şükela:  tümü | bugün
  • bu bir inanç sorgusu değil. materyalist, manevi, uhrevi, determinist, ruhani, ebedi, nihilist olmak amacında değilim. bu tür kavramlar yüzünden konuyu gerçekten ele almayı unutuyorsun. böcekler yiyecek lan işte bedenini. böyle argan yağı ile ovduğun o muhteşem cildinle vücudun, gözün gibi baktığın organların hazır tabakta böceklere sunulmuş olacak. yılanlar, çıyanlar filan toplaşıp ziyafet çekecek her akşam. menüde de sen varsın. nereye gidelim böcek1 kardeş? hani şu yeni açılan mezar var ya oraya gidelim böcek2 kardeş. eti süper diyorlar...

    düşünsene ahahaha, çok klas takılan, kimine göre snob seviyesinde ukala, kimine göre pseudoentelektüel biçiminde zararlı, kimine göre hümanist seviyede politik doğrucu düşünen adam öyle boylu boyunca uzanmışken ısırılacak ve özütülecek. bırak doğaya karışacam; çiçek böcek olacam laflarını şimdi. önce yeneceksin. ne olursa olsun; ısırılmaya mecbursun*.

    neyse öyle işte çok saygıdeğer insanları bile yiyecekler. iyi günler. tat tvam asi!
  • öncelikle şanslı olmayı gerektirir. niye mi izah edeyim:

    bir kere günümüzde hızlı kentleşme, egzost gazı ve zibilyon çeşit kimyasallar yüzünden artık zaten iyice şehir içinde kalmış mezarlıklardaki topraklarda bulunması gereken çürükçül bakteriler neredeyse yok olma noktasına gelmiştir. dolayısıyla istediğiniz kadar gömülün uzunca bir süre çürüyemeyeceksiniz çünkü insan türü olarak o bakterilerin de güzelce amına koyduk. *

    yani sonuç olarak "dayımgili gömmek için halamgilin mezarını gazdıydık da aynı duruyo gız çok mübarek insanmış çürümemiş bile melaikeler korumuş" tarzı abuk açıklamalara gülüp geçiniz. bizi ölünce yiyecek bakteri, börtü, böcek, kurt, solucan bırakmadık olay bu.
  • haber değeri taşımayan gerçektir, asıl sıkıntı ölmeden önce böcekler tarafından yenmektir. (bkz: sivrisinek)
  • herkesin bir parça yada daha fazla karşılaşacağı durumdur. güzel yaşayalım.
  • pamuk helvaya mı dönüşmeyi bekliyordun amk denecek durumdur.
  • bakteriler mikroplar zaten yiyor, neyin derdindesin !

    tekrardan dirileceksin, sanki hiç yenmemiş gibi...
    bir de bu açıdan bak.

    bir durum.
  • (bkz: krematoryum)
  • böcekler çok klasik bir tabir, kan akışınız durup kaskatı kesildiğinizde bedenin şişecek. ten renginiz solacak, bir süre sonra vücudunuzu sizle paylaşan bakteriler, virüsler özgürlüğü ve hayatta kalma çabası için dokularınız ve organlarınızla beslenmeye başlayacak. dışarıdan yabancı bir böceğe gerek yok, bir kaç gün içinde kurtlanmaya başlayacaksınız, çinlilerden daha hızlı üreyen kurtçuklar her yanınızı sarıp yumuşak dokunuzu kemirecek. onlarca yıllık yaşamınızın ekolojiye en faydalı hali olarak, toprağa organik gübre olacak katkıda bulunacaksınız.

    daha kötü senaryolar da olabilir, nekrofili bir morg görevlisine denk gelebilirsiniz.
  • ceset yakılırsa ya da bir kapsül içinde uzaya gönderilirse dert edilmeyecek durum.
  • önemli bir durum değildir, çünkü hristiyan inanışına göre çürüyen çürümezliği miras alamaz.

    ama biri çıkıp, “ölüler nasıl dirilecek? nasıl bir bedenle gelecekler?” diye sorabilir. ne akılsızca bir soru! ektiğin tohum ölmedikçe yaşama kavuşmaz ki! ekerken, oluşacak bitkinin kendisini değil, yalnızca tohumunu –buğday ya da başka bir bitkinin tohumunu– ekersin. tanrı tohuma dilediği bedeni –her birine kendine özgü bedeni– verir. her canlının eti aynı değildir. insan eti başka, hayvan eti başka, kuş eti, balık eti başka başkadır. göksel bedenler vardır, dünyasal bedenler vardır. göksel olanların görkemi başka, dünyasal olanlarınki başkadır. güneşin görkemi başka, ayın görkemi başka, yıldızların görkemi başkadır. görkem bakımından yıldız yıldızdan farklıdır. ölülerin dirilişi de böyledir. beden çürümeye mahkûm olarak gömülür, çürümez olarak diriltilir. düşkün olarak gömülür, görkemli olarak diriltilir. zayıf olarak gömülür, güçlü olarak diriltilir. doğal beden olarak gömülür, ruhsal beden olarak diriltilir. doğal beden olduğu gibi, ruhsal beden de vardır. nitekim şöyle yazılmıştır:
    ilk insan adem yaşayan can oldu. son adem’se yaşam veren ruh oldu. önce ruhsal olan değil, doğal olan geldi. ruhsal olan sonra geldi. ilk insan yerden, yani topraktandır. ikinci insan göktendir. topraktan olan insan nasılsa, topraktan olanlar da öyledir. göksel insan nasılsa, göksel olanlar da öyledir. bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz. kardeşler, şunu demek istiyorum, et ve kan tanrı’nın egemenliği’ni miras alamaz. çürüyen de çürümezliği miras alamaz.

    (1. korintliler 15:35-50)