şükela:  tümü | bugün
  • sonunda dalga sesi olan sarkilar basligini gorunce birden beni yedi sekiz yil oncesine goturmus bir kasettir bu, tum okyanuslarin seslerini ihtiva eden. adamlar usenmemis okyanuslarin muhtelif kiyilarindan okyanus seslerini kayda almislar. bir birbucuk saat suren bir eser idi, salt dalga sesleri. hafiften bir kadin sesi gelirdi geriden yanilmiyorsam ruzgar canlari esliginde.

    nesir yahut siir yazarken insana ilham verirdi, gozlerinizi kapatinca kendinizi hakikaten okyanusun kiyisinda uzanirken tahayyul edebilirdiniz. keske hangi kiyilarda ses kaydi yapildigini da hatirlayabilseydim. belki olur ya biri hatirlar mahrum etmez bizi degil mi? evet etmez...
  • gemide soundtrack ve asimetrikler. el marifetiyle rüzgar sesi çıkarmak suç kapsamına alındı ve dolmuşlara binildi. ıslıkladı değnekçi. törensel bir pasifizm vardı, küçük çocukların bir de köpeklerin gördüğü. peteklerden çıtırtı sesleri gelmesi de mekanize tümenlerin etkisi de, elimde maşayla ağzına kadar kalitesiz linyit kömürle dolu döküm bir sobaya sabahın köründe tak tak tak diye vurmam da, bir yere götürmedi kimseyi. hep orada kalmadan edilemedi. bu hislerin valsini sundu, kabullenmeden edilemedi. halı sahada bir baba çocuğunu dövdü, aylardan temmuzdu ve bu bile şaşırtmadı.

    hülasa, nihayetlenmeye uzak olmanın pseudo olmasından ve ekber cemalinin silinmekte olmasından da pek tabi, gayet muhteremim. denge muteber olmakta, cambazlığa varılmakta. ya sesler. yazdığım herhangi bir şiirin ilk cümlesi, dünya harbinde ilk kez okyanusa çıkarma yapan bir yamyamdan ilham alamadı. üzülmedim olanlara. çığlıklar, büyüler, tılsımlar ve konçertodan bozma borazanlar da eşlik etti değişen renge. mavi kırmızıyı sevdi. çığlıklar okyanus seslerini sevdi. balıktan, envai çeşit organizmadan peydah bu ses böylesi bir rolü üstlendi, hiç pişman değildi. hatta tebrikleri bile kabul etti.