şükela:  tümü | bugün
  • 75 yaşında bir oyuncuya sahip olmak. oyunun 2001 versiyonunda bir oyuncum vardı. 16 yaşında yedek kadroya yükseldi. derken gelecek vaadediyor nidalarıyla a takıma aldım. bir kaç maçta forma verdiğim bu adam iyi bir oyuncuydu. uzun vadede milli takımın da vazgeçilmezi bir adam oldu. gayet mutluyduk. ama kendisi sözleşme yenilemeyerek hertha berlin'e transfer oldu. 32'li yaşlarında adet edindiğim üzere kendisini takıma geri aldım. efendim birkaç sene oynadıktan sonra performansı düştü elbette. yedek kalmaya başladı. ardından bu şahsı yedek takıma gönderdim. orda unuttum. kendisini bu dönemde takıma koç yaptım. en geç 37de falan futbolunu bırakmasını bekliyorum. ama inanmayacaksınız 75 yaşına kadar futbolu bırakmadı. merakımdan kadroya alıp oynattığım zamanlarda da 6 puanın üzerine çıkamadım. genelde kırmızı kart gördü. neyse efendim, yaş 75 oldu ve birgün yeter amına koyim dedim. sözleşmesini feshettim. daha da şaşırdığım bir olay oldu. batman petrolspor adamı transfer etti ve bir sezon banko forma giydirdi. sezon sonu ise alparslan ismindeki bu şahıs futbolu bıraktı.

    velhasılkelam çok üzüldüm serbest bıraktığıma. sonsuza dek sürebilecek bir birlikteliği bitirdiğim için çok pişman oldum ama elimden de bir şey gelmedi.

    seni hiç unutmadım lan alparslan. allah belanı vermesin. hala dirilip beni kadroya alsana lan demeni bekliyorum.
  • efenim cm 03 04'te hedefimin 2100. paris saint germain'le başlayan başarılarla dolu kariyerimin ortaları. 2050 lerin ortasındayım. uzun zamandır oynatmadığım bir futbolcuyu oynatmaya karar verdim.

    maçın başlarında kırmızı kart gördü ve o maçı kaybettik. huyum kurusun kırmızı kart görürse bir futbolcu ve o maçı kaybedersem 1 hafta maaş kesintisi ile cezalandırırım.

    bu duruma çok bozulan futbolcu bozması pezevenk bi baktım idmana gelmemiş. yanında yok yazıyor!! haberi bi okudum şok oldum. herif aihm'e gitmiş!! lan dedim noluyor?
    ama bişi olmadı tabi tıpış tıpış döndü. gönderdim hemen.
  • gecenin 4 unde ben ve 3 arkadasımı daracık yurt odasında gulmekten nefes alamama durumuna getirmis olaydır. hemen anlatayım lafı uzatmadan eveleyip gevelemeden, oradan, buradan, suradan, dolastırmadan. yıl 2004; bahar aylarından serin ama ogrenci yurdunda olmanın sonucuyla ter kokusu da uzerimize sinmis bir vaziyette cm 03 04 oynuyoruz 3 arkadas. 1 arkadas da sıneklık yapıyor hava tuketıyor anlamsızca. pc dandik olunca da o mavi cubugun dolması bastan sona bi eziyet gelıyor ınsana ama o sıralar gerek genclıgın verdıgı deli sabrı gerekse o saatte yapacak baska bısey bulamamanın ve aradakı rekabetın kızısmasından mıdır bilinmez bır de butun bunlara, yetmıyormus gıbı oyuna o hafta kupa eleme macları da eklenınce tadından yenmez bir hal alıyor.
    saatler 4 u bıraz gecmıs yurdun asagısındakı marketten aldıgımız colayı hemen ısınmasın dıye koydugumuz pencerenın dısından cıkarıp son bardak var mı lan daha gıbı suallerı henuz bıtırmıstık kı olanlar oldu. trabzonspor un basında olan magdur arkadasımızın fenerbahce yi idare eden diger arkadasla mac gunu geldi cattı. aramızdakı macları da tabıı kı boncuk boncuk terler akıtarak ızlıyoruz naklen yayınla cm tv den. neyse olanlar oldu ve top taca cıktı macın ortaları ıkı takım da bastırıyor turlu turlu pozısyonlar ondan ona bırbırını kovalıyor. mac boyle heyecanlı surukleyıcı cekısmelı gıderken malum dakıkaya geldık. dk 62 skor 0-0 top orta saha cızgısınden taca cıktı. tac atısını ısmını hatırlamadıgım trabzonsporlu futbolcu kullanarak hemen yanındakı erdinc yavuz a verdi. erdinc topu aldı kendi sahasına dogru surmeye basladı biz pas ver lan pas ver nıdalarıyla cosarken hızını alamayan erdinc kendı ceza sahasına kadar gıttı ve adeta kalecının bakısları arasında topu kendı kale cızgısınden aglara bıraktı. ekranın altında sarı lacıvert renkler cumbusteyken bız de southpark sessizligi ve ardından grupta saga sola dagılmalar, olayın sacmalıgı ve komıklıgınden bırbırıne yumruk atmalar, her turlu hayvanlık belırten hareketlerle bırlıkte yere yıgılmalar ve kapa lan su oyunu hırıltılarıyla bıten bır gece, bazılarına gore ıse gumburtu ses bagırısmalarla o super uyku saatlerınde uykusundan edınılmeyle baslayan kotu bır gunun sabahı. iyi ki varsın cm, iyi ki varsın erdinc.
  • 2012-2013 sezonunda hakan şükür'ün yardımcı antrenör olduğu orduspor'la harikalar yaratılıyordur fakat maçların halen 15000 kişilik 19 eylül stadında oynanması hasebiyle yönetimden yaklaşan şampiyonlar ligi yarı final maçı için 30000 kişilik stat talep edilmiştir.gelen cevap haftalar öncesinden ordudaki otellerde yer ayırmış olan futbolseverleri üzmüştür;
    belediye meclisi aldığı karara göre genişletme çalışmaları trafiği ve yakındaki yerleşim birimlerini olumsuz etkileyeceğinden reddedilmiştir.
    hakkaten oha nerden bildin lan cm.
  • türkiye antrenörü olmam, takımımı iki kere avrupa kupası yarı finaline çıkarmam, dünya kupasında ise çeyrek finalde brezilya'ya 5-4 yenilip,elenmem, kupadan sonra federasyonun performansınızdan memnunuz mesajı yollaması, iki gün sonrasında ise kovulmam.

    garip bir milletiz vessalam.

    edit: düzeltmeler için heaven scent e teşekkürü bir borç bilirim.
  • oha dediğim iki olay başımdan geçmiştir.

    - zamanında hull city'i üçüncü ligden alıp, beş senede içinde premier ligi çıkartmam. 2 sene sonra ligde şampiyon olup avrupa'da alınmadık kupa bırakmadıktan sonra ligdebir sezon şampiyon olamayınca kovulmam. işin tuhafı aynı ülkemizdeki gibi bir sene şampiyon olamayınca kovulmak bana çok koymuştu. o kadar da para kazandırmıştım kulübe. sanal da olsa başarı şampiyonluğa endeksliymiş.

    - ingiltere'de her sezon şampiyon olduğum halde sezon başı bahislerine göre en iyi kadro bende olmasına rağmen favori gösterilmem de ilginçtir. o ha falan oldum yaniii
  • bir arkadaşımın milliyetçilik uğruna manu reserve takımına emekliliğe gelmiş expired türk oyuncuları doldurması ve bari emekliliklerinde ceplerine biraz para girsin demesi
  • 2012-2013 şampiyonlar ligi sezonunda gruplardan sonraki eşleşmelerde karşı karşıya gelen manchester united ve barcelona arasında oynanan iki maçın ilkinin 7-1 barca lehine, ikincisinin 10-1 manu lehine sonuçlanması.
  • 2004/2005'de galatasaray-samsunspor maçı.üst üste galibiyet rekorunu kırmaya yemin etmiş bünye 34.dakikada samsunspor'un 3-0 yapması sonucu çöker.song sagolsun 3-1 yapar da soyunma odasına umutla girilir.80.dakikaya kadar gol atılamaz ve hakan şükür'ün oyuna girmesiyle 84-86-89'da gol atıp macı 4-3 kazanmam.
  • uzerinden uzun bir sure gecmesine ragmen arada bir hatirlayip gulumsememe neden olan fotoroman tadina biseyler yasatmisti saolsun cm bana.

    saniyorum 01 02 surumu, atletico madrid'in ikinci ligden basladigi sene. gectim atletico'nun basina, hedef tabiki klubu o eski guzel gunlerine geri dondurmek ve bu hedefe ulasmak hic zor degil cunku ikinci ligde de olsa atletico madrid bu. baslangic icin transfer budget 40m dolar civarinda, klubun unu dunya capinda, oyle gelmem etmem diyen oyuncu fazla yok, maclarini vicente calderon'da oynuyosun, kadronda fernando torres var yani bu oyunun gordugu en kazma teknik direktor olsan ikinci ligin tozunu atarsin bikere.

    netekim oyle de oluyor birinci lige cikiyorum, fakat stratejim transfere fazla para harcamak yerine altyapi oynucularina agirlik vermek (altyapi zaten canavar kayniyo) gereken yerlere de bir iki takviye yapmak. birinci ligde de ayni stratejiye devam ediyorum, ligin en gelecek vadeden takimiyim, kadrom super genclerle dolu bir kac seneye bu ligin tozunu atarim diye dusunuyorum. neyse efendim, tecrubesizlik vs. derken la ligadaki ilk senemi besinci sirada tamamliyorum. ikinci sezona da ayni sekilde yanlis hatirlamiyorsam defansa bir oyuncu transferiyle basliyorum. tahmin ettigim gibi gencler daha iyi takim daha derli toplu oynuyor. bu sezonu sampiyon real madrid ve ikinci barcelona'nin arkasinda ucuncu sirada tamamliyorum. artik camiada sampiyonluk sesleri yukselmeye basliyor, ikincilik basta beni ve baskan jesus gil'i mumkun degil kesmeyecek. iste bu noktada o beklenmedik karari verip stratejimi degistiriyorum. zaten transfer yapmadigim icin transfer budget birikmis, 150 milyon dolara yakin bisey olmus (ki cm 01 02'de oyle 80-100 milyon dolarlik transferler pek olmazdi). basliyorum arka arkaya bombalari patlatmaya. ilk bombam 38m dolara mal olan jimmy floyd hasselbaink. ardindan orta sahaya aek takiminin yildizi vassilis tsartas (20 kusur milyon dolar) ve bunlarin yaninda 3 ya da 4 adet daha cok iyi statlara sahip oyuncu. takimdaki canavar gencleri de hesaba katinca sampiyonluk icin en iddiali aday benim.

    neyse efendim yeni sezon basliyor, ben bekliyorum ki torres-hasselbaink ikilisiyle gelene gecene 5 aticam. fakat yok, bir galibiyet iki beraberlik, iki galibiyet bir yenilgi, seklinde uyuz uyuz top oynuyoruz. kafayi yicem, sen okadar para harca, yillarca yaptigin duzeni boz sonra kicina patlayiversin. resmen takimin kimyasi bozuluyor. hele o hasselbaink denen gotveren'in ortalama rating'i 6 kusur ve 13 macta attigi gol sayisi yalnizca "bir", o degil torres'i de bozuyor pezevenk. takim da 9. sirada. ben tabi sinirden duvarlari yumrukluyorum derken 12. macimizda ligin yine orta siralarinda bir takima vicente calderon'da yeniliyoruz ve hasselbaink essegi 4 rating ile maci tamamliyor. ben tam buna artik bi ceza mi vermek lazim falan diye dusunurken bir bakiyorum, personal kisminda "lost confidence in managers ability" (menejerin yetenegine olan inancini yitirdi) yaziyor. demin yumrukladigim duvarlara bu sefer kafa atmaya basliyorum ve buna basiyorum "poor performance" nedeniyle official warning'i. tabiki bu uyarimi "harsh" buluyor bende al ulan ozaman diyerek bu sefer 3 haftalik yevmiyesini "unprofessional behavior" nedeniyle kesiyorum ve takimda resmen isyan cikiyor. o sene alinan butun oyuncular takim arkadaslarina yapilan muameleyi haksiz bularak moral bozuyorlar. bu zaten bekledigim bir olay fakat altyapidan yetistirdigim bazi futbolcularin da bu itogluitlere uyarak unhappy olmalari dunyayi basima yikiyor. sen o kadar ugras didin bir takim yarat, bir anda dagilsin. sinirden bilgisayari fisinden cekmek suretiyle kapamayi dusunurken vazgecip "ulan size pabuc birakirmiyim" diyerek kollari siviyorum. butun unhappyleri b takimina yollayip (ki bunlar ilk 11'in 7'si ediyor) hasselbaink haric transfer listesine koyuyorum, altyapidan 15-16 yasindaki gencleri a takima cikariyorum. takim bir oynamaya basliyor, resmen catir catir onume geleni deviriyorum ve ilk yari sonunda besincilige kadar cikiyorum. bunun uzerine ilk yari ortasinda isyan cikaran butun essekler teker teker ozur dileyerk transfer listesinden alinip tekrar takima girmek icin kapimda sira oluyolar (hasselbaink haric). once bunlara uyan gencleri affedip takima geri aliyorum, olanlari toyluklarina veriyorum. diger yabancilar odama bile sokmayarak ilk teklif getirenlere satiyorum, fakat hasselbainki kimseye vermiyorum, hicbisey yapamazsam kontrati boyunca altyapida tutup futbol hayatini bitiricem ibnenin.

    fakat bu elebasini oyle cezasiz falan altyapida tutmak beni kesmiyor, ceza versem de olmuyor yine takimda isyan cikabilir. ne yapsam ne etsem diye icim icimi yiyor, hani oyunda oyle bir secenek olsa alicam bunu sahanin ortasinda carmiha gericem, o kadar sinirliyim. dusunup tasinip sonunda buluyorum. sadece kendisi icin soyle bir antrenman slotu aciyorum:

    shooting: none
    condition: none
    tactics:none
    goalkeeping:intensive

    iki sene boyunca kendisini c takimiyla beraber plonjon calisirken izlemek bana tarifi imkansiz bir haz veriyor. sonra da tum cm kariyerimde sadece bir kere gordugum personal bilgisi geliyor : "unhappy with training"