şükela:  tümü | bugün
  • dünyanın önemli dillerinde "durmak" ve "anlamak" aynı rahimden çıkmış iki kelimedir...

    almancada "stehen" "durmak", "verstehen" "anlamak",

    arapçada "vakafa" "durmak" [haccın farzlarından olan "vakfe" de buradan gelme], "vakıf", "vukuf" "anlamak",

    ingilizcede "stand" "durmak", "understand" "anlamak",

    yunancada "sta/ste" "durmak", "episteme" "bilmek, anlamak"

    [türkçedeki "durup düşünmek" ifadesini de buraya koyabiliriz]

    şu halde bir şeyi "anlamak" için önce "durmak" gerekiyor...
  • sarı çizmeli mehmet ağa...

    bu deyişin nereden geldiğini daha önce hiç düşündünüz mü?
    sunay akın, "bir çift ayakkabı" adlı eserinde bu hususa aşağıdaki gibi değinmektedir:

    " abdülmecid dönemine kadar sarı ayakkabı giymek yalnızca müslümanlara tanınmış bir hak iken, 1839'da mustafa reşit paşa'nın hazırladığı tanzimat fermanı'ndan sonra, ayakkabıdaki bu ayrıcalık kaldırılır. nerval, bu konuya da değinir: "çizme ya da sarı pabuç giyme hakkı yalnız türklerindi. ermeniler kırmızı, rumlar mavi, yahudiler siyah pabuç giyerdi. parlak ve zengin kıyafetler de yalnız türklere mahsustu. evler bile bu ayrıma tabi tutulur, çok canlı renklere boyanan türk evleri diğerlerinden hemen ayrılırdı, öbür toplumlar evlerini ancak donuk, mat renklerle boyayabilirlerdi."
    ...
    kapıkulu ocağındaki yüksek rütbeli subaylar, imtiyaz simgesi olarak sarı çizme giyebiliyorlardı. 1839 fermanıyla bu ayrıcalık sona ermiştir ermesine ama, "sarı çizmeli mehmet ağa" sözü, verdiğimiz bu bilgi unutulmuş olsa da, o dönemden miras olarak günümüze gelmiştir.

    sunay akın'ın bahsettiğim kitabını okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
  • orhun abidelerinin filmlere konu olabilecek bulunuş hikayesi ve avrupa bilim çevrelerinde yarattığı olağanüstü şaşkınlık bunlardan biridir. merakı olan dostlarımın okumasını şiddetle tavsiye ediyorum. elimden geldiğince akıcı bir dille aktarmaya çalışacağım. kahveleri hazırlayın...

    ön bilgi: hepimizin bildiği üzere orhun abideleri dilimizin ilk yazılı eseri olma ünvanına sahiptir. ms 8.yy'da dikilen bu bengü taşların bulunuşu türk dili tarihi için eşi benzeri olmayan bir keşif olmuştur.

    efendim, senelerden 1721'dir. johan von strahlenberg adlı alman kökenli bir isveç harita subayı uçsuz bucaksız yenisey vadisi civarında keşif-gözlem yapmaktadır. esasında poltova savaşında ruslara esir düşmüş ve sürgün olarak da bu ıssız yere gönderilmiştir. tam 45 yaşındadır ve 12 senedir de sürgün hayatı yaşamaktadır. artık yorgun adımlarla yürümektedir strahlenberg. faydalı birkaç bitki bulurum ümidiyle tabir-i caizse her taşın altına bakmaktadır. böyle devam ederken yanına uzun süredir çevrede dolaştığı için kendisini tanıyan bir kazak köylüsü gelir. ona bey nehri kıyısında, çarkov köyü yakınlarında üç metre yüksekliğinde yazılı bir taş bulduğunu söyler. strahlenberg işi gücü bırakır, köylüyle birlikte oraya doğru yol alırlar. köylü doğru söylemektedir. evet! gerçekten de üzerinde tuhaf yazılar olan bir kaya parçası vardır. bu taş yenisey yazıtlarından üçüncü uybat yazıtıdır. strahlenberg ertesi günlerde bölgede birkaç tane daha yenisey yazıtı keşfeder. taşlarla ilgili notlar alır. tuhaf alfabeyi elinden geldiğince kopyalar. bu isveçli tutsak subayın, yazıtların kimin eseri olduğuna dair o an kafasında hiçbir fikir yoktur.

    1722 yılında strahlenberg'in esaret hayatı sona erer ve nihayet memleketine döner. 1730 yılında meşhur eserini bastırır ve bu eserde belgeli ve kanıtlı olarak yenisey vadisindeki tuhaf alfabeli yazıtlardan bahseder. bu haber avrupa'da şimşek etkisi yaratır. herkesin dikkati bir anda bölgeye yoğunlaşır. tuhaf fikirler vardır. kimisi eserlerin ilk ruslara, kimisi gotlara, kimisi moğollara, kimisi germenlere, kimisi vikinglerin atalarına, kimisi de romalılara ait olduğuna dair görüş bildirmektedir. biri de yazıtların türklerin yaşadığı bölgede bulunduğunu fakat eserleri türklerin vermediğini bunun ilk avrupalıların eseri olduğunu belirtir. neticede insanlık tarihini aydınlatacak çapta eserlerdir bunlar. alfabenin bir an önce çözülmesi gerekmektedir. 1730'dan 1889 yılına kadar birçok bilimsel heyet ve bilim adamı bölgeye akınlar düzenler. bilimsel gezi faaliyetleri ardı ardına düzenlenir. bu sayede çokça yenisey yazıtı ve dikili taş bulurlar. fakat taşlar asla kendisinde kullanılan dile dair ipucu vermemektedir. heyecan ve bekleyiş onlarca yıl sürer.

    nihayet 1899 yılında nikolay mihailoviç yadrintsev adlı bir rus arkeolog orhun vadisi kıyısında çok önemli bir keşfe imza atar. ulan bator'un 400 km kadar batısındaki koşo-çaydam gölü yakınlarında kaplumbağaya benzer bir taş heykelin yanına uzanmış 3.75 metre boyunda beyaz mermerden olan ve köl tigin'e ait olduğu sonradan anlaşılan bengü taşı bulur. yadrintsev, bir kilometre ötede üç parçaya bölünmüş hâlde bilge kağan abidesini de bulur. aynı yıl konuyla ilgili rapor hazırlar ve avrupa bilim çevrelerine yollar.

    avrupa'da şimşekler bir defa daha çakar. nitekim, bulunan bu iki yeni yazıt diğerleri gibi üç-beş satırdan ibaret değildir. devasa bir hacmi vardır ve her yüzü ayrı ayrı yazılıdır. işe son noktayı koymak, artık yazıtların kime ait olduğunu bulmak için finliler ve ruslar ayrı ayrı bilim heyetleri oluştururlar ve bölgeye gönderirler. gönderilen heyetler bengü taşların muhteşem fotoğraflarını çekerek üç ay içinde geri döner. o esnada bu büyük meseleye iki büyük bilim adamı el atmaya karar verir. yaklaşık on dil bilen vilhelm thomsen ve hayatını dil bilime adamış olan wilhelm radloff... hala yazıtların kime ait olduğuna dair en ufak ayrıntı yoktur. taşlar ser vermekte fakat sır vermemektedir. hatta metinlerin, sağdan sola mı, aşağıdan yukarıya mı, yani ne şekilde yazıldığı bile belli değildir. bekleyiş sürmekte, heyecan devam etmektedir.

    thomsen derhal işe koyulur. günlerce kafa patlatır. radloff da aynı şekilde uğraşır uğraşır... thomsen metinlerde sık tekrarlanan bir harf yakalar. bunun ünlü bir ses olan "i" olabileceği tahmininde bulunur. sık kullanılan bir harf kümesini daha gözüne kestirir. bunun bir özel isim olabileceği tahmininde bulunur. bir sürü kombinasyon dener. en sonunda, nihayet ve nihayet o mukaddes ilk kelimeyi bulur. "tengri"... orhun yazıtlarının okunan ilk kelimesi "tengri" olmuştur. thomsen'ın elinde şimdi t,e,nazal n, r ve i olmak üzere beş harf vardır. arkası çorap söküğü gibi gelir.

    bilge kağanın 732 yılında türk milletine seslenirken kullandığı ilk cümle, 1893 yılında avrupa başkentlerinden birinde, vilhelm thomsen'in çalışma odasında, bir defa daha sonsuzluğa doğru yankılanır.

    "tengri teg tengriden bolmış türk bilge kaganım, bu ödke olurtum"...

    thomsen büyük şaşkınlık içerisindedir. bilim dünyasını onlarca yıldır merak içinde bekleten yazıtlar türklere ait çıkmıştır. avrupa çalkalanır. yazıtlar okunup tercüme edildikçe durum kesinleşir. bilge kağan türk milletine seslenmekte, onlara " türk milleti açlık tokluk bilmezsin, bir doysan açlığı düşünmezsin" demektedir..

    alfabeyi çözmekte thomsen'e yenilen radloff iyice geri kalmamak için 1895 yılında yazıtların tamamını neşreder. gramatik kaidelerini belirtir. böylelikle orhun abidelerinin bulunuşu ve okunuşu tamamlanır.
    bize ise bu haber ne yazık ki eserler bulunup yayınlandıktan, avrupa karıştıktan üç sene sonra gelir. ikdam gazetesinde alelade bir köşe yazısında necip asım tarafından türk okuyucusuna anlatılır. birkaç ünlü edebiyatçı dışında pek kimsenin ilgisini de çekmez. radloff'a çok daha sonraları, abdülhamid tarafından, türkoloji'ye katkılarından ve orhun anıtları üzerinde yapmış olduğu araştırmalardan dolayı mecidiye nişanı ile taltif edilmiştir.
  • bağımsızlığına düşkün olan milletimizin eski zamanlarda 50 sene çin esareti altında kalması.

    tarihin ilk milli istiklal ayaklanmasını gerçekleştiren kürşat ve 39 arkadaşının kötü hava koşulları yüzünden planını tam olarak uygulayamaması, akabinde geri çekilirken geçtikleri köprü yıkılınca ırmak dibinde can vermeleri.

    o değil de, esaret altındaki 500.000 türk'ün içinden sadece 40 isyancı çıkmış. çin'in birbirine düşürme taktiği yüzünden türk boylarının hepsi düşman olmuş. sonrasında vezir tonyukuk çıkıp bunları barıştırmış ve çin'e karşı isyan etmelerini sağlamış. bu yüzden tonyukuk'a "türklerin bismark'ı" ünvanı verilmiş.

    bismarck denilen adam da 1800'lü yıllarda almanya'da parça parça hüküm süren 7 tane alman feodalitesini birleştirip tek bir çatı altında toplamış. velhasıl, tonyukuk'u bu özelliğinden dolayı bismarck'a benzetmişler. *
  • adnan şenses'in gülşen bubikoglu'nun dayısı olması.
    sınava çalışıyorum ezberlemem gereken ve kafama girmeyen bir sürü önemli detay var ama bu son derece gereksiz bilgi sittin sene aklımdan çıkmaz işte.
  • after monday and tuesday even the calendar says w t f ...
  • engelli bir birey bundan 2500 yıl önce doğsaydı öldürülecek, 2000 yıl önce doğsaydı köle ya da soytarı olarak satılacak, 1000 yıl önce doğsaydı terkedildiği için bakım yurtlarında kalacak, 300 yıl önce doğsaydı tımarhaneye ya da hastaneye yatırılacak, 100 yıl önce doğsaydı ayrı bir okulda diğer çocuklara temas ettirilmeden eğitilecekti. bugün bu bireyler diğer herkesle aynı ortamda eğitim görebiliyor.
    #71250125
  • herhangi bir subreddit'deki görsellere tam ekran slideshow olarak bakmak için subreddit adresinde reddit'den sonra p yazmanız yeterli.

    örneğin r/funny subreddit'i için adres redditp.com/r/funny olmalı.

    ayrıca reddit.com'da olduğu gibi aralarına + yazarak birden fazla subreddit'e bakabilirsiniz.

    örnek**
  • incir ağacı insanlık tarihini nasıl şekillendirdi?

    çok sayıda dinsel ve folklorik söylenceye konu olan incir ağacı, hem tarihe tanıklık etmiş hem de onu biçimlendirmiştir. peki incir geleceğimizi nasıl zenginleştirebilir?
    yeryüzünde 750'den fazla incir türü olduğu söyleniyor. insanın hayal gücünü bu kadar etkileyen başka bir bitki olmamıştır. her dinde kendinden söz ettirmiş, kralları, kraliçeleri, bilim insanlarını, askerleri etkisi altına almıştır.
    incir ağacı insanın evriminde ve medeniyetin doğuşunda da rol oynamıştır. bu ağaçlar hem tarihe tanıklık etmiş, hem de onu biçimlendirmiştir. eğer bu ağaçlara doğru yaklaşırsak geleceğimizi zenginleştirebiliriz de.
    çiçek açan birçok bitki çiçeklerini sergiler, ama latince adıyla ficus olarak bilinen incir bitkisinde çiçekler içi boş meyvelerin içinde saklıdır. ayrıca birçok bitkinin kökleri yer altına inerken bazı incir türlerinde kökler yer üstünde büyür.

    florida inciri ya da strangler inciri olarak bilinen ağacın tohumları kuşlar ve memeli hayvanlar yoluyla diğer ağaçların tepesine düşer ve orada bol ışıkla büyüme olanağı bulur. bu sırada üzerinde büyüdüğü ağaçtan aşağıya sarkan kökler uzatarak toprağa ulaşır. bu kökler geliştikçe ana ağacı tümüyle sararak ölümüne bile yol açabilir.
    ficus religiosa adıyla bilinen incir türü iki bin yıldan fazladır budistlerin ve hinduların ibadetinde yer alıyor. hindistan'daki indus vadisi medeniyetleri binlerce yıldır efsane ve söylencelerinde, resimlerinde bu bitkiye yer veriyor.
    asya'nın tropik ve tropik altı bölgelerinde gelişen kültürler incir ağacını iktidar sembolü ve ibadet yeri olarak gördü. bunlar arasında banyan adıyla da bilinen hint incirinin önemli bir yeri vardır. yaradılış hikayeleriyle, folklor ve doğurganlık çağına ulaşmakla ilişkilendirilen bu ağaç o kadar büyüktür ki uzaktan küçük bir ormanı andırabilir.

    her incir türünün döllenmesini sağlayan kendine özgü bir yaban arısı vardır. bu ortaklık 80 milyon yıl önce gelişmeye başlamıştır. incir ağacı bu arıların beslenmesi için meyve verir, arılar ise onların çoğalmasını sağlar.
    incir ağacı diğer bütün bitkilerden daha fazla yabanıl hayatı besler. yeryüzünde 1200 canlı türü incirle beslenir. bunlar arasında kuşların onda biri, meyve yarasaları, primatlar da vardır. bu canlılar incirle beslenirken tohumlarının dağılmasına da yardımcı olur. ekolojistler bu nedenle inciri "temel kaynak" olarak görür. incir ortadan kalksa diğer her şey de çöker.
    incirin yıl boyunca meyve vermesi atalarımızın hayatta kalması açısından da büyük önem taşımıştır.
    enerji yüklü bu meyve insanın beyninin büyümesine katkıda bulunmuş olabilir. öyle ki bazıları insan elinin incirin olgununu bulup toplayacak tarzda evrildiğine inanıyor. incir ağacı binlerce yıl önce insanın ilk dikip yetiştirdiği bitkiler arasındadır.
    eski mısır'da firavunların mezarına başka şeylerin yanı sıra kuru incir de konurdu.
    türkiye civarında yetişen siyah incir (ficus carica) birçok eski medeniyet için önemli bir besin oldu. sümer kralı urukagina 5000 yıl önce incirden söz etmiştir. kral ıı. nebukadnezar babil'deki asma bahçelere incir ağaçları ektirmiştir. israil'in kral süleyman'ı şarkılarda övgü dizmiştir incire. antik yunan ve romalılar ise inciri cennetten gönderilen meyve olarak görmüştür.
    incir sadece tatlı ve lezzetli değil, vitamin, mineral ve lifle dolu bir meyvedir. incil'de incirin iyileştirici özelliğinden söz edilir. tarih boyunca bu ağacın sadece meyvesi değil, kabuğu, yaprakları, kökleri ve reçinesi ilaç olarak kullanılmıştır.
    şempanzelerin de yabani incir ağacının kabuğunu ve yapraklarını ilaç niyetine yediği görülür. araştırmalar bunların bakteri, parazit ve tümöre karşı etkili olduğunu gösteriyor.
    incir ağaçları sadece medeniyetlerin oluşmasına katkıda bulunmamış, onların yıkıntılarını da saklamıştır. tıpkı hindistan'da kuraklık nedeniyle çöken ındus vadisi medeniyetlerini sakladığı gibi. guatemala'daki maya piramitlerini, kamboçya'daki khmer tapınaklarını saklayan da onlardır.
    terk edilen yapıları incir ağaçları istila etmiş, her taşın çatlağında tohumları filizlenmiş ve büyüyen kökleriyle duvarları ve temelleri yıkmıştır. meyveleri başka hayvanları ve başka tohumları da o bölgeye taşımış, böylece orman yeniden hakim olmuştur.
    yanardağ bölgelerinde de benzer şeyler yaşanır. kurumuş lavların arasından önce incir ağaçları yetişir ve diğer bitkilerin yetişmesinin önünü açar. bilim insanları ağaçtan arındırma nedeniyle yok olan orman bölgelerinde ormanın yeniden gelişmesini hızlandırmak için önce incir ağaçları dikiyor.
    bütün bunlar iklim değişikliğinin etkileri bakımından incir ağacının gelecek için umut vaat ettiğini gösteriyor.
    ayrıca incir ağaçları aşırı iklim koşullarına adapte olmamıza da yardımcı olur. hindistan'ın kuzeyinde bu ağaçların nehir kenarlarında büyüyen kökleri köprü yapımında kullanılarak muson yağmurları döneminde insanları korur. etiyopya'da ise kuraklık zamanı ekili araziye gölge yaparak çiftçilere yardımcı olur.

    bu iki yöntem iklim değişikliğinin yarattığı sorunlara uyarlanarak biyoçeşitliliği korumada ve insana yardımcı olmada etkili olmaya devam edebilir.
    yeryüzünde birçok kültür ve inanç incir ağacını kesmeyi yasaklamıştır. fakat bu inançlar yavaş yavaş unutulmaya yüz tutuyor. bunları canlandırmak işimizi kolaylaştıracaktır.
    80 milyon yıldır yeryüzünde var olan incirin tarihi, insandan çok daha eskidir. bu ağacı gelecekle ilgili planlarımıza dahil edersek geleceğimizi de güvence altına almış oluruz.

    kaynak
  • amerikaya gitmek ve calismak isteyenler ama hangi eyalete gidecegi konusunda kararsiz olanlar , benim gibi sirt cantasini alip kafasina estigi yere gitmek ve eyalet, eyalet gezip restaurant ve barlarda calisip para kazanmak isteyenler sizlere hangi eyalette hangi mevsim calisilir , hangi ay cok para kazanilir onu belirtecegim.

    miami
    - miami'de en yuksek turist sezonu mart ayidir. bu ayda gerceklesen spring break ve ultra electronic music festivalleri sehri turist yagmuruna tutar. ayrica kuzey amerika ve avrupa'da kis mevsimi olmasindan dolayi bir cok insan tatilini miami'de gecirir. bu yuzden miami'de en cok para kazanacagiz aylar mart-nisan aylaridir. en olu sezon ise temmuz - kasim arasindaki aylardir.

    new york city
    - nyc her yil kalabaliktir ama aralikayi nyc'nin patlama yaptigi aydir. bu ayda bulunan christmas bayrami ve yilbasi hazirligi sehir'deki insan sayisini iki katini cikarir. restoran ve barlarda yer bulamazsiniz. bu yuzden kasim ve aralik ayi nyc'de en cok para kasacagiz aydir. en kotu aylar ise ocak, subat, mart aylaridir.

    chicago
    - chicago'da en kalabalik aylar haziran ve temmuz aylaridir. cunku bu sehirde kis mevsimi cok sert gecer. yazin ise bir cok jazz ve blues festivalleri , gol ve nehir turlari nedeniyle turist akinina ugrar. yaz mevsimi chicago para kasmak icin ideal aylardir. en kotu aylar ise , kasim - mayis arasindaki aylardir.

    san fransisco
    - california'nin kuzeyinde yer alan bu sehir yilin her ayi gidilip gorulur ama yaz aylari
    aylari san fransisco icin en kalabalik aylardir. haziran, temmuz, agustos aylarinda bir cok festival vardir. bu yuzden yaz aylari bu sehirde iyi para kasabilirsiniz.

    colorado
    - aslinda bu eyalet en cok turisti yazin ceker ama kayak mevsimi olan ocak - subat aylarinda dunyanin bir cok zengini aspen sehrine gelir ve iyi para birakir. bu yuzden para kasmak isteyenler ocak ve subat aylarini kayak merkezinde calisarak degerlendirebilir.

    new orleans
    - nisan ayi bu sehirde festival zamanidir. dunyaca unlu jazz festivali nedeniyle sehir turist akinina ugrar. bu yuzden nisan- mayis aylarinda bu sehirde iyi para kasabilirsiniz. yaz aylari ise buraya gelmeyi aklinizdan gecirmeyin cunku inanilmaz nem vardir.

    las vegas
    - las vegas yilin her ayi turist ceker ama mart ve nisan aylari spring break dolayisiyla en cok turist ceken aylardir. ozellikle bu aylarda iyi para kasabilirsiniz. yaz sezonu ise cok sicak oldugundan yavastir.

    cape cod massachusetts
    - bu kucuk sehirde her yil haziran ve temmuz aylarinda escinsel festivalleri olur ve bir cok ulkeden escinseller buraya akin eder ve inanilmaz para harcarlar. bu yuzden ozellikehaziran - temmuz aylarinda burda inanilmaz para kazabilirsiniz.

    hawai
    - yilin her ayi tursit ceken bu tropikal ada ozellikle aralik- mart aylarinda en kalabalik donemini yasar. eger hawai'de calismak istiyorsaniz bu aylar para kasabileceginiz aylar.

    new jersey
    - atlantic city bolgesi bir cok kumarhanelerin bulundugu ve plaj kiyisinda oldugu icin yaz aylari bir cok turist ceker. haziran ve eylul arasindaki aylar da burada para kazanabilirsiniz.

    new england
    - boston , new hapshire , main , vermont ozellikle son bahar aylari olan eylul - ekim
    aylarinda turist akinina ugrar, sebebi ise , renk degistiren ormanlarin guzel bir manzara yaratmasi. doga tutkunlari bu bolgelerde para kasabilir.

    kisaca hem para kazanip hemde eglenmek istiyorsaniz bir yillik planiniz soyle olabilr ;

    kasim- aralik new york city
    ocak-subat colorado ( aspen)
    mart miami
    nisan-mayis new orleans
    haziran cape cod
    temmuz chicago
    agustos san fransisco
    eylul-ekim new hapshire , boston, main

    ıyi eglenceler ve bol kazanclar :)