şükela:  tümü | bugün
  • işten güçten eskisi gibi okumaya ve araştırmaya fırsat bulamayan bünyede sirayet eden iğrenç bir halet-i ruhiye...

    açlığımın farkında olduğuma seviniyorum, zira okuma açlığını fark etmeyen zevatlar var, onlar için farkındalık unsuru bile değil bu durum. ama ben pişmanım, okumadan geçen her gün açlığımın progressive artması canımı sıkıyor, manevi açlık beni harap ve bitap düşürüyor...

    farzet ki, deli bir açlıktasın; okumak zorundasın. durmadan okumalısın. okumaya muhtaçsın. bir kapının açık tutulabilmesi yada bir masanın sallanmaması için altına sıkıştırılan 6'ya katlanmış gazete parçasını bile gördüğünde okumak için eğiliyorsun. ama bu hep böyle devam etmiyor, sonra ne mi oluyor? bedbinlik, iş, güç, eş,...derken okumak fiili sürekli öteleniyor. sizi bilmem ama benim için durum biraz böyle cereyan etti...

    ötelemeseydim n'olurdu diye düşünüyorum bazen; muhtemelen bir gecede veya bir karanlıkta bir aydınlanmadır geliverirdi. öyle ki eşyayı kelimesiyle görmeye başlardım artık. yaşantım kelimelerin içinde devam ederdi bundan böyle. hayatımın bu safhasında dilediğim yöne bakıp dilediğim gibi, dilediğim kadar okuyabilirdim. böylece bakışım okumayla aynı anlama çıkardı. -okumak- olurdum neredeyse. böyle yaşayıp giderken sonunda nesnelerin kelimelerinden geçip olayların ve fikirlerin kelimelerini görür hale gelirdim. * bu olayları ve fikirleri okumalarım sürerken de lezzet ve sevinç ve acı ve hüzün ve muadillerini okuduktan sonraki evrelerde bir yerlerde -yaşamak-ı görürdüm. sonrasında ise muhtemelen -ölmek-i okurken ölüverirdim.

    1 yıl ingilizce hazırlık eğitimi, 6 yıl tıp fakültesi, 6 yıl uzmanlık ihtisası derken etti mi size 13 yıl...artık benim öldüğümü düşünenler var, yeter artık okuma diyenler var, hayatının içine sıçtın diyenler bile var...okuduğum kitapları üst üste koysan boyumu kat be kat aştı ama gel gör ki hala açlık hissediyorum...
  • ekşi sözlük'te bu başlığın açılmış olmasına çok ama çok sevindim. demek ki yalnız değilim. ne güzel.

    son 2-3 yıldır yaşadığım bir açlık bu. zannediyorum ki kitaba başlasam 5 dakikada hepsini sindire sindire anlamış olarak okumuş bitirmiş olacağım. böyle hissediyorum, bunu istiyorum, açlığım tam olarak bu şekilde tezahür ediyor. özellikle merak ettiğim konularda yazılmış kitaplara karşı böyleyim.

    ama başladıktan sonra dikkatim dağılıyor, yoruluyorum, yorulduğuma da kızıyorum üstelik. en sevdiğin yemeğin başından doymadan uzaklaştırılmak gibi. çok tuhaf bir şey.

    bu açlık neden olur bilmiyorum ama, bildiğin somali açlığı bu.