şükela:  tümü | bugün
  • kullandığımız dil türkçe'nin, bilimsel açıdan dünya dilleri arasında oldukça muteber bir yere sahip olduğu.

    bilimsel veriler ışığıyla, elimden geldiği kadar madde madde aktaracağım:

    1) öncelikle değinmek istiyorum ki; türkçe yaşayan diller arasında en eski yazılı eserlere sahip dillerden biridir. dilimizin ms 8.yy'a ait yazılı belgeleri bulunmaktadır. orhun yazıtları olarak da bilinen bu yazılı belgeler, günümüzden 1200 yıl önce yaşayan gelişmiş ve olgulaşmış bir türkçe'nin varlığını ortaya koymaktadır. orta asya halkları içinde, çinliler ve iranlılar dışında, türkler kadar eski yazılı belgeye sahip başka bir topluluk yoktur. hatta dünya üzerinde bin yıl öncesi metinlerle takip edilebilen yaşayan dil sayısı 7'yi geçmez. orhun abidelerinde kullanılan dilin edebi açıdan son derece gelişmiş ve sanatlı yapıya sahip olması ise, dilimizin henüz keşfedilemeyen daha önceki tarihlere ait eserlerinin varlığına delil gibidir.

    2) türkçe çok geniş coğrafyada konuşulan bir dildir. almanya içleri ve doğu avrupa'dan kore yarımadasına kadar kocaman bir alanda vardır. bugün dilimizin yaygın biçimde konuşulduğu ülkeler şunlardır: türkiye, türkmenistan, azerbaycan, özbekistan, kırgızistan, kazakistan, kktc, doğu türkistan, çuvaşya, hakas cumhuriyeti, tataristan, tuva, dağıstan, başkırdistan, dağlık altay cumhuriyeti, gagavuz yeri, kabartay-balkar cumhuriyeti, karaçay-çerkez cumhuriyeti, afganistan, suriye, ırak, iran, tacikistan, ukrayna, moğolistan, makedonya, bulgaristan, yugoslavya, yunanistan, arnavutluk, romanya, almanya ve diğer avrupa ülkeleri, amerika ve avustralya.

    3) konuşan insan sayısının çokluğu ile büyük bir dildir. yeryüzünde yaklaşık 150 milyon insan türkçe konuşmaktadır. dünyada bu kadar kalabalık konuşura sahip dil çok azdır.

    4) türkçe, sözcük sayısının çokluğu ile büyük bir dildir. dil ile kültür arasındaki yakın ilişki, dilin söz varlığında kendisini gösterir. mesela, türk ulusunun doğayı bir renk armonisi içinde değerlendirişi, türkçe'de kendisini göstermiştir. renk sözcüğünün farsça olmasına, eski türkçe'de aynı anlama gelen ön sözcüğünün unutulmasına karşın türkçe kökenli veya kopya renk adları hazinesi çok zengindir. aşağıda, türkçe'nin renklerle ilgili zengin söz varlığından kimi örnekler verilmiştir:

    siyah: kuzguni, kara, barudi, karaşın; abanoz gibi, katran gibi, kestane karası, kömür gibi, marsık gibi.

    sarı: kanarya, kumral, çingene, safran, limon, civciv

    beyaz: ak, akçıl, buz, fildişi, sütkırı, sütbeyaz; kaymak gibi

    yeşil: nil, fıstıki, zümrüt, cam göbeği

    kırmızı: al, kızıl, lal, tunç, siklamen, şarabi, bordo, fırfıri, galibarda, güvez, hamra; kan kırmızısı, kiremit rengi, vişne çürüğü, yavruağzı, fes rengi, vişne rengi, pancar gibi, tavşan kanı, nar çiçeği, nar gibi.

    mavi: türkuaz, firuze, lacivert; gök mavisi, süt mavisi

    kahverengi: bej, esmer, çikolata rengi, buğday rengi, kestane dorusu, ten rengi

    pembe: toz pembe, gül rengi, gül pembe, gül kurusu.

    kaynak: çağdaş türk dili, prof. dr süer eker. grafiker yayınları 2011.
  • bir öyküyü, sahne olarak ayrılmış bir yerde, oyuncuların söz ve hareketleriyle canlandırma sanatı.tiyatro sözcüğü yunanca’da “seyirlik yeri” anlamına gelen theatron’dan türetilmiş, dilimize italyanca’daki teatro sözcüğünden geçmiştir. günümüzde modern bir tiyatro binası başlıca üç bölümden meydana gelir.
    1 – izleyicilerin oturarak oyunu izlediği oditoryum
    2 – oyunun sergilendiği sahne
    3 – sahnenin iki kenarında ve arkasında, çeşitli dekor ve gereçlerin bulunduğu sahne arkası ya da kulis

    tiyatronun kısa bir tanımını yaptık.peki nedir tiyatro?tiyatro nasıl doğdu?tiyatronun işlevleri nelerdir?tiyatronun öğeleri nelerdir?tiyatronun değişimi ve dönüşümü nasıl gerçekleşmiştir?

    tiyatro da başka sanatlar gibi dinsel törenlerden doğmuş, sonra dinden bağımsızlaşarak sanatlaşmıştır. kökeninde, ilkel insanın doğa olaylarını kendi bedensel hareketleriyle simgesel olarak temsil etme çabaları yatar. avrupa’da üst paleolitik çağdan (i.ö 40-10 bin yıl önce) kalma mağara resimlerinde, ellerine ve yüzlerine hayvan postları geçirmiş insanların ritmik hareketler yaptığı görülmektedir. bunlar, maske ve kostüm kullanımının dolayısıyla tiyatronun ilk örneği sayılır. maske, kişinin kendi kimliğinin aşarak başka kimlikleri ve daha genel varlık biçimlerini temsil etmesinin en etkin yollarından biridir.ilkel toplulukların animist inançlarına göre, yinelenen doğal olayların ruhları, kişilikleri vardı; bu kişiler, sonradan tapınma nesnelerine, tanrılara dönüştü.

    insanlar, belli zamanlarda yapılan törenlerde bu tanrıları temsil eden maskelere bürünerek kendi yaşamlarını etkileyen doğa olayları üzerinde denetim kurmaya çalıştılar. yağmur yağdırmak ya da avda başarılı olmak için yapılan törenler danslar, kurallı oyunun ilk örneğiydi. eski inançların hemen hepsi görülen “ölme ve yeniden dirilme” teması da insanlara verdiği kılık değiştirme ve kişileştirme olanaklarıyla, tiyatronun çıkış noktalarından biriydi. mevsimlerin dönüşü, kışın bahara dönüşmesi gibi yinelenen doğa olayları, eski yılı temsil eden kralın yeni yılın kralın karşısında yenik düştüğü bir törensel boğuşmayla temsil ediliyordu. başlangıçta canlı insanların kurban edildiği bu boğuşma ve ölümler zamanla simgeleşti, iki ayrı gücün çatışması da yerini tek bir gücün ölüm ve yeniden dirilme törenine bıraktı.bazı başka kuramlara göre ise tiyatronun kaynağı şamanist inançlardır. şamanist törenlerin özelliği, izleyici ya da katılımcılara, tanrısal gücün simgesi yerine kendisini göstermesiydi.

    bu törenlerde belirli kurallara uygun davranışlarla kendinden geçen şaman, öte dünya ile bu dünya arasında bir aracı rolü üstlenmektedir.tiyatro, bugün de kökenindeki bu iki eğilimin izlerini taşır, bu iki eğilim arasındaki gerilimden güç alır: bir yanda doğa güçlerini simgesel olarak canlandırma, temsil etme işlevi;öte yanda, doğaüstü güçlerin görünmesine aracılık etme işlevi.doğaya öykünme kuramına göre, tiyatronun en önemli öğesi kılık değiştirmedir.
  • yeniçeriler uzun süre sefer yapılmaz ise kazan kaldırır ve "hoşafın yağı kesildi"diye bağırırlardı.bunun sebebi ise sefer sırasında tek bir kazanın için pilavın etin ve hoşafın sırayla yapılmasıdır.
  • koskoca sibirya'ya ismini veren devletin sibirler gibi küçük bir türk devleti olması.
  • samanyolu gökadasının 200 milyon yılda bir kendi ekseni etrafında dönmesi, aynı zamanda andromeda'ya yaklaşan bir hareketi de olması.

    lokal grup denen gökada takımında andromeda ve samanyolu galaksileri dışında ufak gökadalar vardır. ufak olanlar ikiliden hangisine yakınsa onun etrafında dönerler. örneğin samanyolu galaksisi etrafında dönen 57 uydu galaksi vardır. bu galaksilerin 21 tanesi 2015'te keşfedilmiştir (fazla mesai yapılmış). bunların en büyüğü samanyolunun beşte biri kadardır ama samanyolu tarafından yutulma süreci içerisindedir. bu yutulma önümüzdeki 100 milyon yılda tamamlanacaktır. benzer şekilde virgo stellar stream adlı galaksi daha önce samanyolu galaksisi tarafından yutulmuştur.

    andromeda'nın da 1749-2011 yılları arasında keşfedilen 14 uydu gökadası vardır.

    benzer çekim gücüne sahip 2 gökada birbirlerine açık üstünlük sağlayamadıklarından 3-4 milyar yıl sonra çarpışacakları hayali noktayı merkez alan sistemde hareket ederler.

    lokal grup denen gökada topluluğuna yakın olan m81 gökada topluluğu şu ana dek saptanan en büyük antimadde rezervine sahiptir. (bkz: belki bir gün) :)
  • kabartma tozu ve karbonat arasındaki fark;

    karbonat, saf sodyum bikarbonat olarak bilinen bir kimyasaldır. karbonat kullanılan hamurların içinde mutlaka asitli sıvı bir madde bulunması gerekir. böylece karbonat ile asit kimyasal tepkimeye girerek birbirlerini nötralize eder ve karbondioksit gazı oluşur. bu oluşan gaz ısının da etkisiyle genleşir, hacmi büyür ve hamurun dışına çıkamadığı için hava kabarcıkları oluşturarak pişerken hamurun kabarmasını sağlar. sirke, limon suyu, portakal suyu, ekşi meyve suları, yoğurt, krema, bal asidik gıdalardır.

    kabartma tozu ise karbonat ve bir asitten oluşan bir karışımdır (içindeki asidin çeşidi markalara göre farklılık gösterebilir). kabartma tozunun sadece bir sıvı madde ile birleşmesi hamurun kabarması için yeterlidir, asitli bir maddeye gerek yoktur. kabartma tozu süt, yumurta, sıvıyağ gibi herhangi bir sıvı ile tepkimeye girer ve süreç karbonattakinin aynıdır. kabartma tozu sıvı malzemelerle etkileşime girince karbondioksit gazı açığa çıkar, hamurun içinde kabarcıklar oluşur ve hamurun kabarmasını sağlar.

    bir miktar asit içeren, ancak bunun hamuru tamamen kabartmaya yetmeyeceği bazı tariflerde ise karbonat ile kabartma tozu birlikte kullanılır. bu tür az asitli tariflerde karbonata ek olarak bir miktar kabartma tozu da eklenir. teknik olarak karbonat miktarını arttırmak da hamurun kabarmasını sağlayacaktır, ama karbonatın fazlası acı bir tat vereceği için lezzeti dengelemek adına ikisi bir arada kullanılır.

    asitli sıvılar içermeyen tariflerde mutlaka kabartma tozu kullanılmalıdır. çünkü karbonat asit olmadan tepkimeye giremez ve karbondioksit oluşmayınca de hamur kabarmaz. ayrıca hamurun tadını da bozar. kabartma tozu yoksa karbonata biraz limon suyu ekleyerek kabarmasına yardımcı olmak mümkündür.
  • japonya'da yayınlanan ve en büyük gazetelerden biri olan mainichi isimli gazete shimbunsha tohumlarından yapılıyormuş ve toprağa gömünce filizleniyormuş.
  • beyninizi daha iyi çalıştırmanın yolları

    1-insan beyninin ayaktayken ve açık havadayken yaklaşık yüzde 10 daha fazla çalıştığı düşünülmektedir. önemli kararlarınızı alırken kapalı alandaysanız, ''volta atmayı'' deneyebilirsiniz.

    2-yürüyerek kolları sallamak beynin performansını olumlu etkiliyor. önemli kararlarınızı açık havada, kollarınızı sağa sola sallayarak yürürken almaya ne dersiniz?

    3-yabancı bir dil öğrenme beyni güçlendiriyor. her gün birkaç yabancı ya da yerli yeni kelime öğrenip, kullanabilirsiniz. sözlük okuyabilirsiniz. alışveriş listesi veya telefon numaralarını ezberlemeyi deneyebilirsiniz.

    4-zihinsel jimnastik/antrenman yapın. bunun için çeşitli bulmacaları çözebilirsiniz. satranç gibi akıl oyunları oynayın.

    5-rutinden kurtulun. rutin olarak tekrar ettiğiniz davranışlardan vazgeçin. bazen telefonu sol elinizde tutun, çantanızı diğer elinizle taşıyın, evinize başka bir yoldan gidin. en azından bir günlüğüne televizyon kumandasını sık kullanmadığınız elinizde tutun.

    6-entelektüel zevklerinizi geliştirmek için her gün mutlaka iyi bir özdeyiş antolojisinden birkaç cümle okuyun. beyninizi kaliteli cümlelerle besleyin.

    7.her gün güzel bir resme veya fotoğrafa bakmaya çalışın. estetik algınız, gördüğünüz estetik şeyler kadar gelişir.

    8-sevdiğiniz bir müziği bir süre gözleriniz kapalı dinleyin. beyin otoriteleri tarafından klasik müziğin zekaya 7 puan ekleyebildiği iddia edilmektedir.

    9-günde aklınızdan 60 bin ile 80 bin arası düşünce geçer. bu düşünceler ne hakkındaysa, hayatınız da ona göre şekillenir. unutmayın,kafanızda en çok neyi düşünürseniz, hayatınızda da onu çoğaltırsınız.

    10-bir konu hakkında düşünürken, nasıl düşündüğünüzü de gözlemleyin. düşünmek üzerine düşünmek, beyin ve düşünce kapasitesini arttırır.

    11-iyi bir uyku kaliteli bir beyin için şarttır. çok uyuyorum diye üzülmeyin. einstein'in günlük 10 saatten fazla uyuduğu biliniyor. 24 saati geçen uykusuzluk beyinde sarhoşluğa benzer bir etki yapar.

    12-bol ve temiz oksijen beyin için çok önemlidir. beynimiz ağırlık olarak vücudumuzun yüzde 2'sini oluşturduğu halde, vücuda gelen oksijenin yüzde 25'ini tüketir. oksijensiz kaldığımızda ölümü gerçekleşen ilk organımız beyindir. odanızın penceresini açarak kendinize bol bol oksijen ısmarlayın.

    13-farklı düşünme tarzları beyninizi geliştirir. çocuklar ve hayvanlarla daha fazla vakit geçirin. sizden farklı düşünen insanlarla konuşun.

    14-kullanılmayan organ körelir. sürekli televizyon seyrederek beyninizi düşük viteste çalıştırmayın.

    15-beynin en tehlikeli yanı ''ters çaba'' kuralına göre çalıştığı anlardır. başınıza gelmesinden en çok korktuğunuzu başınıza getirir! buna ters çaba kuralı denir. beyin odaklanılan hedef olumsuz olsa bile, bunu gerçekleştirmek için çalışır. topluluk önünde konuşma yaparken ''acaba heyecanlanır mıyım?'' diye düşünürseniz, heyecanlanırsınız.

    16-beyni yoran monotonluktur. hayatınızı ne kadar renklendirirseniz, beyninizi o kadar neşelendirebilirsiniz.

    17-beyin kısa süreli hafızada beş ile yedi arasındaki bilgiyi işleyebilir. yeni bir bilgi gelince, bu bilgilerden birini atar. buna ''sihirli sayı'' kuralı denir. bu kural aşılıp aşırı bilgi yüklenmesi durumunda beynimiz ''servis dışı'' olur. hayatınızın en büyük kararlarını alırken ''kafadan'' değil, tıpkı beş haneli iki rakam grubunu çarparken yaptığınız gibi, bir kağıt üzerine yazarak ne yapacağınızı hesaplayın.
  • anne veya babası ab grubu kana sahip olan bir çocuğun 0 grubu kana sahip olması imkansızdır.