şükela:  tümü | bugün sorunsallar (7)
  • 'insan yedisinde ne ise yetmişinde de odur' atasozunun aslen yahudilere ait olmasi.

    *turkce kaynak bulamiyorum, fakat fransizca'ya cevrilmis, david g. myers'a ait, 'psychologie' kitabinin 179. sayfasinda, gelişim psikolojisi hakkinda yazilan paragrafta geçen bilgi.

    ayrica bu atasozune ek olarak (double bilgi), kisiligimize ait bazi ozelliklerin çocuklugumuzdan beri nasil stabil kaldigina iliskin ornekler verilmiş.

    mesela ilkokul’da cekilmis sinif fotograflarina baktigimizda, cok daha fazla gulumseyen cocuklarin ileride daha mutlu evlilikleri oldugu, yine ayni fotograflarda somurtan veya daha az gulumseyen cocuklarin ise gelecekte bosanma risklerinin daha fazla oldugu belirtilmis.

    gelisim psikolojisi adina yapilan calismada; 1000 kisi, 3 yasindan 38 yasina kadar incelenmis. ilk okul fotograflarinda fazla gulumsemeyen 4 cocuktan biri bosanirken, daha cok gulumseyen 20 cocuktan sadece birinin bosandigi kayitlara gecmis.

    ortada bir korelasyon var diye “kucukken somurtan kisi ileride mutsuz olur” gibi bir neden/sonuç ilişkisine girilmesi yanlis olur, ancak çocukluğumuzda yaşadıklarımızın kişiliğimizi etkilediğine yönelik kanıtlar sunabilir.

    (bkz: yedisinde ne ise yetmişinde de aynı olmak)
  • gitarda ortalama 22 perde vardır. 1 den 22 ye gidene kadar perde aralıkları kısalır. peki bu perdelerin yerini neye göre belirliyorlar? kısaca anlatıyorum.
    gitarda iki eşiğin arasındaki mesafe önemli burda. yani telin gerili olduğu mesafe. bu mesafeyi gitar yapımcılarının pi sayısı olan 17.817 ye bölünce birinci perdenin yeri belli oluyor. kalan mesafeyi yani birinci perdenin oduğu yerden eşiğe kadar olan mesafeyi de 17.817 ye böldüğümüzde 2. perde. yine kalan mesafeyi aynı sayıya böldüğümüzde 3. perde. bu böyle böyle 22 ye kadar gider.

    örnek olarak;
    gitarımızın tel boyunu (iki eşik arası mesafe) 65 cm olarak farz edelim
    65 : 17.817 = 3,64820116 cm yani birinci perdenin yeri
    kalan mesafemiz 65 - 3,64820116 = 61,3517988
    bu sayıyı da 17.817 ye böldüğümüzde 2. perdenin yerini bulmuş oluyoruz.
    küsüratlı oluşundan kafası karışanlar var. prs marka gitarların tel boyu bölündüğünde küsüratsız net sayı veriyor ama uzunluğu hatırlamıyorum ne yazık ki. kusurum olsun, telafi ederim.

    12. perde (yani telin gerili olduğu notanın bir oktav incesi) tel boyunun tam ortasına denk gelir ve akustik mikrofonlamada en rahat sound buradan alınır.

    12. perde ile eşik arasındaki mesafenin tam ortası ise (hesaplandığında 24. perdeye tekabül eder) sap manyetiği koymaya en uygun yerdir. cayır cayır tonlar çıkar. tabii ağaç faktörü de önemli.

    bu başlığa bir sonraki entrym frekanslar ve dalga boylarıyla alakalı olcak, yazdığımda entry numarasını editlerim

    edit: pi ne zaman 17817 oldu diyenler var. 'gitar yapımcılarının pi sayısı' derken teşbihte bulunuyodum.
  • insanlarda "sadakat" belirleyici bir gen olması.

    (bkz: rs 334)
  • atların demiryollarını oluşturan rayların aralığının belirlenmesindeki etkisi. demiryollarına önem vererek akdeniz ülkeleri arasına birçok ray döşeyen ve tüm yolların roma'ya çıkmasına sebep olan roma imparatorluğu bu olayın kahramanıdır. demiryollarını geliştirirken ray mesafesini ise yan yana duran iki atın popo genişliğinin mesafesi şeklinde ayarlamışlardır. çünkü o dönemki roma kültüründe yan yana duran iki ata bağlanmış arabaların kullanımı oldukça yaygındı. ayrıca o dönem yapılan vagonlar at arabalarının yapıldığı teknoloji kullanılarak yapılıyordu. rayları döşeyen mühendisler çekilen arabanın tekerlekleri iki attan her birinin ayaklarının orta noktasını tam 90 derece kesen bir doğru üzerinde olması gerekiyor sonucuna varmışlardı. at bağlama yönteminin standartize edilmesiyle tüm ray aralıklarının genişliği 143,5 santim olarak benimsendi ve günümüze değin bu genişlik değişmedi. (sovyetler birliği'nin bu ölçüyü değiştirdiği, bu sebeple hem sovyetlerin hem de sovyetlerle savaşan batılı ülkelerin ikmal konusunda oldukça sıkıntı yaşadıkları ifade ediliyor.)
  • "irade" kelimesi arapçada ki "erade" fiilinden geliyor. yani istedi, istemek anlamında kullanılıyor. iradeli olmak için aslında çok istekli olmamız gerekli
  • " bayatlayan ekmek sertleşirken bisküvi neden yumuşar?
    unda bulunan nişasta granülleri pişirme sırasında sıcaklık yükselince suyla adsorpsiyon adı verilen bir etkileşime girerek şişer ve yumuşar, yani jelatinize olur. normal buğday nişastasının jelatinizasyonu 50°c civarında başlar. oda sıcaklığında bekletilen ekmeğin zamanla yumuşaklığını kaybetmesi, nişasata zincirlerinin birbirleriyle etkileşiminin artarak yeniden kristalize olmasının sonucudur. jelatinizasyon sırasında nişasta molekülleriyle etkileşime girmiş olan su molekülleri yeniden kristalizasyon sürecinde ortamdan uzaklaşarak ekmeği daha kuru hale getirir.

    bisküviler de nişasta içerdikleri halde bayatladıkça yumuşar. bisküvideki nişastanın yeniden kristalleşme süreci, yüksek oranda şeker yüzünden maskelenir. şeker higroskopiktir, yani nem çekme özelliği vardır. bisküvide yüksek oranda bulunan şeker, nişastanın yeniden kristalleşmesiyle kaybedilenden çok daha fazla suyu havadan çekerek yapısına kattığı için bisküvinin yumuşamasına sebep olur. bu yüzden bisküviler sıkı ambalajlarda, kurabiye türü yiyecekler de hava almayan ambalajlarda satılır. ancak kullanılan şeker miktarına ve tatlandırıcının cinsine (bal, pekmez) bağlı olarak yumuşama miktarı azalabilir, hatta sertleşme de görülebilir. "
  • kendi sesimizin bize neden garip geldiği.

    bir sesi duymak için, sesi oluşturan titreşimlerin, sırasıyla kulak zarımızı, kulak zarımızın arkasındaki örs, çekiç, üzengi adı verilen küçük kemikleri ve salyangoz denilen yapının içinde bulunan sıvıyı titreştirmesi gerekir. bu sıvıdaki titreşimi algılayan tüylü hücreler de sesi sinir yoluyla beynimize iletir ve duyma gerçekleşir.

    dışarıdan gelen bir sesi duyarken ses, kulağımıza sadece hava yoluyla girer. ancak kendi sesimizi duyarken ses, kulağımıza hem hava yoluyla hem de kafamızın içindeki kemik ve dokuları titreştirerek gelir. hem hava hem kemiklerimiz yoluyla gelen titreşim salyangoz sıvısını sadece havayla gelen titreşimden daha farklı titreştirir ve sesimizi normalde olduğundan farklı duyarız. çünkü ses her maddede farklı frekans ve hızda iletilir. bu entrynin daha ayrıntılı video hali.
  • tarihi sanat eserlerinin sahtelerinin çok ilginç bir yöntemle gerçeklerinden ayırt edilmesi. 1945 yılından sonra kullanılmaya başlayan nükleer bombalar* doğada kendiliğinden bulunmayan strontium-90 and sezyum-137 izotoplarını açığa çıkarmışlar ve bunlar patlamanın etkisiyle dünyanın her yerine yayılmış.

    bu izotoplar toprağa karışmışlar ve yağlı boya yapımında kullanılan bitkiler topraktan aldıkları su ve mineral gibi maddelerle birlikte izotopları da almışlar. bu yüzden 1945 yılından sonra üretilen yağlı boyalarla boyanan -yani sahte olan- tarihi eserlerde bu izotoplardan bulunuyormuş. orijinal resimlerde ise bulunmuyor çünkü yüzlerce yıl öncesinde sotrontium-90 ya da sezyum-137 izotopları doğada hiçbir şekilde bulunmuyordu.

    kaynak: https://brokensecrets.com/…ke-art-created-post-war/
  • dikkat edenler fark etmiştir metrobüsler ters yönde hareketler ederler yani sol taraftan yol alırlar peki sebebi ne?

    zamanında ibb hollandadan phileas marka otobüs alıyor. ( bir sürü mühendis vs. karşı çıkıyor bu araçlar iyi değil bozulursa sıkıntı yaşarız satın alan ülkelerde sık sık bozuluyor almayalım diyorlar. fakat otobüsleri satan firmaya aracı olan ak partili biri her satıştan komisyon aldığı için pahallı pahallı bu araçlar satın alınıyor. )
    phileas marka otobüsler çift kapılı olduğunu için hem sağında hemde solunda kapı olduğu için trafik sağdan akıyor fakat mühendislerimiz haklı çıkıyor ve otobüsler bir bir bozulmaya başlıyor acilen mercedes marka otobüs alıyor fakat mercedes otobüslerin kapıları sağda bu sebepten metrobüse soldan trafik veriliyor.

    - otobüsleri satan şirket iflas ettiği için türkiye şirketten parasını geri alamadı.
    - ee metrobüs soldan aksın ne fark eder diyenler herhangi bir kaza olduğunda metrobüs ile arabalar kafa kafaya çarpışıyor gerçi artık şeritlerde daha iyi korumalar var...

    http://www.milliyet.com.tr/…-kafaya-gundem-2138504/

    edit:
    yazdiklariniz biraz eksik. çünkü metrobüs hattı çalışmaya başladığında phileas otobüslerin hepsi hazır değildi. bu yüzden hattı çoğunluğu mercedeslerle baslattilar. hatta birkaç kere ıkarus otobüse benzer otobüsler de gördüm. phileaslar sık ariza yapınca yeni mercedesler alip digerlerini kaldirdilar. zira bizzat tanik olmustum o zamanlara.
    @thedosia teşekkür.
  • can ayaktan çıkıyomuş. bende ufuk bi milyon.