şükela:  tümü | bugün
  • bana "küskün" demiş. not yüzünden 28 yaşında birinin tek beklediği şey belki biraz adelettir. he bi de saygı duyuyorum, iki çift lafla nasılsa ikna edersin beni. "adil olan bu" desen yine olur.

    "arkadaşlar notu dert etmeyin" diyebiliyorsan, notu ne dert edeceksin ne de ettireceksin. hem notu geçtim, bu cümlede bir de "arkadaş" sıfatı var. işte asıl onun gidişi üzücü. bundan sonra sen eğitici, öğretici, bilgilendirici; ben de öğrenen, terbiye alan, ıslah olan.

    ne olacak, tansu çiller konuşması gibi sonu -dır, -dir ile biten didaktik bir kağıt veririm, hepsi bu.

    yine de bunca yıllık öğrencilik hayatımın zevkle girdiğim son dersinin sahibi olacak.

    imza: eski arkadaşın, yeni öğrencin ieika
  • ders dışında da öğrenciyle zaman geçirmeyi başarabilen yegane akademisyendir. bu güzel özelilğini farkeden bazı öğrenciler kitleyip onu, anlatır da anlatırlar. bir de pek ufuk açıcı kitaplar okutur derslerinde.
  • ilk gösterimi 16 nisan'da üsküdar tekel sahnesi'nde yapılan nadir sarıbacak'ın oynadığı dostoyevski uyarlaması yeraltından notlarcelal mordeniz ile beraber sahne taşıyan isimdir.
  • yeni kurduğu tiyatro topluluğuyla (cazu tiyatro) ilk oyununu nisan ayında sahnelemeye başlayacak yönetmen. (bkz: #41545088)
  • türkiye’nin en iyi dramaturglarından biri olmakla birlikte, istanbul üniversitesi tiyatro eleştirmenliği ve dramaturji bölümünde doktor öğretim görevlisidir. dramaturjiye giriş, uygulamalı dramaturji vb. dersleri verir. öyle ki bölüm öğrencileri sırf ondan ders almak için zorunlu değilse de dersini seçerler. pek ufuk açıcı biridir, size hiç görmediğiniz dünyaların kapısına kadar eşlik eder. evet, açmaz o kapıları, nerede olduğunu gösterir yalnızca. derse girdiğinizde ilk cümlesinden alanına ne denli hakim olduğunu anlarsınız, bir büyü yapar dinleyicisine. kendisini dinleyip etkilenmeyen kimseyi tanımıyorum açıkçası. pek güleryüzlü ve yardımseverdir, sorduğunuz sorulara -bir şekilde- yanıt bulmamanız mümkün değildir. sorduğu sorularla beyninizi parçalar, 2-2.5 saat içinde sizi cümle kuramayacak kadar yorar fakat dersten çıktığında “keşke biraz daha anlatsaydı yahu.” dersiniz.

    bir o kadar da yetersiz hissettirir dersi, “ulan tek salak ben miyim acaba?” dersiniz, anlamazsınız ama bazen anlamamanız gerekiyordur zaten. kaç kez “küçümsemeyin” kelimesinin geçtiği cümle kurduğunu sayamam herhalde.

    bölüme gelmeden önce epey methini duymama, kendisiyle ilgili övgülere doymama rağmen dersinden çıktığımda bu kişilerden biri haline gelmiştim. * ilk entrye katılıyorum, muhtemelen lisans hayatımın zevkle girdiğim son dersinin sahibi olacak.

    hepimiz oğuz hoca’nın glaukonlarıyız!