şükela:  tümü | bugün
  • merhaba okan üniversitesi hukuk fakültesi öğrencileri olarak alanında saygın ve kaliteli öğretim üyelerine sahibiz ve taş atmadan önce belirtmek isteriz ki hukuk adına bir şeyler yapmaya çalışan nadir üniversite öğrencilerindeniz.
    amacımız ne parayla diploma sahibi olmak ne de vakıf üniversitene giden berkecan/pelinsu yaftası yemek.
    öğrendiğimiz ilk ilkelerden biri haksızlığın hiçbir şekilde olumlanacak veya görmezden gelinecek bir tarafının olmaması gerektiğidir bu yüzden açıklamalarımın bu kısmına dikkat ederek okumanızı rica ediyorum.

    yıllık sistemde öğrenim görüyoruz yani vize-final-bütünleme şeklinde 1 yıl içinde 3 sınav sorumluluğumuz var. genelde vizelerimiz finallere çok yakın tarihlerde veya finallerle birlikte açıklanıyor ilk sorun burada başlıyor. sınav notlarımıza itiraz sürecinde dilekçe vermemiz gerekiyor yönetmelik uyarınca ancak dilekçelerimize yanıt alamıyoruz. bazen kağıtlarımızı göstermek istemeyen ve göstermeyen hocalarımız da oluyor biz de her şeye itiraz etmiyoruz zaten gerçekten umduğumuzun 30-40 bazen 80 :) puan altında not alınca ister istemez öğrendikleriminden şikayetim yok ama emeğimi göremediniz mi hocam demek geçiyor insanın içinden.

    final veya vize sınavında yazdığımız şeyler bir anda hoca tarafından yanlış belirleniyor oysa asistan ve hocayla birlikte yürütülen notlara uygun yazmış oluyoruz. e haliyle bütünlemeye nasıl çalışacağım sorusuyla uğraşıyoruz. bazen bir anda sınavdan sonra geçme notu yükseltiliyor.

    1 temmuzda çoğu üniversitenin yaz okulu başvuru süresi geçmişken okan üniversitesi hukuk fakültesi 1 temmuzdan sonra yaz okulu dilekçe kabulüne başlıyor. vize-final-bütünleme umutsuzluğumuz yaz okulu için de devam ediyor ve yıl uzatıyoruz. hepimizin ailesi çok zengin olmayabilir ki zenginlik göreceli bir şeydir. bazılarımızın psikolojisi el vermeyebilir emeğini alamamaya. biz de devlet üniversitesinde okumayı isterdik lütfen aman siz de devlete gitseydiniz pis salaklar diyecek insanlar üstüne alınmasın bu başlığı sizin yorumunuz için döşemiyorum bu entryi.

    yönetmelikler belirliyken syllabuslar da yayımlanmışken bir anda hepsi unutuluyor 5 günde 9 sınava giriyoruz, geçme notlarını finalden sonra yükseltebiliyorlar, canları istediklerinde 5 ay okunamayan sınavlarımız oluyor ama o sınavları bazen de 1 haftada açıklayabiliyorlar.

    böyle yerlerde hak aramaya da başvuruyorum evet çünkü ne psikolojim yetiyor ne de aileme yük olmaktan zevk alıyorum böyle bir psikopatlığım yok. diğer yolları denemiş defalarca dilekçe yazmış birilerini örgütlemeye çalışıp bakın yolunuyoruz derken linç edilmiş biri olarak yazıyorum bu entryi. benim elimden bu geliyor hiçbir şey yapmamaktan iyidir çünkü hakkım yeniyor. devlet üniversitesindekilerden çok çalışıp kıt puan almak vakıf üniversitesine gitmeseydin aman aq salağı demenizi gerektirmez.

    okuyanlara teşekkür ediyorum lütfen up up up seksli ve kadın-erkek tasnifi yaptığınız başlıkların yanında bunun gibi boş bir şeyle meşgul ettiğim için bazı ekşi sözlük yazarlarına da özürü bir borç bilirim esen kalın efem
  • "çok çalışıp kıt puan almak vakıf üniversitesine gitmeseydin aman aq salağı" diyecektim ki dememem gerekiyor muş.
  • öncelikle özel üniversiteye gidenlere gerizekalı muamelesi yapan tayfaya şunu diyeceğim: bugün eziklediğin yarın senin başına gelir. (ben özele gitmedim bu arada)

    şikayetçi arkadaşa tavsiyelerimi yazacağım. hukuk fakültesinde yıllık sistem dönemlik sistemden kat kat iyidir. dönemde bir vize bir final bir büt olduğunda ne derslere doğru düzgün zaman ayırılabiliyor ne de öğrenciler bir şeyleri verimli öğrenip, çalışıyorlar. yıllık sistemde konu bütünlüğü dönemlik sisteme göre çok daha iyidir ve baştan sona gördüğün şeyler belli bir mantık silsilesi içinde ilerlediğinden ancak yıl sonunda kafanda oturur, öğrenilir. zaten yıllık sistemdeki vizenin çok bir ehemmiyeti yok. finale hazırlık gibi düşüneceksiniz onu. benim zamanında büt sabahı final notumun açıklanmışlığı var. geçtin mi kaldın mı belli olmayan bir sınava çalışmak da o psikoloji ile çok kolay olmuyor.

    diğer bir husus da şu; sınav kağıtlarını okuyanlar robot değil insan. öğrenci yan gelip yatarken asistanlar sınav kağıtlarını eve götürüp ona vakit ayırıyor. ayrıca sayfalarca kargacık burgacık yazıyı okumak, herkese adaletli bir şekilde puan vermeye çalışmak sanıldığı gibi basit bir eylem de değildir.

    öğrencilerin en çok hataya düştüğü diğer konu nottan sınava çalışmaktır. not dediğiniz şeyler ders esnasında kimin tuttuğu belli olmayan yanlışlarla dolu yazılar. her zaman en doğrusunu kitaptan öğrenirsiniz. her hoca mutlaka bir ekolü takip eder, önerir. bu demek değildir ki o kitapta yazan her şeye katılır, tüm fikirleri kabul eder. e siz de bir zahmet dersten önce açıp konuyu okuyuverin. böylece derste hoca aksi bir görüş söylediğinde anlarsınız.

    sınavlarda da her zaman öğrenciliğim boyunca yaptığım şuydu: hukukta tek bir cevaba doğru budur diyemezsin. nasıl benzer olaylarda farklı içtihatlar çıkıyorsa sorulan sorularda da -eğer doğrudan bilgi sorusu değilse- sizin bir görüşü yazıp bunu düzgünce temellendirmeniz beklenir. sağlam bir dayanak sunulduğu sürece yazılan cevap puan alır. ancak kağıtlara öyle cevaplar yazılıyor ki evlere şenlik. ua bir sözleşmenin özelliklerinin yazılması gerekirken örneğin gidip türk medeni hukukundaki durumu anlatıyor. bu sorunun cevabı türk hukuku değil. onu çalışmış ve biliyorsun ama bilgin somut duruma uymuyorsa puan alamazsın. ama çoğu insan bildiği her şeyi yazdığında puan alacağı ümidine kapılıp sonra da hüsrana uğrayıp hocaya sayıp sövüyor.

    sınav itirazlarına gelince. yaptığınız itirazlar maddi hata itirazıdır. sınav kağıdında toplama hatası var mı o kontrol edilir. yeniden bir değerlendirme yapılmaz. bunun için dava açmanız gerekir. ayrıca hiç anlamadığım şey de öğrencilerin gelip ilkokuldaymışlar gibi kağıdını görmek istemesi. bu çocuksu hareketlere mana veremiyorum.

    tabi ki şikayetleri dile getirmek iyi bir şeydir ama ben "usulsüzlük" olan bir şeyi göremedim. usulsüzlük iddiasını öğrenci yapıyor. bir de hocaya sormak lazım o ne diyor?

    başarılar.
  • (bkz: okanhukuktahaksızlık)

    konu ile ilgili flood’a buradan ulaşabilirsiniz.

    zaten bu okulda her şey saçma sapan ilerliyor. girişimcilik gibi bir dersi tüm öğrencilere zorunlu dayatıp, devamsızlık hassasiyetini en üst düzeyde tutup, finans ve işletme okuyanlar dışında hiç bir fakültenin işine yaramayacak konuklar getiriliyor. üstelik bu ders ortalamayı etkiliyor.

    her dönem ilk konuşmacı bekir okan oluyor. kendilerini tatmin etmek adına ders dayatıyorlar resmen. öğrencilerini düşünseler, her fakülte için alanında kişiler getirip, herkesin faydalanmasını sağlayabilirler.

    nitelikli hocaları kaçırıyorlar. çoğu hocalarımız gönüllü olarak yapıyor neredeyse mesleğini. zaten hocalarımız olmasa(stmf adına konuşuyorum) 1 dönem bile çekilmezdi bu okul.

    öğrencilere müşteri gözüyle bakmaktan vazgeçin.
  • öğrencilerinizi üzmeyin.
  • ben berkecan üniversitesine gidiyorum, gayet şeffaf.
  • okan diye üniversite mi olur amk
  • yükseköğretimde de öğretimin diğer düzeylerinde olduğu gibi amaç öğretmektir.

    öğrencinin öğrenip öğrenmediğini görmek için ödevler, sınavlar, projeler, lablar vardır. bu değerlendirmelerin herbiri bir geri bildirimdir ve öğretim üyesi gibi öğrencinin de öğrenip öğrenmediğini görmesini sağlar. ama bazı orulorul orospu çocukları kağıdını görmek isteyen öğrencilere kapısını kapatırsa öğrenciler de gelir böyle sosyal medyada dertlerini dile getirirler. hele hele bu geri bildirimi yapmamak, geç yapmak eşeklere siktirilmeyi gerektirir.

    dönem başına öğrencilere verilen (ama kimsenin siklemediği) syllabuslar (dönem planı) öğretim üyesi ile öğrenci arasındaki sözleşmedir. dönem başında öğretim üyesi bu dersin kuralları budur, hafta hafta bu konular işlenir, derste yapılacak değerlendirmeler ve ağırlıkları bunlardır, dersin kaynakları bunlardır, final koşulları bunlardır diye taahhütte bulunur. öğrenciler de bu kurallara uymak durumundadır. dönem sonunda hem de final sınavından sonra bu kuralları öğrenci aleyhine değiştirmek de orospu çocukluğunun üstüne krema sıkıp çilek koymaktır.

    yine sinirlendim siktiğimin yerinde.

    tanım: öğretim üyelerini silkeleyip kendine getirmesi gereken bir üniversitede yapıldığı iddia edilen usulsüzlüklerdir.
  • evet, üşenmedim baktım. kontenjanları dolmamış. meali parayı basıp 190 bin barajını geçen herkes girebiliyor bu okula. sanırım iki bölümden de 20 türkçe 10 matematik yeterli, belki daha azı. dersi geçenler de burslulardır allah bilir. okan üniversitesi ney lan?

    (bkz: genç pelinsu'lar rahatsız)

    baba parasıyla beslenen bir avuç öğrencimsinin şikayet ettiği sözde usulsüzlüklerdir.