şükela:  tümü | bugün sorunsallar (7)
  • (#96795090) entry de bahsi geçen floodun gerçek sahibi twitter da özenle biyografiler hazırlayıp sunuyor ve emeğinin çalınması ile ilgili mücadele ediyor.

    cem türktekin

    edit: kaynak belirtelim lütfen paylaşımlarda.
  • arapçada ünsüz harflerin arasına ünlü harfler getirilerek kelime türetilmiştir.

    kök : ktp

    kitap: okunan , bilgi alınan materyal
    katip: yazan kişi
    mektep: okunan yer, eğitim yeri
    kütüp: kitap bulunan , saklanan yer.
    mektup: haberleşme aracı
  • sarılmak stresi azaltıyor ve bağışık sistemini güçlendiriyor

    teknolojinin gelişmesi ve şehirlerin kalabalıklaşmasıyla insanlığın eski bir düşmanı giderek güçleniyor. kentleşmenin gitgide artmasıyla insanlar doğadan uzaklaşmaya başladılar ve trafik, gürültü kirliliği gibi etkenlerle stres her geçen gün kendisini daha da hissettirmeye başladı. ancak stresle başa çıkmanın maliyetsiz, çok kolay bir çözümü var: sarılmak.

    öncelikle stresin tam olarak tanımını yapalım ve ne olduğunu öğrenelim. herkes üç aşağı beş yukarı stresin ne olduğunu bilir. çoğu insanın başından geçmiş klasik bir stresli durumu örnek vererek başlayalım. yarın matematik sınavı var ve siz hala yeteri kadar çalışmamışsınız, üstelik dersten geçmeniz bu sınava bağlı. işte stres tam olarak bu, yani vücudun zorlu bir duruma karşı verdiği tepkidir. vücut strese girdiğinde sempatik sinir sistemi devreye girer ve vücudun genelinde bir fizyolojik değişim olur.

    * stres hormonal sistemi etkiler

    stresin vücutta sebep olduğu değişimler ve stresle ilgili olan bölgeler beyinden başlar ve vücutta çok sayıda hormon ve enzimler üzerinde etkisini gösterir. beyinde duyguların yönetilmesinden sorumlu amigdala, hipotalamus ve hipokampüs strese karşı harekete geçen ilk beyin bölgeleridir. bunları takiben üst düzey düşünme merkezi olan prefrontal korteks, sempatik sinir sistemiyle ilişkili beynin noradrenalin deposu olarak bilinen lokus seruleus, hipofiz bezi, böbrek üstü bezleri ve omurilik gelir. vücutta stres oluşumuyla faaliyete geçen bu bölgeler beynin nörokimyasında da artma veya azalma şeklinde çeşitli hormonal değişikliklere sebep olur. bu hormonlardan başlıcaları kortikotropin salgılatıcı hormon, adrenokortikotropik hormon, kortizol, noradrenaline, serotonin ve nöropeptit y’dir.

    stresin vücutta tepeden tırnağa yarattığı hasarları saymakla bitiremeyiz. bilim insanları saç dökülmesine 70% oranında stresin neden olduğunu söylerken, stres aynı zamanda beyindeki kan damarlarını bile tıkayarak vücuda çok büyük zarar verme potansiyeline sahip. bunun dışında stresin bağışıklık sistemini zayıflatarak hastalıklara karşı vücudun savunma sistemini kırdığını da gösteren çok sayıda çalışma mevcuttur.

    * kortizol salınımı gerçekleşir

    stres böbrek üstü bezlerinden steroid bir hormon olan kortizol salınımını tetikler. kortizolün en temel fizyolojik görevi hücrelere glikoz dağıtımını yapmaktır. hücrelerdeki glikojen depolarını hedef alır ve glukojenin parçalanmasıyla kandaki glikoz oranını yükselterek hücrelerin daha fazla glikoz almasını sağlar. peki, kortizolün bağışıklık sistemiyle ne alakası var?

    bağışıklık sisteminin en önemli bileşenleri t hücreleri, b lenfositleri ve antikorlardır. t hücreleri kendi içlerinde öldürücü t hücresi (killer t cell), yardımcı t hücresi, gama delta t hücresi ve düzenleyici t hücresi gibi gruplara ayrılır. düzenleyici t hücreleri yardımcı t hücrelerini baskılar ve vücudun gerektiğinden fazla t hücresi üretmemesini sağlar. ancak kortizol kana karıştığı andan itibaren düzenleyici t hücrelerinin bölünmesini tetikler ve bu hücrelerin sayısında ciddi bir artış olur. bu da akabinde yardımcı t hücrelerinin daha fazla baskılanmasına sebebiyet vererek vücudun bağışıklık sistemini zayıflatır.

    * sarılmak stres ile baş etmede çok yararlı bir araçtır

    araştırmacılar önceki çalışmalarda cinsel bir amaç taşımayan sarılmak ve elini tutma gibi fiziksel dokunuşların empati kurma ve güven vermede etkili bir araç olduğu bulmuşlardı. güvenilen birinden gelen dokunuşlar kişide hipotalamus-epifiz bezi-adrenal bezi ekseninde stresin etkisini azalttığını gösteriyor.

    stresin t hücreleri üzerindeki mekanizmasının belirlenmesinden sonra doğrudan hastalıklar üzerinde nasıl bir etkisi olduğu araştırıldı. katılımcılara nezle virüsü verildiği bir çalışmada tartışma gibi bireyler arası bir stres etkenine maruz kalanların nezleye daha kolay yakalandığı görüldü. sarılmak gibi kolayca uygulanabilecek bir şey stresi azaltarak insanların hastalanma ihtimalini azaltabilir.

    toplamda kadın ve erkek karışık olmak üzere 406 kişinin katıldığı araştırmada ve ilk 8-12 haftada katılımcılar bir ön karantinaya alınarak, maruz kalacakları nezle virüsüne karşı sahip oldukları vücut direncinin belirlenmesi için kan ölçümleri yapıldı. sonraki 4-8 haftada katılımcıların fiziksel incelemeleri yapıldı ve sosyal hayatları incelendi. bir sonraki aşamada katılımcıların gün içindeki yaşadıkları stres (tartışma gibi bireyler arası sorunlar), son 24 saat içinde ne yaptıkları ve kimlerle temasa geçtikleri (örn, kime sarıldıkları) 14 gün boyunca telefonla katılımcılara soruldu ve sonuçlar kaydedildi. telefon görüşmeleriyle yapılan incelemelerin hemen sonrasında katılımcıların 0-5 gün boyunca kan ölçümleriyle maruz kalacakları virüse karşı sahip oldukları savunma sistemleri son kez incelendi. yapılan incelemelerden sonra rhinovirüs ve influenza a adlı nezle ve soğuk algınlığı benzeri belirtilerin ortaya çıkmasına sebep olan virüsler katılımcılara burunlarından damlatılarak verildi. 6 günlük bir karantinanın ardından katılımcıların burunlarından mukus örnekleri ve 28 gün sonra da kan örnekleri alındı.

    * sarılmak azaldığında stres daha yıkıcı oluyor

    çalışmada yer alan katılımcıların kesinlikle herhangi bir psikolojik rahatsızlığa ve fizyolojik bir hastalığa sahip olmaması gerekiyordu, aksi takdirde bağışıklık sisteminin virüse mi yoksa hastanın kendinden var olan hastalığa mı tepki verdiği ölçülemezdi. araştırma yürütülürken virüs katılımcılara verilmeden önce benzer hastalık belirtileri gösteren katılımcılar hemen deneyden çıkarılmışlardır.

    çalışmanın sonunda tüm katılımcılardan elde edilen test ve analiz sonuçları değerlendirildiğinde çevrelerinden daha az destek alan ve güvendiği insanlara daha seyrek sarılan bireylerde gün içindeki stres miktarıyla hastalıklara yakalanma riski arasında bir doğru orantı olduğu görüldü. buna karşın çevreleriyle daha fazla temasa geçen ve daha sık sarılan bireylerde stres ile hastalığa yakalanma riski arasında bir ilişki gözlemlenmedi. sarılmak kesinlikle ihmal edilmemesi gereken bir şey ama fazlası o kadar etkili değil.

    * sarılmak stres olmadığında da çok etkili

    sarılmak stresi azaltarak bağışıklık sistemini güçlendiriyor ama bunun sadece stresli zamanlarda gerekli olduğu anlamına gelmiyor. sarılmak için stresli olmaya veya depresif olmaya gerek yok. bilim insanları sarılmanın stresten uzak olduğumuz günlerde de en az zor günlerdeki kadar önemli olduğunun altını çiziyor. sarılmanın yarattığı dokunma duyusundan kaynaklanan bu koruyucu etki sadece gergin geçen günlerde değil her zaman etkisini gösteriyor. bu da demek oluyor ki, düzenli olarak sevdiklerine sarılan bireylerde stres seviyesi vücutta artmadan azaltılıyor ve vücut hastalıklara karşı daha dirençli oluyor.

    kaynak:

    1.) sheldon cohen, denise janicki-deverts, ronald b. turner, william j. doyle. 2014. does hugging provide stress-buffering social support? a study of susceptibility to upper respiratory infection and illness. psychological science doi:10.1177/0956797614559284

    2.)ulrichts, k. vanhoorelbeke, j . p. girma, p. j . lenting, s. vauterin and h. deckmyn. 2005. the von willebrand factor self-association is modulated by a multiple domain interaction. journal of thrombosis and haemostasis; 3(3):552-61u

    3.) ulrich-lai, y. m.; herman, j. p. (2009). “neural regulation of endocrine and autonomic stress responses”.nature reviews neuroscience 10 (6): 397–409.doi:10.1038/nrn2647

    4.) o’connor, t. m.; o’halloran, d. j.; shanahan, f. (2000). “the stress response and the hypothalamic-pituitary-adrenal axis: from molecule to melancholia”.qjm : monthly journal of the association of physicians 93(6): 323–333. doi:10.1093/qjmed/93.6.323

    http://www.cmu.edu/…ber/december17_hugsprotect.html

    makalenin olduğu yer: burası
  • ingilizlerin ilkokula yeni başlayan çocuklara, hangi elin sağ hangi elin sol el olduğunu nasıl öğrettikleri.

    iki el avuç içleri tam karşıya bakacak şekilde açılır. baş parmak hariç diğer dört parmak birbirine yapıştırılır, başparmak diğer parmaklara dik olacak (90 derece açı yapacak) şekilde tutulur. çocuk iki ele baktığında hangi elde "büyük l harfini" görüyorsa o el "left" yani sol, diğeri sağ el oluyor...
  • şampanya bir beyaz şarap çeşidiymiş ve sadece fransa'nın champagne bölgesinde üretiliyorsa bu ad veriliyormuş.
  • tarih boyunca gerçekleri söyledikleri için dindarlar tarafından türlü eziyetler görmüş filozoflar ve bilim insanlarının hikayeleri:

    pisagor

    sayılar evreni yönetiyor diyen ve sayıların babası olarak bilinen, antik çağın en önemli filozof ve matematikçilerinden pisagor, ülkesindeki politik baskılardan kaçıp geldiği italya’nın kroton şehrinde, üç yüz kadar genci bir araya toplayarak bir okul kurmuş ve burada çalışmalarını sürdürmüştür. kadınların sadece ev işlerini yapmakla yükümlü birer eşya olarak görüldüğü bir dönemde bile onlara topluluğu ile eşit şekilde çalışma imkanı veren pisagor'un bu okulu, yaptığı yenilik ve buluşları hazmedemeyen siyasi çevreler ve din yobazlarının galeyana getirdiği halk tarafından ateşe verilmiştir. bilim alanına yaptığı katkıları saymakla bitiremeyeceğimiz pisagor ve öğrencileri ne yazık ki alevler arasında yanarak ölmüştür. zaten hakkında yazılı kaynak olmayan, bilgilerin yalnızca anlatılanlarla elde edildiği bu bilim insanının çalışmalarının çoğu da yangında kül olup gitmiştir.

    galileo galilei

    fizik, matematik ve astronomi gibi konularda çığır açan ve bunların ışığında klasik mekaniğin temellerini atan galileo, engizisyon mahkemelerinin en bilindik kurbanlarından birisidir. güneş merkezli astronomi sistemi fiziği üzerine yaptığı araştırmaları kilisenin iddiaları ile ters düşünce çeşitli baskılarına maruz kalmış, sessiz kalmaya zorlanmıştır. ancak çalışmalarından vazgeçmeyen galileo yazdığı “iki kainat sistemi üzerine konuşmalar” adlı kitabı ve ortaya attığı düşünceler ile suçlanarak mahkemeye çıkarılarak idam cezasına çarptırılmıştır. daha sonra galileo; eğer ölürse bilime bir katkı sağlayamayacağını düşündüğünden iddialarından vazgeçtiğini söylemiş, idam cezası ev hapsine çevrilmiştir. bundan sonraki yıllarını geçirdiği evinde yeniden kitaplar yazan ve bunları gizlice başka yerlere ulaştıran galileo, yaşadığı ev hapsi sırasında kör olmuş ve 1642 yılında hayata veda etmiştir.

    nicolaus copernicus

    esas ilgi alanı matematik ve astronomi olan ancak kilisede çeşitli görevlerde çalışan copernicus, özellikle astronomi üzerine çok önemli çalışmalar yapmaya devam etmiştir. fakat astronominin kurucusu olarak adlandırılan bu bilim insanı da, gerek çevresi gerekse mesleği dolayısı ile çeşitli baskı ve eleştirilere maruz kalmıştır. dinden aforoz edilme ve engizisyon mahkemelerinin cezaları ile karşı karşıya kalmamak adına çalışmalarını yıllarca gizli tutmuştur. ve ne yazık ki ölümünden kısa bir süre önce yayınladığı çalışma ve kitapları ancak o öldükten sonraki dönemlerde bilim dünyasındaki yerini almıştır. geçirdiği beyin kanaması sonucu felç kalmıştır. efsaneye göre ölmeden önce, yazdığı kitabın son sayfaları gösterildiğinde komadan uyanarak bu sayfalara bakmış ve daha sonra hayata veda etmiştir.

    isaac newton

    tarihteki en etkileyici bilim insanlarından biri olan newton da hayatı boyunca çeşitli baskı ve eleştiriler ile mücadele etmek zorunda kalmıştır. 1672 yılında üye olarak seçildiği, bilimsel araştırmalar yapan bir topluluk olan "royal society"ye sunduğu renk olgusuna ilişkin çalışma ve fikirleri çok ciddi tepkilere maruz kalmış, özellikle robert hooke tarafından; "newton benim eserlerimi çalıyor." iddiaları ve uğradığı ağır eleştiriler sonucu tümüyle içine kapanıp, 6 yıl boyunca bilimle ilişkisini kesmiştir. yakın dostu matematikçi edmond halley'in çabaları ile yeniden çalışmalarına geri dönen ancak özellikle simya üzerine yaptığı araştırmaları yine çok fazla eleştiriye maruz kalan newton, 1693 yılında tekrardan çok ciddi bir ruhsal bunalıma girmiş, eski sağlığına tekrar kavuşsa bile bilimsel çalışmalara eskisi kadar ilgi duymamıştır.

    "eğer diğer insanlardan ileriyi görebiliyorsam, bu devlerin omuzlarında olduğum içindir." diyen newton, kendine yardım edenleri unutmadığını da göstermiştir.

    nikola tesla

    insanlık olarak çok şey borçlu olduğumuz belki de şimdiye kadar gelmiş geçmiş en zeki insan olan, bilim ve teknoloji dünyasını kökten değiştiren buluşlara imza atan tesla, belki de hayatı boyunca en fazla haksızlığa maruz kalmış, zorluklar ile mücadele etmiş bilim insanıdır. zaten asosyal bir kişiliği olan tesla, yaşadığı onca şeyden sonra iyice içine kapanmış, kaldığı bir otel odasında meteliksiz bir şekilde hayata veda etmiştir.

    charles darwin

    insan dahil tüm canlı türlerinin doğal seçilim yoluyla bir ya da birkaç ortak atadan evrildiğini öne süren ve modern evrimsel biyolojinin temelini oluşturan darwin, hayatı boyunca hatta öldükten sonra bile birçok eleştiriye maruz kalmıştır. öyle ki yıllar boyu yaptığı çalışmalarını, - benzer fikirlerin "sapkınlık" olarak nitelendirildiğini gördüğünden- uzun süre en yakın arkadaşları dışında kimseye açmamıştır. sırf bu sebeple biraz da olası eleştirilere karşı daha sağlam kanıtlar bulmak adına "türlerin kökeni" adlı kitabını yayınlayabilmek adına tam 14 yıl beklemiştir. yine de 'şarlatan' olarak gösterilmekten kurtulamamış, "maymun tarafından akrabalığın anne tarafından mı, baba tarafından mı?" gibi çeşitli şekillerde kendisiyle alay edilmiştir. günümüzde bile hala bu konu bir çok çevrede tartışılmakta, öldükten yüzyıllar sonra bile bu bilim adamı eleştirilmeye devam edilmektedir.

    antoine lavoisier

    modern kimyanın temelini atan, flagiston teorisi ve kütle korunumu kanunu bilime kazandıran lavoisier, bir gün kimya bilimini reddeden yobazları gösterip, "bu kelleler bir işe yaramaz" dediği için tutuklanmış ve giyotin ile idam edilmiştir. ancak hayatını bilime adamış bu adam, ölüme giderken bile insanlığa hizmet etmeyi düşünmüştür. bu sebeple idamından önce matematikçi lagrange'i çağırmış ve ona, "kafam sepete düştüğünde gözlerime bak. eğer iki kere göz kırparsam; insanın kafası kesildikten sonra bir süre daha beyin düşünmeye devam etmektedir." demiştir.

    lavoisier'in kafası kesildikten sonra iki kere göz kırpmasının ardından lagrange şu sözleri söylemiştir: lavoisier'in son saniyedeki ispat arayışı, bilimselliğin yüzyıllar sürecek meşalesidir. ama o yobaz kafalar asırlarca karanlıkta sürünecek, insanlığı da süründürecekler...

    giordano bruno

    rönesans felsefesini biçimlendiren önemli kişilerden biri olan italyan filozof ve gökbilimci bruno, hayatı boyunca, yaşadığı birçok yerden dinsizlik ile suçlandığı için ayrılmak zorunda kalmıştır. yıllar sonra özlediği ülkesine geri döndüğünde, galileo ile yaptığı bilgi alışverişleri ışığında çalışmalarını sürdürmüş; evrenin sonsuz ve eş dağılımlı olduğunu ve bu evrende dünyadan başka birçok gezegenin bulunduğunu ortaya koymuştur. ancak bu görüşleri de roma katolik klisesi ile ters düştüğü için engizisyon mahkemesinde yargılanıp sapkın ilan edilmiştir. ona, iddialarını reddetmesi ve suçlarını kabul etmesi durumunda kilise tarafından affedileceği söylense de bruno, galileo'nun aksine düşüncelerinden vazgeçmektense ölmeyi tercih etmiş, 8 yıl süren hapis hayatının ardından diri diri yakılarak idam edilmiştir.

    roger bacon

    çağdaş bilimin deneysel yaklaşımının temsilcilerinden biri sayılan ve batı dünyasında doctor mirabilis (olağanüstü bilgin) olarak tanınan bacon, hayatının büyük bir kısmında, insanın bilgisizliğinin nedenleri üzerinde durmuştur. otoriteye dayanmanın, geleneğin etkisinin, ön yargıların ve kişinin cehaletini saklayan sözde bilgeliğin, insanı hakikate ulaşmaktan alıkoyduğunu iddia eden bacon, otorite ve din adamları ile sürekli sorunlar yaşamış ve sırf düşünceleri yüzünden 14 yıl hapis yatmak zorunda kalmıştır.

    iskenderiyeli hypatia

    tarihin en kötü ve acılı ölümlerinden birine maruz kalan hypatia, günümüzde bile kadının hem toplumdaki hem bilimdeki yeri tartışılırken, bundan 1600 sene öncesinde benimsediği platon'un fikirleri ile sahip olduğu bilgileri ve düşünceleri cesurca ve kaygı duymadan öğrencilerine anlatmaya, doğayı mantık, matematik ve deney ile açıklamaya çalışarak dönemine ışık tutmaya çalışmıştır. ancak o zamanın psikoposu cyril, hypatia'nın çalışmalarından rahatsız olmuş ve insanları bu yönde kışkırtmıştır. “kadın sessizliği ve uysallığı öğrenmelidir. kadının ne ders vermesine ne de erkeğin üzerinde yetki sahibi olmasına izin vermeyeceğim. suskun olacak ve sessiz kalacaktır. çünkü önce âdem, sonra havva yaratılmıştır” sözleri ile de hypatia’nın ölüm emrini vermiştir. bu sözlerden kısa zaman sonra hypatia, kalabalık bir grup tarafından sokaklarda sürünmüş, taşlanarak acımasızca öldürülmüş üzerine cansız bedeni ateşe verilmiştir. ne yazık bu olaydan sonra platoncu okul da yok olmuştur.

    socrates

    felsefenin kurucularından biri olan sokrates, yıllar boyunca öğrenme tutkusu olan gençlere öğretmenlik yapmış, çevresindeki insanlara sorular sorarak onları düşünmeye ve cevaplar bulmaya teşvik etmiştir. ancak o dönemde diktatör bir tutumla halkı idare etmeye çalışan çevrelerin dikkatini çekmesi de gecikmemiş ve bu durumu engellemek adına; atinalı gençlerin aklını karıştırmak, devletin tanrılarına inanmamak ile suçlanarak mahkemeye çıkarılmıştır. kendisinden suçlarını kabul etmesi, özür dilemesi beklenirken socrates, o efsanevi savunmasını yaparak düşüncelerinin arkasında durmuştur. daha sonra baldıran otu zehri içirilerek idam edilmiştir.

    fransız ressam jacques- louis david "socrates'in ölümü" adlı yağlı boya tablosunda da bu olayı tasvir etmiştir.

    ockham'lı william

    daha çok geliştirdiği ockham'ın usturası ve nominalizm ilkeleri ile tanınan ingiliz filozof william; mantık, teoloji ve fizik alanlarında önemli eserlere imza atmıştır. bu çalışmaları sırasında ortaya attığı fikirler ve düşünceleri yüzünden 'sapkınlık' ile suçlanmıştır. bu sebeple doktorasını paris'te tamamlamak zorunda kalan william'ın düşünceleri burada da tepki görmüş ve 4 yıl bir manastırda hapis yatmıştır. kendi mezhebinden iki arkadaşı ile birlikte buradan kaçtığı için papa tarafından aforoz edilmiş ve ömrünün geri kalanında, imparator ıv. louis'in koruması altında münih'te yaşamıştır.

    alan turing

    insanlığa çok önemli katkıları olan ve değeri günümüzde yavaş yavaş anlaşılmaya başlayan bilgisayar biliminin kurucusu turing de en az tesla kadar haksızlıklara uğramış bir bilim insanıdır. daha okul yıllarında matematik alanında önemli başarılara imza atan turing, 2.dünya savaşı sırasında alman nazilerinin mesajlaşma sistemi olan enigma’nın şifresini kırarak, ülkesinde kahraman ilan edilmiştir. bu başarısıyla neredeyse 14 milyon insanın hayatını kurtaran bu adam, ne yazık ki eşcinsel olduğu için mahkeme kararı ile tedaviye zorlanmış ve verilen hormonlar yüzünden düşünme yetisi azalmıştır. bunun yanı sıra ingiliz gizli servisi tarafından yer aldığı çalışmalar yüzünden göz altına alınan ve sürekli tehdit edilen bu dahi adam, iddialara göre siyanür enjekte ettiği bir elmayı ısırarak 42 yaşında intihar etmiştir.

    michael servetus

    avrupa'da kan dolaşımını doğru şekilde inceleyen ilk insan olan servetus, bunun yanı sıra gök bilimi, felsefe, hukuk alanlarıyla da yakından ilgilenmiştir. hristiyanlığın özüne dönebilmesi için yanlış öğretilerden arınmasını gerektiğini savunduğu kitabını, mahkemelerin cezalarından çekindiği için gizli bir isimle bastırmıştır. ancak güvendiği ve eserlerinden bahseden mektuplar yazdığı arkadaşı calvin, iddialara göre onu kıskanmış ve servetus'un gerçek kimliğini ortaya çıkararak onu yakalatmıştır. duruşmaları sırasında kaçmayı başarsa da bir süre sonra tekrardan yakalanıp, mezhep sapkınlığı ile suçlanarak diri diri yakılmıştır.

    aristoteles

    antik çağın hiç kuşkusuz en önde gelen filozoflarından olan aristoteles de yaşadığı dönemdeki dar düşünce kalıplarından nasibini almıştır. büyük iskender'in ölmesi üzerine atina'da makedon karşıtı bir tepki açığa çıktıktan sonra aristoteles'e -aslında makedoncu zannı taşıdığı için-, katledilen hermias'ın anısına bir yazı yazarak onu ölümsüzleştirmeye çalıştığı için dine saygısızlık adı altında suçlamalar getirilmiştir. kendi deyimi ile; 'atinalılara ikinci bir suç işleme şansı' tanımamak adına aristoteles, bu şehri terk etmek zorunda kalmıştır.

    alıntı
  • tim burton'ın nightmare before christmas'ın yönetmeni değil yapımcısı olduğunu öğrenmek.
  • peugeot modellerinde kullanılan aisin tarafından üretilen tam otomatik eat8 tork konvektörlü şanzımanların bakim ve yağ değişiminin olmaması.

    eat8 şanzımanlı peugeot kullanım klavuzu
  • etrafınızda gördüğünüz, algıladığınız her şey geçmişin yansımasıdır. sebebi ise ışık hızının belirli bir sabit değerinin olmasıdır.

    ışık hızı ilk defa 1676’da danimarkalı bilim adamı olaus roemer tarafından 220.000 km/sn olarak ölçülmüştür. günümüzde ise 299.792,478 km/sn olarak kabul edilir. bu demektir ki ışık hızı sonsuz değildir. sonsuz hız demek bir maddenin aynı anda iki yerde olabilmesi demektir. ışık hızı ise bir noktadan başka bir noktaya ulaşabilmek için belirli bir süre kateder.

    işte bu süre etrafımızdaki cisimlerden yansıyan ve bizim o cisimleri algılayabilmemizi sağlayan ışınlar için de geçerlidir. yani cisimden yansıyan ışının gözümüze kadar ulaşması arasında belirli bir süre vardır. işte bu yüzden aslında gördüğümüz her şey geçmişin birer yansımasıdır. mesela güneş ışınlarının dünyaya ulaşması 8 dk sürer. bu yüzden güneşe baktığımızda aslında güneşin 8 dk önceki halini yani geçmişini görmekteyiz. aynı şekilde günlük hayatta gördüğünüz insanlar, arkadaşlarınız, kullandığınız diş fırçası kısacası her şey geçmişin ta kendisidir.

    bir de bu olayın “evren biz ona baktığımızda var olur” kısmı vardır ki evlere şenlik. buradan evrenin bir simülasyon olduğu yorumları bile ortaya çıkabilir. işin güzel yanı bunun için muhteşem bir kanıt var. (bkz: double slit experiment)

    dipnot: belki bu konu daha önceki entrylerde yazılmıştır, bilmiyorum. çünkü yukarıda milyon tane entry var. şimdilik idare edin işte. :)
  • gitarın perdeleri neden alt eşiğe yaklaştıkça sıklaşır?

    arkasında çok civcivli bir matematik var da o yüzden. ben bunları öğrenirken çok eğlenmiş ve aydınlanmıştım. umarım benzeri sizlere de olur:)

    batı müziğinde 12 ses vardır. (neden 12 yahu diyenler için bir piyano temsili alt satırda oluşturulmuştur)

    |]|]|]||]|]|
    |= ana notalar, do-re-mi'ler.
    ]=ara, yarım notalar. bemoller ve diyezler gibi düşünün.

    notanın frekansı bir oktav yükseldiğinde 2 katına çıkar. yani 440 hz olan la notası bir oktav çıktığında 880 oluverir.

    peki bir ton inceldiğinde ne olur?

    notaların frekansı aritmetik değil, geometrik artmaktadır. bakınız burası şokomelli.

    frekans x 2^(1/12) olur. hatta sağlama yapacak olursak bir oktav yükselecek la notası için 440 x 2^((1/12)x12) = 440 x 2^(12/12) = 440 x 2 = 880 hz

    peki gitar telinin uzunluğuve frekansının arasındaki bağıntı nedir?

    tel uzunluğu frekans ile ters orantılıdır. 1/uzunluk=frekans x sabit denilebilir. bundan dolayı eşiğe yaklaştıkça aralıklar geometrik bir şekilde daralır. bu oran da yaklaşık 1.059'a tekabül eder. (2^1/12=1.059)

    editler, imla düzeltmeleridir.