şükela:  tümü | bugün
  • rangers celtic maçlarına da bu isim verilir... derby misali...
  • kuzey irlandadan feribotlar dolusu taraftarin glasgowa akmasina sebep olan derbi.
  • celtic ve rangers arasindaki derbi olsa da bizim buradaki derbi hikayelerinden cok farkli temeller üzerine kuruludur.. yani bizimkilerin fenerbahce galatasaray maci dünyanin sayili derbilerindendir demesine bakmayin old firm apayri bir seydir..

    oncelikle celtic katolik, rangers protestandir. bunun bir getirisi olarak rangers klubunun taraftarlari zengin, celtic klubunun taraftarlari ise fakirdir.. bunun da bir getirisi olarak rangers takimi fakir celtic takimi zengindir.. zira protestan adam cimridir biraz.. gidip loca almaz, celticlilerin celtic parktan aldiklari gibi..

    her neyse bi taraf billy digeri dan olarak adlandirilir.. boyle saglam temelleri olan bir mactir anlayacaginiz. saha disinda insanlar belki alenen küfür edemezler karsi tarafa, nefretlerini alenen kusamazlar ama tribunlerde hersey mubahtir. boyle olunca yesil cimlerde alinacak sonuclar apayri anlamlara gebe olur..

    mesela rangerslilar bizim efsanevi teknik direktorumuz graeme sounness takimin basindayken yani 1989 yilinda bir katolik oyuncuyu takima transfer ederler (ismi aklima gelmiyor simdi bakmaya da üsendim.. bakmaya üsenmeyecek olsam giderdim wikipediada yazardim lütfen biraz anlayis!) rangers taraftarlari bu oyuncunun oldugu takima "yürüyün kralicenin 10 u" derler onu takimda bile saymazlar.. gol attiginda mac sadece onun golu ile bitmisse 0-0 bitmistir cogu rangersli icin..

    hal boyleyken bir celtic macinda alinacak galibiyetin kelimelerle izahi yoktur rangerslilar icin.. hakeza celticliler icin de oyledir..

    1978 yilinda bir celticli oyuncunun (umarim ad beklemiyorsunuz) kendi kalesine attigi golden sonra iskocyadaki tek bir katolik bile kendisiyle konusmamistir mesela..

    son olarak sunu eklemek istiyorum ki ataturk celtic taraftariydi.. (yalan)
  • old firm oldugu gun, irlanda'dan iskocya'ya dogru binlerce emekci yola koyulur.. amaclari yeryüzünde bulunan cennete kavusmak ve en ezeli olanı ezmektir. welcome to hell yerine welcome to paradise yazar celtic park'in girisinde. o yazinin altindan cennete girdikleri an, ozel hissederler kendilerini. cünkü o derbiyi tatmak ve o macta cennette yerini almak özel seydir..
  • (bkz: new firm)
  • önümüzdeki sezondan itibaren iskoçya'dan sadece bir takım şampiyonlar ligi'ne gideceği için yarrağı yemiş ikilidir. celtic şu anda bir maç fazlasıyla 5 puan farkla önce, eğer ikisi de kalan tüm maçları kazanırsa son hafta ibrox'taki rangers-celtic maçına kalacak her şey, ve o maç sonucunda ligi ikinci bitirecek takım mali olarak zor duruma düşecek.
  • hakkında yazılmış şöyle güzel bir yazıya denk geldim:

    bu rekabetin kökeni asla ve sadece başarı odaklı bir mücadele değil. old firm'in bambaşka bir ruhu var...

    sanayi devrimi'nin merkezlerinden biri. bir dönem avrupa'nın en büyük liman kenti. 90'lı yıllarda avrupa kültür başkenti. glasgow... ama iskoçya'nın en büyük kenti ne zaman söz konusu olsa akıllara bir de futbol gelir. çünkü belki de yeryüzünün en büyük derbilerinden birine ev sahipliği yapar bu şehir. celtic-rangers maçı öncesinde ortalık panayır yerine döner. haksız da sayılmazlar. çünkü yeryüzündeki tüm futbolseverlerin gayet iyi bildiği gibi old firm başladığında herkes susar... aslında sadece iki takımlı sayılabiliecek bir ligin efendileri onlar. iskoç ligi dendiğinde başka bir takım akla gelmiyor. haksız da değiller. toplam 114 şampiyonluğun 95'inde imzaları var. alex ferguson'un aberdeen'i olmasa belki tamamı onların olacaktı...

    buram buram tarih kokan bir derbi bu. ilk kez karşı karşıya geldiklerinde takvimler 1888'i gösteriyor. zaten bu yüzden onca sene boyunca almadık kupa kazanmadık başarı bırakmıyorlar. 1969'daki kupa finalini tam 132.000 kişi izliyor... mavi köşede sadece iskoçya'nın değil dünya'nın en fazla şampiyon olan takımı rangers var. tam 53 kez bu başarıyı yaşıyor mavililer. bu kadar da değil. müzelerindeki kupa sayısı 100'ü buluyor ve tam 7 kez iskoçya'nın tüm kupalarını topluyorlar. buna karşın yeşil köşede celtic'in de söyleyecekleri az değil. iskoçya'nın şampiyon kulüpler kupası'nı kazanan tek takımı onlar. o seneyi zaten hiç unutmuyorlar. çünkü yeşiller oynadığı 5 kupayı da müzesine götürüyor. yetmiyor. bütün britanya'nın en uzun süre yenilmedik rekoru da onlara ait. tam 62 maç üst üste hiç mağlup olmuyorlar...

    ama sahaya baktığımızda hepimiz gayet iyi biliyoruzki bu rekabetin kökeni asla ve sadece başarı odaklı bir mücadele değil. old firm'in bambaşka bir ruhu var. yeryüzünün en keskin ayrımının yaşandığı derbi bu. bir tarafta katoliklerin celtic'i var. diğer tarafta protestanların rangers'ı. bu karşıtlığın ne kadar keskin olduğunu göstermek için şu verilere göz atmak yeterli. tarihte bir takımdan diğerine doğrudan transfer olan oyuncu sayısı sadece 7. üstelik bunun en sonuncusu tam 93 yıl önce 1918'de. işin daha da çarpıcı yanı neredeyse 130 yılı bulan tarihlerinde iki takımında formasını giyen oyuncu sayısı 20'yi bulmuyor. genel inanışın aksine bu konuda daha muhafazakar olan taraf rangers. uzun bir süre takımlarında hiç katolik görmek istemiyor mavililer. souness celtic'li katolik mo johnston'u rangers'a transfer ettiğinde nerdeyse deprem etkisi yaratıyor...

    sadece bu da değil. üstelik bölgesel husumetler de bu maçta ruh buluyor. çünkü rangers bir bakıma kuzey irlanda'nın sesi. celtic ise serbest irlanda'nın. yani neresinden tutsanız tarih peşinizi bırakmıyor...

    onlara firm yani şirket diyorlar. ama asıl vurgu old'da. yani eski olsa gerek. çünkü yeryüzünün belki de en eski, en tarih kokan ve en keskin derbisinden bahsediyoruz... bu yüzden iskoçya'da futbol denince akla bir tek onlar geliyor...