şükela:  tümü | bugün
  • senelerr önce bir kavgası esnasında takipçisiydim bu baağğyanın. kavga ettiği kişiyi sayfasında afişe edip takipçilerini, kadının üstüne salmıştı.

    evet, baya bildiğin salmak.
    "öldüüğğğrrr onuuu" edasından 1 gr eksiği yoktu.

    tabii akl-ı selim takipçiler "biz köpek miyiz, kendin derdini çözemeyince bizimle çözmeye çalışıyosun", "niye kadına saldırmamızı, linç etmemizi istiyosun" falan dedi. tabii ki engelledi.

    o zamanlar sanırım 10k-20k arasıydı takipçisi. emin de diilim de baya azdı şimdiye göre işte.

    böyle biri işte o da. kendi gibi düşünmeyen takipçileri sayfasında istemiyor. kendisiyle tartışamazsın, farklı bir şey düşünemezsin. haşa!

    he bide nutella'nın marka itibarının peşine düşen bilogırlardan. millet "çocuğunu bırakmış gitmiş uğraşmış kadın siz eleştiriyosunuz" falan diye duyar kasıyo. gitmeseymiş abi banane. gıda mühendisi mi, diyetisyen mi, ne? gitmesin madem çocuğunu bırakıyo. ben mi düşüncem bunu?

    davet edilmişmişler de... sanki çocuğuyla prim yapanlara kaldı fabrika gezip içerik aklamak. "çocuğuma da yedircaam" sloganı güzel ama kim düşündüyse tebrik

    ekleme: şimdi hatırladım da eskiden, bu kavganın olduğu dönem falan, baya reklama karşıydı ve her şeyi olduğu gibi bunu da çok eleştiriyodu, laf sokuyodu sürekli. 1 sene geçmeden reklama başladı ve "bu benim işim" demeye başladı. öyle işte
  • efendim eğri oturup doğru konuşacağım. başlarda güzeller güzeli oğlu ve annesi olarak sevdiğim bir instagram hesabıydı fakat sonra sonra profil reklamlardan geçilmemeye başladı bana bir bulantı geldi. geçen sene kendisi "lansmanlarda bloggerlar, firmayı çoğunlukla dinlemiyor, fotoğraf paylaşıp duruyorlar oysa ki ben dinliyorum ve özenle size yazıyorum" (yazar burada diğerlerini kötüleyip ben mükemmelim demeye çalıyor) ve "o çok sevdiğiniz instagram kullanıcıları lansmanlarda "aptal takipçilerim, ne paylaşsam seviyorlar deyip kıh kıh gülüyorlar oysaki ben sizi seviyorum" (yazar yine başkalarını kötüleyip ben mükemmelim demeye çalışıyor) gibi söylemleriyle itici bir hal almaya başlamıştı. en klasiği ise kendine gelen kötü yorumları ulu orta yazıp ollaluna severler kortejini insanların üstüne salmaktı.. şimdi şöyle birşey var; public bir profile sahip olan ve özel hayatının %50 sini public yaşayan bir insanın gelen kötü yorumlara tahammül edememesi çok saçma. sonra böyle tipler gelirler mesela birden "cumhurbaşkanı kendi hakkında çizilen kötü karikatürlere dava açıyor, hiç adil değil" derler. senin yaptığın ne peki? farkı nedir? yok. madem ben topluluklara oynayacağım diyorsun, neden gelen kötü eleştirilere tahammül edemiyorsun? bir sonraki saçma hamle ise zamanında "ay analar neden fit olacağım diye kasıyorsunuz, size kabul ettirilmeye çalışan bu düzene karşı koyun bakın karnım düz değil ama gocunmuyorum" diyerek göbeği açık fotoğraflar paylaşırken birden korse ile anlaşma yaptı bloğuna yazdı, kendini ince gösteren mayolarla poz verdi. ne yapmaya çalıştığını anlayamadık. kafası çok karışık, kendi içinde çelişkilerle dolu ama bir dakika biz nereden bileceğiz onun neler yaşadığını değil mi? tabii ki sırada sona kalan fakir edebiyatı var. bu sene ise avukat feyza altun'un "çocuğunu teşhir etme" isimli hashtaginde kendini savunurken yine yok efendim siz ne bileceksiniz ne yaşadığımı, benim boyum yaşadığım baskıdan küçük kaldı gibi ajitasyon belirleyerek daha garantili bir iticilik almıştır. kendisi beni bloklamış bu arada çok üzgünüm, akşamları mum yakıp üzgünlüğümü dizelere döküyorum.
  • bir sey uretmeyen, sadece cocuklariyla var olan, birey olarak varligi para getirmeyen ancak cocuklariyla para kazanan insta annelerden biri. firmalar icin firma aklayici olarak sektorde sevilirler. buraya gelip soyle boyle diye yazacaginiza takip etmeyin. kendinize daha fayda saglayacak kisileri takip edin rahat edin.
  • yine yaptığı bir reklam sonunda aldığı tepkilerden sonra bu sefer eskiden reklam sektöründe çalışırken ne kadar mağdur olduğundan, kabin tepelerinde vinç tepelerinde sekiyormuş da eve geç gidiyormuş falan feşmekan bahsederek ajitasyon yapıyormuş herhalde... bu paylaşımdan evvel bir markanın reklamını yapmış beş saat önce evladının fotoğrafını koyup bir gün önce de "bilmem ne süpürgeleri en dar yerlere girermiş" diye kendince reklam çekmiş. kafası çok karışık bence... devlet vergi kesiyor mu acaba bu reklamlara? benden her ay çatır çatır kesiyor da..

    şimdi snapchat konusunu da çıkartır bu entry üzerinden bu gece 1'e 10 bahse girerim. *
  • yakinda basina soyle (bkz: instagram'ci blogger anneden velayetin alinmasi) bir olayin gelmemesini diledigim cani kani pahasina reklam bagimlisi ig annesi.

    oyle olmuyor iste her seferinde havadan para yagmayacak. bi yerde cark donmemeye basliyor.
  • bir arkadaşım kendisini tanıyor. kendisinin sayfasında bahsettiği kendisiyle yakından uzaktan alakası olmadığını, geçmişinin klasik "mağduriyet edebiyatı" barındırıp hiç bir şekilde gerçekleri yansıtmadığını söyledi.

    bahsettiği mağduriyet: babamdan çok dayak yedim
    işin esası: baba dayağı yok. aslında var bile olsa o denli yok. minik bir azarı bile "yediğim yumruklar" şeklinde abartmayı sevdiğini belirtmiş.

    mağduriyeti: evden çıkamıyordum
    işin aslı: babası bunu bar köşelerinden topluyormuş. baba bir gün dayanamıyor artık dışarı çıkma yasağı koyuyor. hepi toğu 2-3 hafta süren yasak ardından yine eskiye dönüyor, babası da artık mücadeleden çekiliyor.

    mağduriyet: ilk kocamdan çok dayak yedim, çok çektim.
    işin aslı: ilk kocası yurt dışında uyuşturucu içicisi ve satıcısı. satış ayağında daha bşarılıymış. olay tamamen para kökenli olup, kendisi de bu evliliği bilerek ve isteyerek gerçekleştirmiştir. kendisinin de hedefinde yalnızca para bulunuyormuş. daha sonrasında pis para sebebiyle ortaya çıkan sorunlar yüzünden ortalık karışıyor, bu ablamız da kendisini kurtarma derdine düşüyor. kocası hapse atılıyor. bu arada bu şahıstan birinci çocuğunu dünyaya getiriyor. o dönemlerde uyuşturucuyla oldukça haşır-neşir olduğu da bilinen bir şey.

    daha sonrasında bir şekilde türkiye'ye geliyor ve şimdi ki eşiyle tanışıyor. ikisinin mali anlamda zor dönemler geçirdiği ortada. bu gayet normal bir durum olup, el ele veriyorlar ve bir yuva kuruyorlar. bir çocuk daha dünyaya geliyor. ismi gece. dünyalar tatlısı, adeta bir melek. tanrı onu korusun!

    gece dünyaya geldikten sonra ablamız çıtayı biraz daha yükseltmek istiyor ve hasbelkader instagram'ın gücünü keşfediyor. bilgisayar nedir bilmeyen yeliz kendi kendisini sosyal medya uzmanı ilan ediyor. sonrasında instagram üstünden para kazanmanın çocukla daha kolay ve hızlı olduğunu keşfediyor. çocuk konuşmuyor ama ablamız başlıyor sürekli çocuğu hakkında görseller paylaşmaya. çocuk üstünden ajitasyonlar, dezenformasyonlar havada uçuşuyor!
    çocuk konuşmuyor, yeliz firmalarla anlaşma yapma peşinde. çocuk hala konuşmuyor, baba çocuk üstünden gitar dersleri satmaya başlıyor.
    çocuk konuşmuyor, anne bana bir birine giriyor. hatta bir ara ayrılıyorlar -ki sebebi yeliz'in ihanetidir- sonra bir şekilde barışıyorlar.
    çocuk üstünden nasıl olsa güzel paralar geliyor, instagram için daha çok foto çekiyorlar.

    yeliz bu aralar para kazanamıyormuşsun, eskisi gibi değilmiş işlerin. alıyorum haberlerini. nihan ablan olmasa hepten aç kalacaksın be kenar mahalle gülü. git bol bol elini ayağını öp nihan ablanın. gerçi sen yakında onunla da bir birine girersin. ne de olsa bugüne kadar sana destek olan ve yardımcı olan herkesle kavga edip onlara ihanet ettiğin gibi!
    burnun biraz doğrulunca ne seversin ihaneti, hainliği! kanında bu var senin, inkar edemezsin! ailesine bile yalan/iftira atarak kendisini aklamaya çalışan insandan her zaman korkmuşumdur. kötü bir haber olabilir senin için, nihan ablan sanırım her şeyin farkında ve yakında sana yol verebilir.

    sonra sen yine kaldığın yerden devam edersin hayatına. olmadı bir çocuk daha yaparsın, bot hesaplarınla beğeni ve yorum kasarsın 3-5 cebine para atarsın.
    ha bot derken bunu da ispatlayayım: https://socialblade.com/instagram/user/ollaluna

    c+ sayfa kalitesi nedir yahu. bizim mahalle muhtarı bile 1200 takipçisiyle b sınıfında* . bas botu bas. nasıl olsa keriz çok, her türlü silkelersin sen yeliz!
  • senelerdir instagram kullanırım, ilk kez denk geldiğim isim. yalnız okudukça insanın içi kararmıyor değil!
  • dikkatimi çekti. bu instagram blogger tayfası ne iş arkadaş? bunlar baya baya meydanı boş buldu, önüne gelen yaptı çocuğu, çekti fotoyu, indirdi milyonu.
    yahu devlet nerede allah aşkına? bu nedir yahu her allah'ın günü farklı br bloggerın pisliği ortaya çıkıyor. sahtekarıda var, dolandırıcısı da, manyağı da, aptalıda.
  • mide bulandıran bir diğer instagram annesi. para insanı ne hale getiriyor, kanlı canlı örnektir.
  • feyza altun üstü kapalı buna çok sataşıyor.hatta birbirlerine de girdiler.son bir kaç gün evvel twitter faciası sebebiyle o da batırdı ama feyza'nın bir mesleği halihazırda yükselen bir kariyeri var. bununla fena dalga geçip hayatına bakıyor.

    bu yeliz de işte habire bir açığını yakalasam da sayfada yerden yere vursam diye dert sahibi oldu.

    ben anlamıyorum bu instagramdan kariyer olaylarını.
    piyasa bir gün instamomlara doyup millet öeeeh diyebilir,
    türkiye gibi sosyal medya yasaklarının kanıksandığı yerde youtube gibi instagram da uzun süre kapanabilir,
    instagramın bloggercılık gibi modası da geçebilir,
    hatta çocuk büyüdüğünde eskisi gibi takipçilerden muhabbet görmeyebilir(3 yaşında yarım yamalak eppek diyen çocukla 9 yaşında ilkokul çocuğu eşit derecede sevimli değil hadi itiraf edelim.)
    bu socialmom denen kadın da bunu gibi.10 sene sonra nerede görüyorlar acaba kendilerini?
    ne yapacaklar acaba popülariteleri sönmesin diye habire doğuracaklar mı?
    bari musluk şimdi gürül gürül akıyorken kendilerine yatırım yapıp bir iş öğrenseler..