şükela:  tümü | bugün
  • 1999 gölcük depremini bizzat yaşayan şahsımı derin derin düşündüren, aklımı uzun zamandır meşgul eden hatta böyle birşey düşündüğümden dolayı kendimden utanmam gerektiğini hissettiğim, bu kadar da olmaz herhalde diyerek teselli bulmaya çalıştığım bir konudur istanbul depreminde uygulanacak kurtarma politikaları.

    gölcük depremini yaşayanlar bilirler; yıkılan bina sayısının çok fazla olması, kurtarma ekip ve ekipmanların kısıtlı olması, kurtarma noktasında tecrübe eksiklikleri gibi sebeplerden dolayı birçok binada ne yazık ki kurtarma çalışması yapılamadı. hatta depremden 1 hafta kadar sonra maskesiz herhangi bir yerde bulunmak neredeyse imkansızdı. depremde kayıp olarak gösterilen 5 bin civarında insanın büyük çoğunluğu ise yıkılan binalarda vefat edip, enkazla beraber kaldırılan insanlarımıza aitti.
    gölcük depremi ile alakalı ayrıntılı bilgiye burdan ulaşabilirsiniz.

    günümüzde zirveleri zorladığımız siyasal kutuplaşma ortamının olası bir istanbul depreminde kurtarma organizasyonu yapılırken yapilacak faaliyetleri ne şekilde etkileyeceği veya suiistimallere sebep olup olmayacağı konusu bence şimdiden çözülüp açıklığa kavuşturulması gereken en önemli konulardan biri gibi geliyor bana.

    gölcük depreminden şimdiye kadar yaşadığımız depremler nispeten küçük ve orta ölcekli depremler oldugundan olasi istanbul depreminin büyüklüğünü ve zarar potansiyelini göz önüne aldigimizda ön gördüğüm sorunlar ile alakali kiyaslama yapmak nerdeyse imkansız oluyor, yaşanacağını düşündüğüm sorunlar ise olası istanbul depremine özel sorunlar olarak karşımıza çıkacak gibi duruyor.

    lafı daha fazla eveleyip gevelemeden yaşanması muhtemel kurtarma politikalarına ait sorunlardan maddeler halinde bahsetmek istiyorum:

    * öncellikli olarak kurtarma çalışması yapilmasi gereken bir binada ki faaliyetleri bir milletvekili nüfusunu kullanarak daha az öncelikli bir binaya kaydirabilir mı?

    * kritik öneme sahip cihazlar taksim edilirken oy potansiyeline göre bir öncelik belirlenir mı?

    * bir ilçede bir belediye başkanı seçim kaygısı ile kurtarma çalışmalarına müdahil olabilir mi?

    * iş makinesi organizasyonunda adaletli bir planlama yapılabilir mi?

    * enkaz altında insanlar kurtarılmayı beklerden siyasi düşüncelerine göre bir öncelik sırasına dahil edilirler mı?

    * elit kurtarma ekipleri taksim edilirken dışardan herhangi bir yönlendirmeye maruz kalınır mı?

    * yurtdışından gelmek isteyen ve ihtiyaç olan kurtarma ekiplerine ülkesine göre olumlu veya olumsuz muamele yapılır mı?

    * diğer illerden takviye edilecek sağlık ve güvenlik ekipleri taksim edilirken ilçeler arası bir suistimal yaşanır mı?

    * cumhurbaşkanı, bakanlar, milletvekilleri, üst düzey yetkililer, belediye başkanları, muhtarlar kurtarma çalışmalarında yakınlarına yönelik bir avantaj sağlamaya çalışırlar mı?

    gibi aklıma gelen kötü niyet suretinde görünen düşüncelerdir. umarım ben sonuna kadar yanılmış olurum, hatta umarım beklenen denilen deprem hicbir şekilde yaşanmaz.

    not: entry de isim,parti,ilçe adı gibi güncel verileri kullanmanin etik olmadığını düşündüğüm için kullanmadım.