şükela:  tümü | bugün
  • koku ve tat acısından drum a en yakın tutun markası, britanyadan.
  • golden virginiayla harmanlanarak içilmesini şiddetle tavsiye ettiğim tütün.
  • sarı paketli hafif versiyonu turkiyede bulunmayan sahane tutun.
  • kara tütün. rengi diğerlerine göre oldukça koyudur. golden virginia, drum, samson gibilerine göre de oldukça serttir. nemi uygun düzeyde olduğunda bir sarımlık sigaranızın bitmesi on dakikaya kadar uzayabilir.
  • en güzel sigara tütünü.kokusu tadı rengi herşeyi apayrı.. öyle ki akabinde golden virginia,samson gibi tütünleri içince maydonoz içiyormuş gibi bir his yaratır.
  • sarısı rom kokan tütün.
  • sarısı da mavisi de bu aralar çiçek pasajının girişindeki türlü çeşitli tütün mamülleri satan büfe kılıklı dükkanda bulunabilen bir içim su gibi tütün vallahi . . . 9 ytl'lik paket fiyatı tek falsosu . . . sayın tütün malülleri: koşun(uz) . . .
  • sarısı iyidir. çok iyidir. mavisinden itina ile uzak durunuz.
  • mavisine taktığım naçizhane lakap: ciğer söktürendir
  • sigara zammıydı, paket sigaranın bir dönem sonra rutinleşen iğrenç tadıydı, nerede o eski kısa cameldı derken pençesine düştüğüm müptela eden tütün. o kadar ki mahalle bakkallarını tek tek gezip arap kağıdı aratır, duruma ilginç bir şekilde pek de alışkın olmayan bakkalların tuhaf bakışlarına karşı koymak için her defasında "tütün için" diye vurgulatır insanı. bu bakkalların da arap kağıdı istiyorsa esrar içiyordur önyargısına hasta olmamak elde değil. neyse yok işte arap kağıdı ve mecburen raftan seçerek kırmızı winston alıyorum, bari soft paket olsun onun tadı daha mı iyiydi nispeten sanki. ama o da ne çay da mı sorun var bu içtiğim kütükte mi yok vallahi olmuyor. hele çalışırken mecburen yaktığım o sigara görünümlü talaş hiç mi hiç tat vermiyor. e ben de ne yapıyorum çıkıyorum dışarı kendimi taksime çiçek pasajının başındaki tekele. gel gelelim bir fırtına bir kasırga adeta bir hortum var dışarıda. göze kaçan çöpler mi istersin, kafaya geçen başıboş plastik torbalar mı ararsın hepsi burada benimle ilgileniyorlar eksik olmasınlar. e otobüs de gelmiyor. beş dakika daha gelmezse şişliye gideyim bari orada kesin bulurum diye düşünüp bir şişli otobüsünde ön koltuklardan birine yerleşiyorum. ara tara yok. arap kağıdı var mıydı? -tuhaf bakışlar- tütün için? yok. e ama drum satıyorsun olabilir arap kağıdı yok. ocb var mı? var. adama bak sanki satmak istemiyor deli olmalı ya da eve gitmek istemeyecek kötüdür hayatı da sinire kesmiştir. neyse al ocbyi kalın malın idare edersin artık sonunda holborn var. hemen minibüsle doğru eve. çayı da demledim mi aman aman. keyfe gel. bir iki bölüm seinfeld çakar çay holborn takılırım işte. ne var ki a4 kağıdından biraz daha ince olmasıyla göz dolduran ocb habire tütünümü söndürüyor. buna da tamam. hiçbir şey keyfimi bozamaz. kediler evde at varmışçasına koştururken tütünümün sarımtırak gri dumanı odayı dolduruyor. ciğerlerim bayram ediyor. her ne kadar siktiriboktan chesterfield sigarasına methiyeler düzen bukowski edebiyatından haz etmesem de döşeniveriyorum kelimeleri tütünümün şerefine. bak sen bu arada şu işe, chesterfield'e bukowskimizin sigarasına laf ediyor, buko'ya adeta dil uzatıyor diye vurun bakalım kahpeye, kötüleyin ibneyi yallah zamanın ötesine. bu ibne kesin clementine muhabbetinden de haz almıyor, yakariyi perihan ablayı her fırsatta anıp kah kah keh keh gülmüyordur. vallahi öyle. sikimde bile değil desem dostlar, tütünüme keyfime bakarım desem romalılar?

    sigarayı bırakma editi: doğruymuş! tütün içenler dahil hepiniz leş gibi sigara kokuyorsunuz.