şükela:  tümü | bugün
  • ssk okmeydanı hastanesi'nin hemen yanında kurulu olan bu hastanede yaklaşık 200 kadar diş doktoru hizmet vermekte. çok karmaşık ama herşey yolunda gidiyor bu hastanede. kontrol amaçlı muayeneye gittim, bir devlet doktoru bana merhaba buyrun dedi muayenemi oldum. çıkarkende güle güle dedi. kafamda soru işaretleriyle ayrıldım hastaneden.
  • kırmızı ışıklı koca tabelasıyla geceleri pavyon gibi duran hastanedir.
  • beş dakikaya bir diş dolgusu yapabilen maharetli diş tabiplerinin bulunduğu hastahane. en az üç diş dolgusu yaptırdım şimdiye kadar hiçbirisi istanbul il özel idaresi ağız ve diş hastalıkları hastanesi kadar hızlı gerçekleşmedi, bu hız bir yetenek öyküsünden kaynaklanmadı malesef tamamen baştan savma alelacele yapıldı geçen hafta dün(ptsi) ışık hızıyla yapılan dolgulu dişimin hala ağrısı geçmedi. ben gene şanslıyım birlikte gittiğim arkadaşın üç dişini yirmi dakkaya halletmiş aynı doktor.

    (bkz: sevgi özkır)
  • ağız ve diş sorunlarından muzdarip insanların sayısının toplam nüfusa oranının ufak bir abartmayla 1'e eşit sayılabileceği istanbul'da bu ihtiyaca cevap vermek amacıyla, ssk okmeydanı hastanesindeki diş polikliniğinden yekpare bir hastane oluşturma projesinin hayata geçmiş halidir. a, b, c, d, e, f, gibi birçok ünitenin her birinde tahminlerime göre 20 küsur hekim görev yapmaktadır, ki bu da memleketimizde eşi benzeri görülmemiş süratte bir hizmeti beraberinde getirmektedir.

    ben de bundan 1,5 sene önce birkaç dolgu yaptırdım, hepsi çok sağlam duruyorlar ve hiç uzun süre ağrı falan hissetmedim. bu bir artı yön. bir diğeri ise, hekimini seçme hakkı. zira hekimden hekime fark gerçekten var. gördüğüm bir diğer artı özellik, kayıt yaptırırken tüp kuyruğu gibi uzun kuyruklar yaptırmak yerine, hastaneye ilk girişte danışmadan aldığınız bir numarayla oturarak beklemek.

    eksi yönleri de var tabi; mesela ünite sekreterliği olduğunu sandığım masada çalışan insanların hastalara -özellikle yaşlı ve dar gelirli görüntülü olanlara- olan davranış biçimi. dün gözümün önünde 70 yaşlarında bir amcayla resmen dalga geçtiler, ve beklentilerinin tersine amca -muhtemelen karadeniz uşağıydı- dişlerini gösterip hepsine hadlerini bildirince terbiyesizliği daha ileri götürüp "sen nasıl bize ayar verirsin" triplerine girdiler. yahu haklı olsan bile adamdan özür dileyip gönlünü alsana. cık cık.

    bir diğer eksi yönü, röntgen sırasında çok beklenmesi.
    200 tane doktorun olduğu, günde belki 1000 küsur hastanın muayeneye, tedaviye geldiği hastanede biri periapikal, biri panaromik 2 tane röntgen cihazının olması ne demek ola ki? ya da ben yanlış gördüm. ama doktorun saat 10'da istediği röntgeni ben 12:15'te çektirdim. doktora göstermek için gittiğimde yemek molasındaydı, normalde saat 13'e kadar süren. ama doktorumuz 13:25'te ancak gelebildi ve sonuçta sadece 5 dakikalık bir hizmet için 9-14 arası bekledim ve koşturdum.

    ha röntgen konusunda hakkını vermem gereken bir nokta şu ki; filmi çektirdikten sonra sonuç almak için beklemiyorsun. film, doğrudan doktorun bilgisayarında görünüyo. teknolojiyi kullanıyor diyebiliriz bu hastane için. ama dediğim gibi tek makine oluşundan kaynaklanan gecikme ve doktor bey"efendi"nin ekstra geciktirmesinden dolayı biz kullanamıyoruz maalesef, onlar kullanıyorlar sadece.

    son tahlilde bütün iyi niyetlerine ve artılarına rağmen hala o "5 saatte 5 dakikalık hizmet"ten ve onun yarattığı psikolojik yorgunluktan dolayı kapılarına birkaç psikolojik destek elemanı koymaları kanısındayım. zira hayatın hiçbir noktasında bir insana 3 verirken, ondan 5 almamalı. girerken nasılsa en azından öyle göndermeyi de bir parça bilmeli.
  • bunun bir de acili var ki evlere senlik.gittin disin agriyo kivraniyosun, hastanenin hissedari bi ablayi koymuslar oraya koltuga montu bile cikarttirmadan oturtuyo disine iki tiktik vurup hangi diste sorun var diyo anlatiyosun.kalk diyo antibiyotigi yazip gonderiyo.lan disim agriyo beynim uyusmus agridan randevu al gel yaptir diyo.randevu sistemi en erken iki gune randevu veriyo o randevuda da doktor baska bir gune operasyon veriyo.anasini siktimin sistemini oyle bi yapmislar ki olmek icin bile randevu aldiracaklar.
  • bugün bir doktorunun 30. hastasıyla ilgilendiğine şahit oldum. hesap yaptım da kişi başına 15 dk. düşüyor. arada randevusuz girip çıkanları saymadım.
  • online randevu alma işlemi saat 12.00'da başlıyor.sdfsdfas lan internet sitesi bu, buraya bile bürokrasi getirmişler.
  • ender iyi çalışan hekimlerin olduğu diş hastanesi. bunlardan bir ibrahim levent gers'tir beyler. denendi, onaylandı.
  • türkiye'nin belki de en iyi çene cerrahisi servisi buradadır. dört tane yirmi yaş dişi ameliyatımı da uzun araştırmalarım sonucu burada yaptırdım özellikle sıra bekledim. hepsinden de inanılmaz memnun kaldım.

    özel klinikte yarım saati geçen sürelere çıkabiliyor bu operasyon ve bildiğin işkence. ancak buradaki cerrahlar artık bildiğin kasap olmuşlar iyi manada. beş dakikayı geçen ameliyatım olmadı. ilk operasyonumda uyuşmuş ağzımla "daha jok süğeğ miğ" demeye çalışırken "kalk kalk geçmiş olsun" diyerek gönderdiler. allah razı olsun. istanbul'da imkanı olan varsa durumu da çok acil değilse gitsin sırası neyse beklesin, değecek.
  • 5 dakikada dolgu, 15 dakikada kanal tedavisi + dolgu yapabilen doktorların bulunduğu hastane. doktorlarının aşırı becerikli, eli çabuk olduğunu falan düşünebilirsiniz; ama öyle değil. çürük bölgeyi temizleyen matkaba benzeyen bir alet vardırya hani. kadın onunla dişi, dişe bakmadan temizledi. biraz özenen bir doktor dişi, sağlam kısımlardan en az kayıp verecek şekilde temizler; ama bu aldı matkabı haldır huldur bakmadan girişti.

    burada yaptırdığım iki dişimden de hiç memnun kalmadım. birisi ikinci haftasında kırıldı. diğerini 5 gün önce yaptırdım. şu an itibariyle bu diş, ilk yaptırdığımdan da kötü duruyor. kaplama yaptıracam bakalım. umarım bu, kaplamaya kadar dayanır.

    şimdi neden bu kadar çok özel diş muayenehanesinin olduğunu daha iyi anlıyorum. çünkü; diş tedavisi aşırı özen gerektiren bir iş. bu hastanede sağlam dişinizden de olursunuz, benden söylemesi. özel bir doktora gidin. hatta mümkünse tanıdık olsun. hem o zaman "şimdi bunun dişini şişirip atarsam yarın adamın yüzüne nasıl bakarım" der ve belki biraz daha özenerek yapar.