şükela:  tümü | bugün
  • son derece planlı bir şekilde yürütülüyor. işte yılda şu kadar gün tatil yapıyorlar diye başlayıp nefret kusuluyor.

    aslında burada olan, eğitim sisteminin aksaklıklarını öğretmenlerin üzerine yüklemek ve asıl sorumluları gizlemeye çalışmak. benzer şeyler sağlık sektöründe de var mesela. yani ilaç fiyatları yükseldikçe, tedavi olamayanlar arttıkça, sağlık masrafları çoğaldıkça doktor veya eczacılar hedef haline getiriliyor.

    ama bu nefreti kusan veya öğretmenleri sorgulayan kalabalıklar mesela yılda 3-4 ay tatil yapan, 2 yıl milletvekilliği yaptıktan sonra emekli olabilen, tüm sülalesi ile birlikte bedava sağlık hizmeti alan, son model makam araçları ile gezen, her kurumda özel indirimler sağlanan milletvekillerinden rahatsız olmaz veya bunu dile getirmez.

    şimdi gelin öğretmenlerin durumuna bakalım;
    rakamları yaklaşık yazacağım...
    şu anda türkiye'de yaklaşık 18 milyon öğrenci var (okul öncesi + ilk+orta+lise). bunun 1.5 milyonu özel okullara, 1.5 milyonu da açık okullara gidiyor.

    toplam öğretmen sayısı 1 milyonun biraz üzerinde. bunun 880 bini meb'e bağlı. 150 bini ise özel okullarada çalışıyor.

    meb'deki öğretmenleri yaklaşık 100 bini ücretli öğretmen. yani ders saati başına 15-16 tl para alan, tüm ay hiç boşluk vermeden derslere girse bile 2400 tl'den fazla kazanamayan, ama sigortası 15-20 gün üzerinden yatan, hani şu herkesin ağzından düşürmediği meşhur tatillerde maaş alamayan öğretmenler. ne yazık ki özel okullarda da birkaç istisna dışında öğretmenlerin durumu aynı... yani kaba bir tabirle 1 milyon öğretmenin yaklaşık 250 bini emeği sömürülen, tabiri caizse resmen köle gibi çalıştırılan, hiçbir hakkı ve garantisi olmayan öğretmenlerden oluşuyor. ve geleceğimiz olan çocukları bu öğretmenlerin süper bir şekilde eğitmesini bekliyoruz.

    bir diğer veri... hala 100 bin civarında öğretmen açığı oluğu ifade ediliyor. bu ne demek? bu 100 bin öğretmenin işlerini de geride kalan bu diğer öğretmenler yapıyor.

    sizce sarayda yaşayan tek bir kişi harcanan para ile yılda kaç öğretmenin maaşı ödenebilir? açın bakın sarayın bütçesine... öğretmenlerin ortalama 3000 tl maaş aldığını düşünürsek yılda yaklaşık 30.000 öğretmenin maaşının sadece 1 kişi için harcandığını görebilirsiniz. ayrıca bu fiyata uçak filosunun masrafları da dahil değil. onu da belirteyim.

    öğretmen kadrosunu alınca da iş bitmiyor ki. liyakat esaslarına bakılmadan atanan müdürlerle uğraşıyorlar. okullara ödenek verilmediği için öğrencilerden para toplaması istenen pazarlamacı gibi çalıştırılıyorlar. her an bir velinin veya öğrencinin saldırısına uğrayıp canından veya malından olma riski ile karşı karşıyalar. kaderleri bir iki kişinin dudağının arasında... fetöcü damgası yeyip onlarca yıllık birikim ve haklarını kaybetmeleri o kadar kolay ki!

    keşke öğretmenler haklarını alsa, keşke daha çok kazansa... keşke yaz tatillerinde başka başka ülkelere gitse, başka başka kültürleri tanısa... keşke istediği kitabı alıp, istediği tiyatro oyununa gidebilse... keşke değişik değişik hobileri olsa, spor yapabilse... yani kısaca keşke tüm bu gördüklerini benim, bizim çocuklarımıza da aktarabilse... daha iyi olmaz mı?

    ama bu paraları veya imkanları lüks makam arabalarına harcamayı tercih edenler hiç bu çelişkilerin farkına varılmasını ister mi?

    sorum şu;
    bilgili, görgülü, ekonomik kaygısı olmayan öğretmenler mi bizim çocuklarımız için daha iyi , yoksa lüks makam araçlarında çakarları parlatarak emniyet şeridinden giderken bile hakkımızı yiyenler mi?

    bir başka konu... ülkenin geldiği şu noktada başkalarının mutsuzluğu ile mutlu olmak pek bir popüler oldu. yani öğretmen tatil yapmasın, köle gibi çalışsın... eee senin hayatın olumlu bir şekilde değişecek mi? çocukların daha iyimi anlayacak derslerini... çok istiyorsan sen de öğretmen ol... sen de tatil yap. tutan mı var?

    ama yoo... öğretmene bok at, doktora bok at, askere bok at...milyarlık vergi borçaları silinen para babalarına bir şey söyleme. az biraz ahlak!
  • üst edit : yazdıklarımda ne kadar haklı olduğumu bir altımdaki öğretmen olduğunu tahmin ettiğim 50promil nickli yazar kanıtlamış sağolsun.. işte bu ahlak seviyesinde, bu iletişim seviyesindeki adamlar öğretmenliğin ve öğretmenlerin asıl sorunu..
    caps'imizi de şuraya alalım da uzarsa kanıtımız olsun

    nefret politikası demek yanlış olur..

    ancak herkesten çok topun ucunda oldukları, eleştiriye uğrama olasılıkları olduğu ortada..

    peki neden ?
    çünkü herkesin evladı var ve hiç kusura bakmayın ama kalite seviyesi yerlerde sürünen öğretmenler eğitiyor bu çocukları..
    arada kendini geliştirmiş rol model olan öğretmenler yok mu ? tabii ki var.. ama totalde %1 ancak..

    ilk entry'de yazıldığı gibi öyle müdürle uğraşmak, hedefler vs hikaye, geçiniz.. herkesin iş hayatında binlerce zorluk, binlerce hedef, binlerce yük var.. sadece öğretmenler mi çekiyor bu kahrı sanıyorsunuz ? bu nedenle bu tip bahanelere sığınmak hakikaten acayip kabak tadı veriyor..

    meslekte kalite isteniyorsa öncelikle o meslekte çalışan bireyler kaliteli olacak.. taban puanlı üniversiteden mezun ol, eğitim hayatın boyunca iki kitap okuma, dersleri sınır notlarla geç, tek sosyal aktiviten kahvede ihaleli batak olsun sonra vay efendim müdür şöyle vay efendim özel okul böyle..

    özetle benim çocuğumla hele ki ilk öğretime gidecek çocuğumla gün içerisinde benden çok zaman geçirecek, hayatın bilimin eğitimin temellerini verecek kişinin en az benim kadar kültür ve birikim sahibi olmasını isterim..

    yukarıda da yazdığım gibi maalesef şu an öğretmen kitlesi bunu karşılamıyor..

    sonuç olarak öğretmenlerin tatiliyle maaşıyla kimsenin alıp veremediği yok.. öyle anlaşılıyorsa da olan bu tepkiler yukarıda saydığım nedenlerle oluşan tepkiler..
  • sıpanızı öğretmenler değil siz eğitemiyorsunuz sayın veliler. eğitim evde başlar. afedersin sıçıp sıçıp yolluyorsunuz. çocuk yaş almış ama insan olamamış. insanlık namına 1 gram bir şey yok. oturmasını kalkmasını,burun silmesini bilmiyor. onu da mı öğretmen öğretecek.
    1 ay önce öğrenci sınıfta kadın öğretmenin dersinde 31 çekerken yakalandı. adam çıkarmış şak şak şak asılıyor. bunu da öğretmen mi öğretti ? eski türk filmlerinde bir replik vardı; cebine para koymakla baba olunmuyor bey !
  • bundan daha da buyuk sorun "nefret politikasi", toplumsal sorun hem de. toplumun bir kesimi ogretmenden, digeri doktordan, bir baska kesim akademisyenden, avukattan, polisten, ogrenciden, trans bireyden, kadindan... bu listenin sonu yok maalesef. o kadar bozuk, egitimsiz ve mutsuz bir toplum ki insanlarin sevdigi, onlari gulumseten hic birsey yok. habire birine satasma, siddet.
  • taksicilere karşı da yürütülen politikadır. taksicilere karşı haklı olduğunu düşünüp öğretmenlere karşı haksız olduğunu mu düşünüyorsunuz? bence taksici,polis,doktor ve öğretmenlere bu kadar kitlesel bir nefret varsa dönüp o mesleği temsil edenler kendilerine dönüp bakarsa bir yere varılabilir. toplanıp yazılım mühendislerine neden sövülmüyor mesela?
  • nefretin temeli, ekonomik anlamda öğretmenlerin refahtan boğuldukları sanrısına dayanıyor.
    refahtan kaptıkları rantla 3 ay tatil yapıyor dünyayı dolaşıyor, armudun iyisini yiyiyorlar.

    varsayalım bunlar doğru olsun.
    peki bunun kime zararı var?

    insan onuruna yaraşır yaşam koşulları üretmek devletin temel ödevidir.
    bunu yerine getirmediğinden ortaya çıkan eşitşiz durumu öğretmeni suçlamakla çarpıtmak saçmalıktır.
    ucuz fakir fantezisi niyetine bu grubu kirletmemek gerek.

    geleceği üreten bu arkadaşlardır ve aç kaldıklarında odaklanacakları tek şey geçim derdi olacağı için bırakın daha fazla kazansınlar.
    aç insan düşünemez tok insan düşünür ve üretir.
  • nefret filan değil. eksik gördüklerimizi yazıyoruz:

    - ingilizce bilmeyen ingilizce öğretmeni
    - kendini geliştirmeyen öğretmen
    - çocuğun geleceğini kötü etkileyen öğretmen
    - yazın 2 ay tatil yapan öğretmen
    - yıl bazında 3-4 ay tatil yapabilen öğretmen
    - haftanın 3-4 günü çalışıp tam maaş alan öğretmenler
    vs
    vs
    vs

    zorumuza giden hususlar var. dile getirmeyelim mi? bu neyin fikir özgürlüğü kısıtlaması aşkı böyle. hoşumuza gitmeyen şeyleri tabi ki dile getireceğiz.

    mesela kendi eğitim hayatımdan örnekler vereyim:

    - ilkokul öğretmenimiz 1990-1995 yılları arasında bizlere hep şiddet uyguladı
    - bizlere matematik öğretmedi, türkçe öğretmedi çünkü kendi bilgisi çok sınırlıydı
    - ortaokulda ingilizce öğretmenimiz hamileyim dedi, gidiş o gidiş ve ingilizce eğitimi alamadık. sonrasında branşı ingilizce olmayan bir adam görevlendirdiler ve o da kendisini ciddiye almıyoruz diye istifa edip kaçtı. biz yine öğretmensiz kaldık.
    - üniversitede 8-9 tane öğretim görevlimiz vardı. sadece 2 tanesi meslek hayatımızda işimize yarayacak bilgiler verdi bize. kalanı uyduruk şekilde ders işleyip saatinin dolmasını bekledi hep. hayatım boyunca işime yarayacak bir şeyler öğrendiğim öğretmen sayısı 6-7 civarlarındadır. bunlar gerçekten entellektüel ve bilgisini güncel tutmayı başarmış kişilerdi. diğerleri ise öğretmenlik güzel meslek mottosuyla öğretmen olmuş. her halinden rahatça anlayabiliyordunuz bunu.

    size öğretmen isimleri vereyim, facebooktan ekleyin. mesela hanımın dayısı var öğretmen. facebook duvarına bir bakın. 2 haftada bir şehir dışı gezisine çıkıyorlar ailecek. istisnasız. her tarafı geziyorlar. bu vakti nereden buluyorlar? bu hakka nasıl sahip oluyorlar. maaşımız düşük filan demesin hiç bir öğretmen. en kötü öğretmen benden kat kat rahat ve lüks içinde yaşıyor.

    eyyorlamam bu kadar değil ama yoruldum.
  • ülkede karşılıklı birbirini seven kitle mi kaldı amk?
  • biraz hakaret edicem ama, hak ettim be sözlük.

    öğretmenlik, türkiye'de 3 ay tatil yapılan, bedavaya yatıp maaş alınan tek iş değildir, hatırlatayım.

    bakın şimdi bana, benim çok sağlam bir yakınım bir hastanenin santralinde çalışıyor, emeklisi gelmiş biri ve santral işi çok ağır bir iş değil. sabah 8 akşam 4 çalışıyor ve emeklisi yaklaşmış olduğu için zibilyon kadar senelik izin hakkı var. bu izinleri yılın istediği zamanı kullanabildiği gibi hepsini toplu olarak da kullanabiliyor, yani 1 haftasını şu gün, bir haftasını işveren ne zaman isterse değil de. çoğu zaman kendisi değil işe giriş kartı çalışıyor, çalıştığı zamanda da dairelerindeki çekyatta uyuyabiliyor. burası bir devlet hastanesi ve bütün bunlar devlet denetiminde gerçekleştiriyor. 6k üzeri bir maaş alıyor ve emeklisi geçmiş olmasına rağmen devlet kendisini emekli etmiyor çünkü istediği sürece çalışabilir. bu adam gibi de birsürü var.

    ben işkur'da işi listeye bakıp artı koymak olan kadın gördüm sözlük.

    3 ay tatil yapıyoruz diye bozulacağına insanlar lütfen devlette ense yapa yapa maaş alan başkalarıyla ilgilenilsin. biz kalan 9 ayı it gibi çalışarak geçiriyoruz çünkü. 10 ay çalışıp o 10 ayı da yatarak geçirenlere gidin bağırın hayvan gibi.

    ayrıca da, üstteki arkadaşım, bana dokunan hak ettiğim parayı, hak ettiğim hakları ve hak ettiğim saygınlığı almamaktır. yatıp yatıp maaş almak da hiç zoruma gitmiyor annıyon mu?

    hangi öğretmen s.kti sizi ya? bu ne nefret? çoluğunuza çocuğunuza faydası olacak diye elimizden geleni yapıyoruz işte.

    ayrıca, eğitim/hizmet içi eğitim/teknoloji eğitimi/psikolojik eğitimler bunların hepsine okeyim.

    devlet bizi geliştirmek istedi de biz mi hayır dedik?

    ama yeter, o kadar mesnetsizce sallıyor, hadsizce saçmalıyorsunuz ki, ben de şu noktaya geldim.

    siz biz öğretmenlerin bokuna kurban olun.

    asla savunmayacağım şeyleri savundurtacak kadar faşist ettiniz beni ya.
  • öğretmen hakları savunucusu ’öğretmenler’ ; ne kadar da nazlı şeylersiniz ya.

    ekmeği elinden alınan çocuklar gibi her bi boka ağlamaya meyilli şeylere benziyorsunuz.

    lan millet niye sizden nefret edecek, başka işi gücü var insanların.

    gidin işinize gücünüze bakın kitap okuyun, ücretli öğretmenlerin, özel sektör öğretmenlerinin, işsiz öğretmenlerin hakkını savunun.
    daha iyi öğrenciler yetiştirmek için kendinizi daha iyi yapın.

    her bi boku şikayet edip ağlamayı zırlamayı bırakın amk