şükela:  tümü | bugün
  • temel olarak "stephan hawking'i soyle bir hava almaya cikarip, yokus asagi birakin" diyen teori.
  • eugenics aslinda felsefeye, nietzscheden de ustun insan kavramindan da cok onceleri adimini atmis bir uygulama. sparta devlet kontrollu eugenicsi bildigim kadariyla ilk uygulayan onemli topluluk olmusken, ayni zamanlarda plato da bunun felsefi savunusunu baslatti.

    utopya kelimesinin bugunku anlamini thomas morea borcluyuz lakin tarihteki en unlu ve etkin utopya eseri, platonun da en unlu diyalogu olan devlettir *. devlet'teki merkezi tema adalet olsa da, daha dogrusu devletin yazilma nedeni adaletin tanimlanmasi olsa da, adam toplum yasaminin hemen her acisina deginmis, ureme de nasibini almis ve eserin geri kalanina guzel bir sekilde entegre olmus. cunku platonun devleti meritokrasidir, yonetimi o is icin yetistirilmis toplumun en yetenekli kesimi yurutur. toplumun potansiyelinin en ust noktasina da elbette sadece egitimle ulasilmaz, o egitimin en iyi genlere uygulanmasiyla olur.

    burada bir celiski var aslinda. eser boyunca meritokrasiyi ve egitimde firsat esitligini savunan platon, olabilecek en yuksek insan potansiyeline ulasmak hayaliyle genetik ayrimciliga goz yumuyor ve teoride olmasa da pratikte bir kast sistemine gidiyor.

    neyse, olmus adamin arkasindan konusmayalim -ahaha, ulan ne kadar aptalca bir laftir bu da- eugenicse donelim. belki 2500 sene once hastalik ustalik onemli seylerdi ama artik fiziksel olarak ustun olmanin bir onemi yok, millet tekerlekli sandalyesinden kara delikleri hayal edip hesapliyor. dolayisiyla sadece deha bazinda uygulanabilir. ornegin basarili bir muzisyen kendisi gibi basarili bir sanatciyla cocuk yapsin, nobel odullu fizikciler birlesip voltrani olustursun, araya bizim gibi olumluleri katmasinlar ki olabilecek en en en ennnn iyi insan ortaya cikabilsin, toplumun ust kesimlerini bunlar doldursun.

    halbuki dahiler plato'nun hayal ettigi gibi yonetici kastini olusturacak donanima sahip insanlar olmayabiliyorlar; dengesiz manyaklara hazine anahtari mi teslim edecegiz? onun yerine platonun dedigi gibi yonetici kasti degil de bir yaratici kasti olusturabilir olsa olsa, yani at yetistirir gibi muzisyen, sporcu yetistirirsin, bizim oglan level 37 paladin oldu diye muhabbetini yaparsin sonra. isin bu kismi nietzsche'ye daha yakin tabii. toplum dehalar icin varolmali, bir toplumun degeri ortalamasiyla degil en yuksek bireyiyle olculuyor. devlet kontrolu olmasa dahi zaten kendiliginden boyle bir eugenics oluyor bir bakima. gunun 15 saatini ilime bilime ayiran bir insan, bir pop yildiziyla evlenecek degil, yan laboratuvarda calisan biriyle ilgilenecektir. ayrica deha yaratmak icin daha akillica bir yol beyin inceleme metodlarina yatirim yapmak ve ya biyolojik olarak ya da sentetik olarak o yapilari taklit etmeye calismak olmali. boylece potansiyelinin en iyisiyle yetinmek yerine, potansiyelini arttirmis oluyoruz.

    platonun fikrine donelim, devletin yonetimi icin eugenicse yani. demek ki dehadan bahsetmeyecegiz bu baglamda, ama normal zekadan bahsedebiliriz, yani matematik zekasi yuksek bireyleri everelim de ulkemizi embesiller yonetmesin fikrinden. burada biraz spekulasyon olacak tabii ama sanmiyorum ki bu tur bir "gunluk zeka"nin biyolojik kokenlerinde oyle cok buyuk bir varyasyon olsun. tabii ki 40 iq'lu birini egiterek rasyonel dusunmesini saglayamayabiliriz ama bunlar istisnai durumlar; esnek dusunebilmek ve ogrenme yollarini anlatmak uzerine kurulmus bir egitimden gecen ortalama zekadaki biriyle ortalama ustu zekadaki biri, toplumun ust kademelerindeki gorevlerinde hemen hemen ayni derecede basarili olacaklardir gibime geliyor.

    hatta burada bence plato'nun bir okuzlugu ortaya cikiyor. zeka en yuksek kademede en cok gerekli olan birsey degil, orada karar verme yetisi, rasyonel dusunce, teorik bilgi ve tecrube gibi faktorler onemli. ust duzey yonetimde etkin olan bu faktorlerin hepsi de ortalama zekanin yeter kosul oldugu iyi bir egitime bagli seyler, eugenics avantaj saglamiyor. tam aksine pozisyon daha ozellestikce, tekniklestikce, hiyerarside assagilara indikce dogustan gelen bazi ozellikler daha cok onem kazanabilir. tabii bunun da bir optimum noktasi var, hiyerarside en asagilara inip, bir isciden en zeki insan olmasini beklemek, yahut zamaninda firsat=egitim esitligi sunmakla bu sahsa karsi yukumlulugunu yerine getirmis olan plato devletinin, bu saatten sonra ona, gelecegin bir yoneticisine yapacagindan daha cok yatirim yapmasini istemek tutarsizlik olur. demek ki platonun duzeninde beyaz yakali isciler veya teknokrat kesim eugenicsten en cok yararlanacak kesim (daha dogrusu avantaji saglayan toplum, birey toplum icin var) fakat bu durumda dahi iyi bir egitimin herkese yayilmasinin etkisi gorece cok daha buyuk olacagindan, eugenics biraz fazla mesakatli bir girisim oluyor.
  • insan soyunun genetik yardımıyla gelistirilmesini, insanın istenmeyen niteliklerin düzeltilmesini amaclayan bilim dalı
    (bkz: nazizm)
  • yunancada iyi doğum anlamına gelen bir kelimeden türetilen terim. öjenistler, başarılı insanların çok çocuk sahibi olmasını önerirler fakat bu düşünceyi ortaya atan francis galton 1911'de öldüğünde hiç çocuğu yoktu.
    ayrıca öjenik politikalar, abd'de özürlü insanların kısıraştırılmasına yol açmıştır. 1935 yılında, 35 eyalette yapılan uygulamalar sonucu sadece california'da yirmi bin gerizekalı insan kısırlaştırılmış.
    (bkz: ooha)
  • insan neslinin iyileştirilmesini amaç edindiğini iddia eden, kendini bilimsellik sosuna bulayıp yirminci yüzyılda epey bir insana yutturan görüş. daha iyi gelecek kuşaklar yaratacağız derken aslında bir yönden de 'bu ayaktakımı üremeye devam ederse sizin çocuklar azınlıkta kalacak haa' diye insanları korkutarak epey taraftar toplamış bu görüş, hatta pek çok ülke bunu bir program olarak uygulamaya koymuş. bu programların göreceli olarak insani olanları insan artığı, hatta subhuman, gördüğü insanları kimseye sormadan kısırlaştırma yoluna gitmiş. insani sayılacak olanı bu olunca insanlıktan çıkmış olanı direk nazi almanyasının 'sakatları ve ayaktakımını' gaz odalarına göndermesi oluyor. geçen yüzyılın acılarından çıkarılmış olan bir ders varsa bireyin devletten daha önemli olduğu. tabii bunun ne derece alıgılanıp kabul edildiği ülkeden ülkeye değişse de eugenics konusunda geçen yüzyılın vahşetine dönmeyeceğiz gibi geliyor.

    yine de fikirleri, kötü fikirleri bile, ortadan kaldırmak zordur. özellikle tam genom okuma teknolojisinin ucuzlaması ile birlikte sanki eugenics başka isimler altında geri gelebilir gibi görünüyor. üstelik geçen yüzyılın aksine insanlar artık fenotiplerine etki etmeyen çekinik genlerinden de sorumlu tutulacaklar gibi duruyor.

    insan neslinin iyileşmesi fikri herkesin kabul edebileceği bir noktadan başlayabilir. tek genle kontrol edilen pek çok genetik hastalık var, üstelik bazıları cystic fibrosis, huntington hastalığı gibi yaşam kalitesini çok düşüren illetler. eğer şu son dönemde laboratuarlarda yapılan anne kanından fetus'un tüm dna'sının okunması tekniği ucuzlarsa, hamileliğin çok erken döneminde bu hastalıklar teşhis edilebilir. bu noktada eğer bir şekilde devlet 'ailesel akdeniz ateşini bir kuşakta ortadan kaldıracağız' gibi bir kampanya başlatırsa bunun büyük destek bulacağını öngörmek mümkün. ama buradan gidilebilecek yerlerde durum daha da muallaklaşıyor, aynı şekilde cücelik (en azından akondroplazi), hatta belki şizofreni bile engellenebilir, devletin bu genlere sahip çocukların da doğmasını engellemek isteyebileceği ortada. buradan 'kellik de ortadan kalksın, kepçe kulaklara hayır' durumuna giden kaygan bir zemin var.

    şu anda down sendromu için belirli ölçüde yaşanıyor bu, devlet karışmadan işin içine tabii. muhtemel down tanısı konulan fetusların %90 gibi bir oranda aldırıldığı istatistiği var. bu duruma karşı çıkanlar şu andaki duruma 'eugenics by abortion' diye isim takmışlar, karşı çıkanların pek çoğu da radikal hırstiyan tabii ki. bir yandan bu görüşteki arkadaşlar sanki ileride oluşabilecek bir eugenics hareketine karşı duran ilkeli insanlar gibi görünseler de, aslında kürtajın her durumda yasaklanmasını savunarak çok tehlikeli bir iş yapıyorlar. kişisel deneyimle söyleyebilirim, özürlü çocuk yetiştirmek çok ağır bir yük, bu yükü almak istemeyen aileye devletin yapacağı baskı devletin prensiplerini kişilerin üzerinde saymak oluyor. dini inançları yüzünden devleti üreme hakkının üzerinde hakim kılmak isteyenler yarın öbür gün aynı devlet gelip de, 'şu genleri taşıyan çocuk yapamazsın' dediği zaman çok zor durumda kalacaklarının farkında değiller. en iyisi hem kürtajı, hem de doğacak çocukların yetiştirilmesine dair kararları ebeveynlere bırakmak, başka türlüsü yine devletin despotluğuna giden yol oluyor.
  • vakti zamanında nazi almanyasında uygulanan, temerküz kamplarında sakatları ve engellileri de yok etme politikasına dayanak teşkil etmiş bir kavramdır. ama aslında mesele kapitalizmin devletine ayak bağı olan ve emek gücünden yararlanılamayan sakat ve engellilerin yarattığı ekonomik yükten kurtulmak adına, herşeyi kar zarar hesabına dayandıran burjuvazinin başvurduğu yöntemlerde nasıl da sınır tanımadığı noktasında karşı karşıya olduğumuz korkunçluktur. ırkçılık düşüncesinin birinci göbek kuzeni olan eugenics, ikinci emperyalist paylaşım savaşı'na doğru ve savaş sırasında ölen 5 milyon yahudi'nin, 350 000 çingene'nin yanına 100 000 bedensel engelliyi eklemiştir. üstelik bu bir "ötanazi programı" kapsamında özel kampanyalarla gerçekleştirilmiş, bu işin "insani" bir şey olduğunu göstermek için afişler bile bastırılmıştır.

    nazi propaganda bakanı joseph goebbels gibi kimselerin çocukken geçirdikleri çocuk felci vb. hastalıklar nedeniyle sakat olmalarına rağmen öldürülmemelerinin arkasındaki sebep de temizlik kampanyasının, sonradan ortaya çıkan sakatlıklardan değil genetik bozukluklardan kaynaklanan sakatlıkları yok ederek insan soyunu iyileştirmek amacına dayandırılmış olması, yani insan soyunu mükemmelleştirmeyi hedefleyen eugenics'e dayandırılmasıdır. eugenics'in bu noktada kapitalizmin bir aracı haline gelmesindeki temel sebep ise, sakatların düzenli olarak üretmeyen ve yiyen kişiler olarak kapitalist devlete yük olduğu düşüncesidir.

    aşağıdaki linkde yer alan afişte sakatların çektiği acıların yılda 60 000 reichs mark'a malolduğu ve bunlara ötanazi hakkının verilmesi gerektiği anlatılmaktadır. elbette burada bir ötanazi değil, sakat ve engellilerin istekleri dışında gaz odalarında katledilmesi söz konusudur.

    https://upload.wikimedia.org/…hanasiepropaganda.jpg
  • arıların hasta larvalarını ayıklamalarını aklıma getiren teori. bir belgeselde izlemiştim. arının biri larvaları tek tek kontrol edip hasta olanları öldürüyordu.

    gen bilimi geliştikçe insanlar gelecekte çocukları için en iyi gen dizilimini seçebileceklerdir. şimdilik tüm iyi niyetimizle, annenin güzel olmasını veya sperm bankasındaki en iyi erkeğin spermini istiyoruz. tüp bebek uygulamalarında bile en güçlü gameti seçmiyor muyuz? seçiyoruz. işte bu durumun toplumda kabul görüp giderek yaygınlaşması ile beraber gelecekte bir nevi yapay seleksiyon gerçekleşecektir.

    peki, azla yetinmeyen, hep fazlasını isteyen insanın doğasında olan bu istekler engellenmeli midir? devlet bu konuda vatandaşlarına bir yaptırım uygulamalı mıdır? anne karnında tespit edilen hastalıklı çocuklar alınmalı mıdır? zeka geriliği/bedensel engeli ile doğan bir çocuğun devlete maliyeti/aileye yükü ne kadardır? bu konuda örnek olarak gattaca filmini önerebilirim.

    hatta orphanblack dizisinde "neo evolution" kavramından bahsedilir. buna göre insanlar en iyiyi bulmak için nesillerine yapay seleksiyon yapabilmelidir. hayvanlardan bu şekilde ayrılabilir, kendi kaderini kendisi tayin edebilmelidir.

    ama kafası az çalışan demagoglar stephen hawking'i örnek verirler. halbuki öjeni olsaydı 10 tane stephen hawking çıkardı.

    not: öjeniyi savunmuyorum. sesli düşünüyorum.
  • (bkz: isveç/@altay)
  • ileride çok iyi de olacak, çok güzel iyi olacak tamam mı diyenlere iyi bir yanıt sinemadan gelmiş, öneririm. gattaca