şükela:  tümü | bugün
  • kimsenin farketmediği gözden kaçırılan bir konu. zorunlu eğitimin asıl amacı çocukları ve genç nüfusu kontrol altına almak diğer bir ifadeyle onlara bakıcılık yapmaktır. veliler çalışıp ekonomiye katkıda bulunurken küçük çocukları da güvenilir bir kurumda ücretsiz olarak yaşıtlarıyla vakit geçirir ve hem zihinsel hem bedensel gelişimini sürdürür. lise çağındaki ergenler ise zihinsel gelişimini tamamlamamıştır ve suça meyillidir liselerde suça bulaşmayacak ve insanları rahatsız etmeyecek şekilde vakitlerini öldürürler. öğrencilerin %90'ı için eğitimin asıl amacı budur. okul çocuklar için güvenilir bir ortam sağlar. okulda verilen dersler ise geri kalan %10 içindir. bu %10 o derslerden bir şeyler kapar ve doktoru, mühendisi, avukatı yani nitelikli elemanı bu dilimden çıkar. geri kalan %90 ise çarpım tablosunu bilmeden lise mezunu olur. normal olan budur nüfusun tamamını eğitebilecek bir sistem hiçbir ülkede yoktur.
  • bu konuda ozgur bolat'ın çok güzel bir konuşması var.

    eğitmek kelimesinin kökü: eğmektir. bizi, küçüklükten beri eğip sindiriyorlar. gösterilen dersler de vakit kaybından ibaret. o %10'luk kesim, evine gidip farklı kaynaklardan delilercesine çalışmasa, onlardan da hiçbir halt olmaz. aslında şimdi de olmuyor. hayal gücünden yoksun mühendisler, insan ruhundan bihaber doktorlar, korkak avukatlar olarak yetişip insanlığa en ufak bir katkıda bulunamıyorlar.

    eğer çocuğunuzun bir sanatçı, bilim adamı, filozof, politikacı vs. olmasını; yaratan bir insan olmasını istiyorsanız kesinlikle okula göndermeyin; açıköğretimi tercih edin. kendi zeka çeşidine yönelik dersler alsın, kendi ilgi alanlarına yoğunlaşsın, boşuna vakit kaybetmesin.
  • başıkla alakalı olarak, şu görseli ilk gördüğümde sesli gülmüştüm. kim akıl edip çizmişse allah da onu güldürsün.
  • eğitimin gizli işlevlerinden birini ifşa eden bir durumdur.
    görüyor ve artırıyorum; üniversite eğitimi de işsizliğin görünürlüğünü azaltmak ve bireylerin eş bulup neslin devamlılığını sağlamasını koordine etmektir.
  • yaklaşık son on yıldır tamamen buna döndü. sınıflar tam gün eğitim yüzünden 40-45 kişi. çalışma kitapları kaldırıldığından ödev verilmiyor. zaten bakanlık vermeyin diyor. kitaplardaki bilgi son on yıl içinde yarı yarıya azaltıldı yaklaşık olarak. öğrenci merkezli denilen sadece 20 kişilik sınıflarda uygulanabilecek bize hiç uygun olmayan bir anlayışla kayda değer birşey yapılamıyor. örneğin öğrencinin her her iki derste bir deneyle öğrenmesi gerekiyor fende. malzemeyi getirip deneyi yapan 5-6 kişi çıkıyor. düşük not vermenin hiçbir caydırıcılığı yok. çünkü sınıfta öğrenci bırakmamak için her şeyi yapıyor sistem. hem ilçe milli eğitimler okula baskı yapıyor, hem müdürler gereken çok fazla belge var bırakmak için diyerek öğretmenleri korkutuyorlar. ceza falan veremiyorsun. kılık-kıyafet almış başını gidiyor. saç-baş hak getire. veli toplantılarında 6-7 veli geliyor.

    son performans sitemiyle de artık kolay sorular çok kolay kıvamına çevrilecek öğrencilerden yüksek puan almak için. velilere çocuklarının çok iyi oldukları söylenecek. öğretmenler birbirinden yüksek puan almak için aynı sendikaya üye olma durumunda kalabilecek. müdüre yalakalık yapmak da oradan gelecek puan için şart.
  • özellikle özel okullarda öğretmenler eğitimden çok bunu yapıyor. tabi bu öğretmenlerin isteğinden çok sistemin ve kurumların doktrini.

    ayrıca şu yok education edu'dan, eğitim eğmekten falan bırakın şu akademi ağzını.

    gelip derse girin de öyle konuşun. masa başı makale yazarak eğitime yön verdiğini zannedenleri zerrece ciddiye almıyorum.
  • bir öğretmen olarak söylüyorum çocuklara mesai yaptırıyoruz. özel okulda çalışan bir öğretmen olarak söylüyorum çocuklar sabah 8-30 akşam 18-00 okulda bu ne demektir ya .okulda ki ders sayısı en baba 5 saat olmalı diye düşünüyorum ayrıca günde 3 saat de müzik ,sanat , robotik ve spor dersleri verilmeli ama ders gibi değil yetenekli olanlara uygulamalı olarak gösterilmeli ..