şükela:  tümü | bugün
  • karmanın gene anasını sikme pahasına yazmazsam içimde kalır.. hayır, adını hasbel kader duyup gaza gelen tombalaklar, arkasından methiyeler düzüyor da.. bana göre kazın ayağı öyle mi acaba?

    bir çok kişi gibi ben de bu adamla türk aynştaynı kitabıyla tanıştım. öyle ya, kimya mühendisliği düşünen liseli bir genç, e kitapta da değeri anlaşılamamış dahi bir türk kimya insanı.

    heyhat, yıldız teknik üniversitesi kimya mühendisliğine girdim, yıldız'daki ana kampüs zannederken çağlayan'daki lise binasından bozma okulun yolları taştan oldu. sonra bir gün öğrendim ki, oktay sinanoğlu aslında bizim okulda akademisyen! anaaa.. hayran olduğumuz adam gelecek, bize ders verecek.

    yok dediler, oktay hoca pek lisans derslerine girmez. aslında yüksek lisans derslerine de girmez. ee, ne yapar? öyle işte, okula gelir gider, araştırma yapar.. peki.

    sonra bir gün baktım, 3-5 tane solcu öğrenci toplanmış, ortalarında beyaz saçlı bir adam. oktay sinanoğlu! aha dedim yaşadık, engin bilgiler koptu geliyor. koştum vardım yanlarına. heyecan had safhada.

    ilk başlardaki heyecan, yerini hayal kırıklığına bırakmaya başladı sonra. biz ne bekliyoruz hoca ne anlatıyor:

    - bu abd yüzünden bizden bir bok olmaz.
    - ne varsa türklükte var.
    - ama abd'de herşey çok daha iyidir.
    - evrenkenti, evrenkenti, evrenkenti..
    - abd süpergüçtür.
    - bu abd yüzünden sizden de bir bok olmaz.
    - abd'de değerimi çok iyi biliyorlardı, burada göt kadar ofis verdiler.
    - evrenkenti, evrenkenti, evrenkenti..
    - abd'yi bırak, zaten tüm batı medeniyetinden de bir bok olmaz.
    - bana öyle ofis layık gördüler, abd'de kalsam böyle olmazdı.
    - ben batının ilmini zaten yaladım yuttum, size burda bir bok öğretmiyorlar.
    - türkler, stepler, bozkırlar, doğu ilmi.
    - işte bunlar hep emperyalizm..
    - abd bu dünyayı mahvediyor, tüm kötülüklerin anası abd..
    - ama abd'de evrenkentleri çok iyidir, burada göt kadar ofis verdiler.

    ulan biz kuantum, termodinamik esasları falan konuşuruz, araya da türk bilim dilinin gelişmesi konusunda üç beş kelam ederiz diyoruz, onun yerine şeytani abd'de koşulların daha iyi olduğunu anlatan ama bununla birlikte aşırı antiemperyalist bir konuşma eşliğinde hocaya ofisi konusunda ne çok ayıp edildiğini konuşuyoruz. daha doğrusu konuşmak işteş bir fiil, hoca anlatıyor biz de dinliyoruz.

    etraftaki sol görüşlü öğrenciler de, emperyalizm hadisesini yeni çakozlamışlar gibi "aaa, doğru doğru, çok iyi tespit" falan diyorlar. üstelik madem bizden bir bok olmayacak, o zaman siktir et bilimi, devrimsel mücadeleye devam..

    geçmiş zaman, tam hatırlamıyorum, o yaşıma rağmen ciddi ciddi bazı söylediği şeylere itiraz edesim de gelmişti. o denli tutarsız savlar sürüyordu çünkü bazen, tüm o hayranlığımın hatrına yuttum. "sen kimsin ki itiraz ediyorsun lan dümbük" diyebilirsiniz, işte zaten sorun o, "ben kimim ki ama yuh amına koyim artık bu kadar uçulmaz" hadisesi vuku buldu bi yerden sonra.

    neticesi büyük bir hayal kırıklığı. şöyle düşündüğümü hatırlıyorum, ya hoca aşırı dehanın sonucu olarak balataları erken sıyırdı, ya da kitapta anlatılan gibi bir portre değil gerçekteki.

    5.5 yıllık kimya mühendisliğim süresince gördüğüm iki seferden birisidir bu. bir diğeri de kimya ile ilgili herhangi bir bölümün olmadığı yıldız merkez kampüste, orta bahçe'de 2-3 tane öğrenciyle muhabbet ederken. daha da görmedim.

    yine de vefatına üzüldüm. o kadar nefret ettiği amerika birleşik devletleri'nde vefat etmiş olması ise, ironik olarak adeta benim bulunduğum konuşmanın finali olmuş..
  • emperyalizme boyun eğmemiş bir cumhuriyet nesli varken ülkesinden ayrılıp geri döndüğünde memleketinin mankurtlaşmasını hazmedememiş bir aydın olarak elinden geldiğince, doğrusuyla yanlışıyla bu ülkede milli bir uyanış ve direniş için emek harcamış, kendi alanında çok değerli bir bilim insanıdır oktay sinanoğlu. 2000'lerde üniversitelerde birçok klüpte fikirleri filizlenmiş, eğitim dilinin türkçe olmasından milli eğitim politikasının bağımsız olması adına fikirlerin yazdığı kitaplarla alevlemesine sebep olmuştur. bu ülkenin amerikanın ve batının kültür emperyalizmine boyun eğmemesi için attila ilhan'la beraber kitlelere ellerinden geldiğince doğru inandıklarını izah etmeye çalışmışlardır.

    toprağı bol, mekanı cennet olsun.
  • oktay bey ve bilim adamligi hakkinda

    oncelikle, defalarca bu profesorluk yasi hususuna deginilmis ama hala muallakta kalanlar var sanirim, zira hala yanlisligi kanitlanmis bilgiler copy paste ediliyor. daha once vermis oldugum bkzlarda, iyi niyetlilikle anlatilmis bu yas hususunun onemi ve neden “birakin yasini basini, onemli olan fikirleri” diyerek ustunun kapatilmasinin cok zararli oldugu.

    bunlari tekrar edip okumaya inanci henuz tam oturmamislarin bu zararli aliskanliklarini tesvik etmeden, hemen sonuca atliyorum: belli ki oktay bey, turkiyeyi kurtarma misyonuna dikkat cekmek icin, son derece bilincli ve tutarli bir sekilde gercekleri abartarak kendine bir imaj cizmis. dunyanin en genc profesoru gibi sacmalar ve hala utanmadan web sitesinde yayinladiklari “bati dunyasinin son 300 yildaki en genc profesoru” unvanlar, daha once de bahsettigimiz supheci-sorgulayici-bilimsel bakis acisini hakir goren, onun yerine bilgi edinmeden kendine amac edinenlerin basini dondurmek icin bicilmis kaftan. ayni zirvalari bes kere, on kere, yirmi kere duyarsaniz, yirmi birinciyi kendiniz baskasina anlatirsiniz buyuk bir hevesle ve inancla. basarili bir tanitim sureci sonunda, oktay beyin destegi kritik esigi asmis ve bu tantana kendi kendini besleyebilir hale gelmis. ondan sonra da ver elini politika, ver elin tarih, ver elini felsefe, costukca cosmus.

    bir insan guvenilirligini bambaska temeller uzerine oturtmussa, bu krediyi kullanarak diger platformlara atlayabilir mi? oktay bey zeki, dahi, bilim alaninda basarili olusuyla kendine bu alanda bir yetkinlik saglamisken, bu kredisini son derece profesyonel bicimde politika konusunda ahkam kesmek icin kullanmaktaysa, bu dogru mudur?

    kanimca bunun tek bir cevabi yok, adamin neyi nasil soyledigine bagli. fakat soylevlerinin tek temeli bu krediyse, yoksa argumanlarinin kendi iclerinde destekleri yoksa, o da donsun labarotuvarina, nobeli de kazanarak bizi sevindirsin, ulkesine gercekten yarari dokunsun. sonucta politik gorus belirtmek icin illa harvard political science doktorasi ve en azindan baron oldugunuza dair muhtarliktan bir belge gerekmiyor; dogru duzgun neden sonuc iliskileri ve tarih bilgileri yeterlidir. o bilgiler ki, o kaynaklar ki, o iliskilendirme ki, istisnasiz oktay beyin her kitabinda alabildigine......eksik. evet eksik de degil, yok. onun yerine yazarin adi var, oktay sinanoglu. o oktay bey ki, cani turk mantisi cektigi icin nobel odul torenini protesto edip o gece evinde manti acmis, gelmis gecmis tum zamanlarin en gecn profesoru olmus, kimya bilimini bastan yaratmis, vs vs (bkz: kanuninin franceskoya cevabi) bunlar gercek olsa bile, hatta 3 yil ustuste nobel odulu kazanip kupayi evine goturme basarisini gostermis olsa bile, bu referanslar, baska alanlarda soz sahibi olmanin yegane mesruluk kaynagi olamazlar. “cumhuriyetin kasalari altinla doluydu, sonra vatan hainleri gelip hepsini amerikaya verdiler” gibi ve benzeri bircok gudik fikrin zittini kanitlayan yuzlerce tarihi kaynak dururken, formalite icabi da olsa bir tane bile kaynak gostermemek ve “nasil olsa kendime iyi bir sekil yaptim, hem milliyetciyim hem de dahiyim, karsi cikmak kimin haddine” diyerek bu yalanci peygamber imajina yaslanmak, akla fenne hakarettir.

    ayni zamanda, bu guvenilirlik avantaji sayesindedir ki, kimse bu adamin gercekten neler yapmis oldugunu da umursamiyor, daha dogrusu konuya hakim degil. yani benim bildigim akliselim insan birine ovgu duzerken, bu ovgusunun siddeti, kendisinin o konuyu kavramasiyla dogru orantilidir. eger ornegin hic bir bilgim olmayan kimya biliminde basariliysa, bunu bir yerlerden ogrenirim ve gurur duyar, iltifat ederim. ama abartip iki paragraf boyunca konu hakkinda soyle sahanedir, boyle mukemmeldir, aslan dovmus kaplan tutmustur diye methiyeler duzmem, cunku bilgim yok, bu kadar basit. wittgensteinin dedigi gibi eger konusacak birseyiniz yoksa susunuz. eger ki cok gonul verdniz kimya bilimine, onun basarilarini kavrayabilecek duzeydesiniz, o zaman bunun hakkinda yaziniz istediginiz kadar ama en son kimyayi lisede gormus birinin, bir paragraf yazi okuyup papagan gibi cosmasi ve sonra da birinin cikip “e iyi de ne anlama geliyor bunlar“ diye sordugunda bon bon bakakalmasi, saksakciligin vucuda gelmis halinden baska birsey degildir. bilincsiz destek de, bilincsiz sevgi de hic bir yarara sahip degildirler.

    velhasil, bunlardan sonra, bilim disindaki fikirlerine bakip dogru soyleyeni dokuz koyden kovarlar diyeni, koyume davet ediyorum, gelsin ihtiyar heyeti onunde anlatsin o dogrulari. o dogrularin niye dogru oldugunu. ve rica ediyorum bu niyesini nedenini anlatirken tikandigi zaman, “sen koskoca oktay nobel sinanoglundan daha mi iyi bileceksin“ zavalliligina dusmemesini; meyve veren agac taslanir demogojisine siginmamasini. rica ediyorum “einsteinin zeka seviyesiyle aynidir onun zeka seviyesi....en az oyledir“ baslikli ilkokul kompozisyonunu evde birakmasini.

    aslinda bu sonuncusu ayri bir paragrafi (gonul isterdi ki ayri bir entryi, hatta apayri bir sozlugu) hakediyor. gerci deminden beri bahsettigimiz bilincsiz saksakciligin cizgisinde bir onerme, sasirmamamiz lazimdi ama artik bu canimi acitti resmen. einstein’in iq’su nedir? evet efendim, bir iq seviyesi soruyorum, hemen silicem. nedir yani, yuz mu iki yuz mu uc yuz mu? hangi eczanenin hangi rafinda bulunuyor boyle evrensel bir iq testi? daha ayni dili konusan insanlar arasinda, farkli sosyokulturel gecmislere sahip olanlar icin bile homojen bir test yokken, bambaska zamanlarda, bambaska dillere ve kulturlere mensup iki kisinin iq’sunu karsilastirmak gibi hapis cezasini hakeden bir fikir hasbelkader o guzelim organin derinliklerinde vuku bulmussa dahi, bu testlerin sonuclari postayla mi geliyor birtakim insanlara, boyle hizmet veren bir sirket mi var? (6 ay abonelik alana hammurabi-mahatma gandhi karsilastirmasi hediye)

    bilmem beynimden parmaklarima kadar uzanmis bu derin sizinin etkilerinin internet alemlerine yayilmasinda bu kelimeler yeterli olabilir mi, ama ayni kepazelik ozellikle mustafa kemal ataturk basliginda da sikca rastlandigindan, bilincli insanlarin biraraya gelip bir nevi bir amasya kongresi duzenlemesini, “william wallace 3 metre boyunda ve gotunden rengarenk ates toplari cikiyor“ tandansli goruslerin uniter yapiyi bozucu suc kapsamina dahil edilmesini umuyorum.

    son olarak efendim hatirlatayim, aydinlanma caginin onemi, kilisenin veya herhangi bir otoritenin sozlerinin sirf otorite olduklarindan dolayi dogma olarak kabul edilmesinin yanlis oldugu gercegini insanlarin beyinlerine kazinmis olmasindan ileri gelir. eger oktay bey, bugunku konjunkture bakip, cin’le, hindistanla, sununla bununla birlik olalim, ab’yi bosverelim diyorsa ve bunu derken de ilkokul uc kompozisyonu seviyesinde gerekcelendirme kullaniyorsa onun iq seviyesine bakarak bunlara heee demem. power politics diye bir gercek var efendim, yuzlerce yildir da bu boyle; ama oktay bey olayi bir holivud filmine indirgemis, o igrenc hamaset agziyla batimizda kalan herkesi sinema tarihinin en kotu adamlari yapmis. iki resim arasindaki yedi fark temali bir calisma esnasinda, george bushun fikirleriyle paralel incelemeniz tavsiye olunur.

    dil konusunda -ki herhalde elestirilmeyi hakeden tek dusunceleri bu konuda- bir farkindalik yaratmak yerine fanatik bir izolasyonu savunuyor ise; dilin korunumunun kulturun ihraciyla, onun da ekonomik guc ve uygarliklar arasindaki tarihi iliskilerle alakali oldugundan dem vurmadan isi resmen irkcilik boyutuna getirecek kadar cahilce "saptamalar" yapiyor ise vardir bir bildigi demem. hele ki bu noktada gazi iyice alip, turkce dunyanin en eski dilidir diye kitap yazar, bu yalani desteklemek icin de en azindan harun yahya gibi uydurma kanitlar bile one surmeye tenezzul etmeden, sadece ingilizce tarzancadir derse, tum samimiyetimle acirim...ilkokul ucten terk olsam da acirim, dombili taocu olsam da acirim.

    bu savlarini “desteklerken“ bati’yi, olabilecek en sacma sekillerde, normal insanlarinin bile geleneklerini kucuk gorerek yerin dibine sokmaya calisiyorsa ve avrupa kakadir, seytandir’dan daha ileri gidemeyen dusunceler one suruyorsa, bu adama beni surada 17-20 bin kisinin onunde sikseniz de ataturkcu demem, hatta o pipilerin uzerinde yukselir, “bu adam resmen ataturkun dusunce yapisina, ondan onemlisi akilciliga temelden karsi” derim. derim, zira ucuz milliyetcilik tatavasiyla kendi sacmalarini millete hicbir akilci yaklasimla desteklemeden yutturmaya calisan biri, ataturku de mezarinda firil firil dondurur, daha da onemlisi onun kendine esas aldigi her turlu temeli cignemis olur.

    "bu dunyanin en buyuk sorunu, akillilarin supheci olmasiyken, aptallarin kendilerinden son derece emin ve kararli olmalaridir" –bertrand russell

    bu alintiyi, oktay beyin, iki kez nobele aday gosterilmis oldugu iddiasini gercek olarak kabul edip okuyun. sonra da "amerika aslinda coktu cokecek ama her sene birsey bulur, oyle idare ederler, yoksa bakmayin boyle guclu gorunduklerine" gibi, neden, nasil sorularini buyuk bir basariyla gormezden gelen ve mesru olsun olmasin, 9 trilyon dolarlik bir ekonimiyi ve 300 milyon nufusluk bir duzeni, tam da o ezik bakis acisiyla "kimse bilmiyor ama aslinda bunlar bitik; tek dayanaklari film endustrileridir, propagandanin alti bos" gerizekaliligiyla egitimli insanlar arasinda bilincsiz ve fanatik bir guruh yetistirmeye calisarak bizi bati medeniyetinin sonunun geldigine ikna etmek istemesini hatirlayin, bir kez daha okuyun. allah neden ve nasil sorularini kafanizdan hic eksik etmesin efendim.

    edit: kariyerimde ikinci defa zamanin otesine geciyor, oradan dunyadaki tum bilincsiz "vatanseverlere" selam ediyorum. gereksiz bir edit olmasin diye de su bilgiyi vereyim efendim. turkiye ataturkun yonetimi sirasinda sadece ruslardan degil, daha sonralari ingilizlerden de borc almistir (16 milyon pound) ve 1930larda da zaten tum dunya gibi great depressiondan muzdarip olarak ihracatinin yuzde elli dusmesini engelleyememis, fakirlik artmistir. ayni ataturk hukumeti, (oktay beye sunu uc defa izah ettim, bir tane cevap alamadim) amerikaya demiryollari tekeli onermis, dogal kaynaklarin ayricalikli isletmeciligini teklif etmistir. **. hani nacizane fikirlerimin bir onemi yok ama bu tarihsel gerceklere karsin dupeduz defalarca yalan soyleyen, bunun kitabini basan bir adami kahraman yapmak, elestireni de uzay-zamanin disina itmek nasil bir insanliktir; tarihine sahip cikmamak ve alenen boyle carpitmak nasil bir vatanseverliktir anlayabilmis degilim.
  • oktay bey ve nobel odulu hakkinda...

    herseyden once bu ise bir aciklik getirilmesi sart. yazik ki konu hakkinda pek bilgisi olmayan insanlar dahi, gazi alarak, sanki bizzat sahit olmuslarcasina ve hayatlari pahasina, oktay bey’le nobel odulu arasindaki iliskiyi ballandira ballandira anlatiyorlar.

    google abiye sorun soylesin; "dokuntulerini toplayanlarin nobel aldigi bu adam", "parmagiyla isaret ettigine nobel verdikleri oktay sinanoglu..” , “nobeloglunobel oktay bey, isteseydi alirdi ama ugrasmadi..” vs vs.

    gercekten bir insanin bunlari okuyup da sorgulama yapacagi yerde, dusunup arastiracagi yerde, bunlari sasmaz dogrular olarak bellemesine akil sir erdiremiyorum. yani diyelim ki hic arastirmaya zahmet etmediniz, sormaz mi beyniniz "ulan nobel odulu dedigin heykelden ibaret degil ki anasini satayim, 1 kusur milyon dolar veriyorlar. hadi o parayi birak, aklina gelebilecek her turlu arastirma fonunu garantiliyorsun. madem seviyorsun memleketini, madem butun bu maceralara birgun ataturkun portresi onunde, cam cercevede yansiyan kendi yuzune bakarak yaptigin yeminle atildin, alirsin bu maddi manevi kazanclari, ulkene goturursun. alirsin arastirma fonlarini, getirirsin turkiyede laboratuvarlar kurdurur, bir suru ogrenci okutursun. gidersin o torene, cikar kursuye alirsin heykelcigini, bir de guzel konusma yaparsin sahnede veya orada tanistiklarinla; ulkeni tanitir, ogrencilerine imkan verilmesini istersin bilim dunyasindan. bunlari yaparsin, iste o zaman gercek bir vatansever olursun; yoksa oyle ataturk resmine yansiyan kararli yuz ifadeni tasvir ederek yaptigin vicik vicik milliyetcilik kimseyi vatansever yapmaz."

    ama diyelim ki uzay zamanda bir bukulme oldu, o an bu basit dusunceler, bu temel suphecilik akliniza gelmedi ve bu hiyarligi, oktay beyin turkluk gururunun essiz bir ornegi olarak gordunuz ve devam ettiniz oktay beyin nobel efsanelerini kusaktan kusaga gecirmeye. o zaman da efendim buyrun bu odul hakkindaki gerceklere…

    nobel odulu, oskar odul toreninde dagitilir gibi dagitilmaz. ne uc bes tane aday vardir, ne adaylar bilinir, ne de hersey satafatli bir gecede belli olur. bilim dunyasinin ileri gelenlerinden, her sene, uzman olduklari konulardaki yeni gelismeleri degerlendirmeleri ve aday gosterilmeleri rica edilir. bu topluluk yaklasik 6-7 bin kisiden ve gruptan olusur. kisi kendini aday gosteremez, gosterirse calismasi ne kadar iyi olursa olsun diskalifiye olur. ustunkoru bir on elemeden sonra, komitenin onune, her dalda yaklasik 100 ila 350-400 arasi aday gelir ve bunlarin calismalari incelenir. daha sonra da kademe kademe ilerlenir ve kazanan belli olur.

    simdi bu bilgiler isiginda tekrar bakalim "parmagiyla gosterdigi adam nobel aliyor" tarzi goruslere. 7 bin kisinin arasindaki parmaklardan biridir, tek parmak degil. daha onemlisi bir adayi, birden fazla kisi ayni sene icinde bagimsiz olarak aday gosterebilir. daha da onemlisi, komitenin onune gelen ve belli bir seviyedeki calismalar, kimin tarafindan aday gosterildigine bakilmaksizin esit derecede incelenirler. yani nobeli hakedecek bir calismak yapmis biri ne sirf oktay bey tarafindan aday gosterildi diye nobel kazanir, ne onu aday gosteren sirf oktay beydir, ne de, hepsinden once, kimin neyi aday gosterdigi bilinebilir. zira adayliklar ve ayrintilari, daha once de belirtildigi gibi, cok alavere dalavereli olan baris odulu haricinde -ki onu da komite aciklamaz, aday gosterenler aciklar- 50 sene boyunca aciklanmaz. bu da zaten ayri bir muammadir, yani ben de kalkip nobele aday gosterildim desem bunun yanlisliginin kesin olarak ispatlanmasi icin 50 sene beklemeniz gerekir.

    google’a soralim tekrar, oktay bey ve nobel odulu diyelim; cikan sayfalardaki metinleri tek tek okuyalim. hepsi birbirinin hemen hemen aynisi, cogu ozgecmisinden direk copy paste edilmis.isin garibi hicbirinde de spesifik bilgi yok. ingilizce arayinca, cesitli kombinasyonlar sonucu en fazla 15 hit aliniyor. ve wikipedia disinda –ki o da kendi sitesinden direk ceviri- hicbirinin de oktay beyin nobel oduluyle, adayligiyla bir ilgisi yok.

    bunlarla yetinmedim, utanmadan oktay beyin resmi sitesine gidip onlara, bir degil iki degil, tam uc tane, son derece saygili bir uslupla yazilmis mesajlar attim. nobel odulu konusundaki ayrintilardan tutun da, ulkemizin altin kasalarinin dolu olmasini neye dayandirdigi konusuna kadar bircok seyi sordum. elbette hicbir cevap alamadim. siz de usenmeden deneyin; belki cevap attilar da gece ben uyurken, yatagimin altindan cikan canavar maillerimi sildi, kim bilir.

    bunlara bakarak, bu adamin nobel odulu konusunda soyledikleri yalandir denilemez elbette. hicbir derdim de yok aday gostermesiyle, gosterilmesiyle, vs. asil derdim fahri nobel komitesi baskanligi yaptiklari icin olsa gerek, (yoksa sadece bir iki paragraf yazi okuduklari icin degil, yok canim olur mu) bunlari ballandira ballandira, bire bin katarak, dokuntulerini toplayip ondan zamaninda imza alinca heyecandan bayilanlarin nobel kazandigini iddia eden debil zihniyetledir.

    yahu az mi geldi bu adamin alaninda nobele aday gosterecek kadar taninmis olmasi da, tipki profesorluk yasinda oldugu gibi, tipki kitabindaki bircok sacma iddiasina en ufak –ama en ufak- bir kanit, bir destek gostermemesindeki gibi, bol keseden atip tutuluyor. isteseydi kesin kazanirdi ne demek kardesim? oss mi bu, mahalle maci mi, bu isin perde arkasini nereden biliyorsunuz, o yillarda kimya ve fizikteki gelismelere bu kadar mi hakimdiniz, oktay bey gercekten kesin kazanacagi bu odulu, baslarda bahsetmis oldugumuz argumanlar isiginda almayacak kadar andaval midir, ve daha niceleri..

    ama yok, bir kere gaz alinmis, bir kere bu cig buyumus, artik aradan sallayan sallayana. gerci imam osurursa hesabi, oktay bey mutemadiyen, her firsatta kariyeriyle ilgili atip tutar, dupeduz yalan soyler ve bu yarattigi (yalanci) peygamber imajiyla da, tamamen alakasiz konularda hicbir temellendirme gereksinimi duymadigi ve yine dupeduz yalanlarla donattigi argumanlarina (turkce dunyanin en eski dilidir ne demek kardesim ya, nasil olctun nasil bictin, keyboardumu yiyecegim sinirden, f tuslari gitti bile) mesrutiyet kazandirmak isterse, cemaat de ne yapacagini sasirir elbet; "ayni yil 3 nobel alacakti ama onun yerine 23 nisan bayramini kutlamayi tercih etti, helal olsun" ayarinda efsaneler uretir.
  • ben bu adamin ismini duymustum bir vakitler, yurtdisinda en genc profesör olan türk falan, güzel seyler tabii bunlar, seviniyoruz milletce. her neyse, kitaplarini da okumadigimdan benim bu adamla ilgili ne olumlu, ne de olumsuz bir yargim vardi. ta ki, bugün google'da kim bilir ne arar iken, bursa'da vermis oldugu bir konferansta söylediklerine rastlayana degin: http://www.ntvmsnbc.com/news/299280.asp
    efendim, bu en bir genc profesörümüz türkceye takmis, takintisi tek bu olsa gene iyi, ben de severim türkcenin derinliklerine dalip kum cikarmayi da, bu adamin takintisi farkli bir takunya, pardon takinti. diyor ki, "türkçe giderse, türkiye gider. en kötü sömürge, beyinlerin, eğitimlerin sömürgesidir. dünyanın en eski dili türkçe’dir. türkçe’nin matematiksel uyumu da muhteşemdir. türk öğretmen, türk öğrencisine tarzanca bir şeyler anlatıyor. sonra bu öğrenci yurtdışına doktora yapmak için gidiyor. ne yapacağını şaşırıyor, dilini, kültürünü, atasını unutuyor, vatansızlaşıyor."
    devami da var ama, önce kücük bir sigara molasi verip, yazar burada vatan sevgisini nasil dile getirmis bir irdeleyelim: "sömürgesidir"'e kadarki kisma diyebilecegim hic bir sey yok, hatta katiliyorum. simdi, türkcenin matematiksel uyumuna da sapka cikarilir, ancak türkce dünyanin en eski dilidir ne demek? en eski yazili kalitlari m.s. 8. y.y'a dayanan bir dil nasil oluyor da dünyanin en eski dili oluyor? ha bir de, diyelim ki, türkce dünyanin en yeni dili; ne olacakti? degerinden bir sey mi kaybedecekti? "tüh anasini satayim, en eskisi degilmis" diyerek gidip, yazili belgeleri m.ö. ikinci binyila dayanan sanskritce mi ögrenecektik?
    dogrudur, benim ögretmenlerimin arasinda bana tarzanca bir seyler anlatanlar da vardi, ama california'lara, yale'lere gitmemesine ve aldigi üc kurusluk maasa ragmen bana ve arkadaslarima bir seyler anlatmak icin tabiri caizse kendini yirtan ve su an yolda görsem boynuna sarilacagim ögretmenlerim de oldu. türk ögretmen ögrencisine tarzanca bir seyler anlatiyor gibi bir genellemeyle bazi türk ögretmenlerine ayip etmemis mi söylevcimiz burada? etmis. yurtdisina gidip vatansizlasmakla ilgili ise, sanirim kendileri daha iyi bilirler. hem bu beyi yurtdisina bos yere gönderip o kadar para harcamislar, altta okuyacaginiz üzere bütün bilimlerin kökeni zaten bizde imis!
    sigaram da bitti, devam edelim o zaman bu büyük türk düsünürün söylevine: "avrupa okuma-yazmayı daha yeni öğrendi. avrupa matematik, fizik ve kimya kuramlarını, tıbbı bizden öğrendi. biz her zaman her yerde vardık. isviçre’deki alp dağları’nın adını bile biz verdik. alp, eski türkçe’de yüksek demektir”
    söylevci burada sadece vatan sevgisinin nasil zivanadan cikarilacaginin degil, maalesef ayni zamanda bir tarafindan sallamanin da en güzel örneklerinden birini vermis. hele su, biz her zaman her yerde vardik, kismi beni benden aldi; hani biraz daha zorlasa "biz allahiz ulan" falan diyecek. avrupa'nin okumayi daha yeni ögrendigini ve matematik, fizik, kimya ve tibbi bizden arakladigini da yale'de ögretiyorlar herhalde, bu baska halklari asagilayarak kendi halkini yüceltme erekli kakilmis tipi milliyetcilige diyecek söz bile bulamiyorum. tek diyecegim ayiptir, terbiyesizliktir ve de bilimsel bile olamayan sarlatanliktir...
    ha, son olarak gelelim benim favori alanlarimdan etimolojiye. alp daglarinin adi gotca "albi"den gelir ve bu da son zamanlarda hemen herkesin tanidigi elf sözcügünün germen dillerindeki en eski halidir. bayiliyorum bu "ahanda buldum türkceyle benzesen bir sözcük, ulan meger bütün pigmeler türkmüs" muhabbetine. ayni yöntemle ben de, utanmasam türklerin aslinda rus, inka veya myanmarli oldugunu kanitlayacagim, ama utaniyorum sonra bütün dünya kiciyla gülecek diye, demek ki herkes utanmiyormus.
    neyse, isim var gücüm var; benim icin bu adamin kendi uzmanlik alani olan kimya disindaki konularla ilgili söylediklerinin bes paralik bir degeri kalmamistir. benim icin bu kimse ezik türk milliyetcisinin en güzel örnegidir, yaziktir...

    edit:
    bu entry nasil olmussa zamanin ötesine gecmeyi basarmis. o yüzden bir iki minik eklenti yapmak istedim;
    yukaridaki yazimin anafikri sudur:
    bu adam yalan söylüyor.
    türkcenin en eski dil oldugu konusunda yalan söylüyor, her zaman her yerde var oldugumuz hakkinda yalan söylüyor, avrupanin okuma yazmayi yeni ögrendigi ve tüm bilimleri "biz"den ögrendigi konusunda yalan söylüyor, alp daglarinin isminin etimolojik kökeni hakkinda yalan söylüyor. ya da diger bir ihtimal, dilbilim ve tarih konusunda o kadar cahil ki, ne dedigini bilmeden atip tutuyor, sacmaliyor, ama sonucta dedikleri varolan gerceklikle uyusmadigi icin gene yalan söylüyor...
    bu kadar cok yalan söyleyen bir adamin, ki profesördür kendileri, bilimsel etik nedir bilirler, einstein da olsa, zweistein da, tekrarliyorum, uzmanlik alani disinda söylediklerinin benim gözümde bes paralik degeri yoktur. bu söylenen yalanlara inananlara da hic bir sey demiyorum, bu kadar desteksiz sallanan yalanlara inanabilecek kadar bilgisiz olduklari icin üzülüyorum sadece...
    bu entrynin zamanin ötesine gecmesi de varolan objektif gercekligi degistirmez. ancak subjektif yargilar zamanin ötesine gecebilir, objektif dogrular gecirilemez, olsa olsa birileri zamanin berisinde kalmistir...
  • bir dilbilimcinin nükleer fizik hakkındaki görüşleri ne kadar ciddiye alınacaksa, kendisinin türk dili hakkındaki görüşleri de ancak o kadar ciddiye alınmalıdır.
  • oktay bey ve tartisma kulturu

    tartisma diyorum, zira sozluk bir forum olmasa da, boyle tartismali kisilikler hakkinda dogal olarak hafiften bir forum tadi yakalaniyor ve bu notkada da bu kultur epey onem kazaniyor.

    ornegin, bkzlardaki herhangi bir entryi okuyup, sonra altina "iqsu onunkinin onda biri olmayanlar tarafindan bok atilan adam" yazmanin veya "meyve veren agac taslanir" diye gorunuste ayar vermenin hicbir savunulur tarafi yok. eger ki belirtilen gorusleri begenmiyorsunuz, eger ki verilen bilgilerin yanlis oldugunu dusunuyorsunuz, eger ki iqnuzla ilgili bir eksiklik hissetmiyorsunuz, o zaman neden sonuc iliskileri cercevesinde goruslerinizi bildirirsiniz. tartisma kulturu budur ve sozluk bir forum olmasa dahi, belli bir takim entryleri yazarken de takip etmemiz gereken aklin yolu bu etigi gerekli kilar.

    iki entry ustte oktay bey sahane bir kimyager ve bilimadamidir ama politik gorusleri sacmadir cunku... temali bir entry yazilmissa bunun ardindan gelecek karsit gorusteki entry bu cunku kismindan sonra sunulan argumanlar gozonune alinarak yazilir. daha onemlisi burasi bir bilgi kaynagi oldugundan, bilgilerin mucadele ettirilmesiyle yapilir, meyvelerden agaclardan bahsedilerek degil. zira kimsenin oktay beyin bilim dunyasinda verdigi meyvelerle bir alip veremediginin oldugunu sanmiyorum.

    hatta, okumaya inanmakla baglantili olarak, eger biri cikip oktay beyin kitabini okudum, su su su sayfalardaki su gorusleri yalandir, gercekle alakasi yoktur, kaynak da gostermemistir zaten demisse, bunlar hic soylenmemis gibi adama toz kondurmadan devam etmek belki yazili sozluk konsept limitleri dahilindedir ama benim (pek de degerli olmayan) nazarimda bes para etmez yazarliktir. zira bir kisi kendisini aklin fennin yolundan giden biri olarak goruyorsa, bilimin bir numarali gerekliligi olan objektif sorgulama gerekliligini yadsiyamaz. nasil ki einstein’in teorileri sonunda kimse cikip bu gorusler hic dile getirilmemis gibi –ki bunlar sasmaz gerceklik degil teoridirler- hala newtoncu fizige ovguler duzmemisse, oktay beyin de dogrulugu acikca tartisilir olan bazi iddialari gundeme geldiginde, bu iddialari karsi sav/bilgilerle cevaplamadan onlari savunmak ve bu sekilde karsi gorustekilerle dalga gecmek de basini kuma gommektir.

    haddimi asarak bunlari bir kez daha hatirlatmak zorundayim cunku saatlerce arastirma yapip, gunlerce okuyup, vs edinilen bilgilerle hazirlanilan birtakim entrylerin ardindan hiyarin tekinin gelip, yazar haksiz olsa dahi, tek cumleyle onu vatan haini, turk dusmani ilan etmesinin terbiyesizligini, bu sekilde ayar verdigini sanan zavalli dimaglarin ne kadar asagilik olduklarini ve bu statulerini de fikir ayriliklarindan oturu degil, rasyonelizme karsi yaptiklari eseklikler yuzunden kazandiklarini acik acik gormek lazim. iste bu gorus isiginda degerlendirilsin oktay bey’e yapilan elestiriler.

    edit: bir araba laf edip, konuya deginmezsek olmaz tabii. bunca laf haavda kalmasin diye oturduk, ucleme yaptik efendim.
  • 26 yaşında yale üniversitesi'nde profesör olmuş, iki kez nobel'e aday gösterilmiş; matemetik, moleküler biyoloji, fizik, astrofizik, nükleer fizik gibi alanlarda dünyada adından söz ettirmiş türk bilim adamı. yıldız teknik üniversitesi hocası.

    ayrıca esin afşar'ın ağabeyidir.
  • her basliga girer yazarim da hocanin basligina girip yazmadim bunca zaman. deger bilmemekten degil, hocanin anilarini bile ogrencilerinden dinlerken saygidan oturusumu duzelten ben bu basliga girip yazmadim hic.

    vefat etmis. allah mekanini cennet eylesin. soylenecek cok soz var iyisiyle kotusuyle. kotu sozlerin sebebi oktay hoca degil deger bilmezler. iyi sozlerin butun nedenleri hep oktay hoca.

    turkiye cumhuriyeti dahisini kaybetti. sadece turkiyeye degil, dunyaya boyle insanlar cok az gelir. ne mutlu bize ki biz bu adama sahit olduk...

    suraya binlerce kelime yazip icimi dokmek istiyorum, faydasiz... o yuzden susmak sanirim en iyisi. hocam, insaallah bizler de senin gibi hayirli bir bilim adami oluruz. seni gorunce tek duam, senin kadar olamasam da senin actigin yolda birseyler basarabilmek. oyle guzel bir yol cizdin ki turk arastirmacilara, kalbimizden basliyor, aklimizdan geciyor, sonsuza dogru. senin sayende sinirlarimizin olmadigini ogrendik.

    allaha da sukretmek lazim ki oktay sinanoglu bizden biriydi... tesekkurler hocam. nur icinde yat.
  • akademik açıdan türkiye'de yapmak istedikleri bizzat türkiye'de ki akademisyenler tarafından engellenmiştir. akademik alandan çekilmiş türkçe ve türkiye'de bilimin neden gelişmediğine dair eserler yazmıştır. dikkate alması gerekenlerce umursanmamıştır ama o inatla yazmıştır. türkiye'den yurt dışına giden akademisyenler iki gruptur sözel alanlardan gidenler (özellikle amerika için) genellikle üniversitelerde ki lobilere yakın oldukları nispette, alanında otorite olanlar hariç, batıda tutunurlar(türkiye için yapıcı olmayan batı ağızları bu sebeptendir). fen alanlarında gidenler fikirlerini törpülemezler başarıları ile paralel olarak amerika'da yükselirler ve fikirleri hürdür. oktay sinanoğlu batının bilimini asimile olmadan almış günü geldiğinde vatanına aktarmaya çalışmış, birileri buna engel olsa da, inatla fikirlerini yaymaya çalışmış sesi duyulmayan geri dönmek istediğinde vatanında ki akademik çevrelerin yüz çevirdiği yüzlerce bilim adamının aksine kısmen başarılı olmuştur. bir yerde belediye başkanı olsam bu amansız anti-emperyalist vatansever ve tüm bu insanlar için bir anıt dikerdim. unutmayacağız.