şükela:  tümü | bugün
  • öğrenci kalitesini yükseltmek. bu da velilere düşüyor. veliler işe, okulu "çocuklarını kafa dinlemek için gönderdikleri yer" olarak görmekten vazgeçmekle başlayabilirler.
  • #44391363

    tamamını okumaya çooook üşenenler için alttan 11. satırdan itibaren(!)
  • meb'in kalitesinin ve meb bütçesinin artirilmasi net çözümdür.
    bir de meb yavsaklik yapip ogretmenlerin otoritesini ayaklar altina almasin yeter.
  • psikolojik testler yapılmalı ve iletişim, diksiyon dersleri verilmeli. ama kağıt üstünde teorik testler ve eğitimler değil, bir uzmanın eşliğinde pratik olarak yapılmalı. uygun olmayan adaylar öğretmenlikten men edilmeli.

    ayrıca bazı testler belirli periyotlarla tekrarlanmalı.
  • geçen kpss sınavına mehmet beyazıt sağlık lisesinde girmiştim. o okulun binası sınıfları sanki savaştan kalma gibiydi. eğitimde öğretmenin performansı kadar binaların yapılarıda önemlidir. şu linkteki yazıyı okuyup bana katılabilirsiniz. http://www.academia.edu/…_fikretin_egitim_felsefesi
  • we don't need no education
    we dont need no thought control
    no dark sarcasm in the classroom
    teachers leave them kids alone
  • öğretmenler kendini geliştirse hiç bir sıkıntı olmayacak. onların da öğrenciler gibi arada soru felan cozmeleri lazım. öğretmen oluyorlar tamam ömür boyu anlat dersi eve git yat.
  • memurlar kanunu'nun biran önce değişmesi. bu ülkede bir kereye mahsus olmak üzere, bir sınavı geçerek mesleğe atandı diye ömür boyu öğretmenlik yapma hakkını elinde bulundurmak gibi bir durum var. kendini geliştirmek, güncel öğretim tekniklerini takip ederek çağın gerektirdiği şekilde kendini modernize etmek zorunda olmayan, ne yaparsa yapsın ayın belli bir gününde banka hesabına maaşı yatacak bir topluluktan maximum verim alma diye birşey yok. şimdi mesleğini hakkıyla icra eden öğretmen arkadaşlarım beni anlayacaktır. zannediyorum onlar da, yani canla başla çalışıp hakikaten öğretmen olma şerefine ulaşanlar da, vasıfsız ve kalitesiz meslektaşlarından rahatsızlık duyuyordur. düşünsenize bir tarafta bütün hayatını eğitime adamış pırıl pırıl insanlar, diğer yandan memur olmakla yetinen bankamatik kartları. periyodik olarak kontrol edilmiyorlar, müfettişin geleceği tarih, soracağı soru, görmek istedikleri belli. iyi öğretmen ile bu bankamatik kartı olmakla yetinenler aynı muameleyi görüp aynı maaşı alıyor, ki bu bir süre sonra, idealist öğretmenleri de yıldırma eşiğine getiriyor.

    bunlar bu ülkenin gerçekleri. peki ne yapılmalı? örneğin, her eğitim kurumu ihtiyacı olan öğretmen kadrosunu profesyonelce işe almalı. açılan kadrolara öğretmenler cv ile müracaat edip seri mülakatlar sonrası işe alınmalı ve sözleşmeleri 2 yılı geçmeyecek şekilde düzenlenmeli. devlet yine maaşını verebilir, bunda bir sıkıntı yok, ancak bu yolla öğretmen rekabet ortamında olduğunu bilip, kendini geliştirme ihtiyacı duyacaktır. torpil ve adam kayırmanın üst düzey olduğu ülkemizde bu süreç sağlıklı işlemez diyebilirsiniz, bunun da çözümü var. örneğin okulların mülakat kurulları; veli temsilcisi, eğitim sendikası temsilcisi, okulda oy birliğiyle seçilmiş yönetici, bağımsız bir ik kuruluşu, bağımsız gözlemciler ve meb müfettişi şeklinde oluşturulur ve doğal check-balance sağlanmış olur. bu gibi modern yöntemler geliştirip projelendirilmeli ve türk eğitim sistemi köhne bankamatik kafasından kurtarılmalıdır.
  • her sene düzenli olarak nal topladığımız uluslararası öğrenci değerlendirme programı sonuçlarında her zaman tepede olan finlandiya örneği incelenerek sonuç alınabilir.