şükela:  tümü | bugün
692 entry daha
  • öncelikle söylemek gerekirse kutsal biri değildir. yazı yazmayı öğretiyormuş da, onlarca öğrencinin şımarıklıklarına katlanıyormuş falan filan. bunlar hep bahane. türkiye'deki öğretmen yatar arkadaşım. çayını içer, öğretmenler odasında oturur. 1 saat ders işleyip evine göt büyütmeye gider. müfredat bellidir. açar kitabı derste, konunun üzerinden geçer ve bitirir. hayatımda yenilikçi, idealist öğretmen çok az gördüm. gençler biraz motivasyon sahibi oluyor ama 6 aya onların da perti çıkıyor. sosyal anlamda, bir sınıf yaratma becerileri yok. onu geç, bir öğrenciye bireysel olarak yaklaşımları bile ya yapmacık, ya da zorla.

    öğretmenlik mesleğinin bu kadar yerin dibine girmesinin en büyük nedeni taşra'daki eğitim fakülteleri. dağa taşa varoşa eğitim fakültesi açıyorsunuz. yapmayın. sonra bütün sene sadece yazın büyüteceği götü düşünen öğretmenler çıkıyor ortaya.

    edit: alttaki öğretmen arkadaş bir taşra üniversitesi mezunu. kimse öğretmenliğin üniversitede öğrenildiğini söylemedi. asıl mesele, öğretmenlik yapmaya hak kazanmanın bu kadar kolay olması. okuduğunu tahlil etme yeteneğini geliştir. öğretmenlerin %90'ı yatıyor. bunu da herkes biliyor. sen elinden geleni yapmaya çalışıyorsun. üstüne alınacak kişi sen değilsin.
  • yukarıdaki arkadaş öğretmenler odasına yalnızca birkaç kez gidip kendi okulunda gördüğü kişilikleri genele yayarak algı yaratmaktadır. ne yazık ki bu zihniyet bugün öğretmenleri fahişeye benzetecek kadar saygısız, onursuz insanlardır.

    türkiye'deki öğretmen yatamaz arkadaşım! git onu gördüklerine söyle.
    haftada 32 saat ders işleyen bir öğretmenim. yıl içerisinde müfredat programı dışında bir öğretmen kendi yolunda farklı uygulamalara da başvurarak ilerlemelidir.
    hiçbir öğretmen bir konuyu anlatıp geçmez. geçemez. vicdanı rahat etmez. bir kişi dahi anlamıyorsa gerekli kazanımları farklı yöntemlerle sunarak ilerler. yenilikçi, idealist öğretmenden kastın ne kadar gençliğe dayansa da bu düşünceni de kınıyorum. 62 yaşında bir öğretmen abimizle beraber aynı çatı altında çalışmak gurur verici bir olay. bana göre o "ayaklı yönerge" gibi geliyor. yönetmeliği ezberlemiş bir insan kendisi. bu kişilerle aynı çatı altında çalışmak o kadar zor ki; anlatamam.

    400'e yakın öğrencimiz var okulda. seni bir günlüğüne okulumuza davet ediyorum. yapmacık mıyız, yoksa gerçekten anne-baba-abi-kardeş-öğretmen-dost neyiz, görmeni isterim. sana üzüleceğin bir haber vereyim: "her sabah okul giriş kapısında bekleyip okula gelen tüm öğrencilerime ya sarılıyorum ya da bir beşlik çakıyorum. bu bile onların uykulu gözlerinin açılmasına veya anne babasından görmediği sevgiyi anlık bizden alarak mutlu olmasına neden oluyor(böyle nedenlere can kurban).

    eğitim fakültesi kadar başına taş düşmesin. edebiyat fakültesi mezunu bir insanım. bizim halimiz içler acısı ama emin ol öğretmenlik derste öğrenilmiyor. bir sınıftan içeri girdiğin an o kapıyı kapattığında hayat geride kalıyor ve yüzlerce çift göz sana odaklanmış süper kahramanlarına bakar gibi bakıyorlar. o gözleri hayallerine götürdüğüm andaki durumu gözetlemeni isterdim. yaşım 24! eğitim hayatımın ilk yılı ve her defasında gençsin ileride yavaşlarsın diyen tiplere her gün bir tokat atıp kendilerine getirmeyi hedefledim.

    çünkü:
    "nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir. "

    devir teknoloji devri, öğretmenler ileride keklik avlarlar diyorsanız da yanılıyorsunuz.
    bizler de dijitalleşiyor ve bu gibi olayları öğrenerek yavaş yavaş ilerleterek sınıflarımıza uyguluyoruz. eldekileri daha iyiye taşımak için youtube gibi platformlardan eğitimlerimizi kendimiz almaya çalışıyoruz.

    birkaç örnek vereyim sana:
    haber sunan öğrencilerimiz var artık

    pubg ve hikaye unsurları

    kendi sınıfıma turnuvada finale kaldıkları için hazırladığım video pankartları diğer sınıflara hazırlatıp maça davet etmemiz ise turnuvanın rengi oldu. yenen de yenilen de maç sonu eğlendi.

    bitti mi, hayır!
    öğrencilerimin hikayelerini powtoon ile animasyon haline getirdim.
    hikayeden animasyona

    bu da yetmedi, diğer branş öğretmenlerimizle beraber bunu farklı amaçlara hitap etsin diye değerler eğitimine uygulama kararı aldık ve okulun tüm sınıflarında yayınlanması amacıyla değerlerimizi animasyon haline getirdik:
    saygı sözlük buradayız ve geleceğe ışık olacağız.

    iyi geceler dilerim.
  • bilginin ağızda çiğnenen sakız gibi görüldüğü şu zamanda, öğretmenliğin kutsal bir meslek görülmemesi doğaldır.
  • ön bilgi: öğretmen değilim. öğretmen tanıdığım da pek yok. bir hanım var, verse beni çok sevindirir ama buraları okumuyor.

    gelelim konuya; sürekli sağda solda öğretmen aşağılayan, öğretmenlere söven sayan bir kıskanç kitlesi var sözlük'te. neymiş efendim, çok tatil yapıyorlarmış, mesaileri erken bitiyormuş, diğer meslek gruplarından daha az çalışıp daha çok kazanıyorlarmış vs.

    arkadaşlar, bu insanlar koskoca nesilleri yetiştiriyor. bunun ne demek olduğunu anlamakta güçlük çekiyorsunuz çünkü bunun sonuçları doğrudan gözlemlenemiyor, zira bir zihniyet, bir felsefe meselesi bu. örneğin bir pilot işini doğru yapamaz ve uçağı düşürürse uçaktakiler ölür. bir beyin cerrahı ameliyat sırasında hata yaparsa ameliyattaki kişi ölür. bunlar ani ve doğrudan deneyimlenebilir sonuçlardır. ama bir öğretmen bir çocuğu iyi yetiştirmeyince bunun sonucunu 20 sene bütün toplumda görüyoruz.

    neden bu toplumda bu kadar çok geri zekalı var, neden etraf öğretmenlerin maaşını, şusunu busunu kıskandığı için öğretmenlere bok atan gerzeklerle dolu biliyor musunuz? çünkü bunların öğretmenleri toplumdan hak ettikleri değeri görmedikleri için el alemin piçini yetiştirmek üzere motive olamadı. eski öğretmenler okula giderken 'şu ders bitsin de şu amına koyduğumun yerinden siktirip gitsek' diye düşünüyorlardı, çünkü maaşları azdı, şartları kötüydü ve akılsız piç kurularıyla uğraşmak o koşullar altında bezdirici bir işti. sonra da böyle beyinsiz nesiller yetişti işte. sonra da tayyip falan oldu.

    işte bu yüzden öğretmenler toplumdaki en rahatı yerinde olması gereken meslek gruplarından biridir. onların huzurunu sağlayamazsanız bütün bir toplumun yapısını bozacak nesiller yetişmesine yol açarsınız. öğretmenler çocuklara doğru metodolojileri öğretmezse elinizde nasıl düşüneceğini bilmeyen, hangi bilgiyi nerede araması gerektiği konusunda bir fikri dahi olmayan, ön yargılı, cahil, aklını kullanma becerisinden yoksun, işinde başarısız, liyakatten uzak bireylerden oluşan leş gibi bir toplum olur elinizde.

    bu yüzden öğretmenlerin şimdiki koşulları kesinlikle yetersizdir ve çok daha iyi hale getirilmelidir. bir toplumun geleceğini garantiye almak, o toplumu yetiştiren öğretmenlerin huzurunu sağlamaktan geçer. bunu yapamadığınızdaysa işte elinizde böyle embesiller olur, öğretmenliği fahişelikle bağdaştırarak aşağılamaya çalışırlar, sonra diğer embesiller de çıkıp fahişelikle eş tutulmayı kendilerine edilmiş bir hakaret olarak görerek aslında fahişeliği aşağılarlar. bunların hepsinin durumu zavallıca, çünkü bunların öğretmenlerinin durumu çok kötüydü. bu durumun değişmesi ise ancak öğretmenlerin şartlarının iyileştirilmesiyle mümkün olabilir.
  • öğretmenlerin bilgi verdigi sananlar icin kutsal bir meslek olabilir. şu an kafandaki bilgileri ortaogretim ve lisede mi öğrendin? yoksa okudugun kitaplardan, google'dan, ekşi sozluk, twitter gibi platformlardan mi öğrendin? şahsen benim universite oncesi ogretmenlerden aldigim herhangi bir bilgi yok. okuma yazma ve toplama çarpma işlemleri var ki, onu da hesap makinasina yaptiriyorum. 18 yaşina kadar olan egitim surecinde elinde sadece okuma/yazma bilgisi kaliyor. bunu 30'lu yaşlara gelen herkes farkedebilir.
  • tanrı tarafından özel yaratılmış kutsal insan.
5 entry daha