şükela:  tümü | bugün
  • ataerkil toplumlarda ,özellikle, kadınlarda sıklıkla görülen durum.
    bireyin kendi kendine yetebilirliği düşüktür. birey, sosyal açıdan zayıf ve kendini ve/ veya çevresini etkileyecek kararlar almakta 'eylemsizliğinden' dolayı olgunlaşamamaktadır.
    (eylemsizlik diyorum çünkü; olgunlaşmayı, başarı da başarısızlık da olumlu etkileyebilir. insanların yaptığı: içten bir değişim gerçekleştirmemektir. )

    kişiliğin sağlam temelli olmasında gereken özellikler kültürümüzde kadın ve erkeğe farklı sorumluluklar adı altında dağıtılmış durumda.

    kültürümüzde 'erkek kadın olmadan kadın ise erkek olmadan yarım kalmalı' gibi bir anlayış söz konusu. (her ne kadar erkekler kendi kendine yetebilmek konusunda fazla iddailı olsa da... )

    toplumumuzun zihniyetine işlemiş, -her ne kadar son 10 yılda bu düzen değişiyor olsa da- toplumsal cinsel kimlik yapımızı asırlarca şekillendirmiş ve dolayısıyla hemen yok etmesi zor görünen bu anlayış biz ve biz gibi toplumsal yapılanmaya sahip toplumların insanlarını 'kişiliksiz' insanlar haline getirdi, getiriyor ve getirecek.

    kadınlar hayatına dair kararlar alma konusunda tamamen erkeğe bağlı.
    bu gibi toplumlarda görülen güce boyun eğme, alfa erkeği isteme davranışı, poligami ve hipergaminin , ilkel düzeyde, devamı söz konusudur.
    çünkü yalnızca ne istediğini bilmeyen insanlar daima daha iyisini isterler ve bu bir olgunlaşamama durumudur.

    erkeklerse toplumlarınca 'feminen' davranışlardan kendilerini tamamen soyutlamakta, kitap okuyup şiir yazmayı dahi küçümseyip uzak durmaktadır.

    kendini uzak tuttuğu gibi eşini de uzak tutmaktadır ki bu ataerkil toplumların genelinde vardır: erkek kadından daha yüce, daha donanımlı olmalıdır.

    asırlar önceden beri süregelen ' ben savaşa gittiğimde karım beni aldatmasın' zihniyeti, ' o saatte dışarda ne işin var kız başına?' haline evrilmiş ancak zihniyet hiç bozulmamıştır.

    'kadın ve ev' ilişkisi her daim devam etmiştir. dört duvar arasına hapsolmuş, hayalleri olmayan boş bedenlerden ibaret kadınlar var hala.

    tek vasfı dedikodu olan - en ilkel toplumsallaşma modeli- dünyası ait olduğu köy, kasaba ile sınırlı birçok insan var.

    bu insanlar tabiri caizse 'geldiği gibi gidiyor' bu dünyadan. ne bir iz bırakıyor, ne de varlığının işe yaradığı bir şey.