şükela:  tümü | bugün sorunsallar (6)
  • dikkat: hikaye yıllanmış viski içerir.

    1800’lerde matthew c. perry’nin japon imparatoruna 110 gslon viski hediye etmesi sonrası japonların “aha güzelmiş lan bu? biz de bu işe girek mi?” demesinin akabinde boktan viskiler üretmesi,

    sonrasında masataka taketsuru isimli kimyagerin(soyisim spoiler olabilir viskiseverler için) speyside yöresinde gezmedik distillery bırakmaması, notlar ve teknikler öğrenmesi, japonyaya geri yerleşip bugünkü suntory‘nin founderı shinjiro torii ile tanışması, suntory ve taketsuru arasındaki rekabetin bugün viski duayeni jim murray’in whisky bible’ında yılın viskilerini çıkarabilecek kadar gelişmesi(yamazaki) ve japon viskilerinin bugün 6 milyar dolarlık bir dev bir endüstriye dönüşmesi.

    bugün bir amerikan viskisi olan jim beam‘in sahibi japon suntory.

    https://m.huffpost.com/us/entry/7117650

    abd’li bir tüccarın hediye ettiği viskinin damıtımevini satın alarak döngüyü tamamlamış çekik kardeşlerimiz.
  • (bkz: #85703839)
  • ufkum iki katına çıkmasa da dün bir videoda izlediklerimle ufak bir aydınlanma yaşadım.
    dönemsel de olsa beni biraz yıpratan bir zamandan geçiyorum.
    bu sene istediğim ve planladığım başarıyı henüz yakalayamadım. çeşitli nedenleri var elbet ancak başarısızlığın bahanesi olmazmış, öyle derler. kendimi yine de 'başarısız' olarak tanımlamak beni üzüyordu, kabul edemiyordum.
    dün video başlığında "yapmam lazım ama içimden gelmiyor" cümlesini gördüm. bugünlerde benim de en çok kullandığım cümlelerden biri. merak ettim ve izledim. video şundan bahsediyor:

    bu iç dediğimiz şey ne, ve bizim bir şeyleri yapmamız için gerçekten içimizden gelmesi mi gerekiyor? bu bilgi bize nerden geldi?
    neden o 'içimizden' gelmiyor ve biz neden böyle düşünüyoruz?
    aslında bu batağa düşen herkes o sorumluluğu yapacağı zamanki senaryoyu önceden kafasında yaşıyor.
    misal: "şimdi ders çalışmaya başlayacağım, sonra sıkılacağım ya da uykum gelecek, sonra sınavdan tekrar düşük alacağım. zaten hiçbir şeyi istikrarlı bir şekilde yapamam ki ben!" gibi düşünceler içinde kayboluyoruz.
    aslında yapmamamızdaki neden, altında yatan bu korkular. yaptığımızda doğacak olumsuz sonuçlardan korkuyoruz. ya yapamazsam diye korkuyoruz.
    peki ama biz bunu neden yapmak istiyoruz, neden ders çalışmak istiyoruz ama yapmadığımızda vicdan azabı çekip, kendimizi cezalandırmaya başlıyoruz?
    aslında başarısız değiliz, tembel değiliz, bunu yapmak istemiyor da değiliz. aslında sadece korkuyoruz. olacak olumsuz sonuçlardan kendimizi koruyoruz. bu çok doğal değil mi?
    zaten eğer başarısız olsaydık bu vicdan azabını hisseder miydik? sonunda ulaşacağımız sonucu gerçekten istemeseydik, sorumluluğumuzu yapmadığımız için bu kadar pişman olur muyduk? o korkak kendimizi sürekli cezalandırmak yerine anlamaya neden çalışmıyoruz? neden kendimize bu kadar kötü davranıyoruz, kendi kendimizi anlayamıyoruz?
    bunları düşündükten sonra kendime ne kadar düşüncesizce bir anlayışsızlık gösterdiğimi farkettim.
    çalışman için içinden gelmesi gerekmiyor. korkma. gel deneyelim. yapabilirsin.
  • ufkunuzu 2 katına çıkarmaz belki ama google maps uygulamasının gittiğiniz her yeri kaydetmesi sayesinde geçmiş yıllar boyunca gün gün nerelerde gezmişsiniz, aşağıdaki linkten görebilirsiniz.

    http://maps.google.com.tr/maps/timeline

    not: iphone kullanıyorsanız, google maps uygulamasını telefonunuza yükledikten sonraki kullanımınızı görebilirsiniz. android telefonlarda ise ilk kullanımla birlikte kayıt başlıyor.

    uyarı: çapkınlar için sıkıntılı durumlar yaratabilir. *
  • uzaya roket yollanırken bol miktarda duman çıkıyor ya hani işte o duman aslında su buharı imiş.
  • amerikanın utanç verici işgaline karşı, vietnam halkının müthiş bir mühendislik örneği yaptığı ve amerikan askerlerini perişan ettiği çuçi tünelleridir. ya da orjinal adı ile; cu chi tünelleri.
    yaklaşık 200-250 km uzunluğundadır. yapımı 25 seneye yakın sürmüştür. bu tüneller amerika karargahlarına kadar uzanıyordu. vietnam askerleri, çoğunluklu gece yarısı amerikan karargahlarına sızarak baskın yapıyor ve ardından kazdıkları tüneller sayesinde ortadan kayboluyordu. yel değirmenlerine karşı savaşan coniler ise bu duruma deli oluyordu.

    şimdi bakalım vietnamlılar bu tünelleri nasıl inşa etmiş? öncelikle vietnamlıların bu tünelleri kendi minyon vücut yapılarına göre kazdığını ve amerikalıların sığmayacağını bilmek lazım.

    yerin 3, 6 ve 8 metre altında toplam 3 katmandan oluşan bu tünellerin giriş kısımları çok dar, iç kısımları ise ara ara genişleyecek şekilde idi. 3 katmanlı olması amerikalılar girişten gaz verebilir düşüncesine dayanıyordu.
    girişler yapraklarla örtülü, havalandırma bacaları karınca yuvalarının içine gizlenmiş, su basılmasına karşı baraj sistemleri oluşturulmuş, yüzeye yakın yerlere koruma amaçlı bubi tuzakları kurulmuştu. öyle ki mutfaktan çıkan bacaları dolambaçlı yapmışlar ve köpekler duman kokusunu algılamasın diye duman çıkan yere karabiber ve amerikalıların kullandığı sabunlardan koymuşlar.

    tüneller yer altında mutfak, yatakhane, tedavi merkezleri, karargah olarak kullanılan odalara açılıyordu. bu odalar da yine daracıktı. bir yerde amerikan bombardımanı başlayınca halk en yakın tünele koşuyor ve orada yaşamaya çalışıyordu. tünelleri yok etmek için pek çok girişim olmuş. bunlardan en önemlisi "tünel fareleri" denen özel eğitimli birliğin kurulması. ama bu da pek işe yaramadı. vietnamlılar halklarını savaşmak için korumayı başarmışlardı.

    coniler bu savaşta çok kayıp vermiş, kendi halkının baskısına daha fazla dayanamayarak geri çekilmek zorunda kalmıştı.
  • meth kullanmak
  • drama köprüsünün yunanistanda olması
  • eti puf paketleri yaklaşık 150 kilogramlık ağırlığa dayanabilir.
    denenmiştir.
  • (bkz: coursera) iki değil iki yüz kat.

hesabın var mı? giriş yap