şükela:  tümü | bugün
  • ucu en açık kelime. duymaktan bu kadar nefret edip bu kadar çok kullandığım başka bir kelime yok sanırım. ha, bakarız, hallederiz ve ayarlarızı da unutmayalım.
  • bu şarkıda uzun zamandır aradığım varoşluk var. böyle hoş bir varoşluk ama. bu kadar kötü müzik adamı iyi hissettiriyor. benzer hisleri paylaşan var mı bilmiyorum.
  • adana kökenli almancı mero şarkısı. sample bi hayli catchy.
    burdan yakın
  • sikca soyleyenlere "aklin fikrin yok mu senin nimbus bulutu musun sen be sis misin nesin belirsiz $ey" denmesini rabbim asatru' emretmektedir.
  • (bkz: why not)
  • "de" "da" bağlaçlarıyla joker bir bitiriş sözcüğü de olabilir.
  • bir bedeni arkasına takıp sürükleyen.

    belki'nin yakın arkadaşı, olamaz mı'nın kuzeni.

    (bkz: eylül akşamı)
  • haksiz cikinca "bana ne bana ne" demeye benzer bir kullanimi da mevcuttu eskiden bu kelimenin. neyse ki bu kullanim tedavulden kalkti sanirim.
  • 13 hazirandan bu yana 61 milyon izlenen rap şarkısı. klibi adana/seydan'da çekilmiş ve sıfırbir oyuncuları var.
    hiç tarzım olamasına rağmen dilime takıldı lanet gelesice.
  • olabilir, belki de öyledir, belki sen haklısındır...

    bu sözleri son 2-3 senedir daha sık kullanır oldum. eskiden doğruluğundan emin olduğum şeyler hakkında daha çok diretirdim. fakat son yıllarda diretmeden önce bir fayda/maliyet analizi yapıyorum. "bu tartışma hem beni, hem karşıdakini yoracak. bu mücadeleden haklı çıkmanın getirisi bu yorgunluğa değer mi?" diye soruyorum. çoğunlukla değmeyeceğine kanaat getirip yerine göre "olabilir"i, yerine göre "belki de sen haklısındır"ı yapıştırıyorum. özellikle ikili ilişkilerde çok işe yarıyor. üstelik bu tutum değişince karşı taraf da daha açık bir pozisyon alıyor. her iki taraf için de kazanç senaryosu.

    bu tutumun bana sürpriz bir getirisi daha oldu. doğruluğundan emin olduğum aşağı yukarı 10 konudan birinde aslında hatalı olduğumu farketmeye başladım. yani oranı salladım ama farketmez, isterse 20 de bir olsun. sonuçta daha önce -muhtemelen kibirden dolayı- hatalı olduğumu göremiyor/farketmiyor ve dolayısıyla yanlışımı düzeltemiyordum. epiktetos'un dediği gibi: "bir insanın 'bildiğini zannetiği' bir şeyi öğrenmesi imkansızdır."

    burada esas kritik olan şu ki ben herhangi bir konuda karar verirken doğru bildiğim şeyleri baz almaya çalışıyorum. eğer doğruluğundan emin olduğum her 20 şeyden biri yanlışsa bu kibirimin beni ne kadar yanlış kararlara götürmüş olabileceğini varın siz düşünün. genellemek istemiyorum ama öyle tahmin ediyorum ki bu son cümlede herkes kendinden bir şeyler bulacaktır.

    o yüzden siz siz olun doğruluğundan emin olduğunuz şeylerde dahi az biraz şüphe payı bırakın. gerektiğinde "olabilir" demekten, "belki sen haklısındır" diye salıvermekten çekinmeyin. aksi taktirde hem gereksiz yere kendinizi yıpratırsınız, hem de yanlışınızı düzeltme olanağının önüne set çekmiş olursunuz.