şükela:  tümü | bugün
  • öğretmeni fotoğrafını çekerek paylaşmış,
    8 yaşındaki öğrencinin ince kıyafetleri ile -9 derece soğuk havada 4,5 km yürüyerek okuluna geldikten sonra saçlarını, kaşlarını buz tutması,

    foto

    foto

    kaynak

    edit; link
  • "ilim çin'de de olsa gidip alınız." sözünün hakkını veren çocuktur.
  • ulan kıyamam ya çocuk o kadar yürümüş donmuş incecik kıyafetle elleri çatlamış soğuktan. 8 yaşındaki çocuk eliyle alakası yok. arkadaşları gülüyor, öğretmen fotoğrafını çekiyor. dünya seninde adaletine sokayım ya.

    fotoğrafta en arkadaki öğrenci potansiyel ekşici. gülerken sandalyeden düşmüş resmen.
  • https://www.youtube.com/watch?v=la0ukz1x2qu bu videodaki çocuklar da her sabah 3 km yürüyorlar ancak kimsenin umrunda değil..

    edit: üzerine birde çocuklara ev işleri yaptırıyorlarmış.. yuh be.
  • boşuna isyan etmememiz gerektiğini bize hatırlatan çocuktur. yok efendim minibüste kıçımız dışarıda kapı kapanmadan giderek metrobüse ulaştık, 32. metrobüse birine tekme atarak bindik, eskiden nezih olan şimdinin yeraltı metrobüsü metroyla işimize vardık...
  • doğruyu yazmak gerekirse beni güldürmüş çocuktur, hayatta olduğu için belki rahat rahat güldüm, o saçlar, kaş nasıl buz tutmuş.
  • ben de lisedeyken git-gel 4,5-5 km yol yapıyordum yürüyerek. çinli arkadaştan tek farkım, ondan biraz daha büyük yaşlarda ve adana'da bu yolu yürüyor olmamdı sanırım.
  • beni kendi anılarıma götürmüş ve google maps açıp kendi yürümüş olduğum yolu ölçmeme vesile olmuş olan çocuk. tüm ilkokul hayatım boyunca, ki 5 yaşında başladım, 5 yıl süreyle bir kısmı dağlık bir arazi olan 3,7 km yolu (gidiş geliş 7,4 km yol) yürümüşüm ben.
    it, köpek götümüzü kapmasın ya da sapıklara yem olmayalım vs. diye bir kafile halinde giderdik okula. karlı günlerde çok zor olurdu ve 45 dakikada yürüdüğümüz yol, o günlerde 1 buçuk saati bulurdu. ama komşumuz vardı oğulları lisede okuyan. arada denk gelir, kafiledeki benim gibi tıfılları aracına atar ve okulun yakınlarına kadar bırakırdı. bazen evden, "inşallah karun amcaların aracına denk geliriz" diye dua ederek çıkardım. ilk içten ettiğim dualardandır mesela.
    ilk defa yılanı da (hem canlı hem ölü) o yolda görmüştüm. çubukla hoplattırıp, bizi korkuturdu bizden bir kaç yaş büyük olanlar.
    başlarda çok yorucu olmuştu o yolu her gün yürümek ama sonraları artık bize kısacık gelmeye başlamıştı. hava da güzelse hele, çiçek böcek arasından muhabbet ede ede ayrı bir zevki de oluyordu zaten.
    hem okul sonrası, o yolun bir kısmında arkadaşlarımla çamurdan pasta yapmak, oradan buraya atlamak, koşturmak unutturuyordu bir sonraki günü.
    videosunu izlemedim. kendi çocukluk anılarım yüzünden belki de bilmiyorum garibanlık hissi veren konuları zor hazmediyorum. oralarda nasıldır bilmem, o çocuk için nasıl olur onu da bilemem ama benim hayatımda 3,7 km' nin çok anlamı var. düşününce artıları da daha çok gibi sanki...

    not: ayrıca doğuda pek çok yerde, çocukların %99,9 u bundan bile fazla yol yürüyor. okula gidebilme şansına sahipseler tabi...
    edit: imla