şükela:  tümü | bugün
  • meslek lisesinde öğretmene büyük saygısızlık başlığındaki entryleri okurken denk geldiğim tip. öğretmenlik mesleğine ve öğretmenlere saygı duymayan, şu videoda dahi öğretmeni "takım elbiseli palyaço" olarak değerlendiren ve öğretmenlik mesleğini haketmediğini iddia eden haddini aşmış tiptir ayrıca.
    (#74146157)

    öğrencinin kalbine ve beynine dokunmak sadece teorik bilgileri okuyarak değil tecrübe kazanıldıkça ve öğrenciyi tanıdıkça daha iyi yapılabilir.

    insanlara karşı saygısını kaybetmiş,
    öğretmenlikle alakası olmayan, empati kurma yeteneğinden yoksun tiplerin kulaktan dolma bilgilerle gelip burda saygısızca konuşmalarına sinir oluyorum.
  • öğretmen ahlaksızlığa, saygısızlığa idari ceza uygulamaya çalışırsa bir şekilde önü kesilir. "affet denir, çocuktur denir, onları kaybetmeyelim" denir.

    sert yaklaşırsa "sen eğitim psikolojisi bilmiyor musun? şuncacık çocukcağıza el kalkar mı?" denir.

    bahsi geçen öğretmen arkadaşımız gibi görmezden gelecek kadar anlayışlı davranırsa "palyaço" denir.

    kısacası hep öğretmenin suçlu olduğu sisteme eğitim sistemi denir.
  • al şu sınıfla on dakika ilgilen desen topukları götceğizine vura vura kaçacak dalyarakların söylemidir efendim.

    bu ülkedeki öğretmenlerin yüzde yetmişi öğretmenlik mesleğini hak etmemektedir evet ama bu öğrencilere bu kadarlık öğretmenlik bile fazladır. siz piçlerinizi düzgün yetiştirirseniz biz de sizin piçlerinize düzgün öğretmenlik yaparız.
  • öğretmenlik dünyasının önemli sıkıntılarındandır.
    öğretmenin görevi klasik olarak eğitim ve öğretim olarak ayrıldığında öğretim öğrenciye kazandırılması gereken akademik becerileri (dil, matematik, fen, sosyal, y.dil vb) ; eğitim ise bunun yanında kazandırılması gereken "değerleri" (doğruluk, dürüslük, saygı, merhamet, sadakat, adalet, ilkelilik, uzlaşma, sevgi vb) içerir. değer eğitimi konusu türk milli eğitiminde çokça ele alınan ancak tam anlamı ile ne olduğunun, ne işe yaradığının idrakine varılamamış bir husustur.
    bu değerlerin nasıl olup da sonraki nesillere aktarılacağı konusu öyle kimsenin bilmediği esrarengiz sırlar filan değildir. gerçekten öğrenciye bu değerleri kazandırmak istiyorsanız sergileyeceğiniz davranış tarzı, tutarlılık ve hangi davranışların yüceltilip takdir edileceği; hangilerinin lanetleneceği zaten bellidir. bu konuda her kültürün gayet zengin repertuarları zaten vardır.
    konu değer eğitimine geldiğinde elbette sahip olunmayan değerlerin öğrenciye aktarılması imkansıza yakındır. doğruluk değerini herkesin her fırsatta küçük avantajlar için yalan ve üçkağıda başvurduğu bir toplumda edindiremezsiniz. ancak biçimsel olarak "doğruluğu savunmazsan başın belaya girer ama doğru olmana gerek yoktur" değerini kazandırırsınız.
    annelerin babaya, babanın anneye, yöneticinin personele, devletin vatandaşa sabahtan akşama kadar her mecrada yalanlar atıp durduğu bir ortamda doğruluk öğretmek hem zor hem de işlevsellikten uzak olacaktır: doğru bir insansanız bu toplum sizi zevkle düzer! bu toplum doğruluğu, dürüstlüğü değil; iş bilmeyi, arabasını yürütmeyi; "ilkeliliği" değil, her devrin adamı olmayı kutsayıp yüceltir.
    çocuklar aptal değildir: hızlı bir şekilde bu toplumda hangi değerlerin yürüyüp işlediğini öğreneceklerdir: saygının ancak güçlüye gösterildiğini; merhametin sana fayda getireceğine inandığın kişiyi kendine minnettar bırakıp avantaj elde etmek için bir araç olduğunu, ilke sahibi olmanın tamamen gereksiz olduğunu, "yalan söylememek gerektiğini" savunmazsanız aforoz edileceğinizi ancak istediğiniz gibi yalan söyleyip çalıp çırpıp hak yemenin bir mahzuru olmadığını, "sadakat, adalet, sevgi" gibi değerleri söz ile savunmak gerektiğini ama içeriğine uymanın gereği olmadığını öğrenirler.
    ilgili videodaki durumun analizi karmaşık değildir: hiç bir bedel ödemek zorunda kalmadığı için anne baba ve milli eğitim sistemi tarafından şımartılmış bireylerin gemi azıya almalarını izlemekteyiz. nedense gösterdikleri davranışların hayatta bir karşılığı, bedeli olduğu gerçeğini çocuklara öğretmemek için kendini yırtan bir anlayışımız var. uzun zamandır "ders çalışmamanın, öğretmeni dinlememenin, devamsızlık yapmanın, saygısızca davranmanın bir bedeli olduğunu" çocuklarımızın öğrenmemesi için her şeyi yapıyoruz.
    "herkesin lise mezunu olması gerektiği" anlayışı doğal olarak eğitim kurumlarındaki kaliteyi düşürmektedir. herkesin lise mezuniyetini hak etmediği açıktır. ancak lise mezunu olmanın kişiye sunacağı avantajlar da netleşmelidir. sırf devlet zorladığı için lise eğitimi almak mecburiyetindeki ergen bireyleri okullara doldurmak böyle sonuçlara neden olmaktadır.
  • öğretmeni sadece şunun için eleştirebilirim ki o da o öğrencinin ağzına bi tane geçirmemiş olması. şu öğretmenleri bi rahat bırakın artık.