela:  tümü | bugün
  • bazen saçımda veya kolumdaki kılda, dibinde bir hareketlenme oluyor. öğrenmek ve ufkum iki katına çıksın istiyorum, o anda o bireysel kıl kökü uzama mı gerçekleştiriyor? başlıkla uyumlu değilim amenna, ama buna dair bilgisi olan varsa, kaynak gösterirse, hemen burayı editler ve entry'i amacına uygun hale getiririm. saniyeler içinde.
  • ingilizlerin ilkokula yeni baslayan çocuklara, hangi elin sağ hangi elin sol el olduğunu nasıl öğrettiklerini öğrenince ufkum iki katına çıktı.
    kural şu;
    iki el avuç içleri tam karşıya bakacak şekilde açılır. baş parmak hariç diğer dört parmak birbirine yapıştırılır, başparmak diğer parmaklara dik olacak (90 derece açı yapacak şekilde tutulur)
    çocuk iki ele baktığında hangi elde büyük "l harfini" görüyorsa o el left yani sol, diğeri sağ el oluyor.
    yazarak anlatınca uzun ve karışık gelebilir ama göstererek anlatırken çok kolay ve akılda kalıcı.
    soğan sarımsak yöntemine göre daha başarılı:)
    edit: gorsel icin bloody' e tesekkur ederim.
  • kullandığımız dil türkçe'nin, bilimsel açıdan dünya dilleri arasında oldukça muteber bir yere sahip olduğu.

    bilimsel veriler ışığıyla, elimden geldiği kadar madde madde aktaracağım:

    1) öncelikle değinmek istiyorum ki; türkçe yaşayan diller arasında en eski yazılı eserlere sahip dillerden biridir. dilimizin ms 8.yy'a ait yazılı belgeleri bulunmaktadır. orhun yazıtları olarak da bilinen bu yazılı belgeler, günümüzden 1200 yıl önce yaşayan gelişmiş ve olgulaşmış bir türkçe'nin varlığını ortaya koymaktadır. orta asya halkları içinde, çinliler ve iranlılar dışında, türkler kadar eski yazılı belgeye sahip başka bir topluluk yoktur. hatta dünya üzerinde bin yıl öncesi metinlerle takip edilebilen yaşayan dil sayısı 7'yi geçmez. orhun abidelerinde kullanılan dilin edebi açıdan son derece gelişmiş ve sanatlı yapıya sahip olması ise, dilimizin henüz keşfedilemeyen daha önceki tarihlere ait eserlerinin varlığına delil gibidir.

    2) türkçe çok geniş coğrafyada konuşulan bir dildir. almanya içleri ve doğu avrupa'dan kore yarımadasına kadar kocaman bir alanda vardır. bugün dilimizin yaygın biçimde konuşulduğu ülkeler şunlardır: türkiye, türkmenistan, azerbaycan, özbekistan, kırgızistan, kazakistan, kktc, doğu türkistan, çuvaşya, hakas cumhuriyeti, tataristan, tuva, dağıstan, başkırdistan, dağlık altay cumhuriyeti, gagavuz yeri, kabartay-balkar cumhuriyeti, karaçay-çerkez cumhuriyeti, afganistan, suriye, ırak, iran, tacikistan, ukrayna, moğolistan, makedonya, bulgaristan, yugoslavya, yunanistan, arnavutluk, romanya, almanya ve diğer avrupa ülkeleri, amerika ve avustralya.

    3) konuşan insan sayısının çokluğu ile büyük bir dildir. yeryüzünde yaklaşık 150 milyon insan türkçe konuşmaktadır. dünyada bu kadar kalabalık konuşura sahip dil çok azdır.

    4) türkçe, sözcük sayısının çokluğu ile büyük bir dildir. dil ile kültür arasındaki yakın ilişki, dilin söz varlığında kendisini gösterir. mesela, türk ulusunun doğayı bir renk armonisi içinde değerlendirişi, türkçe'de kendisini göstermiştir. renk sözcüğünün farsça olmasına, eski türkçe'de aynı anlama gelen ön sözcüğünün unutulmasına karşın türkçe kökenli veya kopya renk adları hazinesi çok zengindir. aşağıda, türkçe'nin renklerle ilgili zengin söz varlığından kimi örnekler verilmiştir:

    siyah: kuzguni, kara, barudi, karaşın; abanoz gibi, katran gibi, kestane karası, kömür gibi, marsık gibi.

    sarı: kanarya, kumral, çingene, safran, limon, civciv

    beyaz: ak, akçıl, buz, fildişi, sütkırı, sütbeyaz; kaymak gibi

    yeşil: nil, fıstıki, zümrüt, cam göbeği

    kırmızı: al, kızıl, lal, tunç, siklamen, şarabi, bordo, fırfıri, galibarda, güvez, hamra; kan kırmızısı, kiremit rengi, vişne çürüğü, yavruağzı, fes rengi, vişne rengi, pancar gibi, tavşan kanı, nar çiçeği, nar gibi.

    mavi: türkuaz, firuze, lacivert; gök mavisi, süt mavisi

    kahverengi: bej, esmer, çikolata rengi, buğday rengi, kestane dorusu, ten rengi

    pembe: toz pembe, gül rengi, gül pembe, gül kurusu.

    kaynak: çağdaş türk dili, prof. dr süer eker. grafiker yayınları 2011.
  • bir öyküyü, sahne olarak ayrılmış bir yerde, oyuncuların söz ve hareketleriyle canlandırma sanatı.tiyatro sözcüğü yunanca’da “seyirlik yeri” anlamına gelen theatron’dan türetilmiş, dilimize italyanca’daki teatro sözcüğünden geçmiştir. günümüzde modern bir tiyatro binası başlıca üç bölümden meydana gelir.
    1 – izleyicilerin oturarak oyunu izlediği oditoryum
    2 – oyunun sergilendiği sahne
    3 – sahnenin iki kenarında ve arkasında, çeşitli dekor ve gereçlerin bulunduğu sahne arkası ya da kulis

    tiyatronun kısa bir tanımını yaptık.peki nedir tiyatro?tiyatro nasıl doğdu?tiyatronun işlevleri nelerdir?tiyatronun öğeleri nelerdir?tiyatronun değişimi ve dönüşümü nasıl gerçekleşmiştir?

    tiyatro da başka sanatlar gibi dinsel törenlerden doğmuş, sonra dinden bağımsızlaşarak sanatlaşmıştır. kökeninde, ilkel insanın doğa olaylarını kendi bedensel hareketleriyle simgesel olarak temsil etme çabaları yatar. avrupa’da üst paleolitik çağdan (i.ö 40-10 bin yıl önce) kalma mağara resimlerinde, ellerine ve yüzlerine hayvan postları geçirmiş insanların ritmik hareketler yaptığı görülmektedir. bunlar, maske ve kostüm kullanımının dolayısıyla tiyatronun ilk örneği sayılır. maske, kişinin kendi kimliğinin aşarak başka kimlikleri ve daha genel varlık biçimlerini temsil etmesinin en etkin yollarından biridir.ilkel toplulukların animist inançlarına göre, yinelenen doğal olayların ruhları, kişilikleri vardı; bu kişiler, sonradan tapınma nesnelerine, tanrılara dönüştü.

    insanlar, belli zamanlarda yapılan törenlerde bu tanrıları temsil eden maskelere bürünerek kendi yaşamlarını etkileyen doğa olayları üzerinde denetim kurmaya çalıştılar. yağmur yağdırmak ya da avda başarılı olmak için yapılan törenler danslar, kurallı oyunun ilk örneğiydi. eski inançların hemen hepsi görülen “ölme ve yeniden dirilme” teması da insanlara verdiği kılık değiştirme ve kişileştirme olanaklarıyla, tiyatronun çıkış noktalarından biriydi. mevsimlerin dönüşü, kışın bahara dönüşmesi gibi yinelenen doğa olayları, eski yılı temsil eden kralın yeni yılın kralın karşısında yenik düştüğü bir törensel boğuşmayla temsil ediliyordu. başlangıçta canlı insanların kurban edildiği bu boğuşma ve ölümler zamanla simgeleşti, iki ayrı gücün çatışması da yerini tek bir gücün ölüm ve yeniden dirilme törenine bıraktı.bazı başka kuramlara göre ise tiyatronun kaynağı şamanist inançlardır. şamanist törenlerin özelliği, izleyici ya da katılımcılara, tanrısal gücün simgesi yerine kendisini göstermesiydi.

    bu törenlerde belirli kurallara uygun davranışlarla kendinden geçen şaman, öte dünya ile bu dünya arasında bir aracı rolü üstlenmektedir.tiyatro, bugün de kökenindeki bu iki eğilimin izlerini taşır, bu iki eğilim arasındaki gerilimden güç alır: bir yanda doğa güçlerini simgesel olarak canlandırma, temsil etme işlevi;öte yanda, doğaüstü güçlerin görünmesine aracılık etme işlevi.doğaya öykünme kuramına göre, tiyatronun en önemli öğesi kılık değiştirmedir.
  • yeniçeriler uzun süre sefer yapılmaz ise kazan kaldırır ve "hoşafın yağı kesildi"diye bağırırlardı.bunun sebebi ise sefer sırasında tek bir kazanın için pilavın etin ve hoşafın sırayla yapılmasıdır.
  • koskoca sibirya'ya ismini veren devletin sibirler gibi küçük bir türk devleti olması.
  • samanyolu gökadasının 200 milyon yılda bir kendi ekseni etrafında dönmesi, aynı zamanda andromeda'ya yaklaşan bir hareketi de olması.

    lokal grup denen gökada takımında andromeda ve samanyolu galaksileri dışında ufak gökadalar vardır. ufak olanlar ikiliden hangisine yakınsa onun etrafında dönerler. örneğin samanyolu galaksisi etrafında dönen 57 uydu galaksi vardır. bu galaksilerin 21 tanesi 2015'te keşfedilmiştir (fazla mesai yapılmış). bunların en büyüğü samanyolunun beşte biri kadardır ama samanyolu tarafından yutulma süreci içerisindedir. bu yutulma önümüzdeki 100 milyon yılda tamamlanacaktır. benzer şekilde virgo stellar stream adlı galaksi daha önce samanyolu galaksisi tarafından yutulmuştur.

    andromeda'nın da 1749-2011 yılları arasında keşfedilen 14 uydu gökadası vardır.

    benzer çekim gücüne sahip 2 gökada birbirlerine açık üstünlük sağlayamadıklarından 3-4 milyar yıl sonra çarpışacakları hayali noktayı merkez alan sistemde hareket ederler.

    lokal grup denen gökada topluluğuna yakın olan m81 gökada topluluğu şu ana dek saptanan en büyük antimadde rezervine sahiptir. (bkz: belki bir gün) :)
  • kabartma tozu ve karbonat arasındaki fark;

    karbonat, saf sodyum bikarbonat olarak bilinen bir kimyasaldır. karbonat kullanılan hamurların içinde mutlaka asitli sıvı bir madde bulunması gerekir. böylece karbonat ile asit kimyasal tepkimeye girerek birbirlerini nötralize eder ve karbondioksit gazı oluşur. bu oluşan gaz ısının da etkisiyle genleşir, hacmi büyür ve hamurun dışına çıkamadığı için hava kabarcıkları oluşturarak pişerken hamurun kabarmasını sağlar. sirke, limon suyu, portakal suyu, ekşi meyve suları, yoğurt, krema, bal asidik gıdalardır.

    kabartma tozu ise karbonat ve bir asitten oluşan bir karışımdır (içindeki asidin çeşidi markalara göre farklılık gösterebilir). kabartma tozunun sadece bir sıvı madde ile birleşmesi hamurun kabarması için yeterlidir, asitli bir maddeye gerek yoktur. kabartma tozu süt, yumurta, sıvıyağ gibi herhangi bir sıvı ile tepkimeye girer ve süreç karbonattakinin aynıdır. kabartma tozu sıvı malzemelerle etkileşime girince karbondioksit gazı açığa çıkar, hamurun içinde kabarcıklar oluşur ve hamurun kabarmasını sağlar.

    bir miktar asit içeren, ancak bunun hamuru tamamen kabartmaya yetmeyeceği bazı tariflerde ise karbonat ile kabartma tozu birlikte kullanılır. bu tür az asitli tariflerde karbonata ek olarak bir miktar kabartma tozu da eklenir. teknik olarak karbonat miktarını arttırmak da hamurun kabarmasını sağlayacaktır, ama karbonatın fazlası acı bir tat vereceği için lezzeti dengelemek adına ikisi bir arada kullanılır.

    asitli sıvılar içermeyen tariflerde mutlaka kabartma tozu kullanılmalıdır. çünkü karbonat asit olmadan tepkimeye giremez ve karbondioksit oluşmayınca de hamur kabarmaz. ayrıca hamurun tadını da bozar. kabartma tozu yoksa karbonata biraz limon suyu ekleyerek kabarmasına yardımcı olmak mümkündür.
  • japonya'da yayınlanan ve en büyük gazetelerden biri olan mainichi isimli gazete shimbunsha tohumlarından yapılıyormuş ve toprağa gömünce filizleniyormuş.