şükela:  tümü | bugün
  • 80'lerde böyle bir dönem yaşandı istanbul'da. james bond cantası'nın bir ileri versiyonudur siyah şifreli bond çanta. ortaokulda filandım o zamanlar. james bond çanta ile okula gelme dönemi tüm yoğunluğuyla yaşanmıştı ki, birileri yeni bir sürüm piyasaya sürdü, siyah şifreli bond çantayı üretti. hatta bunlar iki türdü. biri normal kalınlıkta, biri ise iyice şişkin. sapları da yumuşak olurdu bunların, üzerinde düşünülmüş bir şey yani. kullandın mı dersen, neyse ki hayır, çantamı kendim seçecek yaştaydım o vakitler. ama mesela bizim sınıfta bayağı adam vardı bu çantayla okula gidip gelen. ciddi ciddi şifre filan kullanıyorlardı. küçük bir gözlem: daha çok çalışkan öğrencilerden çıkardı bu siyah şifreli bond çanta kullananlar. haytalar için zul gibi bir şeydi zaten. tatsız bir dönemdi.
  • darbesini yediğimiz dönemdir. çalışkan öğrenci olmamdan dolayı mıdır, "adam gibi görünsün" düşüncesiyle midir nedir bizim de elimize tutuşturulmuştu o dönem böyle bir çanta. gerçi bir yıl içinde isyan edip daha fazla kullanmamıştım ama yine de hamallığını yapmışlığım vardır.
    hiçbir olumlu özelliği olmayan bu okul çantasının neden şifreli olduğu da ayrı bir muammadır. ulan sanki içine elmas koyuyoruz. altı üstü dandik iki defterle üç kitap. üzerinde asma kilit olsa ne olacak? fakat ne hikmetse bu şifre olayı bizler arasında çok ciddi bir merak uyandırır, birbirimizin şifrelerini bulmak için deli gibi yöntemler geliştirirdik. (iki saat sonunda çantayı açmak başarı sayılıyorsa başarıyorduk tabi) bu fevkalade ağır, sevimsiz ve o dönemlerin ortaokul öğrencilerinin ergonomik yapısını hafif sağa kaydıran bu çantayı ortaokul öğrencilerinin eline veren zihniyeti o gün de anlamadım bu gün de anlamamaktayım. sırta asılmaz, sadece tek elle taşınabilir, içine beden eğitimi veya iş teknik / resim gibi derslerin mazavaltaları sığmaz, hiç bi moka yaramaz. tek meziyeti yere koyduğunuzda dik durabilmesi, sıranın altına cuk diye oturması (o da sıra biraz genişse tabi) ve birinin kafaya koyduğunuzda oturtmasıdır.
    netekim bir dönem müdür gibi gidip gelmişizdir o çantalarla okula. belki ilerde bi halt olamayacağımızın büyükler tarafından öngörülmesi üzerine içimizde ukte kalmasın diye elimize vermişlerdir...çantayı....bilinmez.
  • dünyayı ele geçirme arzusundaki ezik ve kötü anti-kahramanların dünden belli olduğunu bize gösteren dönemdir. bu çantanın kullanımı, kişinin popülerlikten yoksunluğu ve inekliğiyle doğru orantılıydı. bir de, çanta rafının yanında mütemadiyen oturan şahsımın çok kafasına düşmüştür bunlardan ki buradan kullanan tüm veletlere "mınıza sıçayim" diye selam göndermeyi de borç bilirim.
  • sıranın yan tarafına konurnu bazen yanlıslıkla düserdi sınfın en sessiz anında boooom diye bazen de bilerek, ici bally kokardı, bazen yumusak sapları kopardı eve kadar tavla misali koltuk altında tasınırdı, sonraları girisimci üreticiler bundan ilham alarak sert mukavvadan renkli klasorler icat etti ama sıranın icine girebilidiginden düsünce ses yapmıyordu....
    cantayi ters tasidigimizda tembel teneke bos teneke gibi tekerleme vari alaylar gecilmezdi cünkü belli olmazdı ters tasıdıgımız...
  • minik boylu öğrencilerin derslerde üzerine oturdukları çanta. ve bu çantaya sahip öğrencilerin çantalarının içi inanılmaz temiz ve düzenli olur, kalemler kalem kutusunda değil de, çantadaki kalem gözlerinini içine özenle yerleştirilir, defterler, kitaplar felan pek bir muntazam durur, hepimizin defterlerinin uçları kıvrık kıvrıkken bu çanta sahibi insanlarınki hep jilet gibi olurdu. gerçi bu çanta sahibi insanlar da hep jilet gibi gezer, asla kirlenmezlerdi.
  • "durumu olmayan" öğrencilerin babalarından, abilerinden aldıkları hırpani çantalarla iştirak ettiği bir akımdı. kimisi de eve avuç dolusu para harcatıp baya kaliteli çantalar alırlardı. lakin olmazdı, bu çantalar kimseye yakışmazdı.

    hele gri pantalon üstü laci bleyzırın üstüne çekilen naylon montlarla birlikte, bi de bu çantalara yapışılıp okula gelindi mi tam anlamıyla at skine konan kelebek tadında bir şemale bürünülürdü. anılan furyaya her yeni iştirak eden veledse bilhassa ilk günlerde çantasını pozlu hareketlerle açar, "gizli" evrak bölmelerine zulaladığı porno neşriyat yahut hakikaten buruşmaması icap eden dönem ödevi vesair lüzumsuzluğu, dr. kimble edasıyla çantasına yerleştirir ya da çantasından çıkarırdı.
  • orta birdeyken yaşadığım dönem. çok şükür 1-2 kereden sonra vazgeçip normale dönmüşüm de kalıcı hasara yol açmamış*. fakat beni en çok meraklandıran konu bond çantayla okula gidişim değil, ailemin beni engellemeye yönelik hiç bir girişiminin olmamasıdır. bu olaydan kendi kendime vazgeçmemiş olsaydım mazallah şimdi elimde aynı çanta eminönü'nde taklit saat satıyor olabilirdim.
  • ağlayarak hönkürerek itiraf etmek istiyorum ki ben de vahim bir ebeveyn hatasının sonucu olarak ortaokul yıllarıma denk gelen bir dönemi o siyah (ya da kahverengi ya da bordomsu bir renk tam emin diilim şimdi) bond çantalardan biriyle geçirmiş, el kadar bebe halimle her allahın günü o kitch'lik abidelerinden birini okula taşımak zorunda kalmış, üstte okul üniforması-altta hayvan gibi spor ayakkabı-elde bond çanta kreasyonumla at sikine kelebek formatını tüm ağırlığıyla yaşamış idim.
    ama allah var bak akıllı bir çocuk olduğumdan çantayı taşırken üzerine bir iş adamı ciddiyeti çöken, yürüyüşü değişen, bakışları sertleşen sınıftaki bond çantalı diğer ibişler gibi havaya girmemiş, o yaşta bile görüntünün absürdlüğünü farkedip çantayı uzunca bir süre utana sıkıla kullanmış üzerinde blue jean çıkartmaları falan olan normal sırt çantalı akranlarımı gıpta ederek izlemiştim.
    lan hadi görüntüsünü de geçtim yapısı itibariyle sırtda da taşınabilen bir şey değildi o çantalar. devamlı elde taşımaktan omurganın sağ tarafa doğru eğim verdiğini o yüzden yürürken devamlı sağa çektiğimi farkedip dengeyi sağlamak için biraz sol elimde biraz sağ elimde taşımasam büyük ihtimalle şimdiye çoktan sağa doğru eğimli bir omurga sahibi olacak canlı pizza kulesi misali ucubeye dönüp ancak medrano sirkinde istihdam olanağı bulacaktım.
    velhasıl ilk hangi sivri zekanın aklına geldi ortaokula giden çocuğun eline şifreli bond çanta verme fikri (sanırsın gizli belge taşıyoruz, kuryelik yapıyoruz mınakoyim) ve nasıl böyle yaygın bir kabul gördü halen akıl sır erdiremiyorum lakin kullandığım yaklaşık 2 sene boyunca sinir olduğum bir hocanın yazılı esnasında sınıfta bütün nemrutluğuyla dolanırken sıramın yanında duran çantaya takılıp yere kapaklanması haricinde güzel bir anım yoktur kendisiyle ilgili...
  • bu dönem hocalar için de bulunmaz bir fırsattı, zira neredeyse iki öğrenciden birinde bu çantalardan olduğu için hocalar sınavlarda iki kişinin arasına bu çantalardan koyarlardı ki kopya çekmenin imkanı ihtimali kalmazdı.. çantacılar bu çantanın şifresini değiştirip unutan mallar için kulak dayayıp şifreyi çözme birimi bile kurmuşlardı; üzülerek itiraf etmeliyim ki, bu mallardan biri olarak, çantaya kulağını dayayarak şifreyi çözen bir çantacıyı büyük bir hayranlıkla izlemiştim; benim nezdimde bir james bond karizması elde etmişti çantacı; bay çantacı.
  • bizim sınıfta mahmut vardı. numarası 500'dü. babası sırf o numarayı alabilmek için kayıtların ilk günü okula gidip yazdırmış bunu okula. işte o baba oğluna bir de bu çantadan almıştı. bu tip babaların çocukları oluyor yani bunlar.
19 entry daha