şükela:  tümü | bugün
  • galata'da tatar beyi sokakta bulunan hoş kafe. kahveleri gayet lezzetli.
  • bean beat bite etkinliğinde tanıştığım galatadaki 3.dalga kahveci. etkinlikte ne yazık ki demem kahve sunamamışlardı ve hayatımda içtiği en kötü filtre kahvelerden birini hazır bekleyen bir termostan sunmuşlardı.
  • galata'dan sonra modaya da şube açacağını öğrendiğim kahvecidir. kahveleri ve tatlıları harika mekanın yeni şubesi hayırlı olsun.
  • moda'daki şubesi mükemmel. müşteri memnuniyeti, kahvelerinin kalitesi, iç dizaynı ve çalan müziklerle birlikte muazzam bir işletme olmuş. geçen 3.kez gittiğimde işletme sahibiyle güzel bir sohbetim oldu hatta evde denemem için öğütülmüş çekirdeklerden örnekler bile verdi.
  • old java hakkında yazmak istiyordum ne zamandır, çünkü enfes kahve hazırlıyorlar. ama bi türlü nasıl tarif edeceğimi bulamadım. “ipek gibi, inci gibi, şiir gibi, unicorn gibi” ifadeleri geçti aklımdan, hiçbiri de tam olarak ifade etmiyor. memleket sınırlarındaki en iyi kahveci diye çılgın bir beyanda bulunasım var, bence öyle işte.
    bir de enfes çikolatalı kurabiye yapıyorlar ki, herkesin ortak yorumu, “karşıma çıkan en iyi çikolatalı kurabiye”.
    galata’nın en güzel sokaklarından biri olan tatar beyi sokak’ta.
  • moda şubesini çok sevdiğim ve müdavimi olduğum, ancak en son yaşadığım bir olayla gitmeme kararı aldığım mekan. her hafta en az bir kere giderim, evim için de kahve satın alırım, iş için bazı görüşmelerimi orda yapar orda çalışırım. ancak son gidişimde kahve yapan arkadaşın tavırları o kadar rahatsız ediciydi ki.

    öncelikle zaten çok yüksek sesle gerine gerine kendini ve aslında ne kadar şahane ve farklı bir tip olduğunu, haftada 6 gün 10 saat kahve hazırlamanın ona aslında koyduğunu ve senarist olduğunu anlatıyordu içerde müşteriler varken. pantolonları dedesinin pantolonuymuş daralttırmış vesaire gibi anlamsız detaylar.

    yani mekan zaten bir damlacık ve zen bir ortamı olan bir yer neden bu kadar bağırıyor anlamadım. sonra aldırmadık kahveleri istedik. kahveler kağıt bardakta geldi. neden böyle oldu diye sorduğumuzda ''kusura bakmayın makinem bozuk da'' dedi.

    ''önceden söyleseydiniz keşke içmezdik''dedik. umrunda bile olmadı. sonuçta iyi kahve içmeyi vaad eden bir mekanın kağıt bardakla kahve sunması pek de keyif veren bir şey değil. fakat işin ilginci bizle aynı anda sipariş veren herkes ve de sonra gelen her müşteriye seramik bardakta kahve gitti.

    benim tahminim yanımdaki misafirlerin yaş grubunu beyfendi mekana uygun bulmadı (annem ve babam yanımdaydı) ve kalkıp gidelim diye kibarca böyle bir şey yaptı. bu arada annem babam kendi kahve çekirdeklerini londra'dan getirten tipler her sabah içecekleri kadarını makinde öğütüp içiyorlar. ha köyden dün gelmiş olsalar da bu tavır ayıp olur muydu? bence çok ayıp olurdu.

    benim için esas üzücü olan şurada başlıyor, bu durumdan rahatsız olduğumu ve old java ya yakışmayan bişeyle karşılaştığımız içeren içten bir mail attım kendilerine. cevap bile verme nezaketini göstermediler. yani diyor ki gelmezsen gelme senle mi uğraşıcam.

    öyleyse ben de bir daha gitmem, giden arkadaşlarıma da anlatırım, evime de kahvemi başka yerden alırım olur biter. malum moda kahveci kaynıyor.