şükela:  tümü | bugün
  • herkesin bir köşesinde kalan anılarıdır. okul hayatımda o kadar çok dayak yedim ki artık bunları anlatmak istiyorum.

    ilk yediğim dayak anaokulunda oldu. boyama saati geçip hikaye saati gelmişti tabi farkında değilim yerde boya yapıyorum. kafama patlatılması akabinde kulağımdan tutulup sandalyeye oturtulmuştum.

    3. sınıftayım. duvarlara yapışkan top atmak yasaklanmıştı. yapışkan top dediğimiz şey duvara yapıştığı gibi sümük gibi yayılan cıvık bir top. bir tenefüs arkadaşın elinden kapıp tavana yapıştırmıştım. derste hocamız topu tavanda görünce ağlatana kadar ellerime sopayla vurmuştu. ağlamaktan bitap düşmüştüm.

    yine 3 ya da 4 üm. 3 haneli sayıları çarpma dersindeyiz. hoca tek tek tahtaya kaldırıp yapamayanların eline sopayla vuruyor. her yapamadığın gün bu vuruş hızı artıyordu. ulan şu matematikte yediğim dayağı hiç bir yerde yiyemedim. o zamanlar nasıl nefret ettiyse üniversiteye kadar 5 puandan yüksek notum olmadı. üniversite de aslında matematiğin ne kadar zevkli bir ders olduğunu anladım. sonra mühendis oldum. ilginç tabi.

    bir keresinde koridorda koştuğum için müdür çelme takmıştı yere kapaklanmıştım.

    bir sabah istiklal marşında şımaran çocuğu müdür yardımcımız yerde tekmelemişti. o görüntü gözümden gitmez sivri burunla karnına sırtına vuruyordu.

    efendim başka bir okulda öğle arası okulda durmak yasaktı. 1 saat boyu iç anadolunun kavurucu sıcağı altında terliyoruz, susyoruz ama içeri sokulmuyorduk. günlerden bir gün çekerim emaneti mikerim adaleti diyerekten öğle arası öğretmenler masasının altına bir kaç arkadaş saklanmıştık. şans bu ya sınıfta otururken okulun en sinirli hocası dalmıştı sınıfa çok şahane bir tokat yemiştim.

    bir keresinde beden eğitimi dersinde millet bahçede voleybol oynarken arkadaşla sığınağa inmiştik. zifiri karanlıkta ışığı açıp sığınağın havalandırma borusuna girip dolaşmaya başlamıştık. nöbetçi öğrenci yakalamıştı da bizi havalandırmaya kitlemişti sonra hoca geldi bizi çıkardı bir dayak daha yedim.

    bir arkadaşıma tokat atılmıştı çocuk boks yaptığı halde 2 metre yere kapaklandı tokat sesi tüm okula yayılmıştı.

    yine istiklal marşında kıpırdadığım için hışımla yanıma gelip kulağımdan çekiştire çekiştire bahçede dolaştıran bir başka sınıf hocası da anılarıma yazıldı.

    aklıma gelemeyen sayısız dayak ardından demeliyim ki en çok dayak yediğim hocalar kadın hocalar oldu. erkek hocalar daha sabır gösteriyordu. bir süre ağlayıp sızladıktan sonra dayak yemekten insan eğlenmeye başlıyor diyebilirim. yine dayak yicez diye dayak yiyip şımarmaya devam ettiğimi hatırlıyorum. ama öyle sorunlu bir çocukta değildim. kavga eden, saygısız davranan biri olmadım. yediğim dayakların hemen hepsi çocukların rutin davranışlarından ileri gelen dayaklar oldu.

    bu olaylar 2000'ler de geçiyor elbette çok eski değil.
  • omuzumda tahta cetveli kırmıştı.
  • yemeyen var mı ki?

    tanım: sayısının bayağı fazla olması gereken yazarlar.
  • -kulak mememin sıklıkla ve şiddetle 4 sene boyunca sınıf öğretmeni tarafından çekilmesine mütevellit ayrık kulak memesinin yüz hattına bağlandığı boşlukta uzun seneler geçmeyecek bir yara oluştu ki kabuk bağlardı sık sık...

    -ingilizce öğretmeni su şişesi patlatmıştı ensemde net bir şekilde hatırlarım o rezil anları

    -müzik öğretmeninin flüt parçalamışlığı var sırt bölgemde

    tabii gerçekleşen her benzer olay sonrası ailemin kararı ile okul değiştirdim, toplamda 6-7 kere okul değiştirdim üniversite hayatıma başlayana kadar.. şimdi ise arkadaşlarımın beni utandırdıkları o deyimler ile başarılı bir mühendis adayıyım...

    edit: (bkz: bu çocuk okumaz), (bkz: otistik) dediğiniz çocuk o yaralar ile büyüyüp bu günlere geldi saygıdeğer öğretmenlerim...
  • flütle ellerimize vurarak sıra dayağına çekmişti ingilizceci. ay aklıma geldikçe sinir oluyorum, şimdi olsa mahkemeye veririm, neler yaparım. o zaman ses de çıkaramıyorsun. pis kadın.
  • milyon kere dayak yedim... yani bir de kız öğrencilerin dayak yeme oranı azdır diye düşünüyor insan ama eskiden öyle değildi.
    - temizlik parasını getirmedim diye,
    - konuşanlara yazıldım diye,
    -matematik problemini çözemedim diye dayak yedim. ama en kötüsü kafamı tahtaya vura vura dövdüğü andı, sırf bir cümleyi yanlış okudum diye.

    tabi bu başlığın açılma sebebi dayağın çocuk üzerindeki olumsuz etkisi değil; öğretmenlerin üzerine yürümek, ne kadar niteliksiz olduklarını dile getirmek için açılmıştır. ben eminim şu başlıkta her bireyin yazacağı bir dayak hikayesi vardır, bu da öğretmen düşmanlığını artırmaya yetecektir.
    bakınız bir öğretmen olarak söylüyorum, şu an bir meslektaşım bana öğrenci dövdüm dese, kim bilir çocuk naptı derim. kusura bakmayın şu an eğitimde durum bu. kendi çocuklarınızı 90'lı nesillerinizle bir tutmayın. arada dağlar kadar fark var. ki şu devirde bir öğretmen de, öğrenciyi konuştuğu için, dersi yapamadığı için ...vs gibi vıttırı zıttırı şeyler yüzünden dövmez, yapamayız, o kadar kolay değil.
  • hayatımda bu kadar tokat babamdan yemedim ibne hoca.
  • az yedim, daha çok hakaret gördüm. ama şunu da belirteyim hepsinde de adamlar haklıydı. hepsinde bir halt karıştırmışlığım olmuştu.

    iyi ki de o zaman bu şekilde de olsa uyarmışlar hocalarımız bizi. çünkü o yaşlarda laf ile anlayacak ve kendimize çeki düzen verecek akılda değildik. o zaman o dayağı yemeseydim şu an olduğum yerlere gelebilir miydim bilemiyorum.
  • din kültürü dersinde dua okuyanları dinlemediğim için duvardan duvara vurulmuştum.
    dininiz batsın yobazlar.
  • iyi ki dayak yemişim. bir anda toparlandım. notlarım arttı. silkelenip kendime geldim. o günler kin tutsam da, adam bu iyi hayata kavuşmamı sağladı.