şükela:  tümü | bugün
  • ingilizce occasion kelimesinin (yada belki fransizcadir bize gectigi yer bilemiycem o kadarini) turkcelestirilmis hali.
  • latince "occasio"dan geldigine göre önce fransizca'ya oradan da ingilizce'ye geçmistir.
  • özellikle remax ve century21 gibi firmalarda çalışan emlakçıların kelepir,kaçırılmaz anlamlarında kullandığı kelime.
  • bekgraund
    prematüre
    egzacere etmek
    refüze etmek
    opsiyon

    gibi kelimelerle aynı felsefe*den çıkmış olan bir kelime.
  • bir ingilizce dersinde hocam bu ne demek diye sordugumda hocanın "aa.. hic duymadın mı hani insanlar bi kaza oldugunda aaa bi okazyon (bkz: okeyjın) olmus die basına üsüsürler" seklinde cevap vererek beni dumura ugrattıgı, türkcenin katlinin son noktası kelime...vah ki ne vah...
  • "okazyon", bana bir dönem acayip trend yapmış "irrite"yi hatırlatıyor. yaklaşık 5-6 yıl önce, diye hatırlıyorum, birden bu "irrite" lafı dilimize fırlamış girmiş ve çılgın atmıştı. arkadaşınız başka bir arkadaşınızdan, babanız tv'deki sunucudan, anneniz komşunun temizlikçisinden, sevgiliniz sizi diğer kızların götüne bakarken yakaladığında sizden, hatta bakkal amca coca cola plasyerinden irrite oldu durdu. nasıl birden bire kök saldı, dal budak olup kaş yardı, not düşülmesi imkansız bir hız ve çerçeveydi. hiç ummadığım kişilerden duyuyor ve irrite oluyordum haliylen. (bunları nadan "irrite" başlığının altına yazmıyorum a.k.?)

    daha sonra aynı anlamsız dolaşıma giriş hızı ve yayılmayı "aşkım"da gördük. "aşkım" benim için daha yıkıcı olmuştu. çevremdeki herkes sevgilisine "aşkım" diye hitap eder oldu. bunu ayrı bir makalede derinlemesine işlemek isterim bir gün. amin.
  • (bkz: #11277242)
  • ingilizce "occasion" (yani diyor ki; fırsat) kelimesinin terimsel telaffuz şekli. (bkz: fatih terim)