şükela:  tümü | bugün sorunsallar (7)
  • 18. yüzyılda kadınlar sirkeyi kurşunla karıştırıp fondöten elde ediyorlardı. aslında bu yöntemin temelleri 16. yüzyılda atıldı. o zamanın solgun cilt görünümü bir varlık ve zarafet simgesi olarak kabul ediliyordu. cildini beyazlatmak isteyenler için en kolay ve ucuz çözümse kurşun kullanmaktı. “venedik fondöteni" olarak bilinen bu makyaj malzemesi, ciltlerinde daha soluk ve pürüzsüz bir görünüm yaratmak isteyen tüm kadınlar tarafından tercih edildi. düzenli kullanımda cildi bozduğundan, sebep olduğu izlerin kapanması için daha fazla kullanılması gerekiyordu. kurşun bazlı fondöteni kullananlar kendilerini yavaş yavaş, hiç farkında olmadan zehirlediler.

    beraberinde başka yan etkiler de ortaya çıktı; zamansız beyazlayan saçlar ve şiddetli karın ağrıları. hatta kurşun zehirlenmesi yüzünden gerçekleşen ölümler de oldu.ingiltere kraliçesi kraliçe elizabeth in de önce dişlerini ve saçlarını kaybettiği, ardından zehirlenerek yaşamını yitirdiği sürecin kurşun yüzünden yaşandığı tahmin ediliyor.“demek ki kurşunun zararlı olduğunu bilmiyorlardı" diye düşünüyor olabilirsiniz. ne var ki radyumun aksine, kurşunun zararları en başından beri biliniyordu. hatta aşın kurşun kullanımının ölümcül olabileceği bile iyi bilinen bir gerçekti.

    kurşun zehilenmesi öyle yavaş gerçekleşiyor ki bazı etkilerinin ortaya çıkması bile zaman alabilir. çoklukla zekâ ve davranış sorunlarıyla kendini bellieden zehirlenmenin gerçekleşmesi içın aslında kurşunun çok küçük bir miktarı bile yeterli.

    kurşunun tedavi yada kozmetik amaçlı kullanımı antik mısır'da başladı. nitekim cleopatra da göz makyajını kurşun içeren boyalarla yapıyordu. tehlikeli olabileceğiyse antik roma döneminde fark edilmiş, hekimler, kurşunun yaygın ve aşın kullanımının gut hastalığı ve anemi ye yol açtığımn kayıtlarını tutmuştu. kurşunun sinsi bir zehir olduğuysa daha sonra fark edildi.

    (bkz: popular science türkiye)
  • insan derisinin yalıtkanlığı yüksek olan bir madde olması.

    ısı transferi dersinde hocanın bunu sorması ve sonunda dersten kalmak.
  • mu kıtası ve güneş dil teoremi , mustafa kemal atatürk’ün derin araştırma konusu olmuştur.

    atatürk, türklerin kültür kökenini ortaya çıkarmak istiyordu. ve bunun mu uygarlığıyla bağlantılı olabileceğini düşünüyordu. cumhuriyet’in ilk yıllarından ölümüne kadar bu isteğini ve çalışmalarını sürdürmüştür. garip olansa atatürk’ün ölümünden sonra konuyla alakalı resmi olarak doğru düzgün bir araştırma yapılmamış olup, resmi makamlardan da açıklama yapılmamış olmasıdır.

    1930 yılında türk tarih kurumu ‘nun kurulmasıyla o yıllar da türk tarihine dair zengin eserler ve bilgiler ortaya çıkarıldı. yine de türk kültürünün kökenleri açıklığa kavuşmamıştı.

    1932 yılın da emekli general tahsin mayatepek , atatürk’e maya dili ve türkçe arasında benzerlikler olduğunu bahsetmek adına bir ziyaret gerçekleştiriyor. zaten dananın kuyruğu bu ziyaretten sonra kopuyor desem yeridir. ilk olarak güneş dil teoremi fikri burada filizleniyor. atatürk hemen tahsin bey’i mu kıtası ile alakalı araştırma yapması için meksika’ya elçi olarak atıyor. neden meksika? çünkü mayalar meksika’da yaşamışlar.

    tahsin bey akabinde meksika’ya gidiyor. orada kendisine amerikan arkeolog william niven ‘in bulduğu tabletlerden bahsediliyor. çünkü maya dilinin kökeni bu tabletlerdeydi. haliyle tahsin bey bu tabletleri türk diliyle karşılaştırıp benzerlikleri arıyor, konuyla ilgilendikçe yeni bilgiler ortaya çıkarıyordu.

    mesela kendisinin soyadında bulunan maya kelimesi olan tepek, türkçe’de ki tepe sözcüğüyle aynı anlamdadır. soyadı olan maya-tepek ‘in hikayesi de buradan geliyor.

    daha sonrasında konuyla alakalı olarak tahsin bey’in ilgisini ingiliz albay james churchward ‘ın hindistan’da bulduğu tabletler çekiyor. churchward, tabletlerle alakalı 50 yıl boyunca sürdürdüğü çalışmasını ve edindiği tüm bilgileri 5 ayrı kitapta yayınlamış birisidir.

    tahsin bey tüm bu olanları atatürk’e rapor olarak yolluyor. ardından atatürk’ün konuya dair ilgi ve merakı daha da artıyor. ve churchward’ın mu ile alakalı kitapları getirilerek 60 kişilik bir tercüme heyeti tarafından kısa sürede tercüme ettiriliyor.
    lakin araştırdığımda bu kitapların o dönem basılmadığını, daktiloyla yazılmış metinler halinde atatürk’e teslim edildiğini öğrendim. şuan da ise türkçe çevirilerini basılmış olarak bulabilirsiniz.

    bu kitaplardan ikisi halen “ kayıp mu kıtası ve mu’nun çocukları “ anıtkabir kitaplığında 1301 ve 1302 numarasıyla kayıtlıdır. daktiloyla yazılmış çeviri metinleriyse dosyalar halinde anıtkabir’de bulunmaktadır.

    tahsin bey’de çalışmalarını belge ve fotoğraflarla 3 ciltlik defter halinde atatürk’e yollamış. orjinal nüshası türk dil kurumu kitaplığı 56 ve 57 numaralı kayıtlarda tutulduğu bilgisini almıştım. halen aynı yerde mi bilemiyorum. daha sonrasında bu eserler tdk tarafından yayınlandımı onu da bilmiyorum. bilen arkadaşlar yeşillendirsin.

    (bkz: mu kıtası)
    (bkz: tahsin mayatepek)
  • apple'ın ''i'' konusunda internet dışında farklı vizyonlar da benimsediği. bunlar individual (bireysel)- instruct (bilgilendirmek)-inform(eğitmek) ve inspire (ilham)

    -ne kadar ufku gördüm bilemedim.
  • marketlerden alınan ürünün barkotundaki siyah çizgileri değil beyaz yerleri okuyormuş o aletler.
  • herhangi sıradan bir sabunun vücuttaki pek çok kokuyu bertaraf etme özelliğine karşın, yalnızca yaşlı insan kokusunun ana maddesi olan 2-noneal salgısını yok edememesi. ilginç
  • efsaneye dönüşen idam infaz hikayesi

    yazının gücüne kanıt olan, iskoçya edinburg'da yer alan grassmarket meydanı bu tarihi alanın en popüler hikayesi, margaret dickson’a ait olanıdır.

    eylül 1724 yılında edinburg iskoçyada yaşayan margaret dickson hayatını balıkçılık yaparak geçirmektedir. soğuk kış günlerinde bir başına yaşamak zor olduğundan zengin evlerden birinde bir hizmetçi olarak çalışmış ve o dönemde hamile kalmıştır.
    işini kaybetme korkusu ile kimseye bir şey söylemeden çocuğunu gizlice tek başına doğum yapmış ve bebek ölü doğmuştur.
    ölü doğan bebeğini nehir kıyısına atmış.
    küçük bebeğin cesedi aynı gün bulunur ve çok kısa sürede margaret gayrimeşru bebeğini doğurduktan sonra öldürdüğü gerekçesi ile yakalanır.

    margaret dickson sorgusunda olan biteni olduğu gibi anlatır ama kimseyi inandırmaz.
    iskoç polisi ve mahkeme heyetinin ellerinde kuvvetli deliller olmamasına rağmen suçlu bulunarak idam cezasına çarptırılarak ölüme mahkûm edilir.
    o dönemde büyük kalabalıklar önünde idam edilir.
    margaret dicksonın yasalar gereği, tarihi infaz alanında asılan dickson tam 30 dakika kalabalığın şahitliğinde idam sehpasında asılı kalır.

    margaret dickson defnedilmesi için memleketi musselburgh’ta götürülmek üzere tabut içinde arabaya konulur.
    yola çıktıktan bir süre sonra, dickson’un tahta tabutundan sesler gelir... tabutun kapağı aralandığında, dickson’un uyandığı görülür.
    bunun üzerine, yasa uygulayıcılar ne yapacaklarını bilemezler. zira yasaya uygun olarak asılma işlemi gerçekleşmiş, yani dickson cezasını çekmiştir.
    ölmemesi durumu ile ilgili olarak yasada herhangi bir ibare bulunmamaktadır.

    üstelik olay, “dirilme efsanesi”ne dönüşmüş, halk arasında bunun tanrısal bir işaret olduğu konuşulmaya başlanmıştır. bunun üzerine, margaret dickson’ın serbest bırakılmasına karar verilir.
    ancak yaşanan bu garip olay, yasaya yeni bir açıklama eklenmesine sebep olur.
    idam cezasının yeni tarifine, “ölene dek” ibaresi eklenerek, böylesi durumlarda ölümün kesin olarak gerçekleşmesi güvence altına alınır.
    hikayenin kahramanı margaret dickson tanrının mucizesinden sonra 25 yıl daha yaşayacaktır.
    bu olaydan sonra margaret “yarım asılan maggie” adı ile anılmaya başlanır ve şu anda şehir meydanında bu isimde bir birahane bulunmaktadır. aynı zamanda hayatı kitap haline getirilmiştir.
  • ufku artırmasa da farkındalık yaratmak açısından:
    (bkz: gerçekten dijitale geçiş paradigması)
    (bkz: dijital dünyanın sosyal hayatın önüne geçmesi)
    - sosyal medya hesabınıza yapılmış olumsuz bir yorumun ve düsük etkileşimin, sizi herhangi bir arkadaşınızın ilgisizliğinden daha çok incitmesi
    - arkadaş ve takipçi önceliklerinin birbirine girmesi, zihindeki öncelik karmaşası
    - beğeni sayısındaki düşüklüğün, sizi hayatınızdaki insanların beğeni dolu bakışlarının eksikliğinden daha olumsuz etkilemesi
    - gittiğiniz mekanda kötü ürün/hizmeti şikayet edecek, sorun çözecek birini bulmakta zorlanırken, mekanın sosyal medya hesabına yaptığınız olumsuz yorumunuzun hızla karşılık bulması
    - otellerde memnuniyet seviyenizle yeterince ilgilenilmezken, ayrılacağınız esnada tripadvisor gibi platformlarda olumlu yorumda bulunmanız ricası
    - firmaların ürünlerle ilgili merak ettiklerinizi, sosyal medya hesabı üzerinden sorduğunuzda daha kibar ve zengin içerikle cevaplanması
    - kırdığınız insanlarla sorunu yüzyüze görüşerek çözmek yerine whatsapp ya da sosyal medya uzerinden şirinliklerle arayı düzeltme tercihi. tekrar dijital platform üzerinden polemiğe girmek
    - ürünleri beğeninizi sosyal medyadaki rol modellerin tavsiyeleri artırıyorken, beğendiğiniz üründen soğumanıza da neden olabilmesi
    - arabanızın, ayakkabınızın, evinizin fotoğrafını paylaşım amaçlı çekerken, kullandığınız zamana göre daha temiz olması
    - paylaştığınız fotoğraflarınızda güleryüzlü ve mutlu görünmeye özen gösterip, yüksek hayat standardını ispata çabalarken, standart bir gündeki kasvet ve mutsuz bir ruh hali
    - ünlülerin takipçi tepkisinden çekinmesi ve çoğunlukla gerçek ruh ve düşüncelerini yansıtmayan popülist paylaşımlarda bulunması
    - hayvanseverlik, kadın hakları, şiddet gibi olumsuzluklara ilişkin intikam amaçlı ifşa ve linç yorumlarının samimi bulunmaması ve tepki çekmesi
  • ekler tatlısının aslında fransızca (bkz: eclair) olması.