şükela:  tümü | bugün
  • -bu kanıya nasıl vardınız peki?
    -ekşi sözlük diye bir şey duydunuz mu doktor bey?
    -evet duymuştum zaga da falan adı geçmişti galiba.
    -günlerdir rüyamda , ekşi sözlük de günün başlıkları kısmında ismim çıkıyor ve yanında parantez içinde 50-60 kadar rakamlar görüyorum...
    - nası yani?
    -tamam doktor bey,sanırım derdimi anlatamayacağım size...
  • yaşamımız boyunca anlamamazlıktan geldiğimiz durum
  • oysa ki hans castorp ` : thomas mann, büyülü dağ`sabah erkenden uyandığında :
    " gördüğü karmakarışık rüyaları anımsadı ve dertsiz tasasız tıraş olan bir insanın sahip olduğu üstünlük duygusuyla tüm bu saçmalıklara umursamazca başını salladı. adamakıllı dinlenmiş hissetmiyordu kendini ama içini sabaha özgü bir tazelik, bir dinçlik duygusu kaplamıştı."

    üstelik büyülü dağdaki balkonuna çıktığında asağıdaki vadiden gelen müziğin sesini duymuş, müziği çok seven, müziğe yürekten bağlı hans, kendini müziğe kaptırmış:
    " kendinden geçerek mutlulukla, başı hafifçe yana eğik, gözleri biraz kanlı, müziği dinlemişti."

    ancak ölüm duygusu onu kendi elinin röntgenine bakarken yakalar:

    " kendi mezarının içini gördü...yaşamında ilk kez öleceğini anladı...bu düşünce üzerine genellikle müzik dinlerken takındığı ifade kapladı yüzünü: biraz sersemlemiş, uykulu ve dindar, ağzı yarı açık, başı omzuna eğilmiş."
  • (bkz: #299323)
  • aslında bu bi anda olmaz. ölüm bir anda olur da gelişi yavaştır. bardak, yavaş yavaş dolar son noktasına gelir ve bir süre sonra damlalar dışarı dökülmeye başlar. işte o taşan damlalar, ölümün gerçekleştiği kısımdır, o bir anda olur. bir anda gelir. ancak dediğim gibi, bardağın dolması vakit alır. bu hazırlanış kısmıdır. adım adım ölüme gidiştir.

    bardak dolarken, her şeyin tükenip bitmesini beklersin, izlersin öylece. kendini avutacak, kandıracak, her şeyin iyi olacağına inanmanı sağlayacak bir şey kalmadığında damlalar taşmaya başlamıştır.

    kum saatinde aşağıya akan son kum tanesi de bittiğinde vakit gelmiştir. "benim hayatım bu kadarmış, ömrüm bu kadarmış" dersin. "final solution", nihai çözümü, öz kıyımı uygulama zamanı gelmiştir. bulursun kendini elinde bir iple ya da kafana silahı dayamış bir halde ya da elinde bir bıçakla. o an teslim olursun ve mücadeleyi bırakırsın tamamen. insanlar "bir anda yaşandı böyle bi şey beklemiyorduk" diyebilirler. ancak bu büyük bir yanılgıdır. insanı bu hale getiren birden çok hatta bir sürü sebep vardır. tek bir sebebe bile indirgenemez. tek bir sebebi bile olamaz. bir sürüdür.

    birazdan infaz edileceğini bilen bir mahkum gibi yürürsün ölüme. yukarılarda birisi kararı vermiştir. son umut ışığını, son yaşama sevincini de elinden almıştır. bunu yapacağını bile bile izin vermiştir bu kıyıma. müsaade etmiştir. her şey çok önceden bittiği için bitti veya son diye düşünmezsin bile.
  • keşke ölümden makul bir süre önce gelen bir his olsa. bizi bırakıp giden insanların ardından en çok üzen şey, öleceklerini hiç düşünmemiş olmaları. bilselerdi, bizi öyle biçare bırakıp giderler miydi?
  • bugün ilkokuldaki matematik hocamı gördüm. sıkışık bir caddede alelacele park edip dörtlülerini yakmıştı. caddenin karşısına geçerken aynı zamanda birine el sallıyordu, her zaman onun hatırladığım sıcacık gülümsemesi de yüzündeydi. -çok acı çekmiş bir adamdı belli, ama ben böyle içten gülümseyen birini daha tanımadım, tanımayacağım. kırmızı ışıkta beklerken önümden geçti gitti ve yeşilin yanmasıyla eski anılara dalmıştım bile. sağa döndüm ve evime giden çok dik olan yokuşu çıkmaya başladım. ikinci viteste gazı köklüyordum. dikkatim dağılmıştı bir kere. yan sokaktan fırlayan arabayı son anda gördüm adam benim geldiğim yöne hiç bakmamıştı belli ki. ne hikmetse ben de gazı köklemeye devam ettim. * hayatım gözlerimin önünden bir film şeridi gibi geçmedi tabii ki de, bu çok klişe olurdu. onun yerine chopin den fast forward bir beste kolajı işitir gibi oldum. bir şekilde kaza yapmadan yokuşun başına kadar son sürat çıkmayı başardım. öleceğini anlamayı idrak etmek çok sıkıcıydı.
  • hmm... onu anladıysan hadi çabuk kalk da balığa gidelim...
  • uruk-hai’nin ikinci okunu hedefe ulaştırdığı zamandır.