şükela:  tümü | bugün
  • istanbul'un en kalabalık ilçesinin gün içerisinde değişiyor ve bizim için bunun önemli olduğu gerçeği.
  • kaş'a (antalya'nın ilçesi) çok yakın bir mesafede yunanistan'a bağlı meis adası var. meis kelimesi de yunanca'da göz anlamına geliyormuş. anlayacağınız kaş'la göz arası 1300 metreymiş. **
  • çok sıradan bir olayın size garip gelmesidir.
    1- doktora ders döneminde daha önce görmediğim ama adını bin kere duyduğum bir hocanın dersini seçmeye karar verdim.
    ismi nurcan...
    herkese soruyorum: "nurcan hoca nasıl? çoh mu zor? nasıl ders işler? kızgın mı? hiç görmedim ben, iyi kalpli mi?" vb.vb.
    gittim odasının kapısını çaldım.
    içeri girdim.
    karşımda yattığı yerden fırlayıp gelmiş bir karl marx duruyor. saç sakal uzun bir adam.
    dedim yanlış odaya girdim herhalde.
    "pardon" diyip çıktım.
    tek isim var...
    doğru okuyorum...
    sonra bir daha girdim.
    hiçbir şey söylemeden adamın suratına baktım.
    adam "ben bunu senelerdir her gün defalarca yaşıyorum. gel" dedi.
    nurcan diye erkek ismi de oluyormuş.
    gerizekalı arkadaşlarımdan biri de erkek demedi! ben olsam ilk onu söylerdim.

    2- cihet-i askeriyede çalıştığım dönemde oradan orya koşturuyorum. adli müşavirlikten binbaşı okşan'la müteala etmem gereken bir mevzu olduğu söylendi. takdir edersiniz ki bir hayli orijinal bir isim. hele ki askeri cenah için.
    odaya girdim. bir karacı erkek binbaşı oturuyor...
    "okşan binbaşı ne zaman gelecek!" dedim.
    "benim" dedi!
    okşan diye de erkek ismi de oluyormuş.

    3- bir gün gastecilik yaparken bir hakimle görüşmem gerekti. idam cezası ile ilgili fikrini alacağım.
    adam akşam randevu verebildi. evine gittim. kapıda "yaşar-yaşar yaşar" yazıyor.
    ben sadece adamın adının yaşar olduğunu biliyorum.
    bir garip geldi.
    girince sordum. adamın adı yaşar, soyadı yaşar olduğu gibi eşinin adı da yaşarmış!
    yaşarlar hahahaahahah!
    başlı başına haber konusu.
    demedim tabii.
    ağır ceza reisi.
    ağzıma tükürür, korktum.
    kalem kırar, keser cezamızı.
    yaşar diye hem kadın hem erkek ismi, hem de soyad oluyormuş.
  • ask.fm'in bir radyo frekansı olmadığını öğrenmek. ben ask efem diye okuyordum ask for me'ymiş ne var yani.
  • istanbulun bir yarımada olmadığı... ya da iki yarımada olduğu...

    edit: ulan şimdi iki yarımada varsa neden istanbul tam bir yarımada olmuyor? of bu karışık geldi. yoksa istanbul hiç yarımada degıl mı?
  • arşiv adında bir şehrin aslında olmaması.

    (bkz: çocukluk sanrıları)
  • fuhuş yapılan otellerde, fuhuşkan ablalara battaniye denmesi.

    şöyle oluyormuş;
    otele girdiğinizde resepsiyondaki abi işleminizi tamamladıktan sonra, "battaniye lazım mı abi?" diyormuş size, sizin de gönlünüz varsa he gönder bi tane deyip ablayı kapıyormuşsunuz.
    tabii konuyla ilgili bilgi sahibi olmayıp bir de üşümüşseniz, bu sayede bonuslu ısınmış oluyorsunuz.

    not: fideldediysekfidel 'in yalancısıyım.
  • büyük bir kısmı öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler konusunda görülebilir.
  • ömrü hayatımda görmediğim şu hayvancıkların varlığı. sunda colugo bulsam beslerim yalan olmasın, bakar bakar güler insan negzel.
  • büyük türk veziri bilge tonyukuk'un adının anlamının kirli elbiseli anlamına gelmesi. yalnız buradaki kirli elbise kötü bir ifade değilmiş. zira, o zamanlarda (m.s.650-721) birisi ziyafet verdiğinde, gelen konuklar yedikleri yemeklerin ardından, ellerinin yağını ev sahibini elbisesine sürerlermiş.
    dolayısıyla, yağlı (kirli) elbise, tonyukuk'un ne kadar zengin ve konuksever olduğunu gösteriyormuş.