şükela:  tümü | bugün soru sor
  • okunan kitapları saklayıp kitaplığa ekleme ile “nasılsa okudum, birilerine vereyim” düşüncesi arasındaki karşılaştırma.

    haftasonu la casa de papel (roman) adlı bir kitap okudum. kitap tutkusu üzerine yazılmış bir uzun hikaye. kitap hakkında detay vermeyeceğim ama kitap biriktirme konusuna odaklanıyor başından sonuna.
    birkaç saatte okunan ince bir kitap, aklınızda bulunsun.

    öncesinde de bu fikir üzerine epey kafa yormuştum; kitaptan sonra yine aynı şeyi düşündüm.

    “ kitapları biriktirmek, sadece sahip olma dürtümüzü mü doyuruyor acaba? ”

    çok sevdiğim, baktıkça keyif aldığım, çeşitliliği ile gurur duyduğum bir kitaplığım var. kitaplarım benim için ziyadesiyle değerli. hem bu arşiv hali hoşuma gidiyor, hem de aynı kitaba yıllar içinde tekrar tekrar dönebiliyorum.
    kitap hediye etmeyi çok severim ama bunu kendi kitaplığımdan yapmam. hiçbirine kıyıp da veremiyorum.

    ayrıca istesem de veremem çünkü kitapları hırpalayarak okuyanlardanım. altını çizerim, sayfalarına notlar alırım, mutlaka exlibris basarım. birine verecek olsam okumasına müdahele etmiş olurum ya da o benim dünyama fazla girmiş olur gibi hissediyorum.

    diğer yandan da biraz kafamı kurcalıyor. istifçilik gibi, kitap fetişizmi gibi.
    sahip olma güdümü doyuruyorum sanki sadece. halbuki okuduğum bir kitabı bir başkasına hediye etsem, o kendi okuduğunu başkasına hediye etse hem satın alma alışkanlığının önünü kesmiş oluruz, hem de bu “sahiplik” tehlikesinden kendimizi sıyırırız gibi geliyor.

    ama yapamam. yılların birikimi olan kitaplarımla tek tek vedalaştığımı şöyle bir gözümde canlandırınca yapamayacağımdan emin oluyorum.
    “çocuğum olsa ona miras kalır, harika bir amacım var” diye düşüneceğim ama o da değil.
    seviyorum, bağlıyım. yapacak bir şey yok.
  • kendi adıma saklamaktan yanayım. o sadece bir kitap olmuyor, bir anı aynı zamanda benim için. hepsinin başında tarih ve bulunduğum şehir yazıyor. dönüp bakınca nerde hangi ruh hali ile okuduğumu hatırlamama yardımcı oluyor bu detay. bu yüzden saklamak isterim.

    üstelik geri gelmiyor. bir kitap vardı ve zor bir dönemden geçiyordum onu okurken. o yüzden bende yeri özeldir. en yakınıma verdim kitabı. ve bir daha gelmedi. ayıptır be!*

    edit: bir yakınım vefat edeceği zaman bile benim dağıtılacak kitabım yok diye vasiyet etti. kitaplarının küçük bir kısmı için
    okuduklarınızın kendi çocuklarınıza/en yakınlarınıza kalacak olması daha doğru.
  • başkasına vermek tarafına oy verdiğim versustur.

    bazı insanlar var ki aynı kitabı birden fazla kere okuyabiliyorlar. ben bir kitabı okuduysam zaten kısıtlı olan kitap okuyabilme hakkımı başka kitaptan yana kullanma taraftarıyım.

    hesap basit aslında, haftada 1, yılda 52 kitap okuyorsanız. 10 yılda 520 kitap eder. gir bak bir kitapçıya, ömrün boyunca hiç bir iş yapmadan kitap okusan bitmeyecek kadar içerik sadece basılı olarak. o yüzden kütüphane sahibi olmak, o güzel kitap sırtlarını boy, tür, yazar adı olarak dizmek ne kadar zevkli de olsa bana istifçilik olarak geliyor ve dağıtıyorum bir şekilde.
  • okumak için isteyip kendi kitaplığına dizen, okumayıp geri de vermeyen insanlar var. başkasının kitabını çize karalaya okuyan insanlar var. kitabın kıymetini bilecek kişiyi bulana kadar saklamak en iyisi, verince içim gitmesin hor kullanacak mı diye.
    (bkz: kendilerine alsınlar)

    kütüphanelere bağışlamak bana daha mantıklı geliyor, en azından başka bir istifçi saklamaz, çok kişi okuyabilir.
  • okumanın değer olmadığı, en son yapılacak eylemsel dahi olmayan hatta boş zaman değerlemesi olarak görülen bir toplumda başkasına kitap verme düşünümü gereksizdir. hele ki okuyorsunda ne oluyor? aldığın kitaplar ne olacak ? diye sorgulamaların olduğu bir coğrafya dahilinde boş bir hede olmuş.
  • çok sevilen kitaplar saklanabilir; çünkü muhtemelen bir daha okumak istersiniz. diğer hepsini geri getireceklerine güvendiğim kişilere ödünç veririm, hikayeler dolaşsın ne güzel. ama sonra geri gelsin. ha bir de bir kitabı sahaftan, şuradan, buradan zor bulduysam saklarım; ama zaten onlar da arkadaşlarımın dikkatini çekmiyor*.
  • hayatta vermem, kitaplarım bir gün çocuğum olursa onlara bırakacağım en değerli mirastır.
  • okunan kitabı saklamak tabi ki. belki bir defa daha okurum daha önemlisi arşiv yapmak. paylaşmak istiyorsan da yine kitap sende kalsın. oku ver ama türkiyede verilen kitap maalesef geri gelmiyor. annemin 2 düzine kitabı öyle gitti, gitmese ben okurdum.
  • biriktikce bagislarim

    kitaba ulasmakta zorluk yasayan genc kardeslerimize gittigine emin olur ve mutlu hissederim
  • çok sevdiğim kitapları veremiyorum. elim gitmiyor. kitaplığımda dursun istediğim zaman sayfalarını kurcalayayım istiyorum. kitaplığıma baktığımda gülümsediğimi fatkediyorum sevdiğim kitapları görünce. ama çok da sevmediğim okumasam da olurmuş dediğim kitapları kolayca verebiliyorum başkalarına.

    sanırım oyumu biriktirmekten yana kullanıcam.