şükela:  tümü | bugün
  • yaşanan, gerçekleşen şeyler için söylenir. tabi eksik telafuz edilmiş ise (bkz: oğlan)
  • yunanistan'ın en eski şairi.
  • (bkz: mevcut)
  • kasım 2000 basımlı oruç aruoba eseridir...

    olmayacak
    olan
    olacak

    orada mısın?
    densiz gülüşlerden uzak-
    kuruyor musun
    beni?

    ben ki
    yılların çakıllarıyla tıkanmış
    kuyu gibiyim:
    suyu yeşillenmiş,
    artık,yalnız,
    kurbağa besleyen.

    ben ki
    yılların yağmurlarıyla çürümüş
    tahta gibiyim:
    dokusu grileşmiş,
    artık, yalnız,
    ateşe atılabilen.

    beni
    kuruyor musun-
    arsız gürültülerden uzak
    orada?

    -------------

    buradasın:
    ulaştım sana.

    burada:
    yumuşak yumuşak
    renklerle çizgilerle
    geciktirsen de gelişimi
    bir çığ gibiyim artık
    doruklarında toplanan.

    buradasın-
    burada:
    yorgun beynim
    bitkin gövdem
    kımıltılarla
    yaklaşırken sana,
    incecik bileklerin
    koştu bana,
    karşıladı
    bezgin devinimlerimi
    dipdiri gerilimlerle.

    buradasın-
    burada:
    yanımda
  • aglatan bir alper gencer siiri.

    olan

    bak burada unutmuş çehremizle gustave
    kıyılarımıza er vakit dadanan zemheriyi
    ve anıyouz gölleri havza sanmayarak, seni!
    doruklardan üzerimize yürüyen ırmaklar,
    saatimize pas sokulmuş
    güneş olmasa çoktan
    ırmaklara düşman kesilmiş bu göl
    vaktimizi geri almaya başlayacak
    unuttuk, bir cenazemiz vardı, hatırla!
    bir ölümüz vardı gustave, unuttuk
    en önce bir deniz olmadığımızı
    ve sonra kalbimizin çarpıntısını unuttuk
    sığmıyoruz, bilmiyorum ne yapacağız
    sakince hatırlamış gibi yapacağız
    nefesimizi düzenimize sokacağız
    düzenimizi nefesimize uyduracağız
    ya da anlaşılır kılmak için çalıları
    gerisin geri çağlayıp
    rüzgarla anlaşmaya oturacağız!
    sanki geçti ve kayıp gitti elimizden
    çırpınan bir balıktı sen at suya demiştin
    ben de döndürerek başımı, gövdemi değil
    dudaklarımın arasından öfkeyle uğuldayıp
    sen at suya demiştim!
    çaresi yok hatırlamış gibi yapacağız, hatırlayacağız
    ay bacayı geçmişti, kapkara bir kıştı
    diye önce affedilmezi
    affedilir bir kıvama sokacağız
    panterlerin adımları vardı temkinli ve yavaş
    sonra kartalların o keskin gözleri ve bakışları uzaktan
    soğuktu en çok bu hatırımızda
    üşüyorduk bir şeye bakıp bakıp üşüyorduk neydi?
    gustave, senin öldürmeyi bilen biçimli ellerin
    nasıl oldu unuttu fecre kibrit çakmayı
    avcumuza sinen zemheriyi ve kederi
    evet ki kederdi en çok bize sinen
    biz bunu ölümlerden konuşmuştuk
    gençtik, aklımız o denli fırtınalı
    ve kendini kendinden geçmeye ayarlamış
    kadınların göğüslerindeki benler
    sanki bizim bozkırımız için tasarlanmış
    yürüyüp giderken gustave,
    hayatın yürünecek bir şey olduğunu
    "yol" sözcüğünden kaçırarak, ürkerek
    söyledik ya, keşke hiç büyümeseydik
    ikimiz de sezmiştik fakat
    kulağımızı ilk yazda tınlatan çiçeklerin
    terennümünde gizlediği tiz sesleri
    kader bizi kalabalık yerlere gönderdi
    bir baktık ki herkes ölünecek
    sen söylemiştin ilk, hatırlıyorum
    "bu şehirde herkes öldürülecek!"
    evet ama neydi haydi hatırlat
    neye bakıp üşüyorduk deliler gibi
    neye bakıp sebepsizce ağlıyorduk hıçkırıp içimizden
    gözlerimiz nemli değilken dahi

    gustave, bir ölümüz vardı, bir cenazemiz
    ölümüz hep vardı ama ya cenazemiz...?
    demek ki vakitsizce suya fırlattığımız balık
    bize ödünç bir cürüm geri getirdi
    ya da yükselince göl, biz deniz sanarak
    kirletmiş olmalıyız
    yine bir cürüm işleyerek gölün tabiyetini
    gustave, sen ne kadar gerçektin oysa
    ben ne kadar sen olmaya hevesli
    babasız iki oğul değildik aslında
    doruklarda eriyen bembeyaz karlar
    ya bize gelirken kirlendi
    ya da geçtiğimiz "yol" diyerek
    korkunç olanı gerçekleştirdik!
    suçumuz bu olmalı gustave;
    seçtik ve seçmekle ufalandık
    ayrı koyduk seçerek kendimizi başkadan
    ama başkayı seçseydik de ölümden konuşmazdık!
  • mavi tüy kitabında tanrı ya da evrenin ruhu yerine kullanılan kelime.
  • önerme şeklinde başlık açıp forum yapmak kanıma dokunuyor biraz(gerçi her zaman bu hassasiyet göstermişmiyimdir bilmiyorum). girizgahı kısa keselim; olanın; olması mümkün tek şey olduğuna dair bir fikir hukuk yorumu açısından bizi pozitif hukukçuluğun dar kalıplarına mahkum eder.yani bu noktada yasa maddesi yürürlükteki kuralın yorumu olanı veriyorsa, olması gereken de kuralın başka bir metninin yasalaştırılması gerektiğine dair bir yorumdur. ama olan olması mümkün tek şeydir diye hönkürürseniz hukuk doktrinini hiçe sayar yasanın düzenlemesinden başka bir yoruma yaşam şansını tanımazsınız ve dersiniz ki yasa koyucu neylerse güzel eyler diyip sırtını döner horlamaya başlarsınız. olan olması mümkün tek şey olarak yorumlanamayacak tek şeydir* bir olması gereken vardır hukukta benden içeri sizden ziyade.alakalı başlık
    (bkz: olan olmasi mumkun olan tek seydir)
  • (bkz: olan biten)
  • geceden sonra

    dolunay suskunca iniyor
    kimse bir şey söylemiyor
    ışıltılı olacakken gün
    karanlıkta akıp geçiyor.

    * * *