şükela:  tümü | bugün
  • dokunmayı bekleyen insanlar gibidirler. öylece hayatınızın bir köşesinde durup,umutla,sabırla ve belki başka hiçbirşeyin beklemeyeceği bir heyecanla ömürlerini geçirirler.hüzün doludurlar çoğu zaman...kitap olanını çevirip en azından arkasını okumak gerekir bazı bazı,ellerin arasında duymak gerekir sıcaklığını...insan olanına da yapılmalıdır aslında bu, şöyle bi arkasını çevirip arada götü avuçlanmalıdır,sıcaklık hissedilmelidir,lobları tokatlanıp "naabıyon la ibnetor" denmelidir.

    hep o erkek lisesi yaptı lan beni böyle, cezmi ersöz olucak adamdım aslında...
  • sayıları hep artmaktadır.
    azaldığını görmedim daha. ne zaman bu kitapları okumaya başlasam, aa bu da var zaten okumaya da başladım artık deyip yeni kitaplar alıyorum. sonucunda okunmamış kitaplardan yapılmış bir kule!
    müthiş bir ızdırap ve vicdan azabı sebepleridir.
    izlenmeyi bekleyen filmlerle bir olup hayatınızı zindana çevirirler.
    film izlemeye başlasam, kitaplar birikiyor; kitap okusam, filmler birikiyor. tam bir kısır döngü. hevesim olsa param olmuyor, param olsa hevesim.
    tüm kitapları okuyamayacağım biliyorum ancak hırs işte. yeterli zaman yok. günlere ekstra 2-3 saat eklenmeli kesinlikle. gerçi biliyorum ki ben o saatleri de ya bir dizi izleyerek ya da göbeğimi kaşıyarak geçiririm. allah belamı versin. sanırım chuck norris gibi kitabın kapağına bakıp istediğimiz bilgileri öğrenebileceğimiz bir sistem geliştirilene kadar bu çilem devam edecek.

    işte benim hâlim kesinlikle bu:
    http://www.youtube.com/watch?v=k-xkdwkxnfm
  • okunmayı bekleyen makalelerden sıra gelemeyenlerdir.

    (bkz: #25649652)
  • sayilari, okunmuş olan kitaplardan hep daha çoktur.
  • şu an benimle birlikte aynı koltuğu paylaşıp ekranda ne yazdığımı anlamaya çalışan la sonsuzluk hecesi bu kategoriye gayet tabi girebilir. behçat ç. dizinden bir karakter ya da angaralı değil bu kitap. başındaki la'ya aldanmayın. bir hitap sözcüğü değil, bir edat olmalı o la. dimi la?

    il halk kütüphanesinden aldığım kitabı dün akşam ekran karşısında okumaya başlasam da, şiirsel anlatımına tav olmadığımı, düz bir adam olduğum için düzyazıyı tercih ettiğimi bir kez daha anladım. kitabın başında böyle düşüncelere saplanıp kalmak istemiyorum ama konusu bana göre çok güzel olan bu kitabın hepten şiirsel anlatımla sürebilme ihtimali beni huzursuz ediyor. ileriki sayfalarda yazım ve betimlemeler nasıl deyip kitabın ortasından sayfalar okumayı, sonunu okuyup her romanda olduğu gibi herkesin uşak tarafından öldürüldüğünü öğrenmeyi şimdilik istemiyorum. ileriye dönük şıpoylır almak, kitabın tadını kaçırarak aynı tadın geri çağırdığımda gelmeyeceğini bilmek hepten korkutuyor. bakalım bu akşam en az 20 sayfa daha okumaya çalışacağım. umarım o şiirsel cümleler karşıma çıkmaz da kitabını sonunu getirebilirim. yoksa çok sattığı söylenen bu kitap, okunmayı daha çok bekleyecek.
  • genellikle insanda vicdan azabı yaratan kitaplardır.
  • bi dünya... proust kitapları, bi' şeyler daha.

    okuyabiliyor muyum peki? ne mümkün!
  • geçen gün örgütlenip yanıma geldiler. bunlar sadece kitaplığımdakiler. ama o ne öfke. yok efem madem okumayacaksın niye aldın. mal gibi duruyoruz orda. hatta bi tanesi beni nesneleştirme dedi nesnesel insan dedi.

    uzun zaman önce alıp kapağını açmadığım şiir kitabı da epey ağır konuştu.
    "ellerin değdiğinde önsözüme
    bu sefer okuyacak diyorum kendime
    vallahi ne hal kaldı bende ne harf
    ara sıra hiç olmazsa açıver"

    dedi.

    ayrıca sosyoloji kitaplarından da bir bok anlamadım yok efendim biyopolitik topluma adapte olmuşum da iktidarımı tüketimle güçlendiriyormuşum.
    ne diyonuz amk diyemedim sarıldık, ağladık.
  • yazarının son noktayı koyduğu kitaplardır.
  • insanların işlerine güçlerine hatta va hatta yaşadıkları hayata lanet etmelerini sağlayan şeylerdir.. tıpkı "dinlenmeyi bekleyen şarkılar", "görülmeyi bekleyen yerler" gibi.