şükela:  tümü | bugün
  • kazanımları yazılı sınavla notlandırılamayacak, öğrencileri test sonuçlarına göre sıraya dizmeye yaramayacak olduktan sonra, önerilmesi hayalcilik olacak derslerdir.

    gerekli olan, öğreteceği dersin alanı dışında da bilgisi/ilgisi/görgüsü olan, bilindik tabirle 'ufku geniş' öğretmenlerdir. zira öğrenciye yansıyan/aktarılan, dersin kalitesi değil, öğretmenin kalitesidir. müfredat düzenlemelerinden önce öğretmenlerin eğitimine ve çalışma koşullarına eğilmek, bürokrasinin kısırlaştırıcı gölgesini eğitimcilik üzerinden mümkün olduğu kadar uzak tutmak gereklidir.

    böyle de başka bir hayal kurmuş olduk ama neyse.
  • şu anki sisteme ek olarak yalnızca ve yalnızca:

    (bkz: ekonomi)
  • uzun süreden sonra sözlükte gördüğüm tek yararlı ve gerçekten türkiyenin geleceği yararına düşünülmüş başlık.
  • (bkz: coğrafya)
    (bkz: #40754884)
  • din dersi de olmalı ama şimdiki şekliyle değil tabi ki. kitaplar baştan sona değişmeli ve ahlak ve davranış temelli bir ders olmalı. bunun yanında isteyenler için ayrıca islam dersi olmalı. şimdiki müfredatın bir kısmı düzenlenerek islam dersine aktarılmalı. iki dersin müfredatı da asla meb'e bırakılmamalı.
  • (bkz: başka türlü okuma alışkanlığı kazanamaz kimse)
    (bkz: 60 yaşına geldik hala matematik öğreniyoz)

    bize böyle bir ders verilmediği halde ben niye bu kadar kitap okuyorum? kitap okumak eğer okulda daha çok takdir edilseydi belki böyle bir ders faydalı olabilirdi. öğrencilere yaşlarına uygun kitaplar sunulur, öğrenci istediğini seçerdi. her kitabı bitirdiğinde belirli bir puan kazanabilirdi, yıldız veya aferim gibi. öte yandan sınav yapmak hiçbir zaman ölçmek anlamına gelmemeli. sınav yerine, kitapta öğrenilen dersleri not alacağı bir günlük tutablir öğrenci, böylece ne kadar faydalı bir eylem gerçekleştirdiğini kendi gözleriyle görmüş olur, sadece sınıf atlamak, yıldız almak için yapmış olmaz. ayrıca bu kitap okuma derslerinde/aktivitelerinde öğrencilere küçük hikayeler yazdırılmalı, böylece kitap yazmaları için ilk tohumlar ekilmiş olmalıdır. birçok çocuk bugün kitapları "yazar" olanların yazdığını düşünüyor. halbuki herhangi biri bir kitap yazdığı anda yazar olur. bir öğrenciye bu iyice öğretilmeli ve hayatı boyunca hoşlandığı şeyleri yazması tavsiye edilmelidir.

    öte yandan türkçe ve matematik hayat boyu öğretilmiyor ve öğretilmemeli de. en geç liseye geldiğinde bir öğrenci gerekirse bu derslerden koparılmalı, tabi kendi tercihi doğrultusunda. hayatında toplama çıkarma'dan başka işlem uygulamayacak insana matematik öğretmek zaman kaybıdır.

    (bkz: milli güvenlik dersi)

    bu dersler malesef türkiyede ve kuzey kıbrısta sedece milliyetçiliği aşılamak için vardır. işin içindeki "milli" kısmın çıkarılması, bireyleri büyük miktarda geliştirirdi. herhangi bir saldırı altında (gerek iç gerek dış kuvvetler olabilir bu saldırının kaynağı) alınacak önlemler, uyulacak formlar öğretilebilir ve doğal afetlerle karşılaşıldığında nasıl davranmak gerektiği uygulanarak gösterilebilirdi.

    (bkz: türkiye sanki marsta amk)

    kültürel yemekleri öğrenmek iyidir, hem kültürün bir parçası öğrenildiğinden hem de yemek yapmak öğrenildiğinden dolayı. ama bunun başlığı özel olarak "türk ve dünya yemekleri" olursa o zaman çok saçma olurdu. adı "yemekler" olsa ya? "yemek dersi" veya? başlarsın türk mutfağına, ordan italyaya geçersin en son da japon mutfağıyla bitirirsin müfredatı. öğrenciler hem yapmak yapmayı öğrenir hem de her kültürden birşeyler kapardı.

    bunların yanında liseden başlayarak finans (nasıl para kazanılır, kazanılan para nasıl saklanır ve idare edilir, banka işlemleri, vergiler) gibi konular başlangıç seviyesinde öğrencilere sunulmalıdır. tarih dersleri sadece türkiye ve çevresi etrafında dönmemeli, dünya tarihi genel olarak aktarılmalıdır. kariyer eğitimi verilmeli, her hafta öğrenciler, bireysel olarak ileride ne tür işleri seçebilecekleri tartışılmalı ve öğrenci ilgisi olduğu konuya yönlendirilmelidir. resim derslerinde kara kalem ve pastel yanında birçok başka medyum kullanılması öğretilmeli (yağlı boya, sulu boya, akrilik, parmak boyası, tebeşir, kilden heykel/figürin yapmak) ancak öğrenci nasıl kullanacağı konusunda çok baskı altında tutulmamalı, kendi stilini bulması için zaman verilmelidir. resmin yanında zanaat dersleri veirlmeli, her öğrenci tarım, marangozluk, demircilik (gerçi bu bir lise öğrencisi için bile zor olabilir, emin olamadım), dikiş (erkeklerin de bu derse katılması desteklenmeli) vs gibi üretken mesleklerden en az biri öğretilmeli.
  • benim hayalim öncelikle türklerin geçmişten günümüze kullandığı alfabeler olmak üzere "yazım sistemleri" gibi bir ders. böylelikle bir taşla birçok kuş vurulmuş olur.

    a) pratik olarak arapça, rusça, farsça gibi dilleri bilmese de okuyacak seviyeye gelir. yeni nesillerin uluslararası görgüsü artar.
    b) aynı sözcüğün pek çok farklı biçimlerde "doğru" yazılışlarını öğrenen çocuk otomatikman olgulara farklı açılardan bakılabileceğini bu bakış açılarının hepsinin birden doğru olabileceğini öğrenir.
    c) sembolik mantık geliştirme yeteneği artar.
    d) göktürk ve uygur alfabelerini öğrenen çocuğun tarih ve dil bilinci artar.
    e) dedesinin mezar taşını okuyamayan embesil nesillerden kurtulmuş oluruz.
  • bir zamanlar okutulan;

    (bkz: beşeri münasebetler)