şükela:  tümü | bugün
  • seçkin bir burjuva olan, hayattan artık tat alamayan bir adamın, bir gün içerisinde başından geçenlerle kendini keşfetmesini anlatan bir stefan zweig öyküsü. diğer öykülerine nazaran daha az beğenmekle beraber yine de stefan zweig kalitesini belli eden bir yapıt.
  • orijinal ismi phantastische nacht (almanca) olan, yaşadığı topluma göre ekonomik açıdan üst düzey şartlarda hayatını sürdüren bir insanın başından geçen (çoğunlukla ruhsal) olağan üstü bir takım olayı anlatan kitaptır.

    --- spoiler ---

    ana karakterin duygusal doyuma ulaşması için yeni heyecanlar araması, aynı zamanda kendi içindeki "zararlı" duyguları keşfetmesi ile, kendisine oranla kötü şartlarda yaşayan ve toplum tarafından dışlanıp "alt tabaka" olmaya itilmiş insanlarla tanışması kronolojik açıdan çok başarılı yansıtılmış. tabi bu her insanın içinde açığa çıkmayı bekleyen "kötü" duygular olduğu anlamına gelmez. o karaktere has bir özelliktir.

    zaten hikayenin sonunda başka insanları mutlu etmenin verdiği zevkin en güzeli olduğuna karar veriyor karakterimiz. kendisini örnek almak isteyen varsa özellikle kahramanın son haline bakmaları daha güzel olur.

    --- spoiler ---
  • anlatiminin biraz agir olmasindan mutevellit okuru bazi bazi yoran, bunaltan lakin konu ve anafikir bazinda tam anlamiyla bi basyapit olan stefan zweig eseri. bircok aforizmayla bezeli, ters koseler bulunduran, insani bireysel kesfe sevk eden okunmasi gereken bi kitap.
    --- spoiler ---

    istedigimiz ve bizi mutlu eden bi hayati mi yasiyoruz yoksa istenilen ve cevremizdekileri mutlu eden bi hayati mi? insanlarin takdirini kazanmak matah bi sey mi? hata sandiklarimiz gercek birer hata mi?

    --- spoiler ---
  • (bkz: phantastische nacht)
    başlığı altında incelenirse daha geniş bilgi ve yorumlara ulaşılabilecek eser.
  • varoluş üzerine yazılan dönemin burjuva yaşayışını, aynı dönemin geride kalmış insanlarının bu burjuva kesim tarafından konulduğu yeri çok yalın bir şekilde anlatan kitap. stefan zweig yine harika psikolojik irdelemelerde bulunmuş. beğendim.

    tavsiye edilebilir. iş bankası modern klasikler serisi 66 numaralı eseridir.
  • okurken aklıma gelen başka bir roman daha var ama bir tülü anımsayamadım tekrar okursam buraya yazarım haliyle şimdilik karakter gelişimindeki bireysel vicdanın uyanışını ve konu ilerleyişini büyük üstat tolstoyun diriliş adlı romanına benzetiyorum.

    aradaki tek fark karakterin doğru yola ve ışığa ulaşmasını tolstoy romanında ağır ağır uzaktan uzağa din misyonerliğiyle yaparken stefan zweig ise uzmanlık alanından dolayı karakter devinimini sözde doyurucu bir vicdan aydınlanması üzerinden yapmaktadır

    yazarın her zaman ki bildik tarzdaki betimlemeleri ve anlatısı bu novellasında tavan yapmış, özellikle rus edebiyatı okurları için çerezlik olarak değerlendirilebilir

    kesinlikle okunduğunda ufku 2 katına çıkaran ince kitaplar sınıflandırmasında yer almaması gerekir
  • karşılaştığı fahişeyi şu paragrafla betimliyor.

    ''... çocuk kolu gibi incecik, kırıldı kırılacak olan kolundan tuttum ve küçük, kıvrımlı bedenini hissettim; sonra birdenbire bütün bunların ötesinde onun tüm hayatını gördüm: bir varoş avlusunda, başkalarının çocuklarının arasında sabahtan öğlene kadar uyuduğu ödünç alınmış ve lekeli bir yatak; pezevengi onun boğazına yapışıyor; karanlıkta sarhoşlar geğirere üzerine düşüyor; hastanede hususi bir koğuşa götürülüyor; hor kullanılmış hastalıklı ve çıplak bedeninin neşeli genç tıp öğrencilerine bir eğitim aracı olarak sergilendği bir amfi; ve sonunda bir avuç kadının olduğu düşkünlerevi gibi bir yere bir eşya gibi taşınıp sonra da bir hayvan gibi orada ölüme terkediliyor...''
  • 'bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur. ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanlari anlar'
  • kaderin tüm beklentilerini yerine getirmesinden dolayı tadacağı tüm dünyevi zevkleri tatmasından kaynaklı olarak bir tür ruhsal iktidarsızlık yaşayan ve yaşamda tutkuyla yer alabilme arzularını yitiren yani varoluşsal sancılar çeken seçkin bir burjuvanın, sınıfının kalıplarını kırma sürecini işleyen, haz veren edebi yönü ve güçlü psikolojik alt yapısıyla zwieg eseri.
    69 sayfalık kısacık bir uzun öyküde yoğun duyguları ve toplumunun içinde bulunduğu sınıfsal yarılmaya dair sağlam mesajları verebilmeyi başarmış. düşündüren aforizmaları, karakterin ruh haline bürünmemizi kolaylaştıran metaforları ve sanatsal değeri yüksek betimlemeleri ile çok güçlü bir eser.

    --- spoiler ---

    içinde bulunduğı sınıfın dayattığı centilmenlik ve sunduğu imkanların, içini öldürdüğü bir adamın ansızın yeniden çiçeklenişi, yeniden hissetmeye başlaması, burjuva refahının düz kumsalllarından sokağa, halkın arasına karıştıkça, daha diplere indikçe yıllar süren duygusal uyuşukluktan kurtulup kendi içinden fırlayıp çıkması, dışına taşması, sınıfının bedenine giydirdiği sert kabuktan kurtularak hayatın anlamını yakalamasının çarpıcı hikayesi...

    pahalı kıyafeti ve şıklığının ördüğü duvarlar ve sınıfsal kibri nedeniyle halkın içinde görünmez olduğunu yabancılığın aşılmaz boşluğuyla yarasalar gibi dolaştığı gece farkediyor.
    dibe vurduğunda, bayağılığın son noktasına vardığında çarpıp parçalanacağını düşünürken seçkin sınıfı, sosyal konumu ve ekonomik gücüne tezat şekilde alçaldıkça, tabiri caizse suç işleyip günaha bulaştıkça yani kendisine biçilmiş aristokrat gömleğinden soyundukça gerçek yaşamı solumaya başlıyor.

    geçmişteki o hatasız, duygusuz, dünyadan kopuk centilmen, sınıfına özgü ''onur'' kavramının ördüğü soğuk ve metalsi bariyerler nedeniyle soluyamadığı gerçek yaşamı, sokakta sıradan insanların arasında buluyor. paylaşarak, halden anlayarak, etrafına sevinç yayarak, sevindirerek, kaygıları giderip ruhları şenlendirerek, sınıfsal barajları yıkıp hissederek sevmenin hazzını duyumsayarak...
    --- spoiler ---