şükela:  tümü | bugün
  • bir hürriyet bombası.

    http://www.hurriyet.com.tr/…em/15443329.asp?gid=373

    "balıkesir'in burhaniye ilçesi'nde oturan 30 yaşındaki tayfun tuzcu, van yüzüncü yıl üniversitesi sosyal bilgiler öğretmenliği'nden 2 yıl önce mezun oldu. okulu bitirip öğretmen olmanın hayalini kuran tuzcu, 3 kez girdiği kpss'de yeterli puanı alamayınca işkur'a başvurdu, kurum ona ilköğretimi bitirdiği okulda hademe olarak iş buldu. tuzcu, ‘6 ay hademe olarak çalıştım. tuvalet temizledim, paspas yaptım, camları sildim. işin kötü tarafı 6 ay sonra yine işsiz kaldım. yani kadrolu hademe bile olamadım’ dedi."

    ...

    gerçekten komik bir memlekette yaşıyoruz.

    sevgili tayfun tuzcu,

    ben zat-ı âlinizin biraz ufkunu açayım; sizin normal şartlar altında zaten öğretmenlik yapmanız mümkün değil. devlet sırf kadro ve gelir kapısı olarak, normalde olmayacak yerlere üniversite açıyor, siz de üniversite sınavı sonucunda birşey başardığınız ilüzyonuna kapılarak gidip 4-5 sene, belki daha fazla, o okulda okuyorsunuz. öğrenci seçme sınavı'ndan o okulun puanını tutturabilmiş bir insanın, bir eğitimci olarak hayatını devam ettirebilmesi, hele hele ilkokul çağında çocuklara sosyal bilgiler gibi bir dersi okutması akla mantığa sığmıyor.

    şimdi "bu kadar okudum ettim, yaş da kemale erdi, devlet bana iş bulsun" mantığıyla gidip atatürk büstünün önünde poz vermişsiniz, iyi güzel.

    söylemleriniz de güzel, dershanedeki modern kölelik falan fişman... o çarkın esiri olmak istemiyorsunuz, ya da istemiş de olamamışsınız, beni çok enterese etmez.

    ancak beni enterese eden şöyle bir durum var;

    siz nasıl ki türkiye cumhuriyeti'nin sosyal devlet anlayışıyla sizi öğretmen olarak atamasını bekliyorsunuz; ben de aynı sosyal devlet anlayışına sığınarak türkiye cumhuriyeti devleti'nin sizin gibi üç kez girdiği kpss'den atanacak kadar puan dahi almayı başaramamış bir insana, benim ya da bir başkasının çocuğunu emanet etmemesini bekliyorum.

    ...

    kamuoyuna saygı ile duyurdum.
  • 250.000 öğretmen açığının nitelikli insanlar bularak değil de kahveden adam toplayarak kapatıldığını sanan kişilerce koruma altına alınmış. ne şanslı bir vatandaşmış habere konu olan zat.
  • bu habere istinaden şu kadarını söylemek gerekir;

    van yüzüncü yıl sosyal bilimler öğretmenliği'nden mezun olup, kpss'den üç kez üst üste gereken puanı alamadığı için ataması yapılmayan bir insanın, bu ülkenin gençliğine ve geleceğine, bulunduğu yere particilik sayesinde gelmiş bir din bezirgânından pek de fazla birşey verme ihtimali yoktur.

    standardın çok altındaki öğretmenlerin atamasını yapmak, türkiye'nin eğitim sorununu çözmez. ancak işsizlik sorununu çözer.

    işsizliği çözmenin yöntemi de çocuklarımızı ehil olmayan insanlara emanet etmek olmamalı.
  • kpss'nin ezberlenmiş bilgiyi değil öğretmenin sahip olması gereken nitelikleri ölçtüğünü sanan kişilerce öğretmenliğine bok atılan bu kişiye hademelik yaptığı için saygı duyuyorum. ücretli öğretmenlik yapmayı seçseydi büyük ihtimalle şu anda bir okulda çalışıyor olacaktı (şu açıkların ehil olmayan öğretmenlerle kapatılmasını istemediğiniz okullarda), hatta alanı olmayan derslere bile girmesi istenecekti. iki kuruş para karşılığında çalışacağından dolayı ona "olmaz sen çalışamazsın, kpss den iyi puan alamamışsın pis niteliksiz öğretmen." denmeyecekti.
  • mesleğinde istihdam edilmek üzere atanmak için kpss gibi bir sınava çalışmaya bile üşenecek zihniyeti ayırt eder kpss. o sınavdan düşük bir puan almak öğretmenlik açısından niteliksizliği her zaman göstermeyebilir, ancak istikrar ve azim konusunda ciddi mesajlar verir. "kpss gibi bir sınava bile hazırlanmayı beceremeyen adam, eğitim anlamındane kazandıracak süngerden mamül ve her şeyi emebilen dimağlara?" sorusunu sorar.

    ben de istemezdim evet bu noktaya gelmesini o habere konu olan arkadaşın. ama kıçını kırıp az daha yüksek puan alabilmek onun elindeydi. kpss dediğin sınav, öğretmen olmaya yeterli sandığımız, ölçme ve değerlendirme konusunda eğitim almış bir insanın kafi miktarda puan alamayacağı bir sınav değildir. kendimizi kandırmayalım şefim.

    kimse ona "niteliksiz" demiyor henüz. sadece "üşengeç, bu bağlamda öğretmenlik yapması sakıncalı" diyorum mesela ben. öğretmen dediğin kpss'yi çiğ çiğ yer arkadaşım.
  • - işsizlik yok iş beğenmiyorlar di mi cevat abi?
    - he lan...
  • çocuğunu yeni mezun doktora teslim etmeyen, yeni mezun diş hekimine gitmeyi salaklık kabul eden, ehliyetini yeni almış kişinin sürdüğü araca binmeyen, işe yeni başlamış aşçının pişirdiği yemeği istemeyen, yeni mezun ekonomistin yaptığı yoruma burun kıvıran, radyo tv bölümü mezunlarının filmlerine/reklamlarına alay ederek bakan kişilerce mağdur gibi gösterilen bir arkadaşı anlatıyor haber.

    ulan bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?
  • şimdi kpss denen sınav ehliyet sınavı değil ki arkadaş, bir baraj olsun geçtiğinde hop atan, yok böyle şey. kpss devletin okullarından mezun olmuş aynı ehliyetteki insanların birbiriyle yarışı. altta kalanın canı çıksın hesabı. madem öğretmen olacak yeterlilikte değil niye mezun ettin, diploma verdin ulan. kaç kere yarışıcak millet, kaç kere form doldurucak üçüncü çocuğu dünyaya getirmek için sayın başbakan? adam 30 olmuş hala sınav, hala işkence. ne boktan bi durum be.
  • hademelik yapan öğretmenin kpss sınavından geçemediğini ama mezun olduğunu söyleyen ilginç bir hürriyet haberi ve bu haberin temelinde yatan kendi verdiği belgeye güvenmeme durumu, açalım;

    bir öğretmen adayı üniversitenin ilgili bölümünden mezun olur ve ancak hademe olabilir bir eğitim kurumuna.

    bu durumda iki şeyden bahsedilebilir, mezun olduğu üniversiteden mesleğini hakkıyla yapacak donanım ve bilgiye sahip olmadan mezun oldu ya da kpss denen sınav mesleki yeterliliği ölçmeye yarayan bir sınav değil.

    bu sorunun çözümü oldukça basit, eğer kpss yeterlilik için öngörülen sınav ise memur olacak öğrenciler üniversiteyi bitirmeden bu kpss sınavına sokulsun ve geçer not alamayanlar mezun edilmesin ya da üniversitelerin yeterliliğini ve öğrenci mezun etme standartlarını düzeltin ki üniversite mezunları kpss gibi şeylere girmek zorunda kalmasın, kalırsda da güle oynaya geçebilsin. neticede diploma diye verdikleri şey lisans belgesi, yani okuduğu mesleği hakkıyla yapabileceğine dair bir belge. bu belgeyi verdiğin adamdan daha ne istiyorsun ki, yeterlisin diye belgeyi veren devlet, yeterlimisin ispatla diye ek belge isteyen gene devlet.

    (bkz: mezun)

    (bkz: lisans)

    (bkz: üniversite)
  • (burhaniyedeymiş bu öğretmen adayımız) bir sosyal bilgiler öğretmeninin ya da sınıf öğretmeninin dershanede iş bulma şansı ne kadardır, düşünelim. üniversiteye hazırlık dershanelerinde iş bulamayacaklarını tahmin edersiniz herhalde, kolejlerde iş bulmak dershanelerden daha zor, bilen bilir. anadolu liselerine hazırlık dershanelerine gelirsek orda da yine bölüm mezunlarını tercih ediyorlar genelde ama yine de şansı az da olsa var tabi.

    kpss ye gir kendini ispatla tarzı şeyleri söyleyenler bi girsinler o sınava görelim kendilerini. hadi onu da geçtim, bu ülkede birçok meb müdürünün ve kıdemli memurıun da söyledikleri gibi türkiye'de en az 100 bin öğretmen açığı var, bu en az tabi. genelde 150 bin deniyor açık için. peki bu kadar açık var meb dersleri boş mu geçirtiyor. yoo, haşa! e peki ne yapıyor.
    edebiyat dersine tarih hocasını, felsefe dersine din hocasını, matematik dersine fizik hocasını sokuyor. e ne güzel demek ki, öğretmen fazlası varmış. yok öyle değil. bu ancak yüzde 10luk boşluğu doldurmak için yapılan şeydir. e geri kalan boşluk nasıl doluyor? aylık 400-600 lira arasına çalışan bir kısmı ders vereceği alanla alakasız bölümlerden hatta 2 senelik bölümlerden mezun insanlarla dolduruluyor. açık söylemek gerekirse, bu abinin çalıştığı okuldaki sosyal bilgiler dersine turizm otelcilik mezunu bir ücretli öğretmen giriyor bile olabilir. yani devlet 1500 lira verip bir öğretmen çalıştırmak yerine, sigortasını sadece derse girdiği günler yatırdığı 3 ücretli köleyi çalıştırmayı tercih ediyor. biz naapıyoruz, sana kim garanti verdi devlete atanacaksın diye diyoruz değil mi? çok hoş.

    zaten kimse devlet birilerini sırf işsizliği azaltsın diye alsın demiyor, devlet ihtiyaç duyduğu rakamın yarısını alsa haberlerde okuduğumuz atanamayan öğretmen intihar etti haberlerinin sayısında büyük azalma olacaktır. devlet olması gerektiği gibi atama yapsa, piyasadaki işsiz öğretmen sayısı normal sınırlarda olsa, özel sektör de işsiz öğretmenleri bu kadar sömüremeyecek, devlet öğretmeninin aldığı paranın çok altında ücretler teklif etmeyecektir.