şükela:  tümü | bugün
  • amerikali sair. ayrica chicago'nun disindaki ortaokulumun adi. (bkz: oliver wendell holmes juniour high)
  • 1809-1894 yılları arasında yaşamış amerikalı doktor, şair, mizah yazarı. on parmağında on marifet insanlardan biriydi holmes. harvard'da hukuk okurken, doktor olmaya karar verdi. önce doktor oldu, ardından harvard'da profesör. tıp fakültesi'nin dekanlığını da bir ara yapmıştı.
    asıl ününü ise akademik kariyerine veyahut tıbba borçlu değildir. daha ilk gençliğinden itibaren yazı serüveninin içinde bulunmuştur. old ironsides şiiri ile bütün amerika'da tanınan isim daha sonra breakfast table serisine girişmişti. kahvaltı masasındaki diktatörden, şaire, profesöre uzandı durdu. kalvencilere saldırmayı da ihmal etmemişti muzip tıpçı. hiç şüphesiz eserleri arasında nam-ı diğer the great dissenter, oliver wendell holmes jr de gösterilebilir...
  • "geçmişte yaşadıklarımız ve gelecekte yaşayacaklarımız,
    içimizde yaşayanlarla karşılaştırıldığında
    çok önemsiz kalır."

    tespitinde bulunmuş olan muhalif.
  • "most people go to their graves with their music still inside them.” demiş kişi.
  • tess gerritsen'ın "the bone garden" (kemik bahçesi) kitabında dönemdaşlarıyla birlikte hemen hemen başrol oynayan şahıs.
    dönemi oldukça iyi ele alan kitapta, o.w.h'un yazar, şair, doktor, filozof vs. tüm yanlarına değiniliyor. etkileyici.
  • bu büyük! şairin bir de oğlu var, oliver wendell holmes, jr diye geçiyor ismi, karışıklık olmasın. bu arada junior dediğime aldanmayın, kendisi amerikan yüksek mahkemesi'nin en uzun süreli ve en önemli hakimlerinden bir tanesidir. meşhur hukuki kavram olan clear and present danger kavramını da bu adam bulmuştur.

    bu adamın the path of the law isimli eserini çeviriyorum; buradan görebilirsiniz: [http://www.gutenberg.org/etext/2373 http://www.gutenberg.org/etext/2373] kimse kusura bakmasın ama bu zamana kadar dili bu kadar kötü kullanan bir hukukçuya daha rastlamadım. gerek yazının kurgusu olsun, gerek cümlelerin kuruluşu olsun, bu vatandaş mezarında ters dönmesin ama nasıl büyük bir hukukçu olmuş anlamadım. yıllardır hukuk çevirisi yapan bir avukatım, buna rağmen bu kadar başı sonu tutmayan, ne dediği anlaşılmayan bir metin daha elimden geçmedi. üstelik bu yazı 1897 yılında harward law review dergisinde yayınlanmış; ulan dergiye yazılan makale böyle mi yazılır? hiç akademik makale görmedik sanki. hadi atıfı falan geçtim, kafasına göre yazıp geçmiş vatandaş. kaç gün oldu bu metnin çevirisi ile uğraşıyorum; kafam sikildi mübarek. her cümle mi bu kadar devrik, bu kadar anlaşılmaz yazılır kardeşim. semantiğin kadar taş düşsün kafana. çeviri mecburen elimde kalmasaydı çoktan bırakmıştım ama sözüm var bitireceğim diye; cümlelerin birebir tercüme olmasını geçtim artık, mazallah anlamlarını yanlış çevirmeyeyim diye kasıyorum. yuh sana holmes kardeş; meslektaş meslektaşa bunu yapar mı; resmin de efendi bir adam gibi gözüküyor ya neyse, bıyıklarını pek tutmadım.
  • the young man knows the rules*, but the old man knows the exceptions* lafıyla beni benden alan şairdir.
  • amerikalı insan.
    pek bilinmeyen önemli bir özelliği de ilk fotoğraf eleştirmenlerinden biri olmasıdır. hayli metin yazmıştır bu konuda.
  • bu amcanin su lafi cohosuma gitti valla not ediyim suraya deyu hesabimi canlandirdim:
    " bir alanda uzmanlasabilmek icin onun cok yakinindaki alanlar hakkinda da uzmanlasmak gerekir. zira herhangi bir seyi bilebilmek icin her seyi bilmelisiniz."
    amk senin bir epsilon uzakligi, seviyom seni bi delta uzakligi, anlamiyom seni bi lamda oooo lambada uzakligi.
  • vergilerle ilgili şunu söylemiş:

    "taxes are the price we pay for a civilized society."