aynı isimdeki diğer başlıklar:
şükela:  tümü | bugün
  • kemal sunal’in diger filmlerinden epeyce farkli oldugu bir film öğretmen. hatirliyorum da güldürmüyor diye izlememistim kücükken. az önce tekrar izledim. zaten sadece güldürdügü için izlemiştim diğer filmlerini. şaban’ın bakhtin metodunu uyguladığını hiç düşünmemiştim şimdiye kadar. rus edebiyat eleştirmeni mikhail bakhtin, mizah’ın en baskıcı resjimlerde bile kuvvetli bir mesaj aracı olabilcegini söylemiştir. kendisinin stalin döneminde yaşadığını düşünürsek bir bildiği oldugunu görüyoruz.
    bir köyden istanbul’a tayini çıkan hüsnü öğretmen yeni sınıfına girip tanisma faslina başlar. tahtaya kalkmak isteyen var mı diye sordugunda tüm öğrenciler boyunlarini kaplumbaga gibi masaya dogru gömerler. onlardaki tahta kompleksini gören öğretmen “2 kere 2 kaç eder?” diye sorar. herkes bilir. ve basit adıma sınıftaki tahtaya çıkma korkusunu yener. bu sahneyi tüm ilk okul öğretmenlerine izletmeli aslında. öğrenciye teşvikle de harika şeyler yapılabilcegini görmeliler.

    sonra hüsnü öğretmenin geçim sıkıntısı yüzünden kafayı yemesi kendi hayatımdaki öğretmenlerin hayatlarını gözden gecirmeme sebep oldu. geçenlerde üsküdar meydanda harita, manzara resmi satan kişinin de öğretmen olabilceğini düşündüm nedense. filmde öğretmenler hiç saklamadan ek iş yapıyorlardı. şimdi ki öğretmenlerin ek- özel dersler dışında bir iş yapıp yapmadıklarını düşündüm.

    filmde öğrencileri tarafından çok sevilen hüsnü öğretmen akşam eve geldiginde bir sürü erzak ile karşılaşır. bu durumdan işkillenen milli eğitim bakanlığı önce bu durumu araştırmak üzere müfettişler salar okula. bakar ki öğrenciler öğretmenlerini çok seviyor, sevdikleri için yapmışlar ve de hiç bir şikayetçi yok bunu müsteşar telofonda birden hüsnü öğretmenin ödüllendirilmesini hatta “yurt sathında” bir kampanya yapılmasını istiyor. telefonda daralmis bir şekilde müsteşara rapor veren memu birden cıvıyıp yavşıyor. nedense bu sahne de pek bir ironik ve de sembolik geldi bana. gerekirse doverim de severim de diyen annelerimizi hatırladım birden bakanlıgın bu hareketinden sonra.

    sonra öğretmenler gününde cocuklarinin öğretmenlerini cok beğenen velilerin birden çark edip onu topluca şikayet etmeleri de unutulmamasi gereken, “burasi türkiye” bir sahne idi.
    ya hep beraber destekleriz ya da hep beraber köstekleriz nedense. filme hakki yenmemesi gereken karakter, gazeteci baba” bir tek sag duyusunu öldürmeyen tipleme idi.
  • rahmetli,buyuk ustad,yillarca turk sinemasina emek vermis, sadri alisik'in 1968 yapimi paydos filminden bu replik ogretmenin degerini, onemini gayet iyi aciklar kanaatindeyim.
    sadri alisik filmde meslegini seven, ogrencilerini gozunden sakinan bir ogretmendir. sadri alisik'in oglu okulda zengin bir kizla tanismis, kizin babasi durumu ogrenince, milletin agzına sakiz olmamak icin sadri alisik'in evine ziyarette bulunmustur. replik; zengin babayla ogretmen rolunu oynayan sadri alisik arasinda gecer:

    -bak muallim bey. seni bilirim iyi. seni bilirim hos. ama kizimin oglunla evlenmesini istiyorsan, bir sartim var. sana bir bakkal dukkani acayim. muallimligi bırak. gel ticaret yap. tuccar ol.
    +ben bu kutsal meslegi birakip nasil bakkal olurum? olmaz oyle sey!
    -ya canim yillardir fakirlikten agzin kokuyor. gel inat etme!
    +bak haci bey. seni bilirim iyi. seni bilirim guzel. oglumun kizinla evlenmesini istiyorsan, sana bir sartim var.
    -nedir muallim bey? soyle.
    +gel seni okutayim.adam ol!!!

    bu kutsal meslegin onemini anlatan bir repliktir kanimca....
  • cahit berkay'ın kemal sunal'ın bu filmi için yaptığı müzik harikadır. kesinlikle dinlenesidir. internette ikinci versiyonu bulunabiliyor ama esas dinlenmesi gereken filmde geçen orjinal versiyonudur.
  • kemal sunal'ın diğer tüm filmlerinden farklı olan, içinde komedi barındırmayan, dram içerikli ve en acıklı filmi. hep içim burkularak izliyorum. rahmetliye herşey yakışıyordu, bu tarz filmlerini de çoğaltabilirdi aslında olgunluk döneminde.
  • cahit berkay bu film için öyle bir müzik bestelemiş ki dinlerken duygulanmamak mümkün değil. hele filmden görüntüler eşliğinde dinlerseniz kemal sunal'ı her gördüğünüzde gözünüzden bir damla yaş süzülür.

    şuradan dinlenebilir: https://www.youtube.com/watch?v=o6eps6-vbso
  • kemal sunal'ın başrolünde oynadığı, kartal tibet'in 1988'de çektiği film. bugün rastladım tv'de, oturdum izledim bir kısmını. güzel film. köyde gül gibi geçinip giderken istanbul'a tayini çıkan zavallı öğretmeni anlatıyor. maaşı 141 bin, ev kirası da 50 bin. ekmek üzerinden bir hesap yapıyor sonra da, geçinmek imkansız. mecbur ek işlere başvuruyor. küçücük oğulcağzı da çalışıyor filan. kıyamam, hiçbir şey değişmemiş yıllar geçmiş de. gud for yu türkiye.

    o diil de müziklerini de cahit berkay yapmış ya, nasıl güzel müzikler... misal şu parça, fena duygulandırıyor.
  • merakla beklenen hüseyin eleman filmi.

    http://www.youtube.com/watch?v=tntac_sk5ki
  • fragmanı law abiding citizen filmi ve 20 dakika dizisini anımsatan, merak uyandıran film.
  • muzaffer izgü'nün romanından beyazperdeye uyarlanan, başrolünde kemal sunal'ın oynadığı kartal tibet yönetmenliğindeki 1988 yapımı dram filmi. herkesin izlemesi gerektiğini dişündüğüm bir yapıt.
  • kemal sunal'ın en dramatik filmi.
    her izlenişte mutlaka gözleri nemlendiriyor.
    boğaza yumruk gibi oturuyor.
    bu filmin müzikleri, cahit berkay film müzikleri volüm-2 albümünde mevcuttur.
    yani, ek işler ve çile.
    cahit berkay, en can alıcı olanı nedense koymamış albüme.
    yani şu müziği, bu da sanırım filmdeki orijinal hali değil.bir başka kişi tarafından sonradan hazırlanmış.
    videodaki bilgiye göre, kenan yemenicioğlu.