şükela:  tümü | bugün
  • işbu yazı tv kanallarında ve gazetelerde yer alan "öğretmen adayları sınıfta kaldı" haberlerine tepki olarak yazılmıştır.

    yeni ortaya çıkmış bir harekettir. hep vardı ancak son zamanlarda medyada çıkan çirkin haberler neticesinde hız kazandığı anlaşılmıştır. tüm medya kanallarının sözleşmiş gibi benzer haberleri aynı üslupsuzlukla yayınlaması bunun artık toplu bir harekete dönüştüğünün de göstergesidir. her konuda fikir ayrılığına düşen medya ne hikmetse öğretmen konusunda birlik olup karalama çalışmalarını el birliği ile sürdürüyor. (bu birlik ve beraberliklerini ülkenin zor günlerinde de göstermelerini bekleriz.)

    geçen yıldan beri öabt sonuçları açıklanır açıklanmaz pek çok kanalda ve gazetede "öğretmen adayları sınıfta kaldı" şeklinde haberler geçiliyor. 2017 öabt sonuçları açıklanınca yine aynı haberler gündemde yer almaya başladı. öabt'de bazı alanların ortalaması 50 soru üzerinden 11 olduğu için öğretmenler yerden yere vuruluyor. haber sunucuları "kim bu öğretmenlere çocuğunu emanet etmek ister" diye veryansın ediyor. "öğretmen adaylarının önemli bölümünün ciddi yetersizliğe sahip olduğu gözler önüne serildi." gibi haberler yapılıyor. kimse de çıkıp sen benim öğretmenime hakaret edemezsin demiyor. bu kanallara gerekli cezalar verilmiyor. haberciler velilerle sokak röportajı yapıp öğretmenleri başarısızmış gibi aksettirmeye çalışıyor. bu haberleri izleyen öğrencilerin-velilerin nasıl etkileneceğinden, öğretmenlerine nasıl saygı duymaya devam edeceklerinden endişe duyulmuyor.

    kpss öğretmen alımında çok eleştirilen bir sınav iken şimdi sanki ölçülmek istenen davranışı ölçebilecek mükemmel bir ölçme aracı imiş gibi davranılıyor. eğitim fakültelerinde akademisyenler tarafından yerden yere vurulan bu sınav tam anlamıyla öğretmen kalitesini ölçmede birebir bir sınavmış gibi herkes sayısal verilere bakıp öğretmen kalitesini tartışıyor. 400 bin kişiden sadece 10-20 bininin atandığı unutuluyor. sanki ortalamayı aşağıya çekenler kamuda göreve başlayabiliyorlarmış gibi gösteriliyor. (ortalamayı aşağı çekenlere de lafım yok öabt'nin alan bilgisini ölçtüğüne inanmıyorum ancak medyadaki haberlere göre böyle bir mantık hatası çıkıyor).

    öabt çoktan seçmeli sorulardan oluşan bir sınavdır. öğretmenlerin alan bilgisini ölçme amacı gütmekten ziyade kamuya öğretmen seçmek için yapılır. her yıl yaklaşık 400 bin adayın girdiği sınavdan sadece 10 bin 20 binini seçmek için bu sınav yapılır. eleme sınavıdır. "elemek-seçmek" için yapılır. bir ielts , toefl sınavı gibi seviye belirleme amacı gütmez. haliyle kimsenin yapamayacağı sorular da vardır ya da alanla alakalı olmayan sorular. tıpkı "tus" gibi. nitekim 2017 tus verilerine bakıp 120 sorudan sadece 49'una doğru yanıt verebilen doktorlar yetersiz olarak yansıtılabilir mi? hayır.

    (http://dokuman.osym.gov.tr/…salbilgiler30052017.pdf)

    toplumun ne düşündüğü çok önemli değil ancak kimse öğrencinin gözünde öğretmenini değersizleştiremez. kimsenin buna hakkı yok. öğrenci bilgisine güvenmediği öğretmene saygılı davranır mı? tabii ki hayır. öğretmenlerle ilgili yapılan her türlü habere çok dikkat edilmeli. sonra okulda öğretmenler uğraşıyor haddini aşan çocukla. çocuk gelip öğretmenin maaşını da diline dolayabiliyor, öğretmenine not vereceğini de. bunları da ailesinden aldığı ahlaki eğitimin verdiği üslupla yapıyor.

    eğitimle ilgili, ülkemizin selameti ile ilgili, mesleki yeterliliklerle(öğretmen dışı meslekler) ilgili konuşacak çok şey var elbet ancak öğretmen seçimi için yapılan öabt ortalamaları konuşulacak en son şey olsa gerek.