şükela:  tümü | bugün sorunsallar (7)
  • nazilerin soykırıma uğrattığı yahudi sayısından daha fazla diğer milletlerden ve gruplardan insanı katletmesi.

    yapılan araştırmalara göre öldürülen insan sayısı:

    yahudiler: altı milyona kadar.

    sovyet siviller: yaklaşık yedi milyon (1.3 milyonu sovyet yahudisi siviller)

    sovyet savaş esirleri: yaklaşık üç milyon (yaklaşık 50.000'i yahudi askerler)

    yahudi olmayan polonyalı siviller: yaklaşık 1.8 milyon

    sırp siviller: 312.000

    engelliler : 250.000' e kadar

    çingeneler: 196-220.000

    yehova'nın şahitleri: yaklaşık 1900

    mükerrer suçlular ve sözde asosyaller: en az 70.000

    eşcinseller: yüzler, muhtemelen binlerce

    muhalif ve aktivistler: bilinmeyen sayıda

    hepsi ayrı ayrı dram olmak üzere en çok da çocuklar, engelli ve hasta insanların katledilişi insanın içini yakıyor. sanata yatkınlıkları ve özgün yaşamlarıyla dünyanın bir çok ülkesinde kültürel bir renk kabul edilen çingenelerden ne istenildiğini anlamak zor. bir ülkeleri olmadığı için hala pek bilinmez katledilişleri.

    kaynak

    not: bu da 100. entrym anısına olsun. 5 yıldan fazla sürede 100 entry muazzam hız.
  • izlandaca'da aşağıdaki gibi bir yapıda cümle olması..

    ái á á, á á í á.

    ingilizce karşılıkları;

    ái -> grandfather
    á -> on, in, at
    á -> river, water, stream, (or á is the name of a farm) (buradaki á büyük harf olacak, özel isim çünkü)
    á -> present indicative of eiga -> own
    á -> accusative and dative of "ær" -> ewe (female sheep)
    í -> in, on
    á -> river, water, stream.

    cümleye çevirdiğimizde;

    "my grandfather who lives at á farm, owns an ewe in the river"

    " á çiftliğinde yaşayan dedemin, nehirde dişi bir koyunu var. "

    ben sizin o ponçik dilinizi yerim lan. sevgim had safhaya çıktı yine durduk yere.
  • aslında izlandaca'da bir sürü yapıda, bir sürü cümle olması ve %99,9'u izlandaca bilmeyen insanlar için bu cümlelerin hiçbirinin bir önemi olmaması.

    hatta nüfusu sadece sabah 7-12 arası metrobüse binen insan sayısından az olan ponçik bir ülkenin varlığının da yokluğunun da ufkumuza dokunmaması.

    ponçik seni.*
  • tarhana çorbasının adının nereden geldiği.

    yavuz sultan selim bir gün tebdili kıyafet anadoluda bir eve gider ve biz tanrı misafiriyiz diyerek içeri girer. evin sahibi yoksul köylü, bu misafirleri sofraya buyur eder doğal olarak ve onlara çorba ikram eder. çorba içerken sultanın koruması, kimliğini belli edecek şekilde bir şeyler söyler sultana. bunu duyan ev sahibi; sultanın:
    - ne çorbasıdır bu?
    sorusuna karşılık:
    - sultanım kusura bakmayın darhane çorbasıdır bu.
    diyerek durumlarını belirtir. sultan selim pek memnun olur bu cevaba ve köylüyü bir kese altınla ödüllendirir. ondan sonra da çorbanın adı gel zaman git zaman tarhana olur.
  • bizler öldükten sonra sosyal medya hesaplarımıza ne olacak?
    kız kardeşime sorduğumda hesaplarımı ona bırakmayacağımı anladım. cevabı şuydu: sen öldükten sonra hesabın değerlenir.(tablo gözüyle bakıyor sanırım.)

    cevabı ilginç. miras bırakabilme özellikleri sayesinde google veya facebook hesaplarımızı birilerine bırakabiliriz. öldükten sonra hesaplarımızı onlar kullanabilecek.
    facebook'a hatta hatıra sayfası olarak bir talep ilettiğinizde sadece o ölen kişinin hesabını arkadaşlarına açık bir sayfa haline getiriyor.
    tabi bu özellik şu an sadece google ve facebook için var. twitter, instagram ve snapchat için ise 6 ay aktif olmazsanız hesap kendini kayıp olarak kabul edip kapatıyor. (instagram ve snapchat için bu durum şu anlık söz konusu değilmiş.kişisel hakları ihlal etmemek için...)

    hatta daha fazlası da var. öldükten sonra chatbot vasıtasıyla bizim adımıza konuşabilecek botlar dahi varmış. sesli konuşma programları var mıdır, bilmiyorum. yani bu uygulamalar sayesinde biraz da olsa yakınlarımız teselli olabilir ki işin diğer ilginç yanı ölünce üzülecek insanlar bırakabilecek miyiz ardımızda ? :)

    bu senaryoları aslında filmlerde ve dizilerde görmüştük:
    (bkz: chappie) --> izleyenler hatırlar ninja'nın karısını annesi olarak benimsemiş ve onun bilincini bir robota aktarmıştı.
    (bkz: black mirror) --> yakın geleceğin mitosları’nda bulunan ve gelecekte bilinç aktarımı, ölümsüzlük gibi temalara atıfta bulunan bu dizi de yine geleceğin insanının teknoloji karşısındaki tutumu hakkında bizlere ip uçları veriyor.
    (bkz: sanal devrim)--> virtual revolution filmde hatırlarsanız oyuncular kendilerini oyun dünyasında buluyorlardı. sanal gerçeklik adı altında oyun içinde ölseler dahi kalabiliyorlardı. hatta başrol oyuncusunun sevgilisi oyun içinde aktif durumdayken gerçek hayatta ölü vaziyetindeydi.

    ekşi sözlükte gizli hesaplar adı altında kalıp kayıp unvanıyla huzura erişmiş olacağımızdan eminim. bu yüzden bir vâris bulmak lazım.

    işbu entry'i okuyan dostumuz içinden : '' ben niye ölüyorum amk?'' diye soruyordur.
  • psikoloji dersi aldığım için derste müthiş olmasa da şaşırtıcı bir bilgi edindim. 0-1 yaşına kadar çocuklarda mükemmel mimik okuyucu ayna nöronları varmış. sizin çocuğa ne dediğiniz değil nasıl dediğiniz önemliymiş. severken çirkin diye sevdiğimizde gülmeleri bu sebeptenmiş. ayna nöronları zaten başlı başına bi dünya onu başka bir zaman yazarım.

    edit: ayna nöronları sadece 0-1 yaş arasında değildir cümle biraz bozuk olmuş.
  • pisuvar yasagi.
    bir kulup baskaninin tuhaf emri; kendisinden baska hic bir yonetici ve personelin, belirlenmis pisuvari kullanmasi yasakliymis.
    stad ya da kulup binasinda bulunan umumi tuvalette kendisine ait pisuvar nasil bir egonun emaresidir.

    not: kaynak eski bir yoneticinin yeminli beyani.
  • tarhana'nın kökeniyle ilgili yine pek çok kelimede olduğu gibi uydurma bir şeyler paylaşılmış. yok yavuz sultan selim tebdil kıyafet bir eve gitmiş de darhane çorbası demişlermiş. buna halk etimolojisi veya folk etimoloji deniliyor. halkın kendi arasında bir sözcüğün kökeniyle ilgili uydurduğu köken hikâyeleri. gerçekte bakalım tarhana neymiş (bu arada tarhananın yalnızca bir çorba olmadığını ve hikâyenin daha burada çürüdüğünü ifade edeyim)

    nişanyan sözlük şöyle diyor:

    [ danişmend-name, 1360]
    ağaç çanaklar-ıla getürür kor / kimi tar?ana gendüm kimi bulgur
    [ anon., et-tuhfetu'z-zekiyye fi'l-lugati't-türkiyye, <1400]
    kaşk [ar.-fa.]: tar?ana
    ? fa tarina/tarxina/tarxwana kurutulmuş yoğurttan yapılan çorba < fa tarin/tar?in kurutulmuş yoğurt, kurut +a
    not: yun tregana (a.a.) biçimi türkçeden alıntı olsa gerekir.

    http://nisanyansozluk.com/?k=tarhana
  • (#72261172) numaralı girdiye cevaben; öldüğünüzde ekşi sözlük hesabınızın etiketinde 'merhum' yazmaktadır. (bkz: https://eksisozluk.com/biri/anarkotik)
    tabii yine de allah gecinden versin.
    düzeltme: bilgi yanlışı.baburhan'a teşekkürler.
  • minaresine atla çıkılan bir cami var:samara ulu camii
    samara ulu camii, öteki adıyla mütevekkiliye camii, islam dünyasının en büyük cami yapılarından biridir. 150.000 kişi burada bir arada namaz kılabiliyordu. basit mimarisi, ilk islam cami planının anıtsal ölçüler içinde tekrarından ibarettir. yapımında tuğla ve kerpiç kullanılan caminin ilginç bir minaresi vardır. kare tabana oturan dev boyutlu bu anıtsal minareye geniş bir rampa ile çıkılır. bu minare formu, yine samarra’da ebu dulaf camii’nde tekrarlanmış ve bir daha kullanılmamıştır ...